
Richard Burton
Captain "Tammy" MacRoberts

In North Africa, German Field Marshal Rommel and his troops have successfully fended off British forces, and now intend to take Tobruk, an important port city. A ramshackle group of Australian reinforcements sent to combat the Germans is put under the command of British Captain MacRoberts. The unruly Aussies immediately clash with MacRoberts, a gruff, strict disciplinarian, however this unorthodox team must band together to protect Tobruk from the German forces.

Richard Burton
Captain "Tammy" MacRoberts

James Mason
Field Marshal Erwin von Rommel

Robert Newton
Tom Bartlett

Robert Douglas
General

Torin Thatcher
Col. Barney White

Chips Rafferty
Sgt. "Blue" Smith

Charles Tingwell
Lt. Harry Carstairs

Charles Davis
Pete

Ben Wright
Mick

Patrick Aherne
English Officer (uncredited)

John Alderson
Corporal (uncredited)

Frank Baker
British Officer (uncredited)
John Blackburn
Sergeant (uncredited)
Robert Boon
German Lieutenant (uncredited)
Frederic Brunn
German Gunner (uncredited)

George Segal, Robert Vaughn, Ben Gazzarave E.G. Marshall gibi yıldızlardan oluşan bir kadro, savaşın tüm ihtişamını ve ıstırabını nefes kesici bir şekilde hayata geçiriyor. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı'nın en stratejik darbesi olarak kabul edilen mücadeleye yoğun, heyecan verici ama eşsiz derecede insani bir bakış açısı getiriyor. "Olağanüstü özel efektler, görkemli görüntüler ve güzel aksiyon sahneleri" (Motion Picture Exhibitor) sizi muharebenin ön saflarına, savaşan cesur askerlerin yanına çekiyor. Yıl 1945. Müttefikler Alman bölgesine son hücumlarını yapar ve yalnızca Rhine Nehri'ndeki tek bir stratejik köprü Nazilerin elinde kalır. İki tarafın da kazanacağı çok şey vardır: Almanlar için, köprünün yanlış tarafında konuşlanmış 50.000 askerin hayatı; Müttefikler için ise savaşın daha az can kaybı ile daha çabuk bitmesi. İki ordu da cesaretle savaşsa da, yalnızca bir tanesi Remagen Köprüsü uğruna yapılan yürek parçalayıcı muharebeyi kazanabilecektir.


Kaptan Ernest Krause, 37 gemilik uluslararası bir konvoya liderlik ederek, Atlantik’in tehlikeli sularını aşıp binlerce askeri ve acilen ihtiyaç duyulan malzemeleri Müttefik kuvvetlerine ulaştırıyor.

The lives of three young men, a German and two Americans, during WWII.

Bu son derece etkileyici drama, II. Dünya Savaşı'nda gerçekleşen Bulge Savaşı sırasında Alman hatları arkasında kalan savaş yorgunu bir piyade bölüğünü anlatmaktadır. Ev özlemiyle yanan ve karla kaplı siperlerde soğuktan titreyen askerler acıya, ıstıraba ve üzüntüye bastırılamaz bir mizah ve amansız bir alay ile katlanmaktadırlar. Hiçbiri kahraman olmak niyetinde değildir ama hepsi de kendilerinden beklenen cesareti göstermeye hazırdır.

Fury, 1945 yılının Nisan ayında, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde geçiyor ve Komutan Wardaddy, topçu Boyd Swan, yükleyici Grady Travis, şoför Trini Garcia ve yardımcı şoför Norman'dan oluşan müfrezenin, 300 düşman askeriyle karşılaştığı ve tüm imkansızlıklarla savaşmak zorunda kaldığı 24 saati konu alıyor. Beş askerden oluşan küçük ekip, zırhlı tanklarıyla, Almanya'da savaşın ortasında kalır ve bu ekip bölgede kalan son Amerikan ordusu askerlerinden oluşur. Birlik az sayıda askerden oluşmasının yanı sıra cephane anlamında da bir hayli zor durumdadır. Gruba komuta eden Çavuş Wardaddy'nin Avrupa'nın tamamını yıkıma uğratan bu savaştaki son görevi, askerlerini Nazi birliklerinin kuşatması altında olan bu bölgeden sağ salim çıkarabilmektir.

İkinci Dünya Savaşı'nın en ateşli zamanlarında, Caine'in kitabına göre davranması yüzünden ikinci kaptan Maryk (Van Johnson) ve tayfası isyana başlarlar. Ancak asıl kırılma noktası bir çok sorgulanan emirinden sonra kaptanın tüm tayfayı Ölüm Tayfunu'na yöneltme emri olur.


Yıl 1924. Gecenin karanlığı çökerken Marsilya'nın nemli sokakları Jandarmanın düdük sesleri ile yankılanır. Gangsterler, araba ile kaçmaktadırlar. Tren istasyonunda, güzel bir kadın tek başına beklemektedir. Hemen yakınlarında ise Alain Lefevre dar sokaklardan geçmektedir. Çaresizce gölgelerde saklanan ve avlanmak üzere olan bir hayvan gibi kaçmaktadır.Gece olmadan önce bu genç boksör, bu bayanı mafyanın elinden kurtarmaya çalışırken yaptığı boks maçında tuzağa düşürülmüştür.İki kişinin katili olarak aranmaktadır. Kaçması ve yeni bir kimlik bulması gerekmektedir. Bu yüzden Fransız lejyonuna katılıp kendini kurtaracaktır. Fakat burada yaşayacakları hayatını akışını değiştirecek.

T.E. Lawrence, Kuzey Afrika’da konuşlanmış İngiliz ordusunda görevli genç bir teğmendir. İstihbarat bölümünün harita kısmındaki pozisyonundan mutsuz olan Lawrence, bugün Suudi Arabistan olan bölgede araştırma görevi teklif edilince heyecanla kabul eder. Bölgede savaşmakta olan Arap ordusunun komutanı olan Prens Feisal’ı gözlemlemekte olan Lawrence, bir süre sonra bölgede kalarak Prens’e yardım etmeye karar verir. Tarihin en ünlü casuslarından biri olan Lawrence, Araplar’ı Osmanlılar’a karşı kışkırtıp, Arap topraklarına batılı medeniyetlerin girmesine ön ayak olmuştu.

Birbirlerinden sınıfları, geçmişleri, yaş ve meslekleriyle ayrılan üç eski Amerikan askeri ve onların yeniden sivil hayata ayak uydururken karşılaştıkları sorunlar üzerine dokunaklı bir savaş sonrası destan... Bu üç adam, II. Dünya Savaşı sonunda yaşadıkları kente geri dönerler; başarılı bankacı Al, güvenli yaşamına; eskiden bir garson olup savaşta hava kuvvetlerinde yüzbaşılığa yükselmiş Fred, savaş sırasında evlendiği ve pek iyi tanımadığı eşiyle endişe veren kavuşmaya; eskiden öğrenci olup savaşta kollarını kaybeden Homer ise, sevgilisinin sakatlığına vereceği tepki konusundaki şüphelerine. Bunlardan ikisi geri dönüşte başarılı olacaktır: eskiden olduğu gibi yemekli toplantılarda konuşmalar yapan Al genç bir çiftçiye teminatsız kredi vermeye çekinmez; Homer’in sevgilisi onu hayal kırıklığına uğratmaz; kimsenin kabul etmediği Fred ise toplumun dışında kalacaktır, hayatının en güzel yıllarını geride bırakmıştır...

J.G Ballard'ın oto-biyografik romanından uyarlanan "Güneş İmparatorluğu", Shangai'in Japon istilasına uğradığı 1941 yılında başlıyor. Zengin bir ailenin mutluluk içinde yaşayan genç üyesi Jim Graham şehirde yaşanan büyük kaos sırasında ailesini kaybediyor ve her gün onlarca insanın öldüğü bu karmaşada yapayalnız kalıyor. Uçaklara büyük bir ilgi duyan ve hep uçmayı hayal eden Jim, sonunda Soo Chow toplama kampına gönderiliyor ve burada geçirdiği aylar boyunca yepyeni insanlarla tanışarak, yaşamın ailesinin kendisine sunduğu kadar toz pembe olmadığının farkına varıyor.


1940 yılında Fransa’da II. Dünya Savaşı’nın ilk işgalleri yaşanmaktadır. Genç ve güzel bir kız olan Lucile Angellier, üvey annesinin evde gözetiminde, savaşta esir düşen babasından haber almak için beklemektedir. Bir yandan Paris’ten gelen savaş mültecileri küçük kasabaya yerleşmeye çalışırken, diğer yandan Alman askerleri kasabalıların evlerini bir bir işgal etmeye başlar. Lucile evlerine yerleşen Bruno von Falk adlı yakışıklı askerden, başlarda hiç hoşlanmaz ve kendisini geri çeker. Fakat günler ilerledikçe iki genç arasında aşka sürüklenen bir çekim oluşur. Ama karşılarında savaşın en trajik yüzü durmaktadır.

Floransa 1934. Değişik kültürlerden gelme bir grup hanımefendi her gün öğleden sonra çay içmek için bir araya gelmektedir. Britanya'nın eski İtalya Büyükelçisinin dul eşi Lady Random, artist ve şarkıcı olan Arabella, aşırı heyecanlı Amerikanlı arkeolog Georgie ile kendi başına buyruk Elsa bu grubun bazı üyeleridir. İçlerinden birisi olan Mary küçük bir çocuğun velisi olur ve kısa süre sonra da tüm grup bu küçük çocuğu sanki kendi evlatlık edinmiş gibi sahiplenmeye ve onu yetiştirmek üzere çalışmaya başlarlar. Ancak bu benzersiz topluluğun düzenli giden yaşantısı politik ortamın değişmeye başlaması üzerine etkilenir ve büyümekte olan Luca artık kendi başının çaresine bakmanın yollarını aramak ve önüne çıkacak zorluklara göğüs germek zorunda kalacaktır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Malmedy Katliamı'ndan kurtulmayı başaran 4 Amerikan askeri ve tesadüfen karşılaştıkları bir İngiliz asker düşman hattının gerisinden Müttefiklerin kontrolündeki bölgeye ulaşmaya çalışırlar.

Akademi Ödüllü Sean Connery'nin, II. Dünya Savaşı sırasında Libya çöllerindeki bir İngiliz askeri kışlasında sadist bir subay tarafından ezilmeyi reddeden bir mahkumu oynadığı bu filmin yönetmeni ünlü Sidney Lumet.

Joan, bir Orta Doğu ülkesinin şeyhinin davetini kabul eder ama orada alıkonulur. Bunun üzerine Jack ve yardımcısı Ralph, onu kurtarmak için yollara düşerler..

Steve McQueen kariyerinin en güçlü performanslarından birini sergilediği Cehennem Savaşçıları'nda yalnız takılmayı seven, biraz da küstah asker Reese olarak karşımıza çıkıyor. 2. Dünya Savaşı'nın en kızıştığı günlerde Reese ve arkadaşları bir anda kendilerini Fransa'nın Siegfried hattında Nazi kuvvetlerini durdurmak üzere görevlendirilmiş olarak bulurlar. Ancak düşmana göre sayıları hayli azdır. Zekaları ve cesaretlerinden başka hiçbir güçleri olmayan bu bir grup asker, karşı tarafa blöf yaparak zaman kazanmak zorundadır. Bu aynı zamanda onların yaşamak için tek şanslarıdır. Kirli Harry ve Alcatraz'dan Kaçış filmleriyle eleştirmenlerden tam not alan Don Siegel'in yönettiği filmde Steve McQueen'e Bobby Darin, Fess Parker, Harry Guardino, James Coburn, Nick Adams ve Bob Newhart (ilk filmi) eşlik ediyor.

2. Dünya Savaşı’nda Teğmen Kelly, düşman saflarının öte tarafındaki bir Alman bankasında 16 milyon dolarlık altın külçelerinin yattığını öğrenir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir