
Lee Roy Kunz
Father Fox

When a nun in a remote convent claims immaculate conception, the Vatican sends a team of priests to investigate, concerned about an ancient prophecy that a woman will give birth to twin boys: one the Messiah, the other the Antichrist.

Lee Roy Kunz
Father Fox

Maria Vera Ratti
Sister Yulia

Alexander Siddig
Cardinal Russo

Jaune Kimmel
Laura

Thomas Kretschmann
Father Saul
Jelena Rajapu
Zoroastrian Priestess
Anil Kapur
Zoroastrian Priest
Kätlin Hallik
Zoroastrian Priestess
Vivek Tyagi
Zoroastrian Priest
Marina Puškar
Reading Sister
Marika Inga Roosaar
Mother Superior Saltykova

Lena Barbara Luhse
Sister Sniger

Ene Pappel
Sister Luda

Boris Lee Krutonog
Russian Bishop
Kalmer Umbleja
Ice Fisherman

Japonya’da gönüllü olarak sosyal hizmetler görevi yapan Rika Nishina, bir evde yaşayan yaşlı kadının bakımını üstlenir ancak ev sıradan bir ev değildir. Zamanında öfke ve kıskançlık dolu bir cinayetin işlendiği evde, eski yaşayanlar sık sık ortaya çıkmaya başlayacaktır. Genç kadın Rika ise laneti ortadan kaldırarak hayatını kurtarmaya çalışacaktır. Garez serisinin esinlenildiği Japon yapımı orijinal filmidir.


Amerikalı genç bir kadın, rahibe olup yemin etmesinin ardından göreve başlamak üzere Roma'daki bir kiliseye gönderilir. Ancak oraya ulaştığında inançlarını sorgulamasına neden olan bir karanlıkla karşılaşır ve kötülüğün vücut bulmuş halinin doğuşunu bekleyen korkunç bir komployu ortaya çıkarır.

A woman wakes up injured in a basement surrounded by corpses. To survive, she pretends to be dead while a grotesque ritual unfolds in the house above.

An orphaned girl is rescued from a satanic ritual and taken to Saint Catherine Institute for homeless youth. There she will learn new skills while facing demons that stalk her.

Bobby tries to save himself and his best friend when they are kidnapped on their way home from school.

A matriarchal witch passes on her sinister inheritance to her grand-daughter, triggering the most horrific curses.

Kocasını kaybetmesinin ardından teselli arayan genç bir kadın, eşinin ailesiyle birlikte onların şehirden izole, ıssız evine sığınır. Ancak bu sığınak, karanlık güçlerin devreye girmesiyle kısa sürede kanlı bir kapana dönüşür. Aile üyeleri birer birer dehşet verici Deadite'lara dönüşüp bu buluşmayı bir cehennem toplantısına çevirirken; genç kadın, yaşarken edilen yeminlerin ölümden sonra bile nefes almaya devam ettiğini en kanlı şekilde öğrenecektir.

Kışın kapalı olan ıssız Overlook Oteli’nin bakımını üstlenen Jack Torrance, ailesiyle birlikte buraya taşınır. Doğaüstü sezgileri güçlü olan küçük oğlu Danny, otelde yalnız olmadıklarını fark etse de sesini duyuramaz. Şiddetli bir kar fırtınasıyla dış dünyadan tamamen kopan aile mahsur kalırken, oteldeki karanlık güçlerin etkisine giren Jack yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlar.

Amerika'dan gelen iki genç öğrenci, İngiltere kırsalında ne olduğunu anlamadıkları bir yaratığın saldırısına uğrar. Arkadaşını bu saldırı sonucu kaybeden David ise hayatta kaldığına pişman olacaktır. Çünkü, lânet artık onun da kanına girmiştir.

Jack Nance'in canlandırdığı Henry Spencer'ı yeri tanımsız bir "endüstriyel çöl"ün kabus gibi atmosferinde gelişen bir dizi olayın merkezindeki özne olarak takip ediyoruz. Geçmiş bir ilişkisi esnasında partneri Mary'nin hamile kaldığını öğrenen Spencer, onu kendi küçük evine getirir. Burada mutant, sürüngen benzeri bir yaratık dünyaya getiren Mary'nin evden kaçmasıyla Spencer; evde "bebek", radyatörün arkasında hayali bir sahnede gördüğü kadın ve kendisini baştan çıkarmaya çalışan karşı komşusu ile başbaşa kalır.

Bir üniversitede hocalık yapan biyolog Lena’nın (Natalie Portman) asker eşi Kane (Oscar Isaac), bir görev için “Area X” adlı bir bölgeye gider ve bir yıl sonra geri döner. Ancak döndüğünde tamamen bitik durumdadır ve komaya girer. Lena, eşini bu hale getiren şeyin ne olduğunu merak eder ve “Area X”te araştırma yapmak amacıyla gidecek, tamamı kadınlardan oluşan bir keşif ekibine gönüllü olarak katılır. Bir biyolog, bir psikolog, bir acil tıp teknisyeni, bir jeomorfolog ve bir fizikçiden oluşan bu keşif ekibi, doğanın kanunlarının geçersiz olduğu tamamen mutasyona uğramış bir bölgeye adım atacaklardır ve onları nelerin beklediği belli değildir.

Maryland ormanlarında 1940'larda birçok çocuk ortadan kaybolmuştur. Üç Sinema öğrenciside Blair Witch adıyla bilinen bu efsane hakkında araştırma yapmak için ormana giderler. Yanlarında bir fotoğraf makinası, bir video kamera ve ses kaydedicisi vardır. Her adımda sesi ve görüntüyü kaydederek araştırmaya devam ederler. Günler sonra ormanda kaybolduklarını anlarlar ve ormana ulaşan son güneş ışığı da kaybolup akşam olunca üç öğrenciden bir daha haber alınamaz.Aradan bir yıl geçmiştir ve ormanda bir çantanın içinde film ve ses kayıtları bulunur. Bu kayıtlar öğrencilere ne olduğunu göstermektedir.

Eski polis Ben Carson, bir süpermarkette gece bekçiliği yapmaya başlar. Bir zamanlar yangın geçirmiş mağazada devriye gezen Ben, duvarlardaki aynalarda bir gariplik sezer. Aynalar üzerinde korkunç görüntüler oluşmaktadır. Aniden ortalıktan kaybolan bir görevlinin izlerini sürmeye başlayan Carson, şeytani bir gücün ailesini tehdit etmek üzere aynaları bir yol olarak kullandığını fark eder.

A new father going through a marital separation joins a dating app and matches with a beautiful but mysterious young woman... whose powers of seduction and manipulation entangle him in a mystery more horrifying than he could have ever imagined.

Bebekleri ana karnındayken yaşamını yitiren Kate ve John büyük bir travma yaşamışlardır. Hayatları perişan olan çift bir çıkış yolu bulmak zorundadırlar. Bu elim olay hem evliliklerini hem de Kate'in kırılgan ruh halini olumsuz yönde etkilemiştir çünkü Kate, kabusların ve geçmişinden gelen şeytani ruhların pençesindedir. Yaşamlarını olağan hale sokmaya çalışan çift bir çocuk daha evlat edinmeye karar verir. Gerek John gerek Kate yöredeki bir yetimhanede Esther adındaki "küçük bir kıza" adeta çekildiklerini hissederler. Ama Esther'in büyük sırları vardır. Ailesinin güvenliğinden endişe eden Kate, John'a ve diğerlerine Esther'ın sevimli maskesinin ardındaki yüzünü göstermeye çalışır. Ama uyarılarına kulak asılmaz ve belki de herkes için çok geç olana dek bu durum devam eder.

Alman dışavurumcu yönetmen Carl Theodor Dreyer`ın klasik korku filmi “Vampyr”da Kendisini doğa üstü olayları ve yaratıkları araştırmaya adayan baş kahramanımızın yolu bir gün ıssız bir otele, ardından otelin arkasında ormanın arasında gizli kalmış bir malikaneye düşer. Otelde kaldığı ilk gecesinde odasına gelerek üzerine ”Ölümüm halinde açılmalıdır” yazan bir paket bırakan gizemli adam, karşılaştığı malikanede iki kızıyla birlikte yaşamaktadır. Adamın ölümü ve kızlardan birinin hastalanması sonucunda orada kalmaya karar veren kahramanımızı korkunç bir macara beklemektedir...

Vatikan bir iddiayı araştırmak üzere Brezilya'nın bir köyüne bir rahip Andrew Kiernan'ı ( Gabriel Byrne) gönderir. İddiaya göre, bir İsa heykelinin gözlerinden kan akmaktadır. Rahip iddiaları araştırıken, aynı anda Amerikanın bir bir şehrinde başka bir ilginç olay gelişir: Frankie Paige isimli bir kadının (Patricia Arquette) vücudunda garip yaralar ortaya çıkar. ve Stigmata teşhisi konur.. İsa zamanından günümüze bir takım mesajlar gelmektedir. Rahip iki olayı biribiriyle ilişkilendirip araştırırken bu arada 1900 yıllık inancını sorgular.

Kaybedenler Kulübü tarafından yenilgiye uğratılmasından yirmi yedi yıl sonra, Pennywise, Derry kasabasını yeniden dehşete düşürmek üzere geri döner. Artık birer yetişkin olan Kaybedenler Kulübü üyeleri Derry'i terk etmiş ve kendi yollarını çoktan çizmişlerdir. Derry'de çocukların tekrardan ortadan kaybolmaya başlamasıyla, kulübün kasabada kalmış tek üyesi olan Mike diğerlerini kasabaya geri çağırır. Geçmişin deneyimlerinden dolayı yıpranmış olan kulüp üyelerinin Pennywise’ı bu kez sonsuza dek ortadan kaldırabilmek için kendi en derin korkularıyla yüzleşmeleri gerekecektir.

Meşhur korku roman yazarı Clive Barker'ın imzasını attığı Books of Blood'tan uyarlanan film, uzay ve zaman ögelerinin birbirine girdiği üç farklı hikayeyi anlatıyor. Daha önce keşfedilmeyene doğru bir yolculuk yapılıyor. Filmde Anna Friel, bir psikolog olan Mary'yi canlandırıyor. Mary, 7 yaşındaki oğlunu lösemiden kaybetmiştir. Yeni sevgilisi Simon, Mary'nin ölü oğlu ile konuşması konuşabileceğini söyler. Robertson ise Jenna'ya hayat veriyor. Jenna, sesten iğrenme rahatsızlığı olan misfoniden muzdariptir. Annesinin onu çiftliğe geri göndereceğini öğrenince Los Angeles'ın yolunu tutar. Üçüncü hikayede ise bir katilin hikayesi anlatılıyor. Katil paha biçilemez bir kitap bulur. Bu sayede eşi ile birlikte kirli işlerden emekliye ayrılabilecektir. Bu karaktere ise Yul Vazquez hayal veriyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir