
Patrick Swayze
Vida Boheme

Vida Boheme (Patrick Swayze) ve Noxeema Jackson (Wesley Snipes) New York'ta düzenlenen büyük bir yarışmada prenses seçildikleri için Hollywood'a bir gezi kazanıyorlar. Bu seyahatleri sırasında henüz prenses olmamış ama olmayı çok isteyen Chi Chi (John Leguizamo) de onlara katılıyor. Böylece bu sıradışı üçlü eski bir Cadillac'la yola çıkıyorlar. Ancak Los Angeles'dan biraz uzaklaştıklarında küçük bir kasabada arabaları bozuluyor. Böylece üç kafadar, rüküş kostüm ve makyajlarıyla sıradan bir Amerikan kasabasında bir süreliğine mahsur kalıyor. Kasabanın Şerifi Dollard'ın gözü de bu üçlünün peşindedir.

Patrick Swayze
Vida Boheme

Wesley Snipes
Noxeema Jackson

John Leguizamo
Chi-Chi Rodriguez

Stockard Channing
Carol Ann

Blythe Danner
Beatrice

Arliss Howard
Virgil

Jason London
Bobby Ray

Chris Penn
Sheriff Dollard

Melinda Dillon
Merna

Beth Grant
Loretta

Alice Drummond
Clara

Marceline Hugot
Katina

Jennifer Milmore
Bobby Lee

Jamie Harrold
Billy Budd

Mike Hodge
Jimmy Joe


Benny And Joon, keyifli bir romantik komedi. Araba tamircisi Benny ve akıl hastası kız kardeşi Joon birlikte yaşamaktadır. Benny günün birinde poker masasında bir iddiayı kaybeder ve Sam adında tuhaf bir genci de yanına almak zorunda kalır. Sam ve Joon arasında bir aşk başlar ve Benny ilk kez kıskançlığın ne demek olduğunu anlar. Johnny Deep ve Mary Stuart Masterson bu filmdeki performanslarıyla En İyi İkili dalında MTV Sinema Ödülü kazanmıştı.

Ezra, başarılı kariyerini ve evliliğini bir stand-up komedyeni olmak için havaya uçuran Max Brandel'in hayatına odaklanıyor. Max Brandel, başarılı bir kariyere ve mutlu bir evliliğe sahip olan bir adamdır. Ancak bir stand-up komedyeni olmanın hayalini kuran Max, bunu gerçekleştirmek için kariyerine ve evliliğine son verir. Yetenekli ama eksantrik bir şef olan ve sonradan kapıcı olan babası Stan'in yanına taşınan Max, asperger sendromlu 9 yaşındaki oğulları Ezra'yı büyütme konusunda eski karısıyla çatışmaya düşer. Max, çözümün Ezra'yı kaçırıp onu ülke çapında bir geziye çıkarmak olduğuna karar verir.

A.G. Sulzberger’in The New York Times için yazdığı bir makaleden yola çıkan "Kodachrome"un konusu şöyle: Matt Ryder (Jason Sudeikis), uzun yıllardır ayrı kaldığı ve ölmekte olan babası Benjamin (Ed Harris) ile birlikte ülkeyi boydan boya arabayla geçmek zorunda kalır. Dünyanın en ünlü fotoğrafçılarından biri olan Benjamin, ‘Kodachrome’ film basabilen son laboratuvar kapanmadan önce, elindeki dört eski film rulosunu laboratuvara götürmek istemektedir. Benjamin’in hemşiresi Zoey (Elizabeth Olsen) ile birlikte üçlü, geçmişlerini arkada bırakarak, analogtan dijitale geçen dünyada bir seyahate çıkarlar.

Genç bir kız olan Carrie Pilby, hayatını anlamlandırma ve sosyalleşmek için arayışlar içine girecektir. Yazar Caren Lissner'ın romanından uyarlama olan bu filmde Bel Powley başrolde yer alırken ona Gabriel Byrne ve Nathan Lane gibi güçlü oyuncular eşlik ediyor.

A photographer and her best friend are roommates. She is stuck with small-change shooting jobs and dreams of success. When her roommate decides to get married and leave, she feels hurt and has to learn how to deal with living alone.

Bu enfes ve zevkli komedi huysuz, zeki ve orjinal karakterleri ile hemen göze çarpıyor (Variety) ve ailenin uçuk üyesi rolü ile Katie Holmes mükemmel bir performans sergiliyor (People), Bu hareketli ve müthiş komedide Patricia Clarkson, Oscar'a aday gösterilen performansı ile tüm ekibi etkiliyor (Film Threat). Asi kız April Burns (Holmes) ailesi için New York'taki dairesinde hoş bir Şükran Günü yemeği düzenlemektedir. Fakat unutulmaz bir ziyafet İçin yaptığı hazırlıklar fırının çalışmadığını fark ettiği zaman beklenmedik bir şekilde altüst olur. Şimdi yorgun ailesi şehre gelirken, April mükemmel bir yemek ve unutulmayacak anılar oluşması için tanımadığı insanların yardımına güvenmek zorundadır.

Stuck at a crossroads in her personal life, it falls on high school English teacher Miss Stevens to chaperone three of her students — Billy, Margot and Sam — on a weekend trip to a drama competition.

New York’ ta popüler bir geliştirme grubu çalışmalarına uzun süreli bir ara verir. Hepsi iyi arkadaş olan grubun diğer elemanları, yavaş yavaş herkesin bu işin altından kalkamayacağını anlamaya başlarlar…

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında, sıfır bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway'in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir New York'ta yaşayan Andy Sachs için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.

Moda dünyasının efsanevi hikâyesi kaldığı yerden devam ediyor. Miranda Priestly, dergi yayıncılığının gerilemesiyle kariyerinde yeni bir dönemece girerken karşısında artık güçlü bir rakip vardır: Eski asistanı Emily Charlton. Lüks bir moda grubunun yüksek profilli yöneticisi olan Emily, reklam bütçeleriyle Miranda'nın dergisine hayat verecek güce sahiptir. İki kadın arasındaki bu mücadele, moda endüstrisinin değişen yüzünü ve güç savaşlarını gözler önüne serer.

İşletme master'ı öğrencisi olan gergin bir kız, sorunlu ailesini cezbeden karizmatik yeni komşusuna tutulur. Ama bir sırrı olan adam, kızdan uzak durmaya mecburdur.

50 yaşına gelmiş Pippa Lee, sadık ve sevgi dolu bir eş, ikiz çocukları için iyi bir anne, sevgili bir dost ve güleryüzlü bir komşu olarak yıllarını geçirmiştir. Pippa'nın huzurlu yaşamı kocasının aniden New York'tan ayrılarak, yaşlılıklarında yerleşebilecekleri bir huzur evi planını ortaya çıkarması ile soru işaretlerine gömülür. Bunun ardından Pippa Lee kocasının kendisinden çok daha genç bir kadınla birlikte olduğunu öğrenir. Huzurlu ve mutlu görünen çoğu insanın içinde herkesten daha vahşi bir yan bulunmasına benzer, Pippa Lee de kendi fırtınalı yönleriyle yüzleşmek üzeredir.

Enerji, tutku ve müzikle dopdolu, bir ulusu ateşleyen Hair, 60'ların çalkantılı ruhuna eğlenceli ve güçlü bir övgü. Oscar® ödüllü yönetmen Milos Forman ve senaryo yazarı Michael Weller (Ragtime) tarafından zekice yeniden yaratılan bu canlı kayıt, Broadway fenomeni, en iyi müzikal filmlerden biri! (The Hollywood Reporter) Çiftlikten yeni gelen Claude Bukowski (John Savage, The Thin Red Line) orduda silah altına alınmak için New York'a gelir, Central Park'ta düzenlenen hippi eyleminde yürüyenlere katılıp güzel Sheila'ya (Beverly D'Angelo, American History X) aşık olur. Hippilerin barışçıl lideri Berger ile (Treat Williams, Mulholland Falls) arkadaş olur ve aşkını Sheila'ya ilan etmek için resmi bir partiyi dağıtır. Claude, Center Park Gölü'nde kendisini hapse ve sonunda orduya kadar götüren bir maceraya başlar. Ama Berger'ın Claude'u Vietnam'dan kurtarmak için son çabası filmi şok edici tesadüflerle süslü garip bir kader öyküsüne dönüştürür.

Son derece muhafazakar İngiliz, Edith Swan ve yerel halk, komik küfürlerle dolu kötü mektuplar almaya başlayınca kabadayı, ağzı bozuk İrlandalı göçmen komşusu Rose Gooding suçlanır. İsimsiz mektuplar ülke çapında bir kargaşaya yol açar ve bir dava başlar. Ancak Polis Memuru Gladys Moss liderliğindeki kasabanın kadınları suçu kendileri araştırmaya başladıkça bir şeylerin ters gittiğinden şüphelenirler ve bu suçlu Rose olmayabilir.


Gezgin haber muhabiri Cindy Campbell, televizyon programları arasında önemli bir haber bulmak için yola koyulur. Kısa sürede, tüm dünyayı tehdit eden, uzaylı istilası, katil video kasetleri, garip ekin çemberleri, Seçilmiş Kişi kehanetleri, ürkütücü gözlü çocuklar, hırslı beyaz rapçiler ve hatta Michael Jackson’ın tutuklanması gibi gelişmelerin acımasız saldırısını ortaya çıkarır. Devasa büyüklükteki komplolarla ve onu her yere takip eden çok tuhaf insanlarla karşı karşıya kalan Cindy, dünyayı ele geçirmemesi için kötülükle tekrar savaşmak zorundadır.

Yıllardan beri cezaevinde yatmakta olan bir suçlu, hüküm giymeden önce bir galerinin güvenlik sisteminden sorumlu olan cezaevi arkadaşından aldığı bilgiler ışığında bu galeriyi soymaya karar verir. Tahliye olduğunda da "Sicilyalılar Çetesi" adlı suç örgütünün lideri ile tanışırak birlikte çalışmaya başlarlar.

Eşinden boşandıktan sonra içindeki duyguları daha fazla bastıramayan eyalet avukatı Paul, bir gece gay bara gider. Burada dans ederek şarkı söyleyen Rudy ile tanışır. Rudy'nin fuhuş yaparak geçinen komşusu tutuklanınca, down sendromlu oğlu Marco'ya birkaç günlüğüne Rudy bakar. Başlarda acıma duygusu ile gelişen olay, sonrasında kuvvetli bir bağa dönüşür ve Rudy, Marco'yu sosyal hizmetlere vermek istemez. Rudy ve Paul'un tek gecelik ilişkileri, Rudy'nin Marco'yu evlatlık edinme süreci ve Paul'un ona bu konuda yardım etmek istemesiyle birlikte ayrı bir boyut kazanır. Fakat 1970'li yılların ön yargılı toplumu ve yargı sistemine karşı savaş açan Paul ve Rudy'yi sıkıntılı bir süreç beklemektedir.

Monte Helmanın 1971’de yönettiği two lane blacktop tarihin belki de tek existansiyel otomobil filmi olarak ders kitaplarına geçti. Beach boys üyesi denis wilsonun tamirci, dönemin en ünlü folk şarkıcısı james taylorın şoför ve varren oatesın çok konuşan gto sahibi olarak rol aldığı filmde neredeyse hiç konuşma yok. Filmin başrol otomobilleri 55 chevy 454 ve 70 pontiac gto’dur. 55 chevy hala çok moda olan mat gri ve devasa bir 454 motora sahip. Öte yandan çok boş zamanı ve parası olan bir pilotu canlandıran oates yolda karşılaştığı chevy ile yeni satın aldığı sarı gtoyu devamlı kapıştırmaya çalışıyor. Fakat taylor ve wilson süper cool oldukları için bu teklifle neredeyse hiç ilgilenmiyorlar. Filmin bir diğer karakteri olan otostopçu kız ile olan ilişkileri ise tam bir muamma şeklinde sürüyor. Kesinlikle her otomobilcinin arşivinde bulunması gereken bir film.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir