
Edward Norton
Dr. Walter Fane

"Bazen en iyi yolculuk, iki kişinin arasındaki mesafede yapılır."
1920'lerden bir aşk öyküsü… Dr. Walter Fane (Edward Norton), aristokrat bir ailenin şımarık kızı Kitty'e (Naomi Watts) bir partide tutulur ve hemen ona evlenme teklifi eder. Kitty’nin Walter’da pek gönlü olmasa da sırf ailesinin diline düşmemek için kabul eder. Ancak Walter her ne kadar tutkulu olsa da Kitty’e karşı tutkusunu belli edemez ve Kitty evliliğinde mutlu değildir. Mutsuzluğu, ilgisinin cesur ve espritüel diplomat Charlie Townsend’e (Liev Schreiber) kaymasına neden olur. Karısının sadakatsizliğini farkeden Walter, ondan intikam almaya kararlıdır. Ama bunu bilindik yollardan yapmayacaktır. Walter Çin'in ufak ve ölümcül kolera salgınından kırılan bir köyünde gönüllü hekimlik yapmaya karar verir. Kitty'nin ise onunla gitmekten başka şansı yoktur. Ölüm ve yaşam arasındaki sınırın incecik olduğu bu köye yaptıkları yolculuk, kendi ilişkileri için de bir dönüm noktası olacaktır.

Edward Norton
Dr. Walter Fane

Naomi Watts
Kitty Fane

Liev Schreiber
Charlie Townsend

Toby Jones
Mr. Waddington

Diana Rigg
Mother Superior

Anthony Wong
Colonel Yu

夏雨
Wu Lien

Juliet Howland
Dorothy Townsend
Ian Renwick
Geoffrey Denison

李滨
Te-Ming

Zoe Telford
Leona

Marie-Laure Descoureaux
Sister St. Joseph
Lorraine Laurence
Sister Maryse

Maggie Steed
Mrs. Garstin

Li Feng
Sung Ching

Yılların eskitmeyi bir türlü başaramadığı iki Hollywood efsanesi; bol ödüllü sanatçılar, Clint Eastwood ve Meryl Streep, "Yasak İlişki" adlı bu filmde başrolleri paylaşıyorlar. Iowa-Madison County'de mütevazı bir hayat süren, evli bir kadının bir yasak aşk sarmalına dolanmasının anlatıldığı Yasak İlişki'de bazı köprü resimleri çekmek için gelen fotoğrafçı Robert'a gönlünü kaptıran evli ve çocuklu Francesca'ın dramını izleyeceğiz. Eşi ve çocukları kasaba dışındayken aşkını doya doya yaşayan Fran, bir yandan da evliliğini sorgulamaya başlamıştır. Robert James'in bestseller romanından uyarlanan filmde Streep, en iyi kadın oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.

Yazar olma basamaklarını tırmanan Nick Carraway 1920'lerde eğlence hayatının gözdesi konumuna yükselen New York'a gelir. Kendi Amerikan rüyasının peşindeyken tesadüfen milyoner Jay Gatsby ve onun çevresiyle yolları kesişir. Carraway'nin alkolün su gibi aktığı, göz kamaştırıcı partilerle tanışması fazla zaman almaz. Öte yandan bu büyülü Amerikan rüyasının çöküşü de yaklaşmaktadır. Dışarıdan görkemli görünen bu hayatın örtbas etmeye çalıştığı gerçekler su yüzüne çıkacaktır...

Enerjik tıp öğrencisi Gabby Holland’ın, kadınların karşı koyamadığı Travis Shaw’a komşu olması, ikiliyi asla hayal edemeyecekleri romantik bir yolculuğa sürükler. Travis, oldum olası bir kadınla ciddi bir ilişki yaşamanın rahat yaşam tarzını kısıtlayacağına inanmaktadır. Gabby ise uzun soluklu bir ilişki yaşamakta olduğu erkek arkadaşıyla hayatını birleştirmek üzeredir. Ta ki karşı koyulmaz bir arzu, aykırı çiftin itinayla planlanmış hayatlarını alt üst edene kadar… Fırtınalı bir flört evresinin ardından Gabby ve Travis evlenip, el ele yürüyen ve her kararı birlikte alan bir aile kurar, bir gün içlerinden biri hayatlarının en önemli seçimini tek başına yapmak zorunda kalana kadar…

On yaşında öksüz kalan, babasını da öldü bilen Jane Eyre, kendisine köle gibi davranan halası tarafından yoksul kızların gittiği katı disiplinli bir yatılı okula gönderilir. On yıl kadar kaldığı bu okula sonunda öğretmen olur. Bir süre sonra da Edward Rochester’ın malikânesinde mürebbiyelik yapmaya başlar. Jane, giderek hayal bile edemeyeceği zorluklar ve acılar yaşayacak, beş parasız ve evsiz barksız kalacak, erkeklerin egemenliğindeki bir dünyada bir kadının tek başına ayakta kalabileceğini kanıtlamak için savaşacaktır...

Martin Thomas Hardy'nin "Tess of the D'Urbervilles" romanından sinemaya uyarlanan "Tess", Roman Polanski'nin en ünlü filmlerinden biri. Fakir bir köylü kızı olan Tess babası tarafından zengin akrabalarının yanına gönderilir. Babası içten içe uzaktaki akrabalarının kızını da kendilerinden görüp, ona sonsuz gibi gelen zenginliklerine ortak edeceklerini ummaktadır. Oysa işler hiç de umduğu gibi gelişmez, zira Tess'in yanına yerleştiği aile D'Urbervilles adını sonradan almıştır.

Köklü ve zengin bir aileden gelen Oliver Barrett IV,aile geleneğini devam ettirerek kendisinden öncekiler gibi Harvard Üniversitesinde hukuk okumaktadır.Bir gün Radcliffe Kolejinde müzik öğrencisi olan işçi sınıfından Jennifer Cavalleri 'ye aşık olur.Çift evlenmeye karar verir,ancak Oliver'in babası Oliver Barrett III bu evliliğe onay vermez ve oğlunun harçlığını keser ayrıca onu mirasından da mahrum edeceğini söyler.Oliver'ın babasının maddi desteği olmadan Harvard'a devam etmesi çok zordur.Hayata sıfırdan başlamak zorunda kalan yeni evli çift Oliver'in okul masraflarını karşılamak için farklı işlerde çalışmaya başlarlar.Bu arada çocuk istedikleri halde gebe kalamayan Jennifer'in yapılan tetkikler sonucunda lösemi hastası olduğu anlaşılır.

Terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü.Florentino Ariza,13 yaşında ilk gördüğü andan beri güzel bir Latin kadını olan Fermina Dazave'ye karşılıksız bir aşk duymaktadır. Ancak kızı Fermina için Florentina'dan daha iyi bir damat düşünen baba kızını evden uzaklaştırır. Doktor Juvenal Urbino ise iyi bir damat adayı olarak karşılarına çıkacak, olaylar bu aşk üçgeninde beklenmedik sürprizlerle ilerleyecektir.

Mutlu ama sefil bir hayat süren Fanny'nin ailesi onu daha iyi durumda olan ve Mansfield Konağında yaşayan teyzesinin yanına gönderiyor. Ailede sadece Edmund ile iyi geçinen Fanny zamanla ona aşık oluyor. Bir hafta sonu eve konukların gelmesi, Edmund'un başka biriyle nişanlanması, Fanny'nin hayatını değiştiriyor.

1967 yapımı komedi Barefoot In The Park'ın sevilen çifti Robert Redford ve Jane Fonda yıllar sonra bir kez daha beyaz perdede bir araya geliyor. İkilinin yeniden romantik anlar yaşadığı film, ikiliyi bir araya getiren 4. yapımdır. 2 Oscar ödülü sahibi Fonda ile 1 Oscar ödülü sahibi Redford bu kez kapı komşuları olan iki dul insanı canlandıracak. Yıllardır Colorado'nun küçük bir kasabasında birbirinin yanında yaşayan bu iki dul, Addie Moore ve Louis Waters, hiçbir şekilde iletişim halinde değildir. Ancak bu durum Addie'nin komşusuyla iletişime geçmek için attığı bir adım ile değişmek üzeredir. Bu adım ikisinin de hayatını değiştirecektir...

Üzerinde güneş batmayan emperyalist İngiliz İmparatorluğunun zirvede olduğu zamanlar.... Genç ve toy bir İngiliz subayı görevli olarak İngiliz kolonisi Sarawak'a gönderilir. Doğa harikası, cenneti andıran bir mekanda başlarda her şey çok keyifli gözükse de kısa zaman içinde kendisini bekleyen zorlukları farkeder. Yöneteceği halkın dilini kısa zamanda öğrenme zorunluluğu, kesilip kafaları getirilmesi gereken Çinliler, Hollandalı kaçak madenciler ve hepsinden önemlisi zaman içinde çok karmaşık bir hal alacak gönül ilişkileri. Film adını, buraya gönderilen idarecilerin yerel dili kısa zamanda öğrenmelerini çabuklaştırmak için hizmetlerine verilen "yatak arkadaşı" kızlardan alıyor. Bu kızlar idarecilerin hem yatak arkadaşı hem de dil öğretmenleri olarak geçici olarak görevlendirilmektedir. Ancak genç ve toy yeni idareci dini inançları nedeniyle bunu başlangıçta kabullenmekte zorlanır. Kabul ettikten sonra ise geri dönülmez bir yola girdiğini geçte olsa farkedecektir...

Growing up in the sheltered confines of a 1920s English coal-mining community, free-spirited sisters Gudrun and Ursula explore erotic love with a wealthy playboy and a philosophical educator, with cataclysmic results for all four.

Üniversiteden önce pişman olmadan ve kalp kırmadan ayrılmak üzere bir anlaşma yapan Clare ve Aidan, aşka bir şans daha verecek mi?

A widowed doctor of both Chinese and European descent falls in love with a married American correspondent in Hong Kong during China's Communist revolution.

Sevilen romandan uyarlanan Son Gün Doğumu, kronik hastalığı olan üniversite öğrencisi Ry'ın, annesiyle Mallorca'ya yaptığı yaz tatilini konu alıyor. Ry, beklenmedik bir şekilde Julián'a âşık olup anı yaşamaya başlasa da kötüleşen durumu ve uzun süredir saklanan aile sırları, yaz bitmeden her şeyi altüst edebilecek bir tehdit oluşturur.

1917 Sovyet Devrimi öncesi ve sonrasını yaşayan bir burjuva aydını Dr. Jivago'nun öyküsü. Devrimle birlikte inandığı tüm değerler silinip yerine yeni sistemin gelişi Dr. Yuri Jivago'nun hayatını alt üst eder. Savaşın acımasızlığını yaşayan Dr. bir yandan da iki kadın arasında kalır.

Danimarka doğumlu (ünlü yazar) Karen Blixen (Meryl Streep) daha iyi bir yaşam sürebilme umuduyla bir baronla mantık evliliği yapar. Çift Nairobi'ye taşınır, ancak kocası burada alkol ve çapkınlığa dayalı bir hayata dönünce, Karen kendisini aşksız bir evliliğin içerisinde hapsolmuş olarak bulur. Karen daha sonra özgür ruhlu bir avcı olan Denys Finch Hatton (Robert Redford) ile karşılaşır: Acaba ilişkileri içerisinden bir aşk yeşerebilecek midir, yoksa Karen'ı bekleyen şey kalp acısı mıdır?

Başrolünde akademi Ödüllü oyuncu Angelina Jolie'nin yer aldığı Sınırlar ötesi'nde, Londra'da sürdürülen şımarık bir hayat açlık ve yoksulluk gibi dünyanın acımasız gerçekleriyle kesişiyor... İngiltere'de yaşamakta olan evli ve Amerikalı Sarah Jordan bir yardım galasında kendini yoksul çocuklara adamış hümanist hayatının dışına çıkarak onunla birlikte kendini yardım etmek üzere mülteci kamplarında bulur. Çok az insanın gidebileceği ve hayatta kalabileceği bu bölgelere seyahat eden Sarah, karşılaştığı gerçekler ve karizmatik doktorla aralarındaki çekim odğrultusunda kendi hayatını tehlikeye atma pahasına hayat kurtarmanın onun için bir tutkuya dönüştüğünü görecektir...

Anglikan rahibeleri, Himalayalarda dini bir cemiyet kurmaya kalkarlar, ancak şüpheci yerliler ve tabiatın yanında kendi şeytanlarıyla da savaşmak zorunda kalacaklardır.

Bianca (Mae Whitman) lisenin son sınıfına giden bir genç kızdır. Çok güzel olmamasına rağmen halinden ve görüntüsünden bir şikayeti yoktur. Ancak bir gün, lisenin popüler öğrencileri tarafından şişman ve çirkin olarak etiketlenip öyle tanındığını öğrenir. Lise hayatının son yılını kurtarabilmesi için bir an önce insanlarını algısını düzeltmek, önemli olanın dış görünüş olmadığını kanıtlamak zorundadır. Bu kavgada en büyük rakibi ise güzel Madison (Bella Thorne) olacaktır.

İşe önce traktör üretimiyle başlayan Ferruccio Lamborghini, hayatının aşkı ile evlenip, inandığı işi gerçekleştirebilmek için elindeki her şeyi satar. Lamborghini, Ferrari markasının kurucusu olan Enzo Ferrari ile birlikte araba yapmak ister ancak beklenmedik bir şekilde reddedilir. O anı milat olarak gören Lamborghini, Ferrari’den daha iyi araçlar yapmak için çalışmaya başlar. Bu durum onlar arasında hiç bitmeyecek bir rekabetin de başlangıcı olur.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir