
Laurie Anderson
Self

In 1977, a book of photographs captured an awakening - women shedding the cultural restrictions of their childhoods and embracing their full humanity. This documentary revisits those photos, those women and those times and takes aim at our culture today that alarmingly shows the need for continued change.


“Kids on Fire” adlı kampta, Evanjelist (George W. Bush’un da dahil olduğu bir dini tarikat) ailelerin 7-8 yaşlarındaki çocuklarının oyun oynamak, yüzmek, ateş etrafında birbirlerine öyküler anlatmak yerine, gerçek birer “Hıristiyan savaşçısı” olmayı öğrendiğini ve beyinlerinin nasıl yıkandığını gösteren çarpıcı bir belgesel.

Film, 2010 yılında hayata veda eden ünlü İngiliz tasarımcı Lee Alexander McQueen’in efsanevi dünyasını anlatıyor. Tasarımcının çocukluk ve ilk gençlik yıllarını sarsıcı bir atmosferle aktaran belgesel, McQueen’in efsanevi şovlarının arkasındaki çarpıcı gerçeklere de odaklanıyor. 27 yaşında Givenchy‘nin başına geçen tasarımcının ikonik tarzı, onu endüstrinin gotik yüzü hâline getirirken; belgesel McQueen’i tanımak için de ideal bir ortam yaratıyor.

Hem kolektif hem de kişisel inanç ve pratikleri şekillendiren ve meşrulaştıran ideolojinin labirent kalbine bir yolculuk: Slovenyalı filozof ve psikanalist Slavoj Žižek, popüler kültüre karşı bulaşıcı bir heves ve doymak bilmez bir iştahla, sinema tarihinin en önemli filmlerinden birkaçını analiz ederek sinemasal anlatının hakim etik ve siyasi fikirleri güçlendirmeye nasıl yardımcı olduğunu açıklıyor.

The life of internationally renowned artist and activist Nan Goldin is told through her slideshows, intimate interviews, ground-breaking photography, and rare footage of her personal fight to hold the Sackler family accountable for the overdose crisis.

20 yılı aşkın bir süredir çekilen belgesel niteliğindeki bu film, kölelik karşıtı, altı erkek çocuk annesi, kimseye boyun eğmeyen Fox Rich’in, 90lı yılların başında beraber işledikleri bir soygun yüzünden 60 yıl hapis cezası alan kocasının serbest bırakılması ve bir yandan da ailesini bir arada tutabilmek için verdiği mücadeleyi anlatıyor.

A documentary on the expletive's origin, why it offends some people so deeply, and what can be gained from its use.

Yönetmen Ursula Macfarlane (Untouchable) ile yapımcı Alexandra Lacey, Anna Nicole Smith adıyla ünlenen model ve oyuncu Vickie Lynn Hogan'ın yaşamını, ölümünü ve sırlarını insancıl bir yaklaşımla cesurca mercek altına alıyor. Anna Nicole'un 1992 yılında Playboy'a ilk kez verdiği pozlarla yakaladığı şöhret, Amerikan rüyasının timsali hâline gelmişti. Ancak 2007'deki zamansız ölümü, bu rüyanın trajik sonu oldu. "ANNA NICOLE SMITH: BENİ TANIMIYORSUNUZ" daha önce hiç yayınlanmamış görüntülere, özel kamera arşivlerine ve şimdiye dek sessizliğini korumuş önemli isimlerle yapılan röportajlara yer veriyor. Belgesel, Anna Nicole'un vücut verdiği mükemmel sarışın bomba imajının ardındaki neredeyse hiç bilinmeyen öyküsünü yeni bir bakış açısıyla ve tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.

Moğol göçebe bir ailenin yeni doğan deve yavrusu annesi tarafından reddedilince, annenin fikrini değiştirmek için bir müzisyenin yapacağı ritüele ihtiyaç duyulur.

Spot ışıklarında yıllar geçirdikten sonra Selena Gomez akılalmaz bir yıldız statüsüne ulaştı. Ancak yeni bir zirveye yaklaşırken beklenmedik bir durum tarafından karanlığa çekildi. Bu eşsiz dobra ve samimi belgesel, Selena Gomez’in altı yıllık yeni bir ışığa ulaşma yolculuğunu anlatıyor.

Sama İçin, savaşın kadınca deneyimlenmesinin samimi ve destansı bir yolculuğu… Genç bir anneden kızına sevgi dolu bir mektup… Film Waad El Katib’in Suriye’nin Halep şehrindeki başkaldırı sırasında, etrafında dehşetli bir çatışma tırmanırken, âşık olduğu, evlendiği ve Sama’yı doğurduğu beş yılını anlatıyor. Waad’ın kamerası inanılmaz kayıp hikâyeleri, kahkaha ve hayatta kalma hikâyelerini yakalıyor, bu sırada Waad imkânsız bir seçimle boğuşmakta: Kızının hayatını korumak için şehirden kaçmalı mı yoksa kaçmamalı mı? Hele de kaçmak, şimdiye kadar oldukça fazla şeyi feda ettiği özgürlük mücadelesini terk etmek anlamına gelirken.

An exploration of the heavy metal scene in Los Angeles, with particular emphasis on glam metal. It features concert footage and interviews of legendary heavy metal and hard rock bands and artists such as Aerosmith, Alice Cooper, Kiss, Megadeth, Motörhead, Ozzy Osbourne and W.A.S.P..

Jennifer Lopez'in bir ikon olmasını sağlayan azim ve kararlılığını gözler önüne seriyor. Jennifer Lopez'in hayatının ikinci yarısını simgeleyen film, Latin kökenli bir kadın, anne ve sanatçı olarak, Jennifer Lopez'in hayatına derinlemesine bir bakış sunuyor.

Quentin Tarantino imzalı Kill Bill: The Whole Bloody Affair; Vol. 1 ve Vol. 2'yi tek parça, sansürsüz bir destan olarak bir araya getiriyor. Yönetmenin tam da hayal ettiği vizyonla sunulan bu kurgu, daha önce hiç gün yüzüne çıkmamış yepyeni bir anime sekansını da içeriyor. Uma Thurman; eski patronu ve aşığı Bill'in düğün provasını kana bulayıp onu başından vurarak karnındaki bebeği çaldığı "Gelin" rolüyle geri dönüyor. Ölüme terk edilen Gelin, nihai intikamını almak için Bill ile yüzleşmeden evvel, Ölümcül Engerek Suikast Çetesi'nin hayatta kalan dört üyesini tek tek avlamak zorundadır. Görkemli anlatımı, amansız aksiyonu ve ikonik stiliyle The Whole Bloody Affair, sinema tarihinin en belirleyici intikam efsanelerinden biri olarak duruyor. Bugüne dek nadiren bütün halinde gösterilen bu başyapıt, şimdi orijinal sinema deneyimine sadık kalınarak klasik bir ara ile sunuluyor.

Eski bir güreşçi olan Mahavir Singh Phogat, toplumsal ön yargılara rağmen kızlarını İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları'na yetiştirerek ülkesine altın madalya kazandırma hayalini gerçekleştirmeye karar verir.

Güney California'da 1970'lerin sonlarında geçen film, 1970'li yılların kadın, aile, zaman gibi kavramlarını derinlikli ve eğlenceli bir biçimde masaya yatırıyor. Santa Barbara'da geçen hikaye 50'lerinin ortalarında bekar bir annesi temel alıyor. Dorothea Fields sakin hayatında bir tek büyüttüğü küçük oğluyla yaşıyor. Kültürel değişim ve isyan çağına gelmiş olan Jason'ın hizaya gelmesi için 2 genç kadının yardımına başvuruyor; punkçı, özgür ruhlu bir sanatçı olan kiracısı Abbie ve anlayışlı ve seks bağımlısı yan komşusu Julie...Başrollerinde ünlü oyuncular Elle Fanning, Alia Shawkat ve Laura Wiggins'in yer aldığı filmi Mike Mills yazdı ve yönetti. Yarı otobiyografik olan film, yönetmen Mills'in çocukluğundan uyarlandı. Komedi-drama tarzı olan film kendini izlettirmektedir.

Savaşçı Amazon kadınlarının diyarı Themiscyra’da doğan, hiç erkek görmeden büyüyen ve yenilmez bir savaşçı olmak için eğitim gören Amazon prensesi Diana’nın, dış dünya ile ilk ve en büyük çatışması Birinci Dünya Savaşı sırasında kıyılarına düşen bir uçak ile başlar. Diana evini terk ederek kıyılarına kadar gelen bu tehdidi engellemek için yola çıkar. Tüm savaşları durdurmak için başladığı bu savaşta diğerleriyle birlikte hareket ederek bütün tehlikelere göğüs germeye başlar. Bir yandan da sahip olduğu diğer güçleri de keşfeder. Ve tabii ki de onu bekleyen asıl kaderini...

Maud, hastalıklara ve yaralanmalara sık sık rastlanan bir çamaşırhanede 7 yaşından beri çalışmaktadır. Aynı çamaşırhanede çalışan George ile evlenen Maud'un hayatta en büyük dayanağı oğlu Sonny'dir. Bir paketi teslim etmeye giderken eylem yapan süfrajetlerin arasında kalan Maud, eylemciler arasında kendisiyle aynı çamaşırhanede çalışan Violet'ı görür. Maud'un harekete olan ilgisini fark eden Violet, onu süfrajet hareketine ve oy haklarını savunmaya ikna etmeye çalışır. Bu arada, süfrajetlerin eylemlerini ciddi bir tehdit olarak gören hükümet, her yola başvururken, yenilikçi bir aygıt olarak fotoğraf makinesiyle şüphelileri belirlemeye başlar ve Maud'un Hükümet için ajanlık yapacağına inanırlar...

Güzel ve seksi bir oyuncu, bir yönetmeni yeni projesinde kendisini oynatması için ikna etmeye çalışır. Fakat bunun için kullandığı yöntemler sıra dışıdır. Amaca giden her yol mübahtır. Avusturyalı yazar Leopold von Sacher-Masoch'un 1870 yılında basılan dünyaca ünlü romanı Venus in Furs'un yeni bir uyarlaması olan yapımın yönetmen koltuğunda bu sefer Polonyalı sinemacı Roman Polanski oturuyor. Filmin baş rollerinde ise Emmanuelle Seigner ve Mathieu Amalric yer alıyor...

Amerika'nın banliyösünde "Madam Bovary"nin yankıları. Sarah, bir reklam müdürü ile yaptığı sevgisiz bir evliliğin içinde savrulurken kızı ile parkta, havuzda uzun saatler geçirerek daha fazlasını elde etmek istemektedir. Brad, bir belgesel yapımcısı ile evli olan olgunlaşmamış bir ev erkeğidir. Ronnie, hapisten henüz çıkmıştır ve yaşlı annesi May ile birlikte yaşamaktadır. Larry emekli bir polistir ve Ronnie'nin kaçmasına engel olmuştur. Sarah ve Brad kesişirler. Ronnie ile Larry'nin şeytanları vardır. Brad'in bar için çalışması gerekir ve Larry işini kaybeder. Ronnie'nin annesi de oğlunun bir kız arkadaşa ihtiyacı olduğunu düşünmektedir. Sarah, daha fazla bu mutsuz hayatın içinde sıkışık yaşamak istememektedir. Film boyunca tüm bu karmaşık hikayelerin, her birini nereye götüreceği merak konusu olur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir