
Dixie Peabody
Dag

After learning that her brother has been murdered, biker Dag sets out on the road with two close friends to find the killer. As they travel, they encounter various people and conflicts, and Dag’s emotional struggle becomes increasingly apparent, leading to a final violent confrontation with her brother’s murderer.

Dixie Peabody
Dag
Terry Mace
Jonsie
Clyde Ventura
Bernie
Joanne Moore Jordan
Annie

Marie Denn
Bernice
Dennis Peabody
Dennis

Stephen Whittaker
The Killer

Gary Littlejohn
Bike Shop Proprietor
David Atkins
Preacher
Janelle Pransky
Dag (as a little girl)
Wayne Everett Chestnut
Dennis (as a little boy)
Corky Williams
Sheriff

Beach Dickerson
Harry

Dan Haggerty
Ken
Maureen Math
School Girl

A former special forces contractor is forced out of retirement as an avocado farmer in Mexico when local gangsters try to force him and his family off their farm.

Acımasız bir baba tarafından büyütülen Cash, hissettiği saldırganlığı MMA savaşçısı olmaya yönlendirir. Bu alanda başarı yakalayan ve popülerlik elde eden Cash, ikinci oğlu Williams Sendromu ile doğduğunda yeni bir meydan okumayla karşı karşıya kalır. Cash ringde para kazanmaya çalışırken büyük oğlu Jett, kardeşi Quinn'in bakıcısı olur. Jett, babasının kavgalı ayak izlerini takip edip, ringlere çıkmaya karar verdiğinde oyununa geçmeye karar verdiğinde aile dinamikleri değişir.

İnatçı bir Los Angeles emniyet müdürlüğü komiseri acımasız ve ölümcül bir profesyonel hırsızın ve onun suç ortaklarının peşine amansız bir şekilde düşer.

Rio de Janeiro'da çalışan, müşterilere mektup yazıp postalamakla görevli soğuk ve yaşlı bir kadın olan Dora (Fernanda Montenegro), müşterilerden ve insanlardan nefret ediyor. Dokuz yaşında bir çocuk olan Josue (Vinicius de Oliveira), babasını hiç görmemiş. Josue'nun annesi, kocasına mektuplar yazıyor ve bu mektuplar Dora aracılığıyla gönderiliyor. Kadın bir araba kazasında ölünce, Josue'nin sorumluluğunu insanları pislik olarak gören Dora üstlenmek zorunda kalıyor. Dora, Josue'yı babasını görebilmesi için yolculuğa çıkmaya ikna ediyor ve bu iki farklı insan arasında sıradışı bir dostluk kuruluyor.

Toplumdan uzakta, ormanlık bir alanda inziva hayatı yaşayan hayatta kalma uzmanı bir baba olan Bowdrie ve kızı Tag, bir gün nehir kenarında yaralı ve gizemli bir kadın bulurlar. Kadını evlerine alıp tedavi etmeye başlarlar ancak çok geçmeden kadının peşinde acımasız ve intikam hırsıyla dolu bir uyuşturucu kartelinin olduğunu fark ederler. Sakin ve izole yaşamları, bir anda kabusa dönüşür. Bowdrie ve kızı, evlerini ve kendilerini korumak için hayatta kalma becerilerini sonuna kadar kullanmak zorunda kalır.

Brian De Palma 1980’li yıllarda üç saatlik bir şölene dönüştürdüğü Tony Montanalı SCARFACE hikâyesini yakın tarihe kadar bir gizem olan 1931 yapımı SCARFACE filminden aktarmıştır. Hayatı sinema filmine konu olan Howard Hughes, senaryo yazarı Ben Hecht ve Amerikan sinemasının efsane yönetmenlerinden Howard Hawks’ın 1931 yılında gerçekleştirdikleri bu eser “Klasik” ve “Yön verme” vasıflarını hak eden bir çalışmadır. Eserin ana fikri Tony Guarino isimli karaktere dayandırılan Armitage Trail’in aynı isimli romanına dayanmaktadır.Ufak işlerde pişen Sicilya kökenli serseri Tony Camonte, dağlı teknikleri ve megaloman seviyede ki kazanma hırsıyla Chicago Yeraltı Dünyasının en büyüğü olmaya yemin etmiştir. Bu yolda da kendi patronundan şehri yönetenler kulübünün üyelerine herkes birer araçtır. Sırası gelenler bu hırstan kendine düşen payı alacak ve hastanede ki suikast sahnesinde olduğu gibi bir buket çiçek ve kurşunla şehirden ve hayattan uğurlanacaktır.

Süperstar Linda Blair, yalnızca kadınları kabul eden bir sokak çetesi olan "Satins"'in lideri Brenda'yı oynuyor. Bu çete, erkeklerden oluşan "Scars" çetesiyle sürekli olarak saygınlık ve eşitlik mücadelesi içindedir. Durum, Brenda'nın sağır ve dilsiz kız kardeşinin tecavüze uğramasıyla dramatik bir hal alır. Kadınlar, bu vahşi suçu birlikte çözmek ister çünkü komada olan kız kardeş polise yardımcı olamaz. Elde ettikleri tüm ipuçları, "Scars" çetesini işaret etmektedir. Brenda, dehşet ve öfkeyle doludur. "Scars" üyelerinin hak ettikleri cezayı alana kadar durmayacağına yemin eder...

Mathilda, New York’ta yaşayan ailesi dağılmış 12 yaşında küçük bir kızdır. Ailesini sevmeyen Mathilda için en değerli varlığı küçük kardeşidir. Babası uyuşturucu işlerine bulaşınca mafya ailenin tüm bireylerini öldürür. O sırada alışverişte olan Mathilda ise olaydan kılpayı kurtulur ve Leon’un kaldığı daireye saklanır. Leon ise çok soğukkanlı bir katildir. Ancak Mathilda’ya karşı içten bir sevgi besler ve ona kol kanat gerer. Aslında babalık, arkadaşlık gibi kavramlar ona çok yabancıdır.

Frank Castle intikamın ötesinde bir anlam ararken; beklenmedik bir güç onu yeniden savaşın tam ortasına çekiyor.

Roma İmparatorluğu'na en parlak dönemi yaşatan General Maximus, girdiği bir meydan savaşından daha zaferle çıkar, artık tek hayali bir an önce evine dönerek karısı ve ailesine kavuşmaktır. Fakat, zamanın Roma İmparatoru Marcus Aurelius, Maximus'a önemli bir görev verir ve iktidara sahip çıkmasını ister. Bunun üzerine imparatorun oğlu olan Commodus, iktidarın elinden alınacağını anlayınca general ve ailesini öldürme emri verir. Maximus ölümden zor kurtulur ve gladyatörler arenasına sürgün edilir. Yıllar sonra Roma'ya geri dönen güçlü gladyatör Maximus'un tek amacı Commodus'u öldürerek karısı ve oğlunun katledilmesinin intikamını almaktır.

DOLLS, aşkın mantığa üstün geldiği; acının, hüznün ve kalp kırıklığının hüküm sürdüğü büyülü bir evrende İçiçe geçen paralel üç öyküden oluşuyor. Nişanlısı tarafından terkedilen genç bir kız başarısız bir intihar girişiminde bulunur. Genç kız kurtulsa da tüm bilincini yitirmiştir. Çevresiyle ilişkisi üç yaşındaki bir çocuktan farksızdır. Genç kızın nişanlısı hatasını anlayıp pişmanlık duysa da, hissettiği suçluluktan kurtulumaz. İki sevgili sonu belirsiz bir yürüyüşe çıkarlar. Öte yandan yaşlı bir yakuza, bir ömür geç kaldığı aşkını bulmuştur. Ancak zaman, yakuzanın hayatında gördüğü tüm savaşçılardan daha acımasızdır. Tüm bunların uzağında, şehrin başka bir yerinde ise bir başka genç, televizyonda gördüğü bir pop sanatçısına aşık olur. Genç adam, aşkına ulaşmak İçin herşeyini feda etmeye razıdır, gözlerini bile.

Johannesburg’da küçük çaplı suçlar işleyen Tsotsi, zor hayatının sebep olduğu duygusuz bir yapıya sahiptir. Bir soygun işinde bir adamı vurduktan sonra tüm hayatını değiştiricek olaylar cereyan etmeye başlar. Oradan kaçmak için arabasını kaçırdığı bir kadını karnından vurur, ardında da arka koltukta başıboş bir bebek olduğunu fark eder. Bebeği alıp kaçan Tsotsi, altı gün boyunca bebeğe bağlanır, bebek de onun tüm davranışlarını ve hayatını değiştirmeye başlar.

Genç Lucy Battling babasının katı kurallarıyla yaşıyor. Bir gün Cheng Huan adlı Çin'den Londra'ya yeni gelmiş bir genç adama aşık oluyor. Bu tabi ki babasının hiç hoşuna gitmiyor. Hatta buna karşı çıkmak için bazı zorba yöntemlere bile başvuruyor.

Küçük bir Hollanda kasabasında, hayatı boyunca etrafındakilere ilham olmuş güçlü bir kadın geçmişini hatırlar. Sofrasında yemek yemiş, onun çatısı altında büyümüş nesilleri, dava arkadaşlarını, arkasında bıraktığı değerleri gözden geçirir.

Bir sinema fenomeni olan "Ejderha Dövmeli Kız"ın ardından ünlü yönetmen Niels Arden Oplev ve güzel oyuncu Noomi Rapace yeni bir intikam hikayesi için yeniden bir araya geliyor. İkiliye bu filmde Colin Farrell da katılıyor. Farrell, New York'un yeraltı suç örgütü liderinin sağ kolu olan cesur infazcı Victor karakterini canlandırıyor. Victor patronu yüzünden ölen karısı ve kızının intikamını almaya çalışıyor. Patronu gizemli bir katil tarafından tehdit edilince, Victor da detektifliğe soyunuyor. Bu sırada eski kurbanlardan biri olan Beatrice ise Victor'u baştan çıkarmaya ve ona şantaj yapmaya çalışıyor. Beatrice ile Victor'ın aralarındaki kimya onları şiddetli sonuçlara yol açan öç almaya sürüklüyor. İntikam ateşiyle yanan iki insan arasındaki ilişkinin etkileyici resmini çizen bu aksiyon-gerilim filminin yapımcılığını ise Neal Moritz (The Fast and the Furious serisi, I Am Legend) ve Joel Wyman (Fringe, Keen Eddie) üstleniyor...

İngiliz Hükümeti, yüksek değerdeki işlenmemiş elmas sevkiyatları ortadan yokolunca harekete geçer. İngiliz ajan James Bond, konuyu araştırmakla görevlendirildiğinde, konuyu ilk önce basit bir kaçakçılık olarak değerlendirir ve fazla önemsemez. Fakat bir ipucu, 007'nin ezeli düşmanı Blofeld'in bu işin arkasında olduğunu gösterdiğinde, Bond onun planlarını bozmak karısı Tracy'nin ölümünün intikamını almak üzere çalışmaya başlar.

Carly Norris, New York’ta yaşayan bir kitap editörüdür ve Sliver Apartmanındaki dairesine taşınır. Burada iki yeni komşusuyla tanışır; gerilim romanları yazan Jack Lansfor ve apartmanın sahibi yakışıklı Zeke Hawkins. Carly kısa bir sürede apartmanda yaşayan bazı kadınların öldürüldüğünü ve polisin apartmanda bir seri katil olabileceğinden şüphelendiğini öğrenir.

Judah Ben Hur zengin yahudi bir prenstir. Bir gün çocukluk arkadaşı Messela ile buluşup konuşurlar ve hasret giderirler. Bu konuşmaların sonunda iki taraf siyasi fikirlerini ortaya döktüklerinde tartışmaya başlarlar. Ben Hur arkadaşına hiç bir koşulda destek vermeyeceğini söyler. Bunun üzerine arkadaşı Messela onu kürek mahkumu olarak sürgüne gönderir. Zengin hayatına veda eden prens bu olay üzerine intikam yemini edecektir.

Joey Doyle, rıhtımda öldürülür ve kimse ölüm hakkında birşey anlatmaya cesaret edemez. Terry Malloy ise bu limanda çalışan bir işçidir ve aynı zamanda eski bir boksördür. Terry kısa zamanda, limandaki patronların dikkatini çeker. Bu sendika ağaları limanda kendi düzenlerini kurmuştur. Ancak, Terry onların sandığından çok daha güçlü bir karakterdir.

Tek gerçek aşkı olarak gördüğü kadını kaybetmesinin ardından bir bilimkurgu yazarının hayatına birkaç yıl boyunca başka kadınlar girip çıkar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir