
Wallace Ford
Sam Grover

Shed No Tears, entrika ve tutkunun gölgesinde geçen bir suç draması olarak öne çıkıyor. Filmde, sigorta parası uğruna kendi ölümünü sahteleyen bir adam ve çıkarcı karısı etrafında şekillenen tehlikeli bir oyun izliyoruz. Planın başarıya ulaşması için atılan adımlar, çiftin arasındaki güveni ve sadakati sınarken, işin içine giren sürpriz karakterler ve beklenmedik gelişmeler gerilimi doruğa taşıyor. 1940'ların kasvetli atmosferinde geçen bu filmde, izleyiciye hem aşkın karanlık yüzü hem de suçun cezbedici tehlikesi ustaca sunuluyor. Sürükleyici temposu ve dönemin noir havasıyla, klasik suç sinemasını sevenler için kaçırılmayacak bir yapım.

Wallace Ford
Sam Grover

June Vincent
Edna Grover

Mark Roberts
Ray Belden
Johnstone White
Huntington Stewart

Dick Hogan
Tom Grover

Frank Albertson
Hutton

Elena Verdugo
Marilyn

Betty Blythe
Mrs. Peet (Uncredited)

Mary Treen
Hilda (Uncredited)

Oliver Blake
Ray Belden's Landlord (Uncredited)

Frank Marlowe
Taxi Driver (Uncredited)

Ida Moore
Bus Passenger (Uncredited)

Eddie Dunn
Loan Company Representative (Uncredited)

Eddie Kane
Mr. Nicholas (Uncredited)

John Mitchum
Policeman (Uncredited)

Police Lt. Leonard Diamond vies to bring a clever, well connected, and sadistic gangster to justice all the while obsessing over the gangster's girlfriend.

An insurance man wishing for a more exciting life becomes wrapped up in the affairs of an imprisoned embezzler, his model girlfriend, and a violent private investigator.

A newspaper publisher, wanting to prove a point about the insufficiency of circumstantial evidence, talks his possible son-in-law Tom into a hoax in an attempt to expose ineptitude of the city's hard-line district attorney. The plan is to have Tom plant clues leading to his arrest for killing a female nightclub dancer. Once Tom is found guilty, he is to reveal the setup and humiliate the DA.

Petty crook and cop-killer Martin Rome, in bad shape from wounds in the hospital prison ward, still refuses to help slimy lawyer Niles clear his client by confessing to another crime. Police Lt. Candella must check Niles' allegation; a friend of the Rome family, he walks a tightrope between sentiment and cynicism. When Martin fears Candella will implicate his girlfriend Teena, he'll do anything to protect her. How many others will he drag down to disaster with him?

Alex orta yaş krizine giriyor ve onun için çok zor bir dönem haline gelir. Evlilik mücadelesi veriyor, oğluyla ilgili endişeleniyor ve ailesi için insanları öldürme işi hayatının en stresli kısmı haline geldi. Bir terapistin yardımını ister ve bekleme odasındaki bir kadının bağlandığını farkeder..

Bir dul dolandırılıp sigortadan parasını alamayınca cevapları aramaya başlar. Bu arayış onu, Panama'da süper zenginlerin parasını saklayan iki kurnaz avukata götürür.

Evliliği ve kariyeri zora giren Charles Castle uzun süreli anlaşmalar imzalamak istemeyen ve başı Hollywood sistemiyle derde giren bir aktördür. Menajerinin ısrarlarına rağmen yola gelmeyen Castle’ı bir şantaj bekler.

Hapisten yeni salıverilmiş ünlü soyguncu, Alman asıllı suç üstadı Doc Erwin Riedenschneider (Sam Jaffe) Cincinnati'ye gelerek vakit kaybetmeden yeni bir soygunun hazırlıklarına başlar. 'İçerde'yken bir mücevher şirketini soymak için kusursuz bir plan yapmıştır, ama bunun için bir ekip toplaması ve para kaynağı bulması gerekir. Para kaynağı için düzenbaz avukat Alonzo D. Emmerich'e (Louis Calhern) başvurur. Ekibin diğer elemanları ise at çiftliği alma hayalleri kuran İrlanda asıllı meteliksiz kabadayı Dix (Sterling Hayden), soygunda şoförlük yapacak olan kafe sahibi kambur Gus (James Whitmore) ve kasa açma uzmanı Louis'dir (Anthony Caruso). Bir de bu kişiler arasında ara buluculuk yapan at yarışı oynatan kumarhane sahibi Cobby (Marc Lawrence) vardır....

Polis müfettişi Ramon Mike Vargas ile Susan Vargas, henüz evlenmiş ve balayı için Meksika sınırında bir kasabayı seçmiş, kendi halinde bir çifttir. Karısıyla huzurlu bir kaç gün geçirmek isteyen genç müfettiş, kasabaya adımını atar atmaz bir bomba patlar ve Vargas, kendini olayın içinde bulur. Arabaya yerleştirilmiş bir bombanın patlamasıyla şok geçiren kasaba sakinleri ve tabii ki Vargas, olayın içinde bölge polislerinden Hank Quinlan'ın parmağı olduğundan bihaber suçluyu aramaya koyulurlar.

Bir trende karşılaşıp birbirlerinin babası ile karısını öldürmeyi düşünen iki kişinin hikâyesi, on yıldır ABD'de olan İngiliz Alfred Hitchcock'un ilgisini çekti. Yönetmen, her zamanki gibi, fiyatı düşürmek için adını vermeden kitabın film haklarını 7 bin 500 dolara aldı. Hikâye malum: Zengin psikopat Bruno (Robert Walker), tenis yıldızı Guy'a (Farley Granger), onun karısı ile kendisinin babasını öldürme işini değiş-tokuş etmelerini teklif eder. Derken fikrini uygulamaya koyar ve Guy'dan karşılığını bekler...

"İdam Sehpası"nda patronunun karısıyla aşk yaşayan bir iş adamının patronunu öldürüp olaya intihar süsü vermesi sırasında yaptığı küçük bir hatanın büyüyerek olayları içinden çıkılmaz bir hale dönüştürmesi anlatılmaktadır...

Joe Gillis (William Holden) genç bir senaristtir. Film, Gills’in bir havuzda kanlar içinde yatarken görüntüsü ile başlar ve daha sonra altı ay öncesine gideriz. Senaryolarını satamayan ve parasız kalan Joe’nun başı eski borçlarıyla derttedir. Alacaklılardan kaçar ve Sunset Bulvarı’ndaki bir eve sığınarak saklanır. Buradaki ev sahibi ise, sessiz filmler döneminde ün yapmış aktrislerden Norma Desmond’dır (Gloria Swanson). Eski ününü hemen geri kazanabileceğini düşünen Norma, kendi yazdığı bir senaryoyla sinema dünyasına dönmeyi amaçlamaktadır. Joe kendisine senaryo yazımı konusunda yardım edebileceğini söyler ve böylelikle Norma onun bu evde yaşamasına izin verir.

Walter Winchell tarzı sansasyonel bir köşe yazarı olan J.J. Hunsecker yazılarıyla birçok kişinin kaderini belirlemektedir. Hunsecker kızkardeşi Susan'a kur yapma cüretini gösteren caz gitaristi Steve'i hedef seçer.

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.

Los Angeles'ta bir polis merkezinde yoğun bir sorgu süreci yürütülmektedir. Sorgulanan kişi de dedektif Philip Marlowe'dur. İşlenen birkaç cinayetten sorumlu tutulmakta olan dedektif olanları anlatır. Her şey Malloy adlı bir eski mahkumun ondan eski sevgilisi Velma'yı bulmasını istemesiyle başlamıştır. Hikayeyi anlattıkça da pek çok karmaşık ilişki açığa çıkacaktır.

A woman fights to convince the police that she witnessed a murder while looking out her bedroom window.

Jarrett pek çok soygundan ustalıkla çıkmış bir isim.ve bu soygunlarda tek güvendiği kişi annesi.bir tren soygunu esnasında adamlarından birisi bir cinayet işleyince tüm ipuçları Jarrett i işaret ediyor neticesinde Jarrett daha az ceza almak için başka bir suçu üstüne alıyor ve hapse giriyor.polis teşkilatından bir polis bu Jarrett ve çetesinin suçlarını ortaya çıkarabilmek için en deneyimli polislerini mahkum kılığında hapse gönderiyor.amac bellli.polis memuru önce Jarrett in hapishanede güvenini kazanacak ve böylece yakınlaştıktan sonra da onun sırlarını elde etmeye çalışacak.ama Jarrett her şeye oldugu gibi bunda da önsezgilerini kullanacaktır.bu arada Jarrett hapiste iken çetesindeki adamlarından bir tanesi annesini öldürür ve sevgilisini de bu işe oartak eder.

Büyük bir sigorta şirketinde çalışan Walter, sondaj işinde çalışan zengin kocası sürekli seyahat ettiği için yalnız yaşayan genç ve güzel Phyllis'in evine gider ve genç kadına kapsamlı bir sigorta paketi satmaya çalışır. Sondaj işinin tehlikelerini bilen Phyllis'in sahte korkularının altında yatan hain düşünceleri fark eden Walter, genç kadının evini terk eder. Sigorta şirketlerinden para alabilmek için çevrilen dolapların ince noktalarını dahi bilen Walter, genç kadına olan hislerine yenik düşer ve Phyllis ile kapsamlı bir cinayet planı hazırlar. Plana göre, Phyllis'in kocası sigortalanacaktır ve şirketin onay vermesi sonrasında bir tren kazasında hayatını kaybedecektir. Walter'in ustaca kurduğu bu plan yolunda giderse, Phyllis'in kocası öldükten sonra sigorta şirketi bir değil, iki tazminat ödeyecektir...

Jeff Bailey (Robert Mitchum) küçük bir kasabada benzincilik yapmaktadır. Ancak bir gün, pis işler yapan Whit Sterling (Kirk Douglas) ile karşılaşır ve esrarengiz geçmişinin peşini bırakmadığını anlar. Geçmişte Jeff, Whit tarafından tutulan bir özel dedektiftir. Whit’i yaraladıktan sonra 40 bin dolarını alarak Acapulco’ya kaçan sevgilisi Kathie (Jane Greer) ’yi bulmak için görevlendirilir. Ancak Kathie, öyle etkileyici bir kadındır ki Jeff’e Whit hakkındaki her şeyi unutturur. Whit’in yeni işi tabi ki Jeff için bir tuzak kurmaktır ama Jeff’in aldığı önlemler Whit’i daha beter bir tuzağa düşürür.

Genç, yakışıklı, başarılı ve zengin bir iş adamı olan Thomas Crown kimliğini saklı tutarak topladığı çete elemanları ile bir banka soygunu planlar. Pürüzsüz olarak sonuçlanan soygundan sonra kendisini hiç görmemiş olan elemanların paylarını ödeyip savan Crown parayı da bir İsviçre bankasına yatırır ve sigorta şirketinin ödeme yapmasını beklemeye başlar. Olayı soruşturan sigorta müfettişi Vicky Anderson'a kurt dedektif Eddy Malone de yardımcı olmaktadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir