
Louis Duneton
Martin

It's 1992. Martin is 17 and he films his daily life with his Hi8 camera. He films anything and everything—his room, the world around him... But never his father, the thought doesn't occur to him. One day he meets Dominique. He's 23 and works as a student monitor at Martin's high school.

Dokuz buçuk yaşındaki Antoine ceza olarak aldığı ödevi yapamaz ve ertesi gün okula gitmekten korkar. Arkadaşı René ile birlikte okulu kırıp haytalık yaparlar. Antoine, öğleden sonra sokakta annesini başka bir erkeğin kollarında görür ve alt üst olur. Okula dönünce içinde bulunduğu ruh halini etkisiyle mazeret olarak annesinin öldüğünü iddia eder. Antoine'ın anne ve babası okula geldiklerinde gerçek ortaya çıkar. Cezalandırılmaktan korkan küçük kahramanımız bu kez akşam eve gitmekten korkar. Geceyi sokakta geçirirse de ertesi gün yakalanır ve ev hayatı tekrar başlar. Annesinin ölümüyle ilgili yalanından ötürü Antoine'a hala garezi olan öğretmeni ona ve René'ye 8 gün okuldan uzaklaştırma cezası verir. İki kafadar durumu ailelerine açıklayamayacakları için evden kaçmaya karar verirler. Amaçları denize ulaşmaktır. Ancak paraları yoktur. Bunun üzerine Antoine gece babasının bürosuna gidip bir daktilo çalmak ister. Ne planlar istendiği gibi gider ne dertler biter.

Cannes 2009'un en çok konuşulan filmlerinden biri olan Annemi Öldürdüm?ün merkezinde gay lise öğrencisi Hubert var; onun en yakınındaki, aynı zamanda da en uzağındaki insan ise annesi Chantale! Aralarındaki aşk-nefret ilişkisi öyle boyutta ki oğlan, okuldayken annesinden ölmüş gibi bahsedebiliyor. Birlikte olduklarında ise mekan gözetmeksizin kavga ediyorlar?Hubert, annesinin düzenbazca manevralarından ve suçluluktan bunalmış, onu küçümsemekten kendini alamıyor. Bu aşk/nefret ilişkisinin kafa karışıklığıyla Hubert ergenliğin gizemlerine sürükleniyor. Henüz yirmi yaşındaki Xavier Dolan yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı ilk filminde son derece açık sözlü.

At Léon Blum High School in Créteil, France, a history teacher decides to have her weakest 10th grade class participate in a national history competition.

Nimes şehri yakınlarındaki kırsal bölgede, bir hendeğin içinde donarak ölmüş genç bir kızın cesedi bulunur. Çeşitli "tanıklar" kızla daha önceki ilişkilerini anlatmaya başlarlar. Mona'nın bir yerden diğerine gezen, yaşayabildiği yerde, kim onu kabul ederse onunla yaşayan, mesafeli, bağımsız ve pek de sempatik olmayan bir kız olduğunu söylerler. Kızın tanıştığı kişilerde bıraktığı bilgi parçacıklarından, orta sınıf bir ailenin çocuğu olduğunu, sekreterlik eğitimi gördüğünü, bir ofiste çalıştığını ama bundan nefret ettiğini, sonunda yollara çıktığını, eşyalarını ve çadırını sırt çantasında taşıdığını, yiyecek ve kalacak yer dilendiğini, ve bazen biraz para kazanmak için çalıştığını öğreniriz. Agnes Varda'nın yine dokuz yıllık bir aradan sonra çektiği bu karanlık ve rahatsız edici film, onun en iyi yapıtlarından birisidir. '85 Venedik Altın Aslan ödüllü Yersiz Yurtsuz'da yönetmen amaçsız bir varoluşu sağlam bir biçimde incelemektedir.

Damien genellikle doktor olan annesi Marianne ile birlikte yaşamaktadır. Babası iş icabı yurtdışında yaşamakta ve nadiren onlara katılabilmektedir. Damien okulda devamlı Thomas'ın tacizleri altındadır. Ne var ki, Thomas da aslında okulun yalnız çocuklarındandır. Günün birinde Marianne, Thomas'ı evlerine davet eder.

Léo, a 22-year-old homeless sex worker searches for genuine love on the streets of Strasbourg.

Paris’te bir lisede felsefe öğretmenliği yapan Nathalie Chazeaux (Isabelle Huppert), işi söz konusu olduğunda oldukça azimlidir ve bazı konular üzerine düşünmekten zevk alır. Evli ve iki çocuk sahibi olan Nathalie zamanını ailesi, eski öğrencileri ve oldukça sahiplenici olan annesi arasında bölüştürür. Bir gün kocası, Nathalie’ye başka bir kadın için onu terk ettiğini söyler. Mecburen sahip olduğu özgürlüğüyle birlikte Nathalie’nin hayatını yeni baştan kurması gerekir.

Jean is young, gay, and promiscuous. Only after he meets one or two women, including Laura, does he come to realize his bisexuality. Jean has to overcome a personal crisis and a tough choice between Laura and his male lover Samy.

Marie has had a tough childhood ever since her mother Elisa committed suicide. She has spent most of her life in an orphanage and now makes a living as a small time criminal in Paris. Now she wants to unravel her past and find her father whom she blames for her mother's death.

Mathieu lives in Paris, Alice in a small seaside resort in Western France. He is a famous actor, about to turn fifty. She is a piano teacher in her forties. They were in love fifteen years ago, then separated. Time has passed. They each went their ways and slowly healed. When Mathieu goes try to overcome his melancholia in a thermal spa, he stumbles upon Alice.

Yanlış anlaşılmalar sonucunda hapse düşen iki kafadar ile onları kurtarmaya çalışan avukat bozuntusu kuzen ve sevgilisinin komik hikayesini anlatıyor.

Bağımsız auteur yönetmen Richard Linklater'ın bu yıl Mavi Ay ile birlikte büyük bir film festivalinde prömiyerini yapan ikinci filmi Yeni Dalga, tam da adının çağrıştırdığı gibi, Fransız Yeni Dalgası’nın en bilindik filmi, Jean-Luc Godard'ın À Bout de Souffle / Nefes Nefese’sinin fikir ve yapım sürecini, üstelik zamanında devrim yaratan aynı tarz ve teknikleri kullanarak anlatıyor. Linklater, “Bu, bir adam ile etrafındakilerin önderlik ettiği kişisel bir sinema devriminin hikâyesi” diyor. Bir sinefilden bir diğerine saygı duruşu diyebileceğimiz film, Cannes'da dünya prömiyerini yaptı ve Altın Palmiye için yarıştı.


Film, 1931 yılında Berlinde Nazilerin yükseliş döneminde geçer..İngiltereden Almanyaya öğretmenlik yapmak için gelen İngiliz yazar Brian,bir kabarede şarkı söyleyip dans eden Amerikalı şarkıcıyla tanışır..Aralarında hem siyasi hemde duygusal bir ilişki başlar... Burdan hareketle film Nazilerin değişik yöntemlerle iktidara gelişi anlatmaktadır..


Julien, a young teacher, is wrongfully accused of sexual misconduct by a teenage girl from his class. As he faces mounting pressures from the girl’s older brother and her classmates, the situation spirals out of control. Allegations spread, the entire school is thrown into turmoil, and the teacher has to fight to clear his name.

Hackers, 90'ların teknoloji kültürünü simgeleyen bir gençlik-kült filmidir. Dade Murphy (Zero Cool), 11 yaşında Wall Street sistemlerini çökerttiği için bilgisayar yasağı alan bir dâhidir. Yedi yıl sonra, yeni okulunda Acid Burn (Kate Libby) ve ekibiyle tanışır. Ancak tehlikeli bir hacker olan Plague, onları büyük bir şirket sabotajının içine çeker. Artık hem suçsuzluklarını kanıtlamak hem de dijital bir felaketi önlemek zorundadırlar.

1950'li yıllarda geçen Fransız Postası, Paris'te bir Amerikan gazete bürosunda çalışan gazetecilere odaklanıyor. The New Yorker dergisinde yayımlanmış gerçek makalelerden esinlenen, hayali bir gazetenin Fransa bürosunun son sayısının hazırlık aşamasında yaşanılanların konu edildiği yapımda, yapımda iç içe geçen üç hikaye anlatılıyor.

1998 Cannes Film Festivali ödüllü Seul Contre Nous'un sansasyonel yönetmeni Gaspar Noé'den, gösterildiği hemen her yerde yoğun tartışmalara ve ağır tepkilere hedef olmuş, aşk, tecavüz ve intikam üzerine sarsıcı bir film. Gösterildiği bazı ülkelerde, seyircilerin bayılmaları ya da koltukları parçalamaları gibi vakalara neden olan film, sansürlenip sansürlenmeyeceği tartışmalarını geride bıraktı ve nihayet huzurlarımızda.

Carrie White okulda akranları tarafından sürekli dışlanan, evde ise dindar annesi tarafından sürekli dövülen yalnız ve tuhaf bir kızdır. Ancak Carrie’nin bir sırrı vardır: Telekinezi gücüne sahiptir. Sınıf arkadaşları mezuniyet gecesinde Carrie’ye eşek şakası yapmaya karar verirler. Ancak bunun karşılığında ölümcül bir ders alacaklardır. Çünkü ateşle oynarsanız yanarsınız.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.






0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir