
Nicolas Cage
Johnny Collins

Evliliğinden bıkmış bir adam ve eski arkadaşının yönlendirmesi sonucu çıkmaz bir yola girişini konu alan film şehvetli, tutkulu ve yıkıcı bir ilişki ile iyiden iyiye işleri karıştıracaktır, ilerisi için nefret, intikam ve arzu korkunç sonuçlar doğuracaktır.

Nicolas Cage
Johnny Collins

Erika Anderson
Zandalee Martin

Judge Reinhold
Thierry Martin

Joe Pantoliano
Gerri

Viveca Lindfors
Tatta

Steve Buscemi
OPP Man

Marisa Tomei
Remy

Aaron Neville
Jack

Ian Abercrombie
Louis Medina
Jo-El Sonnier
Bartender

Newell Alexander
Allen Calhoun
Blaise Delacroix
Pepe

Eliott Keener
Richard Norvo
John Cutler
Groom
Thomas Iain
Bible Thumper

Connie Sumner, kocası ve oğluyla mutlu bir yaşantısı olan bir kadındır. Bir gün iş için New York'ta bulunduğu sırada rüzgar yüzünden dengesini kaybeder ve düşer. O sırada orada bulunan genç kitapçı Paul Martel, kadına yardım eder ve dizindeki yaraya pansuman yapmak için evine davet eder. Connie, genç adamın evinde çok kısa bir süre geçirir ve hemen evine döner. Bu olayın, kocası Edward ile olan ilişkisi için bir test olduğunu düşünmektedir. Ancak bir süre sonra genç adamın dairesine tekrar gider; olaylar artık kontrolden çıkmıştır.

Kıran kırana rekabetin yaşandığı yatırım fonunda gerçekleşen beklenmedik bir terfi, yeni nişanlanmış genç çiftin arasındaki romantizmi öldürür ve onları ayrılığın eşiğine getirir.

A woman becomes very curious about one of her psychiatrist husband's inmates, a man who was found guilty in the murder and disfigurement of his former wife.

1998'de, balıkçı teknesi Jeonjiho balık yakalamak için denize açılır. Balıkçı tekneleri umdukları kadar balık yakalama konusunda başarıya ulaşamazlar. Daha sonra geminin sahibi, Kaptan Kang'a (Kim Yun-Seok) gemiyi satacağını söyler. Kaptan Kang bunun olmasına istemez ve gemiyi kendisi satın almak ister ancak hiçbir yerden para bulamaz. Kaptan Kang daha sonra Çinli-Koreli kaçak yolcuları denizden alıp limana getirmeyi kabul eder. Dong-Sik (Park Yoo-Chun) & Chang-Wook (Lee Hee-Joon) dâhil tüm mürettebat Kaptan'ın bu plânından korkarlar ancak plâna uymayı kabul ederler. Fırtınalı bir gecede, balıkçı teknesi Jeonjiho, okyanusun ortasında durur ve başka bir teknedeki kaçak yolcuların teknelerine binmelerine izin verirler. O sırada genç bir kadın, Hong-Mae (Han Ye-Ri), suya düşer ancak Dong-Sik onu kurtarmak için suya atlar. Kâbus yolculukları ise o andan sonra başlayacaktır.

Reklamcı Charles Schine her gün işiyle evi arasında mekik dokuyan Chicago'lulardan birisidir. İşine gitmek için her sabah düzenli olarak 8:43 trenini yakalamak zorundadır. Bir gün treni kaçırır ve Lucinda ile tanışır. Lucinda çok güzel, büyüleyici ve baştan çıkarıcıdır. Lucinda ve Charles'ın her ikisi de adeta çocuklarıyla evli olmasına rağmen sanki bir manyetik alan gibi birbirlerine doğru çekilirler. Birlikte yedikleri öğle yemekleri kısa sürede iş sonrası akşam yemeklerine dönüşür. Çok geçmeden de kendilerini bir otel odasında bulurlar. Charles ile Lucinda'nın mükemmel gibi görünen ilişkisi, odaya LaRoche adlı acımasız bir yabancının girmesi ve ikisini silahla tehdit etmesiyle çıkmaza girer. Yasak aşk artık akla hayale sığmayacak kadar tehlikeli ve şiddet yüklü bir kabusa dönmüştür. Charles'ın yaşamı artık ihanet, şantaj, şiddet ve cinayetlerle doludur. Karısına açılamayan ve polise de bir şey söyleyemeyen Charles, artık tanımlayamadığı bir dünyanın içinde tuzağa düşmüştür.

Serseri ruhlu Joe, 1950'lerin İskoçya'sında, Glaskow ile Edinburgh arasında çalışan mavnalardan birinde iş bulur. Mavnanın sahibi Les ile arkadaş olur ve birlikte vakit geçirmeye başlarlar. Bu arada Les'in karısı Ella'yı baştan çıkarmaktan da kendini alamaz.Joe ve Les'in, bir akşam üzeri suda rastladıkları genç bir kadın cesedi üzerine polis soruşturma açar. Joe'nun Cathie isimli bu kadınla bir geçmişi olduğu anlaşıldığında, Ella ile ilişkisi de tutkulu bir hal almaya başlamıştır.İskoçya'nın Beat edebiyatının en kayda değer ismi, şüphesiz, Alexander Trocchidir. Ödüllü yönetmen David McKenzie'nin, yazarın kültleşmiş romanından yaptığı bu uyarlama, David Byrne'ın müzikleriyle süslenmiş. Ewan McGregor ile Tilda Swinton başrollerde.

Dul olan ve keşmekeş bir hayat yaşayan Joseph (Peter Mullan) garip kişiliğe sahip birisidir, zira bir gün yanlışlıkla öldürdüğü köpeği için ağlayıp yas tutarken, başka bir gün hayatını kontrol altına alan öfkesine yenik düşerek olur olmadık şekilde insanlarla kavgaya tutuşan bir ayyaştır. Hannah (Olivia Colman) ise hayır kurumu işleten, ayyaş kocasının garip hareketlerine maruz kalan ve bunu saklayan bir bayandır. Hannah'ın dostça davrandığı Joseph, Hannah ile ilgili bir sırrı öğrenir ve bu acı gerçek her ikisinin hayatını bilinmeyen ve tehlikelerle dolu bir yöne savurur * kaliteli bir bağımsız brit filmi

Öğrencilerin sesini yükseltmeye başladığı, o ünlü 68 Baharı'ndayız. Isabelle ve erkek kardeşi Theo, bohem aileleri tatilde olduğu için Paris'te yalnız kalmışlardır. Matthew isimli Amerikalı bir öğrenciyi evlerine davet ederler. Üçünün de ortak özelliği ise filmlere olan düşkünlükleridir. Zaman içinde konukla aralarındaki ilişki tutkularının peşinden cinselliği tüm yönleriyle keşfedecekleri arzu dolu bir oyuna dönüşür. Dışarıda ise devrim sesini çoktan yükseltmeye başlamıştır.

Bir trafik kazasıyla yaşamlarında başka bir boyut açılan evli bir çift, tanıştıkları yeni insanlarla değişik ilişkilere giriyor, bu arada değişik bir tutkuya kaptırıyorlar kendilerini. Kahramanlarımız, araba kazalarıyla varoluşlarını yeniden sorgulayan, metal ile ölümcül tehlike arasındaki bağlantıyla cinsel tatmine ulaşmaya çabalayan bu yeni insanlarla ölümcül bir tutkunun peşine düşüyor.

Flipper Purify (Wesley Snipes) iyi bir işte çalışan sıradan bir Harlemli adamdır. Rahip babası (Ossie Davis), yufka yürekli annesi ve eroin bağımlısı kardeşiyle uğraşmaktadır. Kardeşi (Samuel L. Jackson) sürekli gelip ondan para ister, Flipse mecburen vermek zorunda kalır. Flipin kendisine gelince, kendisinin çok güzel ve akıllı olan küçük bir kızı ve çok sevdiği bir karısı vardır. İyi bir işi vardır fakat yeni sekreter gerekmekteydi ve bunun için ona bir sekreter verilir.

Hem oğlunun doğum gününü kutlamak hem de bir süredir sallantıda olan evliliğine şans vermek isteyen bir nehir rehberini canlandıran Oscar Ödüllü oyuncu Meryl Streep, sizi soluksuz bırakacak şüphe, heyecan ve aksiyon dolu bir gerilimle yine ekranlarda. Başlarda her şey yolunda gibi gözükürken tura katılan esrarengiz yabancılar, çiftin sakin giden yaşamını bir anda cehenneme çevirir.

Amerikalı bir matematikçi olan David ile İngiliz karısı Amy şehirden uzaklaşmak ve hayatlarını daha sakin geçirmek için küçük bir kasabaya taşınırlar. David ve Amy satın aldıklaru evin tadilatı için dört işçiyi işe alırlar. Kasabanın kabadayıları da olan bu dört işçi doğuştan sakin yaradışlı bir insan olan David'le dalga geçmeye, karısına da sarkıntılık etmeye başlarlar. En sonunda işçiler eve saldırır ve rahat haraketleri ile eleştirilen Amy'e tecavüz ederler. Bunun üzerine David deliye döner ve uğradıkları şiddetin intikamını acı alır.

Zoe, iyi bir işi, iyi bir kariyeri, harika bir kocası, iki tane canından çok sevdiği çocuğu ve her zaman yanında olan bir annesi ile mükemmel bir hayatı olduğuna inanan bir kadındır. Temsil ettiği müşterilerinden biriyle yaptığı görüşmeden sonra aslında hayatında, kocası ile arasında bir takım eksiklikler olduğunu fark eder. Ancak bunu doldurmak için koyduğu kuralları çiğnemesi gerekmektedir. Yaptığı seçimler onu bir çıkmaza sürüklediğinde durumunu bir profesyonele anlatmak zorunda kalır. Uzun terapilerden sonra yapılan teşhis ise tüm dengeleri değiştirir.


İki Amerikalı kız kardeşin Paris'in duyarlı ve çekici atmosferinde kendilerini kaybetmeleriyle, kültürler ve tutkuların birbirine karıştığı bir ahlak ve görgü kuralları komedisi ortaya çıkar. Isabel (Kate Hudson) hamile üvey kız kardeşine (Naomi Watts) yardımcı olmak için Paris'e doğru yola çıkar, şehre vardığında ise kocasının (Poupaud) onu terk ettiğini öğrenir. Kendilerini melankoliye terk etmemeye karar veren kız kardeşler, Paris sosyal hayatına hızlı bir giriş yaparlar, böylece kültürler arası tatlı romantizm ve pembe renkli ilişkiler başlar. Le Divorce, iki kültür arasında ahlak, seks, yemek, moda ve hayatın kendisi üzerine olan farklılıkların zengin karmaşıklığını gözler önüne seren güzel kahramanlar Isabel ve Roseanne' in zevkli hikayesi.

Julia adlı esrarengiz ve güzeller güzeli bir kadın, Luis Antonio Vargas adlı genç bir adamın aklını başından alarak onu birtakım sahtekarlık olaylarına bulaştırır. Luis, artık asla geri dönemeyeceği bir suçlar bataklığına girmiştir. Asıl şoku ise uğrunda her şeyini verebileceği Julia'nın aslında kendisine aşık olmadığını öğrenince yaşayacaktır. Artık Luis'in tek amacı bu fettan ve yararcı kadından ağır bir intikam almak olacaktır.

1960’ların başlarında Hong Kong’da, bitişik dairelerde yaşayan iki komşu, Bay Chow ve Bayan Chan, eşlerinin kendilerini aldattığını öğrendikten sonra birbirlerine yakınlaşmaya başlarlar.

Kimsenin saygı duymadığı bir hayali olan genç Marty Mauser, büyüklüğe ulaşma yolunda cehennemi boylayıp geri döner.

Yaşadığı sakatlığın sonrasında tenisi bırakmak zorunda kalan Tashi, kendisini bir aşk üçgeninin içerisinde bulur.

Dudağının Altında filmi tutkunun, aşkın, şehvetin, yalanın dolanın bir arada olduğu lezbiyen aşk filmidir. Moda editörlüğü yapan işinde ki başarıyı özel hayatına da taşıyarak nişanlılık mertebesinde yaşamını devam ettirirken bir şıp diye karşısına çıkan Dallas isimli gizemli bir kadınla tanıştıktan sonra birbirlerine deliler gibi bağlanan aşıkların filmidir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir