
Ted Danson
Washington Bellamy

An absent-minded-professor father and his son take off in an old Pontiac to bond during a symbolic road trip through the Western U.S. This while his wife tries to overcome her neuroses to save the family.

Ted Danson
Washington Bellamy

Mary Steenburgen
Katherine Bellamy

Ryan Todd
Andy Bellamy

Eric Schweig
Ernest Ironplume

Cathy Moriarty
Lorraine

Max Gail
Jerome Bellamy

Lisa Jane Persky
Alicia Frank

J.C. Quinn
Bartender

John Schuck
Officer

Don Swayze
Local
Ramsey Ellis
School Kid
Suzanne Ircha Johnson
Waitress
Dewey Kellogg
Trucker with Broken Axle

Film Bruno'nun Berlin'de bir hapishaneden tahliye olma sahneleriyle başlar. Hapishane müdürünün sert nasihatlerinden Bruno'nun bir alkolik olduğunu ve işlemiş olduğu bütün suçların alkolizmden kaynaklandığı anlarız. Müdürün alkolden uzak durması gerektiğiyle ilgili uyarılarını kayıtsızca dinleyen Bruno, dışarı çıkar çıkmaz gördüğü ilk bara dalar. Burada iki kadın satıcısının darp ettiği Eva adlı bir fahişeyi teselli eder ve evine davet eder. Evde onları çok yaşlı komşusu Scheitz karşılar. Bruno'nun yokluğunda evine göz kulak olmuş olan bu ufak tefek eksantrik ihtiyar eski bir bilim adamıdır ve Almanya'daki hayatından bıktığı için Wisconsin'e, bir araba tamircisi Amerikalı yeğeni Clayton'ın yanına göçmeyi planlamaktadır. Bruno ise sokaklarda akordeon çalarak hayatını kazanmaya çalışır. İki kadın satıcısının Eva'nın izini bularak eve gelmeleri ve tacizlerini sürdürmeleri üzerine ihtiyar Scheitz Bruno ve Eva'ya Amerika'ya birlikte gitmelerini önerir.

Hayatının aşkını kaybeden, Bud Clay'ın trajik hikayesi.Hikaye motorsiklet yarışçısı olan Bud'un New Hampshire'daki beş gün süren yarışıyla başlıyor.Bud'ın bir sonraki yarışı Califonia'dadır ve Amerika'ya yolculuğunu unutamadığı aşkının hatıralarını hatırlayarak sürdürür, fakat ne yapsa bu hatıraları unutamamaktadır.Daisy'nin yerini alacak birini bulamamakta ve hiçbir kadına aşık olamamaktadır.

Sokaklarda yaşayan iki arkadaşı yol hikayesi. Sık sık uyku atakları yaşayan Mike, rüyalarında kendini hiçbir yere gitmeyen yollarda, kaybettiği annesinin peşinde görür. En yakın arkadaşı Scott ise varlıklı bir ailesi olmasına rağmen ailesini zor durumda bırakmak için sokaklardaki yaşamı seçmiştir. İki genç, uyuşturucu bağımlıları, hırsızlar ve satıcılarla dolu bir dünyada kendilerini bulmaya çalışırlar. Motosikletle Pasifik kıyılarından başladıkları bu arayış yolculuğu onları Roma'ya dek götürecektir

Eski mahkum Max ile karısı tarafından terk edilen ve tek arzusu yeni doğan bebeğini görmek olan Lionel’in birlikte çıktıkları yoldaki sıradışı öyküleri.

Kızını büyüten bekar bir baba olan Max’ın hayatı, kendisine ölümcül bir beyin tümörü teşhisi konulmasıyla kararır. Bu durum üzerina adam, onları yıllar önce terk eden kızı Wally’nin hiç tanımadığı annesini bulmak ve hayatının geri kalanında bilmesi gereken her şeyi ona öğretmeye çalışmak için bir yolculuğa çıkar.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Travis, sessiz bir adam. Sırlarını sadece yollarla paylaşıyor. Kırmızı şapkasıyla, çoğu insanın arabayla bile zor katlandığı yollara ayaklarıyla meydan okuyor. Bir gün Travis kardeşinin davetiyle yeniden medeniyete dönüyor. Evde onu kardeşinin eşi ve kendi oğlu beklemektedir. Başta uygar ve kuralcı bir yaşamı dışlayan Travis oğlu için katlanmaya başlar. Hatta alıştıkça, uzun süre ertelediği bir şeyi yapmaya karar verir. Yeniden yollara dönmeden önce, eski karısını bulmak... Wim Wenders'in filmi, tüm zamanların en etkileyici filmleri arasına rahatlıkla girebilir. Olağanüstü karakter çalışması, yerleşik hayatı ve konformizmi tartışması ve tabii müthiş karşılaşmayı konu edinen unutulmaz son sahnesi bu filmi 20. yüzyılın zirvelerinden biri yapıyor.

Bir ithal araba satıcısı olan Charlie, başkalarının düşüncelerine saygı duymayan bencil ve fırlama bir şehir çocuğudur. Babasının öldüğünü haber alan Charlie, cenazesine gittiğinde, babasının 49 model bir Buick Roadmaster hariç tüm mirasını bir vakfa bıraktığını öğrenir. Kendi hakkı olduğunu düşündüğü bu paradan bir pay alabilmek için bu vakfı ziyaret eden Charlie, buranın özürlülerle ilgilenen bir kurum olduğunu öğrenir.

Vida Boheme (Patrick Swayze) ve Noxeema Jackson (Wesley Snipes) New York'ta düzenlenen büyük bir yarışmada prenses seçildikleri için Hollywood'a bir gezi kazanıyorlar. Bu seyahatleri sırasında henüz prenses olmamış ama olmayı çok isteyen Chi Chi (John Leguizamo) de onlara katılıyor. Böylece bu sıradışı üçlü eski bir Cadillac'la yola çıkıyorlar. Ancak Los Angeles'dan biraz uzaklaştıklarında küçük bir kasabada arabaları bozuluyor. Böylece üç kafadar, rüküş kostüm ve makyajlarıyla sıradan bir Amerikan kasabasında bir süreliğine mahsur kalıyor. Kasabanın Şerifi Dollard'ın gözü de bu üçlünün peşindedir.


1976 yılında gerçekleşen Alman Grand Prix yarışında Niki Lauda'nın kullandığı Ferrari ikinci round'un sonunda yaşadığı bir sorun nedeniyle yarış dışı kalır ve birincilik ezeli rakibi James Hunt'a gider. Bu kaza sonrasında Lauda yaralanır; aradan geçen altı haftanın ardından olağan hırsı ve öfkesiyle pistlere geri döner. İki yarışçı arasında italyan Grand Prix'i ile başlayan mücadele diğer yarışlarda katlanarak devam eder. Hedef dünya şampiyonluğudur... Avusturyalı F1 yarışcısı Niki Lauda ve İngiliz rakibi James Hunt arasındaki dillere destan rekabeti konu alan film, Formula 1'in altın döneminde, 1970'lerde geçiyor.

Erkek arkadaşından bıkan Arkansaslı garson kız Louise (Susan Sarandon), ihmalkar ve cinsiyet ayrımcısı kocasıyla birlikte sıkıcı bir hayatı olan arkadaşı Thelma'yı (Geena Davis) ayartır. Birlikte özgürlükle dolu bir haftasonu araba seyahatine çıkarlar.İlk uğrak yerleri olan barda gevşeyip dansederler ve yöre erkekleriyle eğlenip hoş bir akşam geçirirler. Ancak bir adam Thelma'yı park yerine kadar izleyip tecavüze yeltenince Louise yetişip onu öldürmek zorunda kalır. Polisin kendilerine hiç bir zaman inanmayacağı paranoyasına kapılan kadınlar kaçmaya karar verirler ve bir anda kanun kaçağı durumuna düşerler. Son olaylardan kötü etkilenen Thelma kafayı toparlamak için genç bir kovboy olan J.D (Brad Pitt) ile bir gecelik ilişki yaşar ve işler daha da sarpa sarar.

İyiden iyiye yaşlanmakta olan alkolik baba Woody Grant, piyangodan büyük ödülü kazandığını öğrenerek ödülünü almak için Montana’dan Nebraska’ya doğru uzun bir yolculuğa çıkmaya karar verir. Ailesinden kimse söylediklerini ciddiye almasa da yirmili yaşlardaki oğlu pek de istemeyerek bu yolculuk esnasında babasının yanında yer almaya karar verir.

1987 yılında California’daki Compton sokaklarından NWA (Niggaz Wit Attitudes) adında 5 genç adamdan oluşan bir grup çıkar ve hayat hakkındaki isyankar görüşleri ile kendi müziklerini kullanarak Hip Hop kültüründe bir devrim yaparlar.

Yakın gelecekte Cameron Turner'ın ölümcül bir hastalığa yakalandığı teşhis edilmiştir. Karısını ve oğlunu kederden korumak için deneysel bir çözüm sunulur. Sevgi, kayıp ve fedakârlığa dair bu düşündürücü keşifte kaderlerini değiştirmek kararında zorlanır.

Neal, herkesin hayatta ne yapmak isteyeceğini öğrenmeye çalıştığı bir çağ olan 23 yaşına girmektedir. Doğum günü partisinde yaşamı hakkında bir cevap almayı diler. Babasının kendisine hediye olarak aldığı arabayı görmek için dışarı çıktığı anda başına bir su kovası düşer ve bilinçsiz bir şekilde yere yığılır. Hastanede uyandığında Neal, hayatı ile ilgili soruların cevaplarını keşfetmeye götürecek olan yolculuğuna başlar.

İnzivaya çekilmiş bir adam olan Will, henüz doğmamış ruhlarla görüşür. Ruhlar, Will tarafından birçok teste tabi tutulur. Will, ruhların sahip olduğu en önemli ayrıcalık olan doğum için uygun olup olmadıklarına karar verir. Onun hayatı, bu zamana kadar tanıştığı hiçbir ruha benzemeyen Emma ile karşılaşmasıyla bambaşka bir hal alır. Will, Emma ile tanıştıktan sonra kendi varoluşuna bir yolculuk yapar.

Tanımadığı bir şehirde uyanan ve kim olduğunu hatırlamayan bir adam, kendi kimliğinin gizemleriyle yüzleşmek zorundadır. Ancak geçmişini ortaya çıkarmak için yaptığı çaresiz arayış onu güçlü bir düşmanla karşı karşıya getirir ve kaderini belirleyecek ve sonunda gerçek kimliğini ortaya çıkaracak bir hesaplaşmaya yol açar.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir