
George Clooney
Bob Barnes

Bob Barnes emekliliği yaklaşmış, görev başındaki son günlerini masasında kahve içerek geçirmeyi planlayan tecrübeli bir CIA ajanıdır. Ancak kendisine yapılan bir teklif planlarını bozar. Prens Nasir suikastini düzenlerse terfi alarak emekli olma şansı yakalayacaktır.Nasir, İran Körfezi’ndeki doğalgaz ve petrol zengini bir ülkenin, tahta geçmesine kesin gözüyle bakılan karizmatik varisidir. Babasının politikalarından farklı tutumlar sergileyen genç prens, ülkesindeki doğalgaz çıkarma haklarını büyük bir Amerikan şirketinden alıp Çinlilere verince enerji piyasasında dengeler bozulur.Bryan Woodman piyasalarda yıldızı yükselen genç bir adamdır. Eşi ve çocuklarıyla katıldığı Prens Nasir’in davetindeki bir kazada küçük oğlunu kaybedince, durumu hafifletmek isteyen prensten beklenmedik bir iş teklifi alır.Trafik’le Oscar’a uzanan Stephen Gaghan’dan siyaset, güç ve bu çerçevede eriyip giden sıradan insanlar üzerine çarpıcı bir yapım.

George Clooney
Bob Barnes

Matt Damon
Bryan Woodman

Jeffrey Wright
Bennett Holiday

Chris Cooper
Jimmy Pope

Amanda Peet
Julie Woodman

William Hurt
Stan

Christopher Plummer
Dean Whiting

Alexander Siddig
Prince Nasir Al-Subaai

Kayvan Novak
Arash

Emir Vakit
Mohammed Sheik Agiza

Robert Foxworth
Tommy Barton

Nicky Henson
Sydney Hewitt

Nicholas Art
Riley Woodman

Steven Hinkle
Max Woodman

Daisy Tormé
Rebecca

Gerçek olaylara dayanan "Argo" altı Amerikalıyı kurtarmak için düzenlenen, İran rehine krizinin sahne arkasında ortaya çıkan ve halkın yıllar sonra öğrendiği gizli bir operasyonu anlatıyor. İran devriminin kontrol edilemeyecek noktaya ulaştığı dönemde, 4 Kasım 1979'da militanlar Tahran'daki ABD elçiliğine saldırırlar ve içeride bulunan 52 Amerikalıyı rehin alırlar. Ancak tüm bu kaosun ortasında altı Amerikalı kaçmayı başarır ve Kanada büyükelçisinin evine sığınır. Bulunmalarının ve büyük olasılıkla öldürülmelerinin an meselesi olduğunun farkında olan Tony Mendez (Ben Affleck) adında bir CIA "sızma" uzmanı altı Amerikalının ülkeden sağ salim çıkmasını sağlayacak riskli bir plan yapar. Böylesine inanılmaz bir plan ancak filmlerde olmaktadır...

Washington D.C.’deki bir gazetede muhabir olan Rachel Armstrong, bir CIA ajanını ifşa eder ve kaynağını ortaya çıkarmayı reddettiğinden hapse girer. Hapiste yaşamını devam ettiren Rachel, olayın sonuçlanması için mahkemede de de zorlu zamanlar geçirir.Rod Lurie’nin senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı film, zeki yapısıyla izleyici içine çeken bir kompozisyon oluşturuyor.

Eski bir barmen olan Robert Freegard, neredeyse on yıl boyunca bir İngiliz gizli servis ajanı gibi davranır. O, kurbanlarını IRA teröristlerinin avı olduklarına ikna etmeyi başarır. Büyük miktarda para karşılığunda Robert, kendisini MI5 üyesi olarak göstererek kurbanlarını korur. Ancak Robert'e aşık olan bir kadın, onun hayatının alt üst olmasını sağlar.

New York’lu kuzenler Vincent ve Anton büyük paralarla oynanan ve kazanmanın milisaniyelerle ölçüldüğü Yüksek Frekanslı Alım Satım oyununu oynamaktadır. Milyoner olma hayali kuran kuzenler Kansas’tan doğruca New Jersey’e uzanan bir fiber optik kablo döşemek isterler. Ancak hiçbir şey bu ikili için kolay olmayacaktır. Ekibin beyni Anton, üçkağıtçısı ise Vincent’tır. Kuzenler bu Don Kişotvari maceralarında birbirlerini ve etraflarındaki herkesi kırılma noktalarına getirirler. Güçlü, zehirleyici ve kendi çıkarları için başkalarını kullanan bir tacir olan eski patronları Eva Torres ise sürekli enselerinde bitmekte ve onları kendi oyunlarında yenmek için elinden geleni ardına koymamaktadır.


Rachel’a bir gün telefonda iki kelime söylenir: ‘Baban öldü.’ Bunun anlamı, Mossad ajanı olan Rachel’ın kimliğinin açığa çıkması demektir. Kendi teşkilatı için bile bir risk haline gelen Rachel, biriminin en iyi casusu olduğu için son bir görevde kullanılmak istenir. İran’da gizli bir göreve gitmek zorundadır ancak orada takip ettiği adama aşık olunca yalanlarla dolu dünyası bir kere daha alt üst olur. Kendini, sevdiğini, ülkesini ve masumların hayatını etkileyecek kararı vermesi gerekiyordur.

11 Eylül 2001'de Manhattan'daki Dünya Ticaret Merkezi kuleleri yerle bir edildikten sonra, yakın dünya tarihini değiştiren bu saldırıyı El-Kaide terör örgütü ve ABD'nin en azılı düşmanlarından biri olduğunu iddia eden Usame Bin Laden üstlenmişti. Önce Afganistan'da başlayan savaş, diğer Orta Doğu ülkelerine de yayıldı ve Pentagon saldırıların bir numaralı sorumlusu olarak gösterdiği Bin Laden'i köşe bucak aramaktan asla vazgeçmedi. Senaryosunun gerçeklere sadık kalarak kaleme alındığı filmde, Bin Laden'in saklandığı yeri tespit eden ve bu timin organizasyonunu yürüten Maya (Jessica Chastain) adlı CIA ajanı, böyle büyük bir operasyon ve bölge için oldukça genç olmasına rağmen, kendisine olan güveni ve üstün istihbarat başarısıyla Bin Laden'in yakalanmasını sağlıyor.

Devrimci-Sosyalist bir politikacı olan Dr.Lambrakis ,(Yves Montand)barış savunucularının gösterisinde devletin sağ kanadının organize ettiği bir suikaste kurban gider. Cinayetin hemen arkasından devlet ve ordu görevlilerinin yaptıkları tek şey, olayı örtbas etmek için gerekli delilleri ortadan kaldırmaktır. Fakat prosedür gereği açılan davaya atanan savcı, olayın derinlerine indikçe karşılaştığı akıl almaz gerçeklerle yılmadan tıpkı bir dedektif gibi araştırmasına devam eder. Ama bu araştırma sırasında karşısına çıkan engeller, devletin içinde tahmininden de derin makamlardan gelecektir. Jean-Louis Trintignant'ın bir savcıyı ve Yves Montand'ın da solcu bir partinin önde gelen temsilcilerinden birini canlandırdığı filmde barışın önemi, faşist çeteler ile hükümet içindeki güçlerin ilişkisi bağlamında derin devlet sorunsalı irdelenmektedir.

Jack Ryan (Ben Affleck), CIA uzmanı olarak, üçüncü dünya savaşını çıkartmaya çalışan ve ellerinde bir nükleer bomba bulunan teröristleri engellemeye çalışmaktadır. Teröristlerin amacı, bombayı patlatmak ve bunu Rusların yaptığı izlenimi bırakarak Amerika'nın karşılık vermesini sağlamaktır. Tom Clancy'nin popüler romanından uyarlanan film, özellikle içerdiği nükleer patlama sahnesi ve Amerikan başkanının yaralı görüntüleri yüzünden Beyaz Saray'dan çok tepki topladı.

Takip, analog sırlar ve dijital dünya arasında zekice kurgulanmış bir kedi-fare oyunu… Tom, yozlaşmış şirketlerle sorun yaşayan muhbirlere kazançlı anlaşmalar sağlama konusunda uzmanlaşmış, dünya çapında bir arabulucudur. Saat gibi işleyen gizli planlamaları, onun çalışma yönteminin en kritik parçasıdır. Fakat Sarah adlı bir potansiyel müşteri, Tom’un hiçbir saniyesini şansa bırakmadığı titiz pazarlık sürecinde bazı açıklara sebep olur ve ikisinin de hayatını tehlikeye atar.

Jason Bourne’in tek isteği ortadan kaybolmaktır. Ancak kaybolmayı başaramadığı gibi kendisini yaratanlar tarafından ele geçirilir. Hafızasını ve sevdiği tek insanı kaybetmiş olan Jason Bourne, iyi eğitimli yeni kuşak katillerin yoğun ateşi altındadır. Artık sadece tek bir hedefi vardır: Başlangıca dönmek ve kendisinin kim olduğunu bulmak.

El Kaide'nin üst düzey kadrosundan bir ismin peşine düşme görevi, Irak'ta deneyimli eski bir gazeteci olan Roger'a verilir. CIA'in görevlendirdiği Roger, bu konuda çok yenidir ve alışık olmadığı şiddet dolu bir dünya ile karşılaşacaktır.

Oscar'lı oyuncu Ben Affleck’in ilk yönetmenlik sınavı olan bu filmde Boston yeraltı dünyasının en çirkin, en tehlikeli/belalı kesimlerinde kaçırılan küçük bir kız çocuğunu bulmaya çalışan iki dedektifin öyküsü anlatılıyor.Film, “Mystic River”ın da yazarı olan Dennis Lehane’nin romanından uyarlanmış, senaryosunu ise Ben Affleck ile Aaron Stockard birlikte oluşturmuşlar.

Çin gizli servisinin bir mensubu, özel görevle Paris'e gönderilir. Burada, cinayeti de içeren bir dizi karmaşık olayla karşılaşır. Kahramandan ziyade anti-kahramana yakın bir portre çizen adamımız, bir sır yumağını çözmek yolunda Paris'in altını üstüne getirecektir. Filmde, çocuğunu arayan Nebraskalı bir kadın rolünde karşımıza çıkan Bridget Fonda'dan tutun da, Paris'i bir fon olarak kullanmaktan öte amaç gütmeyen sahnelerine kadar herşey, ayağı yere basan bir senaryonun gerektirdiklerine alabildiğine uzak. Diyebiliriz ki senarist ve yapımcı kimliğiyle filme damgasını vuran Luc Besson, Jet Li'li güzel dövüş koreografileri dışında pek bir şeye aldırmadan, kung-fu motiflerinin olabildiğince çoğunu içeren bir film çekmiş... Çok aksiyon, çok Paris, çok abartı...

1980'lerin Bağdat'ı… Cepheden, Saddam Hüseyin'in sarayına çağrılan Iraklı teğmen Latif Yahya'ya, Saddam Hüseyin'in ehlikeyif, sadist, seks, şiddet ve eğlence düşkünü, "Kara Prens" lakaplı oğlu Uday Hüseyin'in dublörü olması emredilir Kendini kraliyet ailesinin üst kademelerinde bulan; Uday Hüseyin gibi yürümeyi, konuşmayı ve davranmayı öğrenen Yahya gerçek kişiliğinden ödün vermek zorunda kalır.

Çok tehlikeli görevlere çıkan bir ekip… Teğmen Jordan O’Neill, bu ekibe alınan tek kadın olarak tartışılmaktadır. Henüz erkeklerin bile iyi bir şekilde adapte olamadığı bir bölükte bir kadının barınabilmesi çok tehlikeli görülmektedir. Birliğin bir süre sonra başlayacak eğitimleri bile askerleri bir cehennemin içerisine bırakacaktır. Jordan’ın bu süreçten sağlam bir psikolojiyle çıkması mucizevî olacaktır. Eğitim henüz tamamlanmadan birliğin karşısına tamamlanılması gereken acil bir görev çıkar. Bu Jordan’ın kendisini ispatlayabilmesi için eşsiz bir şanstır. Sinemanın halen en heyecan verici yönetmenlerinden biri olarak anılan Ridley Scott’ın 90’lar döneminden olan G.I Jane’in başrolünde Demi Moore var. Moore’a Viggo Mortensen, Anne Bancroft ve Jason Beghe gibi isimler eşlik ediyor.

Upton Sinclair’in “Petrol-Oil!” adlı romanından uyarlanan filmin konusu, 20. yüzyılın başlarında geçer. Aile çiftliği arazisinde petrol çıkartma haklarını almasıyla birlikte servetini hızla katlayan bir işadamı ile (Daniel Day-Lewis), kısa sürede gelişip kalkınan kasabanın karizmatik genç rahibinin (Paul Dano) paralel öyküsü anlatılır. Güney Kaliforniya’da petrol bulunmasının ardından ortaya çıkan tablo, daha önceki yıllardaki “Altına Hücum” olgusunun eşdeğeridir. İşadamının Amerikan Rüyası kavramının farkına varması ve Amerikan Rüyası tarafından yok edilmesiyle birlikte filmin öyküsü hırs ve inançların irdelemesine dönüşür.

Los Angeles, 2008. Şehir, sosyal, ekonomik ve çevresel bir felaketin eşiğinde duruyor. 4 Temmuz kutlamaları için hazırlıklar son 3 gününe girmiştir. Hafıza kaybı sorunu yaşayan Boxer Santaros'un yolu, kendi TV programını hazırlamaya çalışan yetişkin filmlerinin ünlü oyuncusu Krysta Now'la ve polis Hermosa Beach'le çakışır.

Eski BBC muhabiri ve gazeteci Robert Harris'in 2007 tarihli tartışmalı “The Ghost” isimli romanından uyarlanan filmde yetenekli bir Hayalet Yazar eski İngiliz Başbakanı Adam Lang'ın anılarını kaleme alma işini kabul eder ve bir anda kendini seks ve politika dolu entrikaların içinde bulur. Yazar, politikacının geçmişini eşeledikçe uluslararası ilişkileri sonsuza dek etkileyecek sırları keşfedektir.

West Coast Üniversitesi’ndeki iki öğrenci Arian ve Ernest idealist profesörleri Dr. Stephen Malley’in tavsiyelerini takip ederek edindikleri ilham ile hayatlarında önemli şeyler yapmaya çabalamaktadırlar. Bunun üzerine iki genç, Afganistan’daki savaşa katılmaya karar verirler. Arian ve Ernest Afganistan’da hayatta kalma savaşı verirlerken, başka hikayeler de işin içine girer.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir