
Tom Sandoval
Peter Metus

A chilling horror anthology comprising five short stories, penned by an unlikely group of aspiring writers, in Sugarton - a small town plagued by the apparent return of an infamous serial killer, dubbed "Cutthroat." They've come to share their scary stories (with each other and the bookstore owner, Peter, who leads the group), but soon discover they've become the stars of a sick killer's own twisted tale.

Tom Sandoval
Peter Metus

Charlotte Lilt
Claire / Anne / Little Girl Voice

Michelle Palermo
Naomi / Cameron

Michael C. Alvarez
Diego / Will

Ethan Drew
Mikey / Daniel

Jason Wiechert
David / Adam
Desiree Srinivas
Jasmine

William Kenny
Kyle

Richard Lippert
Priest / The Count

Jose Rosete
Hal

J. Roppolo Jacobs
Faith
Kelcie Weber
Sarah
Brad Grubenhoff
Russell
Shellie Ulrich
Mary-Lynn

Jigsaw geri döndü. Muhteşem ve dengesiz suç dehası, ölüm kalım meselesi korkunç oyunlarla yeniden karşımızda. Jigsawıun işiymiş gibi görünen yeni bir cinayet kurbanı bulunduğunda, Dedektif Eric Matthews soruşturma başlatır ve hiç çaba harcamadan Jigsaw'u ele geçirir. Ama yakalanmak da Jigsaw'un planının parçasıdır. Sekiz kurban daha canları pahasına mücadele etmektedir ve Mathews'in da oyuna katılma vakti gelmiştir.

Zeb Fowler kasabanın cenaze işleri ile uğraşmaktadır ve evinin arka bahçesini bir mezarlığa dönüştürmüştür. Fowler çiftinin Bobby isimli oğlu, öyle biçimsiz bir yüze sahiptir ki sürekli bir kefenin altına gizlenerek dolaşır. Bobby sekiz yaşına geldiğinde ortadan kaybolur ve uzun yıllar sonra Fowler çifti evlerinde ölü bulunur. İkisinin de yüzleri vahşice parçalanmıştır. Kasaba halkı, Bobby'nin ölmediğine inanmaktadır. Bugün ise Fowler Cenaze Evi, kābusları süsleyecek haldedir. Mezarlık bataklığa dönüşmüş ve evin her tarafı siyah küfle kaplanmıştır. Tabutlarla dolu bu çürüyen evde, ölüm kol gezmektedir. Evin yeni sabipleri Doyle ailesidir. Başlarına gelecek korkunç olaylardan habersiz Leslie ve Jonathan Doyle, iki çocuklarıyla birlikte Fowler Cenaze Evi'ne taşınır. Çok geçmeden Fowler ailesinin başına gelenleri öğrenecek ve bu evi mesken tutmuş şeytani güçler ile karşı karşıya geleceklerdir.

Five train passengers are joined by a mysterious fortuneteller who offers to read Tarot. A quintet of stories unfold: an architect returns to his ancestral home to find a vengeful werewolf; a doctor suspects his new wife is a vampire; an intelligent vine takes over a house; a jazz musician plagiarises music from a voodoo ceremony; and a pompous art critic is pursued by a disembodied hand.

A woman wakes up injured in a basement surrounded by corpses. To survive, she pretends to be dead while a grotesque ritual unfolds in the house above.

Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.

Ünlü bir korku romanları yazarı olan H.P. Lovecraft'ın uzun süredir aradığı Necronomicon (Ölülerin Kirabı) adlı kitabı Amerika'da keşişlerce korunan bir manastırda bulmasından sonra insanlardan saklanan kitaptaki öyküleri okumaya başlamasıyla başından geçen olaylar anlatılıyor.


A series of down-on-their-luck individuals enter the decrepit and spine-chilling Rialto theater, only to have their deepest and darkest fears brought to life on the silver screen by The Projectionist – a mysterious, ghostly figure who holds the nightmarish futures of all who attend his screenings.

Sienna ve erkek kardeşi Jonathan, Art the Clown'ın Halloween katliamından sağ kurtulduktan sonra hayatlarını yeniden inşa etmeye ve geçmişin dehşetini geride bırakmak için uğraşırlar. Ancak, sonunda güvende olduklarını düşündükleri bir anda Art geri döner ve Noel'i tam bir kabusa çevirmeye kararlıdır.

Hollywood hayalleri olan bir grup gençten oluşan bir film ekibi, yetişkin filmi çekmek için Teksas'ın derinliklerindeki uzak bir çiftlik evine gider. Ekip, yaşlı bir çiftin evinde çekime başlar. Ancak çok geçmeden kendilerini hayatları için verdikleri umutsuz bir mücadelenin içinde bulurlar.

Camp Crystal Lake on yıllar önce esrarengiz cinayetlerin yaşandığı, terkedilmiş bir gençlik kampıdır. Bir girişimci kampı tekrar hizmete açmaya karar vererek yakışıklı delikanlılar ve güzel genç kızlardan oluşan bir kadroyu işe alır. Bir yağmur fırtınası kampı dünyanın geri kalanından soyutladığında korkunç ölümler başlar. Gençler sırayla, korkunç derecede yaratıcı şekilde cinayete kurban gitmektedir.

İki köylüyü öldürdükten sonra ormanda dolaşan canavar, yakalanıp hapse atılır. Zincirlerini kırarak kaçar ve kör bir keşişle (O.P. Heggie) karşılaşır. Keşiş, keman çalarak canavarı sakinleştirir ve konuşmayı öğretir. Ancak iki avcının keşişin kulübesine gelmesiyle canavar mezarlığa kaçar. Burada, eksantrik bilim insanı Dr. Pretorius (Ernest Thesiger) ile karşılaşır. Pretorius, canavara bir eş yaratmak için Dr. Henry Frankenstein'ı (Colin Clive) ikna etmeye çalışır. Frankenstein başta reddetse de, canavarın eşi Elizabeth'i (Valerie Hobson) kaçırmasıyla fikrini değiştirir. Yaratılan eş (Elsa Lanchester), kabarık saçlı grotesk bir güzelliktir, ancak canavarı görünce çığlık atarak reddeder. Canavar, laboratuvarı yok ederek kendini, eşini ve Pretorius'u öldürürken, Frankenstein'ların kaçmasına izin verir. Elsa Lanchester, hem canavarın eşini hem de romanın yazarı Mary Shelley'yi canlandırıyor.

Sweeney Todd İngiltere'de berberlik yaparak yaşamını sürdüren, çok güzel bir eşi olan, hayata umutla bakan bir adamdır. Fakat kasabanın önde gelenlerinden birinin güzel eşinde gözü vardır. Yersiz bir suçlama ile hapse atılır ve ardından sürgüne gönderilir. Hayatı darmadağan olan Sweeney Todd kurtulup geri dönmek ve intikam almak için yemin eder. Yıllar sonra geri geldiğinde her şey çok değişmiştir fakat onu hatıralar içerisinde sabırla bekleyen biri vardır, Bayan Lovett... Şeytan Berber Bayan Lovett'ın da yardımıyla suçluyu bulana kadar acımasız bir cellada dönüşecektir; bu arada kasabayı birbirinden güzel kek ve çörek kokuları kaplarken şüphelenmek kimsenin aklına gelmeyecektir...

Sidney Prescott, üniversiteye gittiğinde, hayatını paramparça eden şok edici cinayetleri sonunda geride bıraktığını düşünüyordu. Taklitçi bir katil dizinin gerçek hayattaki devamını oynamaya başlayana kadar. Şimdi, tarih kendini ürkütücü bir şekilde tekrar ederken, hırslı haber muhabiri Gale Weathers, polis memuru Dewey ve diğer “Scream” kazazedeleri, kendilerini, kimsenin güvende ya da şüphe edilmeyenler arasında olmadığı, korkunç derecede zekice kurgulanmış bir hikayede mahzur kalmış bulurlar.

Sidney Prescott, güvenli bir şekilde korunarak inzivada yaşarken, korkunç Greensboro cinayetlerine dayanan filmin en son bölümü “Stab 3”ün Hollywood setinde cesetler etrafa doluşmaya başlar. Sürekli artan dehşet sonunda onu saklandığı yerden çıkardığında, Sidney ve Greensboro’dan kurtulan diğerleri, bir kez daha bir korku filmi karmaşasının sinsi oyunu içine çekilirler. Ancak tam da nasıl kurallara göre oynayacaklarını bildiklerini düşündükleri anda, bütün kuralların yıkıldığını fark ederler.

Küçük bir kasaba şerifi ve beceriksiz yardımcılarının, dolunayda işlenen bir dizi vahşi cinayeti çözmeleri gerekir. Katili yakalama uğruna kendini yiyip bitiren Şerif, bir yandan da kurt adam diye bir şeyin var olmadığına kendini inandırmakta zorlanır.

Jack Nance'in canlandırdığı Henry Spencer'ı yeri tanımsız bir "endüstriyel çöl"ün kabus gibi atmosferinde gelişen bir dizi olayın merkezindeki özne olarak takip ediyoruz. Geçmiş bir ilişkisi esnasında partneri Mary'nin hamile kaldığını öğrenen Spencer, onu kendi küçük evine getirir. Burada mutant, sürüngen benzeri bir yaratık dünyaya getiren Mary'nin evden kaçmasıyla Spencer; evde "bebek", radyatörün arkasında hayali bir sahnede gördüğü kadın ve kendisini baştan çıkarmaya çalışan karşı komşusu ile başbaşa kalır.

Küçük kasabalarında bir dizi gizemli ölüm yaşandıktan sonra, Sidney Prescott’ın önderliğindeki sıra dışı bir grup arkadaş, maskeli bir katilin hedefi haline gelir. Ceset sayısı artmaya başlayınca, Sidney ve arkadaşları kendilerini korku filmlerinin “kurallarını” düşünürken bulurlar, çünkü kendileri gerçek hayatta bir korku filmini yaşıyorlardır.

Korku gerilim edebiyatının en başarılı yazarlarından Stephen King'in yazdığı ve başıboş dolaşan bir kedinin, tuhaf bir şekilde birbirine bağladığı üç garip hikayeden oluşan filmin yönetmeni, Lewis Teague (Cujo, The Jewel of the Nile) ilk hikayede sigara bağımlısı Dick Morrison, (James Woods) bu zararlı alışkanlığından kurtulabilmek için Quitters Inc adlı bir şirkete başvurur ve onlardan bu konuda kesin garanti alır. Eğer müşterileri bu konuda başarılı olamazsa, şirketin acımasız radikal yöntemleri devreye girmektedir! İkinci hikaye bir bahisle ilgili. Şanssız bir kumarbaz (Robert Hays) 30 katlı bir binanın etrafında, bir karıştan dar bir pervazın üzerinde yapılacak bir gezintisine bahse girmeye zorlanır. Son hikayede ise esrarengiz bir kedi ufak bir kız çocuğunu (Drew Barrymore) şeytani güçlere sahip cüce bir cinden kurtarır.

Kayıp bir öğrenciyi arayan iki özel dedektif, öğrencinin evine zorla girer ve bir VHS kaset koleksiyonu bulurlar. Her kasetin korkunç içeriğini izledikçe, öğrencinin ortadan kaybolmasının arkasında karanlık nedenler olabileceğini fark ederler.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir