
Henry Kendall
Fred Hill


25 yıldır dünyanın dört bir yanında ustalıkla dolandırıcılık yapan Bloom kardeşlerin yolları, genç kardeşin gerçek bir hayat özlemi duymasıyla ayrılma noktasına gelir. Küçük kardeş, ağabeyinin onun için yarattığı "rol"leri oynamaktan bıkmıştır. Ağabey, ikna edici bir şekilde kardeşini son bir "iş" için ikna eder: Hayatı sadece kitaplardan okuyan eksantrik bir mirasçı kadını dolandırmak. Ancak işler beklenmedik bir hal alır çünkü küçük kardeş bu kadına aşık olur.

Boşanmasının ardından bir yol ayrımında olan bir öğretmen, zorlu bir grup yürüyüş gezisine kaydolduğunda hayata - ve aşka - yeni bir başlangıç yapma girişiminde bulunur.

Hiç beklemediği bir zamanda kanser teşhisi konulan Abbie (Gugu Mbatha-Raw), kısa süre önce nişanlandığı ve ondan başka kimseyle çıkmamış nişanlısı Sam (Michiel Huisman) için "yerini dolduracak" bir kız arkadaş aramaya koyulur.

İlişkileri başladıktan bir yıl sonra Calie ve Joseph, çiftliklerinde mandıra ve şarap işleri ile uğraşırken, San Francisco'daki aile işlerini yürütmek için çiftlikten ayrılır. Callie bu değişiklikten memnun olmasa da yeni hayatına alışmaya çalışır. Bu süreç Callie ve Joseph'i zorlu bir teste tabi tutar. Callie ve Joseph arasındaki bağ, karşılaştıları zorlukların üstesinden gelmeye yetecek midir?

Orta yaş bunalımı ve boşanmayla karşı karşıya kalan Alex, New York komedi sahnesinde yeni amacını aramaya başlar. Tess ise aileleri için yaptığı fedakarlıklarla yüzleşirken ortak ebeveynlik, kimlik ve aşkın yeni bir biçim alıp alamayacağı konularında bir yolculuğa çıkar.

Kaygısız yaşam tarzı tehlikede olan zengin ve çekici Joseph ( Josh Swickard ), Noel'den önce ailesinin arazisini satması için, çalışkan bir çiftçi olan Callie'nin ( Lorynn York ) yanında çiftlik hizmetlisi olarak işe başlar.

Three middle-aged wealthy couples take vacations together in Spring, Summer, Autumn and Winter. Along the way we are treated to mid-life, marital, parental and other crises.

Billy ve Ingrid, büyük kızları Sofia’nın nişanlısı olan Adan ile ziyarete gelip, planlarından bahsettiğinde oldukça şaşırır. Çünkü Sofia ve Adan evlilik hazırlığındadır. Meksika’da gerçekleşecek olan düğün için hazırlıklar başladığında aile ilişkileri test edilir.

Danny DeVito, Wall Street'e egemen, şirketleri fethetmek ve yok etmek için yaşayan ve her şeyden çok başkalarının parasını seven acımasız bir kapitalist rolünde. Lawrence Garfield (DeVito) hiç başarısız olmamıştır ta ki, gözünü Rhode Island'daki bir şirkete dikene kadar. Her şeyin kesinlikle pazarlık konusu olabildiği ve paranın herkesi baştan çıkardığı hiçbir engel tanımayan bu komedide gösteri başlıyor. Jerry Sterner'ın oyunundan uyarlanmıştır.

The film follows the marital and dating lives of three men and three women who unknowingly form a tangled web of relationships. Interspersing "man on the street" interviews with scenes from the six characters' lives, the film weaves a humorous and biting commentary on the game of love -- easy to start, hard to finish.

Alfie, Helena'yı kaybolan gençliğini bulmak adına terk eder ve kendisinden oldukça genç bir kadın olan Charmaine (Lucy Punch) ile evlenmeye karar verir... Helena ise hayatını şarlatan bir falcının sözlerine göre yönlendirmeye başlamıştır. Mutluluğu evliliğinde yakalayamayan Sally çalıştığı sanat galerisindeki yakışıklı patronu Greg'e (Antonio Banderas) aşık olmuştur. Kocası Roy ise heyecan içinde son yazdığı romanına yayınevinden cevap beklemektedir... Fakat karşı pencereden kendisine bakan gizemli bir çift göz Roy'u hayatının aşkı Dia'yı (Freida Pinto) bulduğuna inandıracaktır. Mutluluğu bulmaya çalışan karakterlerimizin önüne her defasında problemleri çıkacak aşkı bulma çabaları onları sadece kalp ağrısına ve umutsuzluğa sürükleyecektir... Acaba aşk bir falcının sözlerindeki "Karşına uzun boylu esmer bir adam çıkacak" kehaneti ile mi kalacaktır... Hayallerimizdeki ilüzyonlar bizi hep komik durumlara mı düşürecek...

Manhattan'lı avukat Diane (Catherine Keener), haftasonu tatili için oğlu Jake (Nat Wolff) ve kızı Zoe (Elizabeth Olsen) ile birlikte annesi Grace'in (Jane Fonda) çiftlik evine gider Amacı, çocuklarını hiç görmedikleri anneanneleri ile tanıştırmaktır Diane de 20 yıldır annesi ile hiç konuşmamıştır İlerlemiş yaşına rağmen tam bir hippi olan Grace, kızı ve torunlarına kucak açar Kırsalda geçirdikleri zaman, Diane ve çocukları için hiç unutamayacakları bir tatil olacaktır.

Charlyne, Michael Cera adında bir adama aşık olur. Peki ama aşk nedir? Charlyne Yi, Amerika'yı boydan boya gezerek çekeceği belgeselde hiçbir zaman anlayamadığı "aşk"ın izini sürecektir. Gerçekle fantastiği harmanlayan film modern aşkları yarı belgesel yarı geleneksel hikaye anlatımıyla bezenmiş bir yaklaşımla inceliyor.

İki erkek ve bir kadın arasındaki üç kişilik aşkın sinema tarihindeki en güzel anlatımlarından biri olan Jules ve Jim, sadece aşk değil, dostluk üzerine de sözleri olan bir film. Yakın arkadaş olan Jules ve Jim’in hayatları, Catherine ile tanışınca bambaşka bir yöne doğru savrulur. Her ikisi de aynı kadına aşık olsa da Catherine, ilk başlarda sadece Jules’a ilgi duyar. Bildik kadın kimliğinin çok dışında bir karaktere sahip olan Catherine için hayat, alışıldık sınırların çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İlk zamanlardan beri Jim’in ilgisinin de farkında olan Catherine, yıllar sonra onunla da bir yakınlaşma içine girer. Catherine’i terketmeyi düşünmeyen Jules’un da varlığıyla bu unutulmaz üçlü, birlikte yaşamaya başlarlar.

Audrey Hepburn'den ilk başrolünde Oscar'lı bir performans Tam 10 dalda Oscar'a aday olan ve Audrey Hepburn'e En İyi Kadın Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran Roma Tatili, bir modern zaman prensesinin kraliyet dayatmalarına karşı gelerek tek başına Roma'yı keşfe çıkmasının hikayesini anlatıyor. Burada gazeteci kimliğini saklayarak ilginç hikayeler peşinde koşan Amerikalı bir gazeteciyle tanışıyor. Ancak planı ikilinin birbirine aşık olmasıyla suya düşüyor.

Longfellow Deeds, New Hampshire'ın küçük bir kasabasında basit ama mutlu bir yaşantı süren sempatik bir adamdır. Yerel halk, sahip olduğu pizza dükkanında onlara okuduğu garip şiirlerinden dolayı Deeds'i çok sevmektedir. Deeds'in basit yaşantısı inanılmaz bir haberle değişir. Tanımadığı uzak bir akrabası ölmüş ve Deeds'e 40 milyar dolar paranın yanı sıra dünyanın en büyük medya şirketini ve bir futbol takımı ile bir de basketbol takımını miras bırakmıştır. Deeds, güvendiği adamı Emilio'nun da yardımıyla paranın herşeyi değiştirdiğini ama herkesi değiştirmeyeceğini kanıtlamaya çalışır.

Jimmie Shannon özgürlüğüne yaşamaktan daha çok önem vermektedir. Yaşıtı olan erkek arkadaşları hatta en yakın dostu Marco bile nikah yüzüklerini takmışken Jimmie hâlâ kısa beraberliklerle geçen hayatını sürdürmekte ve doğru kişiyi aramakla uğraşmamaktadır. Jimmie'nin büyükbabası hep bir aile kurmasını istediği torununa 100 milyon dolarlık bir miras bırakarak ölür. Ancak büyükbabanın bir şartı vardır: Jimmie'nin otuzuncu yaş gününün gece yarısına kadar biriyle evlenmesi. Jimmie'nin bunu başarabilmek için yirmi dört saatten az vakti vardır.

Gerçek mutluluk, başarı ve aşkın ne olduğuna dair yıllarca anlaşmazlıklar yaşayan Dave ve Clarice Johnson, sonunda evliliklerini bitirme noktasına gelirler. Clarice bir araba kazası geçirdiğindeyse içine attıkları ortaya çıkar. Aralarındaki farklılıklar, Clarice’in fiziksel terapi görmesiyle daha çok artmıştır. Dave de Julie ve oğlu Bryson ile vakit geçirmeye başlar. Dave, onlarda bulduklarıyla bir aile olmanın ve tutkulu bir eşin özlemini duymaya başlamıştır. Hayatlarında yaşanan bu değişikliklerle Dave ve Clarice, artık birbirlerine ettikleri yeminin kolayca bozulup bozulmayacağıyla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Filminde, röportaj yapmak için gittiği ABD'de herşeyi yabancı ve itici bularak bir kimlik bunalımına giren ve amaçsızca turlayan Alman gazeteci Philip (Rüdiger Vogler)'in ülkesine geri dönmeye karar vermesi, havaalanında karşılaştığı mutsuz ve umutsuz bir kadının (Lisa Kreuzer) küçük kızı Alice'i (Yella Rottländer) kendisine emanet etmesiyle de yaşamının akışının tamamiyle değişmesi anlatılır * Wim Wenders'in yol üçlemesinin ilk filmi.

Henüz 22 yaşında olan Nana, aktris olma hayalleriyle evliliğini ve çocuğunu bırakır. Fakat güzel Nana için işler hiç de yolunda gitmez. Bu başladığı yeni hayatında kendini bir anda sokaklarda fahişelik yaparken bulur. Sonuç ise kamera hareketleri, kurgusu, ses ve müzik kullanımı, diyalogları ile Godard'ın eteğinde ne varsa döktüğü şiirsel bir başyapıt. Bir düş(üş)ün hikayesi...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir