
Anthony Hopkins
Frederick Treves

"Ben bir hayvan değilim! Ben bir insanım! Ben bir adamım!"
Victoria dönemi İngilteresi'nde yaşayan John Merrick, ender görülen bir hastalık yüzünden ileri derecede deforme bir bedene ve yüze sahiptir. Gezici bir kumpanyada Fil Adam takma adıyla sergilenmekte ve kafes hayvanı muamelesi gördüğü çok zor bir hayat geçirmektedir. Dr. Frederick Treves adında genç bir cerrahın onu içine hapsolduğu korkunç hayattan kurtarmasıyla hiç alışık olmadığı güzel bir dünyaya adım atar. Ancak acı ve korku dolu geçmişi Merrick'i bu yeni dünyada da takip edecektir.

Anthony Hopkins
Frederick Treves

John Hurt
John Merrick

Anne Bancroft
Mrs Kendal

John Gielgud
Carr Gomm

Wendy Hiller
Mothershead

Freddie Jones
Bytes

Michael Elphick
Night Porter

Hannah Gordon
Mrs Treves

Helen Ryan
Princess Alex

John Standing
Fox

Dexter Fletcher
Bytes' Boy

Lesley Dunlop
Nora

Phoebe Nicholls
Merrick's Mother

Pat Gorman
Fairground Bobby
Claire Davenport
Fat Lady

John Davidson’ın yaşam öyküsünden uyarlanan film, 1980’lerin Britanya’sından günümüze uzanan ilham verici bir dönüşüm hikâyesi. On beşinde Tourette teşhisi alan John; önyargılarla dolu gençlik yıllarını ve yetişkinliğe geçiş sürecini, nezaketin gücüyle aşıyor. Bu, yanlış anlaşılan bir çocuğun, dünyayı değiştiren bir adama dönüşme yolculuğu.

Film İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de yaşanan en büyük skandallardan birini ele alıyor: 1940’larda ve 1950’lerde 130.000 çocuğun İngiltere’den Avustralya’ya evlatlık olarak verilip ülkelerinden koparılmaları, hatta tacize uğramaları. Film, İngiliz hükümeti tarafından yıllarca gizlenen bu skandalı 1980’lerde ortaya çıkaran eski kamu görevlisi Margaret Humphreys’in çabalarını konu alıyor. Ailesi için en iyiyi yapmayı hedeflemiş bir anne olan Humphreys bu uğurda binlerce aileyi birleştirdi ve sorumluları hesap vermeye zorladı.

Shrabani Basu’nun aynı adlı romanından uyarlanan ve gerçek bir hikayeye dayanan bu filmde, genç bir Hintli katip olan Abdul Karim, Kraliçe Victoria'nın tahtaki 50. yılı şerefine (altın jübile) Hindistan’da Victoria onuruna basılan “mohur”u sunmak için tesadüfi bir şekilde Kraliçe’nin huzuruna çıkartılır. Kraliçe ise o sırada tahttaki uzun dönemini sorgulamaktadır. İkili yakınlaşır ve kısa sürede sıradışı bir arkadaşlık kurarlar. Ancak bu arkadaşlık Kraliçe'nin ev halkı ve yakın çevresinin dikkatini çekmiştir ve Kraliçe’nin alt seviyeden bir hizmetkarla kurduğu bu “arkadaşlık” hoş karşılanmamaktadır. Dostlukları derinleştikçe, Kraliçe değişen bir dünyayı yeni gözlerle görmeye başlayacaktır.

Thomas Edison, George Westinghouse ve Nikola Tesla... Endüstriyel çağın en büyük mucitlerinden üç kahraman. 19. yüzyıl sonlarında elektrik sistemi üzerine, adeta bir savaşı andıran kıyasıya bir rekabete girişirler. Entrikalarla dolu süreçte rakiplerini alt eden isim, 1893 Dünya Fuarı’nı aydınlatacak akım türünün patent sahibi olacaktır. Kazanan tarihin akışını, dünyanın kaderini değiştirecektir.

Milgram insanların otoriteye boyun eğmelerini araştıran Milgram Deneyinin ve dünya üzerindeki her hangi iki insanın birbirine en fazla altı insan kadar uzak olduğunu anlatan Six Degrees of Separation yasasının sahibidir. Kişinin davranışlarını belirleyen, karakteri değil; içinde bulunduğu durumdur." diyerek sosyal psikolojinin önde gelen isimleri arasında yer almıştır.1961 yılında Stanley Milgram (Peter Sarsgaard) insanların başka bir odada,bir sandalyede bir yabancıya (Jim Gaffigan) elektrik şoku vererek düşüncelerini kontrol edebileceğini düşündüğü bir psikoloji deneyi tasarlar.Merhametini göz ardı ettiği uygulamalarda, deneklerin çoğunluğu onlara söylendiği gibi hareket etmektedir, çünkü ölümcül elektrik şoku ne düşündüğünü ve uygulaması gerekenleri engellemektedir. Karısı Sasha (Winona Ryder) herkesin aksine ona ve deneylerine karşı çıkar.

Film ünlü oyun yazarı William Shakespeare'in son günlerine kapsamlı bir bakış sunuyor. Hikaye 1613'te, Shakespeare'in çağın en büyük yazarı olarak kabul edildiği bir dönemde geçiyor. Fakat 1599 yılında Shakespeare'in oyuncular topluluğu tarafından inşa edilen ünlü Globe Tiyatrosu, 29 Haziran 1613'de yangında yerle bir olur. Bunun sonucu olarak ünlü Shakespeare, sorunlu geçmişi ve ihmal ettiği ailesi ile yüzleşmesi gereken Stratford'a geri döner. Tek oğlu Hamnet'in ölümünün acısını içinden atamayan Shakespeare, karısı ve kızları ile olan ilişkilerini düzeltmek için mücadele eder. Bir koca ve bir baba olarak kendi başarısızlıkları ve hatalarıyla yüzleşmek zorunda kalan Shakespeare, gerçeği bulmak için kişisel bir arayışa girişir. Bu arayış birbirleriyle savaş halindeki bu ailenin sırlarını ve yalanlarını açığa çıkaracaktır...

Dünyanın öbür ucundaki bir ülkede, Rwanda'da 1994'de Hutu'larla Tutsi'ler arasında çıkan savaş yüzünden yüzbinlerce insan öldürülür. Sokaklar adeta bir ceset tarlasına dönmüştür. Tüm dünya yaşanan bu insanlık durumuna parmağını bile kıpırdatmazken, bir otel sahibi olan Paul, 1200 kişinin hayatını kurtarmak için inanılmaz bir özveri gösterir ve otelini adeta bir sığınağa çevirir. Don Cheadle’a filmde sergilediği olağanüstü performans sonucu En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandıran film, gerçek bir insanlık dramı ve gerçek bir kahramanlık hikayesi.


P.T. Barnum'ın hayatından esinlenen film, bir vizyonerin 1800’lü yıllarda yoktan başlayarak hırsı ve hayal gücüyle nasıl dünya çapında harika bir şov ve sirk konsepti yaratmasını anlatıyor.

Dr. Malcolm Sayer, insan ilişkileri çok zayıf olan ve hayatı boyunca laboratuvarlarda bilimsel araştırmalar yapan bir doktordur. Personel yetersizliği yaşayan bir hastane, başka başvuru olmadığı için Sayer'ı işe almak zorunda kalır. Dr. Sayer, çok uzun yıllardır katatonik olan hastaları tedavi etmek için deneysel bir ilacı Leonard Lowe üzerinde test eder. Bu sayede 30 yıllık komadan uyanan adam, yetişkin olarak yeni yaşamına alışmaya çalışır.

Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

Klasik hikaye, çalıştırıldığı yerden kaçan yetim çocuğun, Londra sokaklarında bir yankesici ile tanışmasını ve yankesiciliği öğrenmesini anlatıyor.

2.Dünya Savaşı 'nın sonlarına doğru 1944 yılında Nazi işgali altındaki Roma şehrinde yaşayan bir grup insanın hikayesi anlatılır.Gestapo Nazilere karşı yapılan direniş hareketinin lideri olan Giorgio Manfredi (Marcello Pagliero) 'nin peşine düşmüştür.Yakın arkadaşı Francesco (Francesco Grandjacquet),Francesco'nun evlenmek üzere olduğu dul Pina (Anna Magnani)ve Rahip Don Pietro Pellegrini (Aldo Fabrizi) birlikte Giorgio'nun bir an önce Roma'dan ayrılabilmesi için yeni bir kimlik edinmesine yardımcı olurlar.

Yüzü tıpkı bir maskeyi andıran genç Rocky Dennis'in gerçek yaşam öyküsünün anlatıldığı bu olağanüsttü filmde anne Rusty'i canlandıran Cher'de ilk başrolüyle izleyicilerin karşısına çıkıyor. Rusty'nin tutku dolu sevgisi ve azmiyle Rocky bir yandan acının, yalnızlığın ve önyargının verdiği acıyla mücadele etmeyi öğrenirken bir yandan da sınıf arkadaşları ve öğretmenleri için ilham kaynağı olur. İçtenliği ve duygusallığı en büyük silah olarak kullanan yönetmen Peter Bogdanovich, muhteşem performanslarıyla Cher, Eric Stoltz ve güçlü senaryosuyla Bob Seger, hepimizin içinde saklı olan o duygusal kahramanı ortaya çıkararak bütün övgüleri hak ediyorlar.

İkinci Dünya Savaşı sırasında harap olan Londra’da kıdemli memur olan Williams, şehrin bürokrasisini yeniden inşa etmek için mücadele eder. Ofiste evrak işlerine gömülen, evde ise yalnız bir yaşam süren Williams için hayat oldukça boş ve anlamsızdır. Ancak, sarsıcı bir tıbbi teşhis, onun hayatını gözden geçirmesine neden olur. Ölümcül bir hastalığı olduğunu öğrenen William, işe gitmeyi bırakarak hayatı dolu dolu yaşamaya başlar.

Alex yolda giderken arabasına aldığı otostopçu Vivienne ile bir kaza geçirir. Vivienne’in ölümü nedeniyle kendini suçlu hisseden Alex, Vivienne’in annesi Linda'yı ziyaret etmeye karar verir. Fakat Linda'nın otistik olduğunu görünce, cenaze işlemlerinde yardımcı olması gerektiğini düşünerek onunla kalır. Ne zaman ne yapacağı belli olmayan Linda’nın dünyasını anlamak güçtür... Bu arada Alex, Linda’Nın komşusu Maggie ile bir ilişki yaşamaya başlamıştır. Ancak geçmişi ile ilgili kabullenmekten kaçtığı bazı gerçekler su yüzüne çıkmaya başladıkça içinde biriktirdiği acı ve kızgınlıklarla yüzleşmek zorunda kalır.

1939 yılında, Nazi Almanya’sının tehlike sinyalleri verdiği dönemde, Almanya’nın zengin ailelerinin Nasyonal Sosyalist partiye uygun eğitim görmeleri için kızlarını İngiltere’nin bir sahil kasabasında, dil eğitimleri için okula yazdırırlar. Okuldaki öğretmenlerden biri, hem Almanya’daki Nazi gücünün yükselişinin ardındaki tehlikeyi sezmekte ve olacakları az çok tahmin etmektedir. Bu nedenle, okulda ve ülkesinde bu tehlikeyi insanları anlatmak için çalışmalar başlatır. Her ne kadar başarılı olduğunu düşünse de, çevresindeki ve okulun üst yöneticileri, asıl problemin kendisi olduğunu düşünmeye başlamaktadır. Artık, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasına çok kısa bir süre kalmıştır ve casusluk ve vatana ihanet komploları arasında kalan öğretmen, tehlikenin gerçek olduğuna insanları ve yetkilileri inandırmaya çalışmaktadır.


Los Angeles'ın banliyösündeki bir otelde geçen hikayede, Tom Tom (Jeremy Davies) saf ve masum bir gençtir ve bir sokak kızı olan Eloise’ye (Milla Javovich) deli gibi tutulmuştur. İlişkileri devam ederken bulundukları otelde bir cinayer işlenir, öldürülen çok büyük bir medya kralının oğludur. Otelde bir soruşturma başlar ve FBI tarafından görevlendirilen dedektif Skinner (Mel Gibson) devreye girer. Oteldeki herkes potansiyel suçlu haline gelir. Arkadaşlığın, ihanetin ve karşılıksız aşkın hikayesi…

Berlin ve Cannes'dan ödülle dönmüş sıradışı bir gerilim/macera… Güney Amerika'daki gözden ırak bir kasabada sıkışıp kalmış dört yabancı; Fransız Mario ile M Jo, Alman Bimba ve İtalyan Luigi… Ülkelerinden kaçmış bu dört adamın tek bir kurtuluş yolu vardır; her an patlamaya hazır iki kamyonu zamanında yerine ulaştırmak!
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir