
Ricardo Darín
Esteban Espinosa

Epilepsi hastası olan utangaç tahnitçi Espinosa, mükemmel bir suç işlemenin hayalini kurar. Bir av gezisi sırasında yanlışlıkla şaibeli bir karakteri öldürdüğünde bu şansı beklenmedik bir şekilde yakalar. Kurban, kumarhane kârlarını taşıyan bir zırhlı aracı soymayı planlamıştır ve Espinosa bu planı devralır. Ancak suç dünyasındaki deneyimsizliği ve hastalığı, hayatını gerçek bir tehlikeye atar.

Ricardo Darín
Esteban Espinosa

Dolores Fonzi
Diana

Pablo Cedrón
Sosa

Nahuel Pérez Biscayart
Julio

Jorge D'Elía
Uriel

Alejandro Awada
Sontag

Rafa Castejón
Vega
Manuel Rodal
Carlos Dietrich

Walter Reyno
Montero
Alejandro Gancé
Daniel Alejandro Ovando

Guido D'Albo
Hotel administrator
Daniel Delevin
Eva
The dog
Tatiana Saphir
Prostitute

Ünlü ve çok güzel bir aktris sayılan Anna Fritz (Alba Ribas), beklenmedik bir tarzda gözlerini yummuştur. Cesedinin bulunduğu hastanede görev yapan Pau, cesedin fotoğrafını görüntüleyip yakın arkadaşını morga davet eder. Anna’nın hala yok olmamış güzelliğinden çok şahane bulan gençler, cenazeden önce onun cansız bedenine sahiplik etmek isterler. Ancak hiç tahmin etmedikleri korku dolu bir maceraya atılmak üzeredirler...

Alaska'da bulunan bir yerleşim biriminde gerçekleşen üç cinayet vakası civar eyaletleri de tedirgin etmeye yetmiştir. Sam, emekli bir rodeo şampiyonudur ve kariyerini artık bir otel işletmecisi olarak sürdürmektedir. Elwood, kasabaya gelir gelmez Sam'in oteline yerleşir. Elwood'un sakladığı bir şeyler olduğunu sezen Sam, genç misafirini daha yakından tanımaya karar verir ancak tanıdıkça öğreneceği şeyler, Sam'in hayatını tepetaklak edecektir.

22 Ağustos 1972 tarihinde John Wojtowicz ve Salvatore Naturile bir Brooklyn bankasında yaptığı soygundan esinlenen filmde, Sonny ve Salvatore, Brooklyn'deki bir Tasarruf Bankası'nı soymaya kalkışırlar. Hızla kötüye giden ve bir rehine krizine dönüşen durumuna polis müdahale eder. Sonny'in kısa sürede bitirmeyi planladığı soygun bir medya sirkine dönüşecektir.

Betty Elms, ünlü bir oyuncu olabilmek umuduyla geldiği Los Angeles'ta, Kanada'ya taşınmaya karar veren teyzesinin yaşadığı apartman dairesine taşınır. Daireye yerleşmek için geldiğinde bir trafik kazası geçiren ve hafızasını kaybettiği için orada saklanan Rita'yı bulur. Betty kendisi ile ilgili her şeyi unutmuş bu kadına yardım etmeye karar verir. Bilinç ve bilinçaltı birbirlerine karışır. Bütün bu hayatlar birbirine girer.

Oldukça yetenekli olmasına karşın işine karşı hiçbir ruh beslemeyen bir fotoğrafçı, amaçsız bir şekilde bir çok insanın ya da modelin fotoğrafını çekmektedir. Bir gün parktaki bir çiftin fotoğrafını çeker. Eve dönüp karanlık odada fotoğrafı büyütünce hiç farketmediği bir durum dikkatini çekiverir. Fotoğraf karesi, işlenen bir suçun en çarpıcı kanıtı olmuştur * Bir şeyin gerçek olup olmadığını nesnel kanıtlarla değil, gerçekliğini savunan kişinin inancıyla ölçülebileceğini anlatan film, muhakkak izlenmesi gereken başarılı bir yapım. Usta yönetmen Michelangelo Antonioni'nin başyapıtlarından biri sayılan Blowup, zenginlik ve şöhretin insanın yalnızlığına ve ruhunun ihtiyaçlarına çözüm sağlayamayacak değerler olduğunu anlatan önemli bir yapım olarak sinema tarihinde yerini alıyor * Öncelikle bu filmi bütünlemesine anlamak için Julio Cortazar'ın aynı isimdeki öyküsünü okumalısınız

Charlie, barlarda piyano çalarak hayatını kazanmaya çalışan bir piyanisttir. En büyük sorunlarından biri mafyayla başı derde giren kardeşi Chico'dur. Kardeşini bu belalı adamlardan kurtarmak için ona yardım eden Charlie, bu sefer de kendisini büyük bir belaya bulaştırır. Kardeşine yardım etmesinden dolayı, bu sefer de mafyanın kendi peşine düşmesi ile sıkı bir mücadelenin içine girer. Bu mücadelede ona en çok desek veren de piyano çaldığı barda çalışan Lena'dır. Lena'nın Charlie'ye duyduğu büyük aşk, tüm tehlikelerine rağmen sevdiği adamın yanında olmasını sağlar. İkilinin gittikçe artan yakınlaşması ile Charlie'nin geçmişi hakkındaki bazı gerçekler de ortaya çıkacaktır. Charlie, acaba gerçekten Charlie değil midir?

Hayatta hiçbir şey ilk bakışta zannedildiği gibi değildir. Bu bazen iyi bazen kötü de olabilir elbette. Film, hileli oyunlarla gelişen insan aklını kışkırtan çağrışımlar yüklü bir kurguya sahip. Juan ve Marcos dolandırıcılık yapmaktadırlar. Görünüşte Juan daha az tecrübeli gibidir. Bunu fark eden Marcos, onun zor bir durumdan çıkmasına destek olur. Ona bir teklifte bulunur. Bir gün boyunca birlikte bir sürü dümen çevireceklerdir. Yalnız her ikisini de tanıyan esrarengiz Sandler'la umulmadık karşılaşmaları, daha farklı bir boyutta uzlaşmaya yönlendirir onları. Artık ortak bir hedefe odaklanarak pek çok ganimet elde edilecek kârlı bir işbirliğine girerler. Yalnız yalan kavramı bütün dengeleri sürekli sarsan bir unsur olarak dikilir orta yerde.

Toplumdan uzakta, ormanlık bir alanda inziva hayatı yaşayan hayatta kalma uzmanı bir baba olan Bowdrie ve kızı Tag, bir gün nehir kenarında yaralı ve gizemli bir kadın bulurlar. Kadını evlerine alıp tedavi etmeye başlarlar ancak çok geçmeden kadının peşinde acımasız ve intikam hırsıyla dolu bir uyuşturucu kartelinin olduğunu fark ederler. Sakin ve izole yaşamları, bir anda kabusa dönüşür. Bowdrie ve kızı, evlerini ve kendilerini korumak için hayatta kalma becerilerini sonuna kadar kullanmak zorunda kalır.

Eski bir kasa hırsızı olan Gary 'Gal' Dove (Ray Winstone) gansterlik günlerini geride bırakmış,bir köşede biriktirdiği parayla İspanya'da gözlerden uzak lüks bir villada karısı Deedee (Amanda Redman) ve çok yakın dostları Aitch (Cavan Kendall) ve Jackie (Julianne White) ile mutlu ve sakin bir hayat sürdürmektedir.Günlerini havuz kenarında bira içip tembel tembel güneşlenerek,barbekü ve av partileri düzenleyerek geçirirler.Bu huzurlu ve çakırkeyif günlerden birinde Gal'in eski çete arkadaşı Don Logan (Ben Kingsley) yeni bir soygun teklifi ile çıkagelir.Geçmişle bağlarını kopartmış olan Gal bu teklif karşısında isteksiz davranır,ancak sinirli,alıngan,anlayışsız ve saldırgan bir insan olan Don Logan hayır cevabını kabul etmez.Bu beklenmedik misafir ile Gal arasında bir sinir harbi başlamıştır.

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.

Komşularınız. Onları her gün görüyorsunuz. Adlarını biliyorsunuz. Yakından tanıyorsunuz. Peki ya sırlarını biliyor musunuz? Bir kolejde profesör olan Michael Faraday, eşinin sağcı teröristler tarafından öldürülmesi üzerine bu gruptan olan insanlara karşı takıntılar edinmiştir. İlk günlerde dostça görünen ve oğlunun arkadaşlık kurduğu yeni komşularının garip tavırları, evlerine gittiğinde evin bazı bölümlerine girmesine izin verilmemesi Faraday'ı şüphelendirir. Acaba komşuları düşündüğü gibi teröristler midir yoksa karısını kaybetmenin yol açtığı stresle gittikçe paranoyak davranışlar mı sergilemeye başlamıştır?

Üstün zekâlı ve otizimli otel görevlisi Bart Bromley, sosyal becerilerini geliştirmek için misafirleri güvenlik kameralarıyla kaydetmektedir. Vardiyası sırasında bir kadın öldürülür ve baş şüpheli olur. Bart, masum olduğunu söylese de, polise güvenlik kameralarından bahsedemez. Soruşturması derinleşirken, misafir Andrea ile özel bir bağ kurar. Andrea bir sonraki kurban olmadan önce Bart, gerçek katili durdurmalıdır.

Will Gerard (Nicolas Cage) kendini gerçekleştirmiş bir Amerikan rüyası gibidir. Mesleğini çok seven Will okulunda oldukça başarılı bir İngilizce öğretmenidir. Mutlu bir evlilik süürdürdüğü güzel eşi Laura (January Jones) ise saygın bir müzisyendir. Yaşamları konserler, mangal partileri hatta satranç turnuvalarıyla geçmektedir. Fakat bu mutluluk tablosu bir gece yaşadıkları korkunç bir olay sonrası yerle bir olur. Laura prova çıkışı cinsel saldırıya uğrar ve çok ağır yaralanır. Hastane içinde eşi için koştururken Will’in yanına hoş görünümlü bir adam (Guy Pearce) yaklaşır. Adam sistem olağan işleyişini ve mahkemelerde yıpranmak yerine kendi adaletini sağlaması için Will'e yardım edebileceğini söyler. Çok kısa sürede karar veren Will teklifi kabul eder ve kendisini yasa dışı yollarla düzeni sağlamaya çalışan bir yeraltı örgütünün içinde buluverir...

Polis San Pedro'da patlayan bir tekneyi araştırdığında 27 ceset ve 91 milyon dolarlık uyuşturucu parası bulur. Olaydan kurtulan iki kişi, yanıklarla dolu vücuduyla korkmuş bir Macar terörist ve Verbal Kint adında bir tetikçidir. Polisteki sorgusunda Kint, 6 hafta öncesinden başlayarak olayları anlatır.

Piyanoları akort etme konusunda titiz bir yeteneğe sahip olan yetenekli bir piyano akortçusunun, beklenmedik bir şekilde kasa hırsızlığı konusunda da yetenekli olduğunu keşfetmesi, hayatını altüst eder.

Büyük bir sigorta şirketinde çalışan Walter, sondaj işinde çalışan zengin kocası sürekli seyahat ettiği için yalnız yaşayan genç ve güzel Phyllis'in evine gider ve genç kadına kapsamlı bir sigorta paketi satmaya çalışır. Sondaj işinin tehlikelerini bilen Phyllis'in sahte korkularının altında yatan hain düşünceleri fark eden Walter, genç kadının evini terk eder. Sigorta şirketlerinden para alabilmek için çevrilen dolapların ince noktalarını dahi bilen Walter, genç kadına olan hislerine yenik düşer ve Phyllis ile kapsamlı bir cinayet planı hazırlar. Plana göre, Phyllis'in kocası sigortalanacaktır ve şirketin onay vermesi sonrasında bir tren kazasında hayatını kaybedecektir. Walter'in ustaca kurduğu bu plan yolunda giderse, Phyllis'in kocası öldükten sonra sigorta şirketi bir değil, iki tazminat ödeyecektir...

Film, ergenlik çağındaki iki genç kızın arkadaşlıklarının hikayesini anlatıyor. Kendileri dışındaki herkesi dışarıda bırakarak, kendi yarattıkları hayal dünyasında yaşamaya başlayan bu iki genç kız birbirlerine sımsıkı bağlanırlar. Birbirlerinden aslında hayli farklı olan, farklı sınıflara mensup ailelerden gelen bu iki kızı birbirine çeken nedenler izleyiciye arka fonda sunulmaktadır. İlk başta izleyici bu iki genç kızın aşırı bağlılıklarına, kendilerini ayrıcalıklı kişiler olarak görmelerine, hayallerinde sürdürdükleri film yıldızlarıyla, opera sanatçılarıyla, kraliyet ailesi üyeleriyle dostluklarına sevecenlikle yaklaşmaktan alıkoyamaz kendini.Film izleyiciyi onların bu iki kişilik dünyalarının tam da ortasına fırlatır. Onların 4. dünya adını verdikleri bu sanat ve keyif dünyasının büyüleyici atmosferine kapılmamak olanaksızdır. Öte yandan arkadaşlıkları giderek tehlikeli bir seyir izlemeye başlar ve ebeveynlerinin yanlışları bunun üzerine tuz biber eker.

Genç Lucy Battling babasının katı kurallarıyla yaşıyor. Bir gün Cheng Huan adlı Çin'den Londra'ya yeni gelmiş bir genç adama aşık oluyor. Bu tabi ki babasının hiç hoşuna gitmiyor. Hatta buna karşı çıkmak için bazı zorba yöntemlere bile başvuruyor.

İnatçı bir Los Angeles emniyet müdürlüğü komiseri acımasız ve ölümcül bir profesyonel hırsızın ve onun suç ortaklarının peşine amansız bir şekilde düşer.

Bir gökdelenin 13. katındaki ofislerinde buluşan yüksek teknoloji dahisi Douglas Hall ve güzel iş arkadaşı Whitney henüz çok gizli olan, en son yazılımlarını denemektedirler. Olağanüstü bir sanal ortam simülatöründe Douglas, 1930'ların Los Angeles'ine gidip harikulade bir macera yaşamaktadır. Genç adam biraz tehlikeli ve işlerin yolunda gitmediği bir seansı terkedip gerçek hayata döndüğünde tatsız bir sürpriz onu beklemektedir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir