
Leonardo DiCaprio
Roger Ferris

"Kimseye güvenme. Herkesi oyuna getir."
El Kaide'nin üst düzey kadrosundan bir ismin peşine düşme görevi, Irak'ta deneyimli eski bir gazeteci olan Roger'a verilir. CIA'in görevlendirdiği Roger, bu konuda çok yenidir ve alışık olmadığı şiddet dolu bir dünya ile karşılaşacaktır.

Leonardo DiCaprio
Roger Ferris

Russell Crowe
Ed Hoffman

Gülşifte Farahani
Aisha

Mark Strong
Hani

Ali Süleyman
Omar Sadiki

Oscar Isaac
Bassam

Simon McBurney
Garland

Lubna Azabal
Aisha's Sister Cala

Michael Stuhlbarg
Ferris' Attorney

Mehdi Nebbou
Nizar

Michael Gaston
Holiday

Alon Aboutboul
Al-Saleem

Vince Colosimo
Skip

Qais Nashif
Mustafa Karami
Ghali Benlafkih
Aisha's Nephew Rowley

Film, 80’de Beyrut’ta arkadaşı kaçırılan bir diplomatın arkadaşını kurtarma çabalarını anlatacak.

Will Gerard (Nicolas Cage) kendini gerçekleştirmiş bir Amerikan rüyası gibidir. Mesleğini çok seven Will okulunda oldukça başarılı bir İngilizce öğretmenidir. Mutlu bir evlilik süürdürdüğü güzel eşi Laura (January Jones) ise saygın bir müzisyendir. Yaşamları konserler, mangal partileri hatta satranç turnuvalarıyla geçmektedir. Fakat bu mutluluk tablosu bir gece yaşadıkları korkunç bir olay sonrası yerle bir olur. Laura prova çıkışı cinsel saldırıya uğrar ve çok ağır yaralanır. Hastane içinde eşi için koştururken Will’in yanına hoş görünümlü bir adam (Guy Pearce) yaklaşır. Adam sistem olağan işleyişini ve mahkemelerde yıpranmak yerine kendi adaletini sağlaması için Will'e yardım edebileceğini söyler. Çok kısa sürede karar veren Will teklifi kabul eder ve kendisini yasa dışı yollarla düzeni sağlamaya çalışan bir yeraltı örgütünün içinde buluverir...

Berlin ve Cannes'dan ödülle dönmüş sıradışı bir gerilim/macera… Güney Amerika'daki gözden ırak bir kasabada sıkışıp kalmış dört yabancı; Fransız Mario ile M Jo, Alman Bimba ve İtalyan Luigi… Ülkelerinden kaçmış bu dört adamın tek bir kurtuluş yolu vardır; her an patlamaya hazır iki kamyonu zamanında yerine ulaştırmak!

Film, El-Kaide saflarında savaşacak insan temin ettiği, 11 Eylül saldırılarını gerçekleştirenleri de kendisinin El-Kaide'ye dahil ettiği suçlamalarıyla yakalanan fakat sağlıklı bir yargılama süreci görmeden 14 yılı aşkın bir süre Guantánamo'da tutulan Mohamedou Ould Slahi'nin gerçek hikâyesinden uyarlandı.

Washington D.C.’deki bir gazetede muhabir olan Rachel Armstrong, bir CIA ajanını ifşa eder ve kaynağını ortaya çıkarmayı reddettiğinden hapse girer. Hapiste yaşamını devam ettiren Rachel, olayın sonuçlanması için mahkemede de de zorlu zamanlar geçirir.Rod Lurie’nin senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı film, zeki yapısıyla izleyici içine çeken bir kompozisyon oluşturuyor.

CIA ajanı Court Gentry, sessiz ve profesyonel suikastleriyle yaşayan bir efsaneye dönüşmek üzeredir, ancak üstleri tarafından verilen bir kararla avlayandan avlanana dönüşür. Court Gentry'nin kendine kurulan komployu açığa çıkarması ise çok uzun sürmeyecektir. Her şeye rağmen müşterisinin hayatını kurtarmaya çalışan Gentry, eş zamanlı olarak kendi ailesinin emniyette olmasını da sağlamak zorundadır.

Bob Barnes emekliliği yaklaşmış, görev başındaki son günlerini masasında kahve içerek geçirmeyi planlayan tecrübeli bir CIA ajanıdır. Ancak kendisine yapılan bir teklif planlarını bozar. Prens Nasir suikastini düzenlerse terfi alarak emekli olma şansı yakalayacaktır.Nasir, İran Körfezi’ndeki doğalgaz ve petrol zengini bir ülkenin, tahta geçmesine kesin gözüyle bakılan karizmatik varisidir. Babasının politikalarından farklı tutumlar sergileyen genç prens, ülkesindeki doğalgaz çıkarma haklarını büyük bir Amerikan şirketinden alıp Çinlilere verince enerji piyasasında dengeler bozulur.Bryan Woodman piyasalarda yıldızı yükselen genç bir adamdır. Eşi ve çocuklarıyla katıldığı Prens Nasir’in davetindeki bir kazada küçük oğlunu kaybedince, durumu hafifletmek isteyen prensten beklenmedik bir iş teklifi alır.Trafik’le Oscar’a uzanan Stephen Gaghan’dan siyaset, güç ve bu çerçevede eriyip giden sıradan insanlar üzerine çarpıcı bir yapım.

After learning that the death of his wife was not an accident, a former CIA Station Chief is forced back into the espionage underworld, teaming up with an adversary to unravel a conspiracy that challenges everything he thought he knew.

New York'ta uluslarası bir uyuşturucu kaçakçılığı olayını araştıran bazı İngiliz ajanları esrarengiz şekilde öldürülür. Bütün cinayetler, Harlem'li bir suç lordu olan Mr.Big ve bir diplomat olan Katanga'yla bağlantılı gözükmektedir.Olayı araştırması için James Bond New York'a gönderilir. Daha şehre geldiği anda Mr. Big'in adamları tarafından öldürülmeye çalışılan Bond, bu saldırıdan kurtulur ve kendisini öldürtmek isteyen Mr. Big'i araştırırken milyarlarca dolarlık dev bir uyuşturucu operasyonunun merkezinde olduğunu anlar.

Rachel’a bir gün telefonda iki kelime söylenir: ‘Baban öldü.’ Bunun anlamı, Mossad ajanı olan Rachel’ın kimliğinin açığa çıkması demektir. Kendi teşkilatı için bile bir risk haline gelen Rachel, biriminin en iyi casusu olduğu için son bir görevde kullanılmak istenir. İran’da gizli bir göreve gitmek zorundadır ancak orada takip ettiği adama aşık olunca yalanlarla dolu dünyası bir kere daha alt üst olur. Kendini, sevdiğini, ülkesini ve masumların hayatını etkileyecek kararı vermesi gerekiyordur.

19 yaşındaki bir genç kızın trajik cinayeti, hâlâ Boston'da yaşayan üç çocukluk arkadaşını yeniden bir araya getirir: Kurbanın mafya olan babası, bir dedektif ve her ikisinin de kızı öldürdüğünden şüphelendiği sorunlu bir adam.

Martin ve Rodie bir hastanenin kanser hastalarına ayrılan odasında ilk kez karşı karşıya gelirler. İkisi de çok ciddi kanser hastasıdır. Yaşamlarının son günlerini bir hastanede gözlem altında geçireceklerdir. Martin kabına sığmayan dinamit gibi bir gençtir. Ölümünün çok yaklaştığını bildiği için bu son günlerini çok hareketli yaşamaktadır. Kendi halinde bir tip olan Rodie'yi de bu düşüncesine ortak eder. Öbür dünyada cennete gideceklerinden kuşkuludurlar. Ama bu dünyada cenneti yaşamaya bakacaklardır. Yaşamlanının son günlerinde cennetin kapısını çallacaklardır. Serüven bir füze hızıyla başlar. Çaldıkları Mercedes Cupe otomobilin içinde bir uyuşturucu kaçakçısının 1.000.000 DM. dolu çantası vardır. 1.000.000 Markla neler yapılmaz ki...?

Saatli bomba gibi patlamaya hazır, uykusuzluk çeken bir adam ile tekinsiz bir sabun satıcısı; ilkel erkek saldırganlığını şok edici yeni bir terapi yöntemine dönüştürür. Kurdukları bu fikir hızla yayılır ve her şehirde yeraltı "dövüş kulüpleri" kurulmaya başlar ta ki egzantrik biri yollarına çıkıp yok oluşa doğru giden, kontrolden çıkmış bir sarmalı tetikleyene kadar.

Serseri ruhlu Joe, 1950'lerin İskoçya'sında, Glaskow ile Edinburgh arasında çalışan mavnalardan birinde iş bulur. Mavnanın sahibi Les ile arkadaş olur ve birlikte vakit geçirmeye başlarlar. Bu arada Les'in karısı Ella'yı baştan çıkarmaktan da kendini alamaz.Joe ve Les'in, bir akşam üzeri suda rastladıkları genç bir kadın cesedi üzerine polis soruşturma açar. Joe'nun Cathie isimli bu kadınla bir geçmişi olduğu anlaşıldığında, Ella ile ilişkisi de tutkulu bir hal almaya başlamıştır.İskoçya'nın Beat edebiyatının en kayda değer ismi, şüphesiz, Alexander Trocchidir. Ödüllü yönetmen David McKenzie'nin, yazarın kültleşmiş romanından yaptığı bu uyarlama, David Byrne'ın müzikleriyle süslenmiş. Ewan McGregor ile Tilda Swinton başrollerde.

San Fernando Valley'de sıradan bir günde ölmek üzere olan bir baba, genç karısı, bir erkek bakıcı, kaybolmuş ünlü bir oğul, aşık bir polis, dahi bir çocuk, eskiden dahi bir çocuk olan bir adam, bir şov programı sunucusu ve yabancılaşmış bir kız bir hikayenin farklı parçalarında yerlerini alacaklardır. Bu insanlar, unutulmaz bir heyecanla sonlanacak bu gün içinde, şans, hareket, geride bırakılan zaman ve rastlantılar yumağında adeta birbirlerinin hayatlarının içinden zikzaklar çizerek geçecek ve birbirlerini çözümleyeceklerdir.

Dünya Savaşı sırasında hüküm giymiş bir Nazi savaş suçlusunun kızı olan Alicia'yla Amerikan Hükümeti adına casusluk yapması için temasa geçilir. Aşk, gerilim ve tutku gibi Hitchcock temaları etrafında dönen film, ustanın en iyi filmlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Film diğer Hitchcock filmleri gibi gerilim türünde olsa da; alt metin olarak asıl aşkı ele alıyor. Filmde Grant, ajan rolünde; Bergman da Almanya vatandaşı olan, babası kirli işlere karışmış, babasının yaptığı pis işleri öğrendiğinde Amerika hükümetine çeteye sızan birini canlandırıyor.

CIA çalışanı Nathan Muir ve çömezi Tom Bishop, bir zamanlar ayrılmaz bir ikiliyken tüm dünyayı dolaşıp yaşanabilecek her şeyi tatmışlardır. Vietnam'dan Berlin'e, oradan Beyrut'a dek... Tehlike ve belirsizliğin birbirine yakınlaştırdığı bu iki insan, karşılıklı saygı ve sevgi ile sıkı sıkıya bağlanmışlardı. Şimdi 1991'de, ajanlıktan emekli olmanın ucundaki Muir, Bishop'un suçlu duruma düştüğünü öğrenir. Eğer harekete geçmezse, bir zamanlar her şeyi öğrettiği en yakın dostu ve çalışma arkadaşı başka bir ülkede casuslukla suçlanacaktır ve 24 saat içinde de ölecektir. Muir'in son görevi, aynı zamanda şimdiye kadar ki en tehlikeli ve kişisel görevi olacaktır. Robert Redford ve onun halefi olarak gösterilen Brad Pitt ikilisini bir araya getiren Spy Game, yönetmen Tony Scott'ın aksiyonu başarı ile yönettiği filmlerinden biri.

Levon Cade, eski bir Kraliyet Deniz Komandosu'dur ve artık inşaat işçisi olarak sakin bir yaşam sürmektedir. Ancak patronunun genç kızı Jenny'nin insan kaçakçıları tarafından kaçırılmasıyla birlikte, Levon eski yeteneklerini kullanmak zorunda kalır. Jenny'yi bulmak için çıktığı bu yolculuk, onu büyük bir yolsuzluk ve hükümet ajanlarının insan kaçakçılığına karıştığı bir komploya götürür.

Veronica Guerin, gerçeği ararken her şeyi riske atan bir gazeteci hakkında aksiyon dolu ve eleştirmenler tarafından beğenilen gerçek bir hikaye.

Oscar ödüllü oyuncu ve yönetmen Robert Redford'un yaşanmış bir öyküden yola çıkarak çektiği bu film, babalar ve oğullarını konu alır. Sevginin varolduğu ama duyguların açığa vurulmadığı bir ailede yetişen iki erkek kardeş, Norman ve Paul, kendilerine farklı yollar çizme çabasındadırlar. Kuralcı bir din adamı olan babalarıyla çıktıkları balık avları onları doğaya yakınlaştırsa da birbirlerini tam olarak anlamalarına yardımcı olamaz. Sonunda iki genç babalarına baş kaldırır; Norman eğitimine evden uzakta bir üniversitede devam eder, Paul ise Montana'da kalır ancak içki ve kumar dolu yıkıcı bir yaşam sürer. Aradan geçen yıllar aile bağlarını zayıflatsa da, onların hikâyesindeki ipuçları hala balık avlama sanatının gizeminde yatar. Montana'da büyüleyici manzaralar eşliğinde anlatılan bu şiirsel öykü, hayatın ritmini yakalıyor. Yönetmen Redford, kendi duygularının derinliğini yansıtamayan insanların hislerini bu filmde başarıyla aktarıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.



0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir