
María Valverde
Manuela

İspanya İç Savaşı esnasında yalnız kalan bir kadının etkileyici hikayesi... Manuela'nun eşi, Franco'nun adamlarıyla savaşan bir anarşisttir. Adam yakalanır ve kampa yollanır, kadın her şeye rağmen adamı beklemeye devam eder. Bu dönemde adamdan bir satır mektup gelmemesi bile kadını beklemekten alıkoymaz.

Üç dalda aday gösterildiği Oscar’ı en iyi kostüm dalında kazanan Genç Victoria, Britanya tarihinin en uzun tahtta kalan kraliçesi Kraliçe Victoria’nın (Emily Blunt) genç yaşında iktidara yürüyüşünün öyküsü anlatılıyor. Filmde, Kraliçe Victoria’nın kraliyet ailesi içindeki iktidar kavgalarının nesnesi olmaktan, Prens Albert (Rupert Friend) ile yaşadığı romantik yakınlaşmaya ve dillere destan evliliğine kadar beyazperdeye aktarılıyor.

İngiltere'den mektup yoluyla bulduğu bir erkek ile evlenmeye karar veren, konuşma problemleri olan bir kadın, küçük kızı ve de çok değer verdikleri piyanosunu da yanına alarak evleneceği kişi ile tanışmak için Yeni Zelanda'ya doğru yola çıkarlar. Evlendikten bir süre sonra yanlış bir seçim yaptığını kavrayan genç kadın, yerli halk ile kaynaşmayı başarmış bir beyaz ile piyanonun etrafında başlayan yakınlaşması tutkulu bir aşka dönüşecektir.

Dogma kurallarına uyularak çekilen açık kalpler, yerine getirilemeyen sözlerden, yaşamın planlanmaması gerektiğinden bahsediyor. Kısmen romans, kısmen trajedi olan bu film, aşk ve acı, şüpheler ve değişimler, başlarına her şeyin gelebileceği açık kalpler üzerine tam anlamıyla yürek parçalayıcı bir öykü. Cecilie ve Joachim genç ve âşıktırlar. yakında evleneceklerdir ve önlerinde koca bir hayat vardır. Ama işler ters gider ve birdenbire her şey tepetaklak olur. İşler sadece Cecilie ve Joachim için değil; üç çocuk sahibi, mutlu bir evlilik yaşayan, otuzlu yaşlarının sonlarındaki Marie ve Niels için de değişir. Evlilikleri, Niels Cecilie’ye sırılsıklam âşık olunca ciddi şekilde sınanır. acaba Niels ve Cecilie, aşkları için her şeyden vazgeçmeye hazır mıdırlar? kesin olan tek şey vardır: bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

İkinci dünya savaşında çok direnişli örgütün lideri Victor Lazlow Alman konsantrsayonu kampından kaçarak Casablanca'ya gelir. Amacı Lizbon'a oradanda ABD'ye iltica etmektir. Fakat bütün umutları şans eseri Casablanca'nın en meşhur gece kulübünün sahibi olan Rick'e bağlamıştır. Rick kaçış için gerekli olan pasaportlara sahib olan tek kişidir. Öte yandan Ricky'in Victor'un yakalanması ya da öldürülmesi için gerekli nedeni vardır. Victor'un karısı Ilsa Ricky bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır.

The buried memories of the Spanish Civil War are unearthed as a woman searches for the remains of her grandfather's father and discovers the story of an idealistic young teacher from Tarragona.

El Ovido Que Seremos, Kolombiyalı insan hakları aktivisti olan ve Medellín’de öldürülen doktor Héctor Abad Gómez'in hayat hikayesini konu ediyor.

Roseanne McNulty 50 yıldır yaşadığı ve yakın zamanda yıkılacak olan Roscommon, İrlanda’daki akıl hastanesinde çıkmak zorundadır. Hastanenin psikiyatri Dr. William Grene , McNulty’i incelemek için çağrılır. Roseanne’in gizemli ritüelleri, tikleri ve İncil’e olan bağlılığından etkilenir. Yıllardır Roseanne’in elinde bulunan bu İncil, içerisinde çizimler ve günlük tadında mesajlar barındırır. Grene, Roseanne’in geçmişine indiğinde onu genç ve çekici bir kadın olarak görürüz. Genç Roseanne’in halasının kafesinde çalışmak için Sligo’ya taşındığını ve orada bir savaş pilotuna aşık olduğunu öğreniriz. Ancak kasabanın rahibi de Roseanne’e aşık olur

2. Dünya Savaşı sonrası ABD'nde Marksist bir yahudi olan Katie Morosky (Barbra Streisand), bir radyo istasyonunun yanısıra değişik birkaç işte birden çalışarak yaşamını sürdürürken bir yandan da politik inançları doğrultusunda üniversitede ve sokakta aktif eylemlere katılmaktadır. 1930'ların başında okulda tanıştığı deniz subayı Hubbell Gardiner'le (Robert Redford) yıllar sonra tekrar karşılaştıklarında ilk aşklarının canlandığını farkederek birlikte yaşamaya başlarlar. Hubbell, Hollywood için çalışan ve McCarthyciliğin etkisiyle kara listeye alınan bir senaristtir. Olayların gelişimi iki sevgilinin duygu yüklü yollarını ayıracaktır; üstelik Katie hamiledir.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

Madrid 1940. General Franco ve askerleri iktidarı ele geçirmiş, ancak bununla yetinmeyip düşmanlarını tamamen silmek istemektedir. Direnişi destekleyen kadın erkek herkes merhamet gösterilmeksizin avlanacaktır. İspanya her köşesiyle bir hapishaneye dönüşmüştür. Kadınlar hapishanesi Ventas böyle mahkûmlarla doludur; özgürlük için savaşmış kadınlar şimdi baskıya, işkenceye ve ölüme maruz kalmaktadır. Hikâyemiz böyle feci bir kaderi paylaşan bir grup kadını anlatıyor. Diktatörlüğün korkunç anılarını biz de tüm zalimliğiyle hamile mahkûm Hortensia ve kız kardeşi Pepita’nın mücadelesi üzerinden anımsıyoruz.

Gezici bir tiyatro kumpanyasının 1939 ve 1952 yılları arasında Yunanistan'da çıktıkları uzun turne sırasında uğradıkları her ada, köy ve kasabada Kadın Çoban Golfo adlı aynı kırsal oyunu sergilerlerken, gerçek hayatta kendi aralarında yaşadıkları birtakım olayların da klasik bir Yunan trajedisi olan Oresteia'yı andırması konu edilir. Bu bağlamda Yunanistan'ın çalkantılı yakın tarihine dramatik ve alegorik bir yolculuk yaparlar. Bu tarih Nazi işgalinin sürdüğü 2. Dünya Savaşı yıllarından başlayıp, Kralcılar ve Komünistler arasında geçen yıkıcı Yunan İç Savaşı'nı da içine alan süreyi kapsar. Brechtvari bir anlatım tarzıyla filmde zaman bir ileri bir geri sıçrar durur. Yunanistan'ın en eski tarihi (bir anlamda mitoloji) ile yakın tarihi (1939 - 1952 arası) arasındaki zamanda gidip gelmeler tiyatro aracılığıyla yapılır.

At the behest of an old and dear friend, playwright Lillian Hellman undertakes a dangerous mission to smuggle funds into Nazi Germany.

Eşini kaybetmiş Sam Baldwin, oğlu Jonah ile birlikte sakin bir hayat sürmektedir. Ulusal bir radyo kanalında yayın yapmaya başlayınca hayatında bazı değişiklikler olacaktır; çok sayıda kadın hayrana sahip olmak gibi...Sam'in yaşadığı yerden hayli uzak olan Annie de Sam'in hayranlarından biridir. Evlenmek üzere olduğu halde kafası bu konuyla ilgili karışık olan Annie, Sam'e göndermeyeceğini bildiği bir mektup yazar. Ardından dayanamaz ve etkilendiği bu erkekle tanışmaya karar verir.

A young woman who is determined to maintain her independence finds herself at odds with her family who wants her to tame her wild side and get married.

Danimarka'nın banliyölerinde yaşayan ve akşamları aynı kursa giden 6 kişinin, beklentileri ve sonucunda yaşadıkları hayal kırıklıkları karşısında tutunacak dal olarak İtalyanca'yı görürler. Karısının ölümüyle hayatının yönünü kaybetmiş genç bir rahip, inanılmaz derecede sakar bir kasiyer, cinsel organını kullanmadığı için köreldiğine inanarak iktidarsız olduğunu düşünen bir otel memuru, bulunduğu ülkenin dilini konuşamayan güzel bir İtalyan garson, sivri dili ile başına dert açan futbol delisi bir restoran müdürü ve annesinin hastalığıyla boğuşan hüzünlü bir kuaför.

Efsanevi İspanyol kahramanı Rodrigo Diaz'ın (takipçilerine "El Cid") destansı filmi, katı onur anlayışından ödün vermeden, yine de inisiyatifi ele almayı ve Moors'u İspanya'dan sürmeyi başarıyor.

Spain in the 1930s is the place to be for a man of action like Robert Jordan. There is a civil war going on and Jordan—who has joined up on the side that appeals most to idealists of that era—has been given a high-risk assignment up in the mountains. He awaits the right time to blow up a crucial bridge in order to halt the enemy's progress.

Güneyli güzel Scarlett O'Hara üç evliliği, iç savaş ve Güneyin yeniden inşaa edilmesi sürecinde zenginlikten fakirliğe düşüşünü, sonra yeniden zenginliğe kavuşmasını anlatan film, Margaret Mitchell'in klasik eserinden sinemaya uyarlanmış olup yapımcı David O. Selznick'in en başarılı eseri kabul edilmiştir.

Downton Abbey filminin devamı, yeni bir dönemi anlatmak üzere geliyor izleyicinin karşısına. Downton Malikanesi’nde yaşananların devamını merakla bekleyenler, bu bölümde de bir düğüne katılan Crawley Ailesi’nin ve personelinin maceralarına tanık oluyor. Bunun dışında Güney Fransa’ya yapılan bir yolculuk ile bir sessiz film çekmek üzere Malikane’ye konuk olan bir film ekibi ve yanındaki yıldızların hikayesi izleyiciyle buluşuyor. Ödüllü yönetmen Julian Fellowes, ilk bölümde yer alan oyuncu kadrosunu korumakla kalmayıp sürpriz yeni oyuncularla zenginleştirmiş. Bu bölümde de izleyici eğlence, mizah, sevinç ve üzüntü gözyaşları ile yeni başlangıçlarla bezenmiş zengin hikayeler bekliyor.

Northanger Abbey ise catherine adlı genç kızımızın etrafında dönüyor. On çocuklu geniş bir ailenin üyesi olan caty kendisini fazlaca romanlara kaptırmış bir karakter. Zengin tanıdıkları sayesinde Bath ‘e gider ve orda yeni insanlarla tanışır. Arkadaşlıklar kurar ,aşk ı bulur ama çoğu zamanda kim iyi kim kötü anlamadığımız içimizdeki şüpheden kurtulamadığımızı caty’ in gözü ile veren sıradan bir romantik film.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.













0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir