
Frederick Stafford
Giorgio Borri

June 1942. As Rommel swept toward the Nile, the fall of Egypt and the capture of the Suez Canal seemed inevitable. Italian and German advance units raced toward Alexandria. Mussolini had given explicit orders: The Italians must arrive first!

Frederick Stafford
Giorgio Borri
Enrico Maria Salerno
Claudio Borri

George Hilton
Lieutenant Graham

Robert Hossein
Erwin Rommel

Michael Rennie
Bernard Law Montgomery

Giuseppe Castellano

Sal Borgese
Private Kapow

Nello Pazzafini
Italian Sergeant

Riccardo Pizzuti
Private Jailbird

Gérard Herter
General Schwartz

Ettore Manni
Italian Captain

Giuseppe Addobbati
Georg Stumme

Tom Felleghy
Ritter von Thoma

Andrea Fantasia
Rommel's Doctor

Ira von Fürstenberg
Marta

George Segal, Robert Vaughn, Ben Gazzarave E.G. Marshall gibi yıldızlardan oluşan bir kadro, savaşın tüm ihtişamını ve ıstırabını nefes kesici bir şekilde hayata geçiriyor. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı'nın en stratejik darbesi olarak kabul edilen mücadeleye yoğun, heyecan verici ama eşsiz derecede insani bir bakış açısı getiriyor. "Olağanüstü özel efektler, görkemli görüntüler ve güzel aksiyon sahneleri" (Motion Picture Exhibitor) sizi muharebenin ön saflarına, savaşan cesur askerlerin yanına çekiyor. Yıl 1945. Müttefikler Alman bölgesine son hücumlarını yapar ve yalnızca Rhine Nehri'ndeki tek bir stratejik köprü Nazilerin elinde kalır. İki tarafın da kazanacağı çok şey vardır: Almanlar için, köprünün yanlış tarafında konuşlanmış 50.000 askerin hayatı; Müttefikler için ise savaşın daha az can kaybı ile daha çabuk bitmesi. İki ordu da cesaretle savaşsa da, yalnızca bir tanesi Remagen Köprüsü uğruna yapılan yürek parçalayıcı muharebeyi kazanabilecektir.

In North Africa, German Field Marshal Rommel and his troops have successfully fended off British forces, and now intend to take Tobruk, an important port city. A ramshackle group of Australian reinforcements sent to combat the Germans is put under the command of British Captain MacRoberts. The unruly Aussies immediately clash with MacRoberts, a gruff, strict disciplinarian, however this unorthodox team must band together to protect Tobruk from the German forces.

Doğu Cephesi, 1943: Bir Alman Tiger tank mürettebatı, şiddetli çatışmanın yaşandığı cephenin derinliklerindeki tehlikeli bir göreve gönderilir. Ayak basılmamış ölümcül topraklarda ilerlerken hem düşmanla hem de içlerindeki şeytanlarla yüzleşmek zorunda kalırlar.

Kaptan Ernest Krause, 37 gemilik uluslararası bir konvoya liderlik ederek, Atlantik’in tehlikeli sularını aşıp binlerce askeri ve acilen ihtiyaç duyulan malzemeleri Müttefik kuvvetlerine ulaştırıyor.

Libya taraflarında, Sahra çölünde, savaş tecrübesi kazanmaları için "güneş batmayan ülkenin" emrine amade ettiği, Çavuş Joe Gunn'ın yetkisinde bulunan tankın, yeni bir emir alarak güney tarafına doğru geri çekilmesiyle başlıyor film. Filmin ikinci adımı, konunun kalan kısmını oluşturuyor. Akroma harabelerinde damla damla akan bir kuyuda ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor tank mürettebatı. O esnada 500 kişiden oluşan bir Alman birliği aynı dertten muzdarip olarak kuyuya yönelir. Çavuş Joe ve ekibi ülkeleri adına, tarihte de benzer başarılı örnekleri mevcut olduğu üzere savunma yaparak Almanları meşgul etmeyi planlarlar.

II. Dünya Savaşı'nın en kızıştığı zamanda, 1942'deyiz. Alman U-Botları Atlantikte iki kıta arasında gidip gelen müttefik gemilerine aman vermiyor. Alman haberleşmesini bir türlü deşifre edemeyen Amerikan donanması eli kolu bağlı, yaralı bir boğa gibi hareket ediyor. İşte tam bu ortamda, müttefikler karaya oturmuş bir Alman U-Botunu tespit ettiklerinde, meşhur Enigma şifreleme cihazını ele geçirmek için bir umut doğar.I. Dünya Savaşı'ndan kalma ve ilkel silahlarla donatılmış bir denizaltı olan S-33 olay yerine yakın olduğu için bu gizli ve savaşın kaderini değiştirecek görev ona verilir. Mike Dahlgren yönetimindeki denizaltı, denizde çaresiz bekleyen Nazi U-Bot'una bir dost gibi yaklaşacak, mürettebat ise U-Bot'a girip batırmadan önce Enigma cihazını ele geçirecektir. Bunun için gerekli cesaret ve tecrübe S-33'ün mürettebatında olsa bile talih rüzgarlarının ne taraftan eseceği çoğu zaman belli olmaz...


Fury, 1945 yılının Nisan ayında, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde geçiyor ve Komutan Wardaddy, topçu Boyd Swan, yükleyici Grady Travis, şoför Trini Garcia ve yardımcı şoför Norman'dan oluşan müfrezenin, 300 düşman askeriyle karşılaştığı ve tüm imkansızlıklarla savaşmak zorunda kaldığı 24 saati konu alıyor. Beş askerden oluşan küçük ekip, zırhlı tanklarıyla, Almanya'da savaşın ortasında kalır ve bu ekip bölgede kalan son Amerikan ordusu askerlerinden oluşur. Birlik az sayıda askerden oluşmasının yanı sıra cephane anlamında da bir hayli zor durumdadır. Gruba komuta eden Çavuş Wardaddy'nin Avrupa'nın tamamını yıkıma uğratan bu savaştaki son görevi, askerlerini Nazi birliklerinin kuşatması altında olan bu bölgeden sağ salim çıkarabilmektir.

Tarihin en ünlü maceracı arkeologu Indiana Jones’a babası Dr. Henry Jones tarafından bir günlük gönderilir. Bu günlüğün içerisinde gizemli Kutsal Kase’ye dair bazı ipuçları ve bir harita bulunmaktadır. Özel bir koleksiyoncudan babasının ortadan kaybolduğunu öğrenen Indiana Jones, müze kuruatörü Marcus Brody’i de yanına alarak İtalya’ya babasını aramaya gider. Burada kendilerini buldukları yer ise bir Nazi bölgesidir ve Naziler de Kutsal Kase’nin peşindedir. Babasını kurtarmaya giden Indiana’nın birincil hedefi Kutsal Kase’yi Nazilerden önce ele geçirmek olacaktır.

Birinci Dünya Savaşı esnasında bir erkek lisesinde öğretmenlik yapan Profesör Kantorek, öğrencilerini savaşa katılmanın ve bir asker olarak savaşta yer almanın son derece onurlu bir mevki olduğu gerekçesiyle doldurmaktadır. Bu etkileyici konuşmalardan etkilenen askerler gönüllü olarak askere yazılarak Alman ordusuna katılırlar. Ancak savaş ne kitaplarda yazdığı, ne de öğretmenlerinin anlattığı türden epik bir olay değildir. Genç askerler bu yanılgının farkında olsalar da artık geriye dönebilmeleri mümkün değildir; tüm toyluklarıyla olup biten tüm siyasi oyunların ve acımasız planların gölgesinde canları için mücadele edeceklerdir. 1930 yapımı All Quiet on the Western Front, (Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok) filminin uyarlaması.

Akademi Ödüllü Sean Connery'nin, II. Dünya Savaşı sırasında Libya çöllerindeki bir İngiliz askeri kışlasında sadist bir subay tarafından ezilmeyi reddeden bir mahkumu oynadığı bu filmin yönetmeni ünlü Sidney Lumet.

Irak’daki bir yerde konuşlanmış olan küçük bir Amerikan askeri birliği üzerine odaklanan REDACTED, farklı bakış açıları ile bu askerlerin karşılaştıkları durumlara verdikleri tepkileri, yerel Irak halkına karşı tutumları ve her iki taraftaki medyanın bu olayları nasıl yansıttığını konu alıyor.

Film 1943 yılında 2.Dünya Savaşı'nın Kuzey Afrika cephesi ile başlar.Savaş tarihinin en eksantrik komutanlarından biri olan Tankçı General George S. Patton Jr.(George C. Scott) 'ın karşısında Çöl Tikisi lakaplı ünlü Alman Mareşali Rommel (Karl Michael Vogler) vardır.Askeri dehasının yanı sıra savaş tarihini de çok iyi bilen Patton,Rommel'in yazdığı kitapları da okumuştur ve onun taktiklerini kullanarak 'Çöl Tilkisi' ni Kuzey Afrika'dan sürer.Bu başarısı üzerine korgeneralliğe terfi ettirilerek Sicilya 'ya gönderilir.Burada Müttefiklerin diğer bir ünlü komutanı İngiliz mareşali Montgomery (Michael Bates) ile bir rekabete girer.Kimi zaman üstlerinin emirlerine itaatsizlik eden,bencil,boşboğaz ve küfürbaz bir asker olan Patton'un bu huyları onun askeri dehasının önüne geçer.Disiplin takıntısı yüzünden bir hastane teftişi sırasında korkaklıkla suçladığı hasta bir eri tokatlaması ve ona herkesin içinde hakaretler yağdırması kariyerini tehlikeye sokar.

2. Dünya Savaşı’nda Teğmen Kelly, düşman saflarının öte tarafındaki bir Alman bankasında 16 milyon dolarlık altın külçelerinin yattığını öğrenir...

İkinci Dünya Savaşı bitmek üzeredir. Almanlar, Fransa’da yenilmek üzerelerdir ve müttefikler güçler Normandiya çıkartması sonrası Ren Nehri üzerindeki bir köprüyü ele geçirmek için paraşütçü birliklerini sınıra indirirler. Fakat yapılan stratejik bir hata sonucu paraşütçüler köprünün çok uzağına indirilir. Market Garden adı verilen bu operasyon, bir takım yanlış istihbarat ve stratejiler sonucu tam bir felakete dönüşür. Çünkü askerler Alman Ordusu’nun en güçlü olduğu noktalardan birinin tam ortasına düşmüşlerdir. Cornelius Ryan’ın uzun araştırmaları sonucu yazdığı kitabından uyarlanan Richard Attenborough imzalı film, İngiliz FeldMareşal Bernard Montgomery’nin başarısızlıkla sonuçlanan planının müttefik askerlerini ne gibi bir zor durumla karşı karşıya bıraktığını anlatan İkinci Dünya Savaşı’na dair en gerçekçi savaş filmlerinden biri.


İşlemedikleri bir suçla yargılanan bir grup Özel Kuvvetler üyesi, isimlerini bu olaydan sildirmek için bir araya gelip her birinin kendine özel yeteneklerini kullanarak asıl suçluyu bulmaya soyunurlar.

Sam Witwicky, Transformers’ın kökenleri ve dünya üzerindeki tarihçesi konusunda yeni detaylar keşfeder. Topladığı bilgiyi ele geçirmek isteyen şeytani ruhlu Deceptionlar onun peşindedir. En büyük mücadele ise Mısır’daki Giza piramitlerinde gerçekleşecektir. Çünkü aranan tapınak bu bölgededir.

Yıl 2033. Ekolojik felaketin ardından dünya çölleşmiş durumda. İnsan hayatı için en değerli madde, aynı zamanda en az bulunan şey olan, su. Tank Girl, yüksek teknoloji ürünü silahlarla donattığı eski model bir tankla birlikte, baskıcı devlete kafa tutan serseri ve özgür ruhlu, feminist bir kadın. Hükümet güçlerinin başındaki kötü mizaçlı Kesslee'ye karşı verdiği tuhaf mücadelede kahramanımızın en büyük yardımcıları birer mutant olan arkadaşları ve elbette en yakın dostu kangurusu.

II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra çekilmiş olan film, savaşta İtalya’da yaşananları anlatır. Film, yönetmenin savaş üçlemesinin ikincisidir ve aynı zamanda İtalyan Yeni Gerçekçilik akımında yer alır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir