
Robert Urich
Glen 'Lucky' Singer

"Her şey kontrolden çıktı."
Grand Royale, bilgisayarlı bir motora sahip yeni bir yüksek teknolojili yolcu trenidir. İlk seferinde ciddi bir teknik arıza yaşar, kontrolörü öldürür ve zaten yüksek olan hızını dakikada 2 mil artırarak giderek daha da hızlanır. Önlerinde yoğun nüfuslu bölgeler ve ölümcül bir raydan çıkma riski varken, her dakika önemlidir ve yine 200 yolcuyu kurtarmak için şarkıcı Lucky'ye düşer.

Robert Urich
Glen 'Lucky' Singer

Patricia Kalember
Connie Phipps-Singer

John de Lancie
George Bouchard

Cathy Lee Crosby
Sandy Holmestead

Udo Kier
Reddick
Scott Vickaryous
Scott Sparkman

Stephen E. Miller
Lt. Col. Frank O'Hearn
Malcolm Stewart
Senator Brumfest

Robert Wisden
Charlie

Joel Palmer
Kevin Singer

Eric Keenleyside
Passenger #1

Ingrid Kavelaars
April McDonald

Jason Schombing
Wilson Fitch

Gillian Barber
Mrs. Hofflund

Ken Camroux-Taylor
Police Officer

Askeri pilot olan iki dost Vic ve Riley, gizli bir görevi birlikte üstlenirler. Görevleri, B-3 Stealth bombardıman uçağı ile yapacakları deneme uçuşunda iki nükleer savaş başlığını taşımaktır. Normal başlayan uçuş, Vic'in niyetinin ortaya çıkmasıyla son bulur.

Genç bir adam içinde 2 milyon dolar olan bir çanta ile Meksika'daki El Fronteras adlı kasabaya gider Amacı, kanlı geçmişini arkada bırakıp hayatının sonuna kadar bu parayla huzur içinde yaşamaktır Ancak sakin görünümlü El Fronteras kasabası onu hiç de iyi karşılamaz Hırsızlar, kötü polisler ve gözü dönmüş suçlular onun peşindedir artık...

When teacher Randall Thomasson is killed during a carjacking, an unexpected visitor shows up at his funeral - his estranged brother, Karl Thomasson. An ex-Green Beret turned mercenary, Karl signs on as a new substitute teacher in order to investigate Randall's murder.

Edison Film tarafından çekilen muhteşem bir soygun hikayesi ve tarihsel bir başyapıt.

Mike Fallon (Scott Adkins) alanında bir numaralı bir kiralık katildir en önemli özelliği öldürdüğü insanları normal ölmüş gibi göstermektir. Yani öldürdüğü kimi kurbanı trafik kazası geçirmiş kimisi balkondan düşmüş kimisi intihar etmiş gibi göstermektir. Mike ; bu işi yaparken kız arkadaşı ölünce durumdan oldukça fazla şüphe duyacak ve bir şekilde düşmanları tarafından öldürüldüğünü düşünerek karşısına bir orduyu alacak şekilde savaş çıkartacaktır.

Sok-woo, işinden başını kaşımaya fırsat bulamayan, kızını sürekli ihmal eden bir babadır. Doğum gününde kızının ısrarları üzerine, onu, eski eşinin yanına bırakmak için Seul’den kalkıp Busan’a gidecek olan trene gönülsüzce biner. Tren tam kalkmak üzereyken, sıra dışı bir virüsten etkilenen genç bir kadın, trendekilere virüsü yaymaya başlar. Virüsün bulaştığı herkes, teker teker zombiye dönüşür. Sebebi belirlenemeyen virüs, tüm ülkeye yayılırken, hızla Busan’a yol alan trende de Sok-woo, kızı ve daha birçok yolcu amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişir.

Suikastçinin biri ordunun önde gelenlerini öldürmektedir ve Brandon bunlardan birinin babası olduğunu öğrenir. Katilin izini sürmeye çalışır. Babasının ölmediğini öğrenir ve üstlerinin katili yakalamak için onu yem olarak kullandıklarını anlar.

Görmedim.... Duymadım.... Bilmiyorum....! Bakarsınız ama görmemezlikten gelirsiniz.. İşitirsiniz ama duymamazlıktan gelirsiniz.. Farkındasınızdır ama bilmemezlikten gelirsiniz... Tüm bunların toplamında elde ettiğiniz tek şey ÖLÜM.

Herkesi mücadele et ve kimseye güvenme. Bu iç mutluluk hayatının ardından şiddetyi vahşi bir hareket tarafından paramparça edilen dövüş sanatları ustası Casey Bowman tarafından uygulanan hayatta kalma şifresi. Intikam yemini etmiş, korkusuz Amerikan, gizli bir bilge ve kurnaz Senseimizin yardımıyla Rangoon'a Bangkok Osaka katilini izler. Onun tek ipucu ise: boyunları dikenli tel ile izlenmiş insanlar. Hayatta kalmak için hem de intikamını almak için mücadele eden, Casey onun jilet gibi tepkiler netleştirmesi gerekecek ve hatta kendi ölümünün sahtesini bile derin bir meditasyon kullanarak, bir sonraki seviyeye yaptığı savaş becerileri alacak. Onun hedefi ise onun uzaktan ormanda fabrika da pişmiş ölümcül meth sokaklara getiren uyuşturucu kralı Goro. Onun nihai çatışmaya hazırlamak için, Casey nihayet isim Ninja layık görünmez bir savaşçı haline gelmelidir. O gerçekten hiç kimseye güvenemez. Ama onun köşelice avını beklenmedik bir biçimde gelişir. Casey'nin açtığı savaş başlangıçtır.

After being slain by a group of criminals, a man is reborn with animal-like superpowers and makes it his mission to right the wrongs of his city.

Oyun tutkunu olan ve bu alışkanlığı nedeniyle belalı bir bahisçiye borçlanan taksi şoförü Stretch, borçlarını ödeyebilmek için bir milyarderden gelen oldukça tuhaf bir görevi kabul eder ve böylece hayatının en tuhaf gecelerinden birini yaşamaya başlar.

Alman yönetmen Uwe Boll'un, Amerikan hükümetinin kriminal yapısına karşı insanlığı uyandırmak amacıyla, siyasi bir platform olarak kullanmak için, para yerine, bir TV istasyonunu ve içindekileri rehin alan bir adamın hikayesini anlattığı, Rampage serisinin devam filmi.

Anthony Lowe (Van Damme) çalıştığı birimde çok da sevilmeyen bir polistir. Düzenlediği basın operasyonu başarısızlıkla sonuçlanır. Hem tüm New Orleans'ı haraca kesen Callaghan (Stephen Rea) ellerinden kaçmıştır hem de iki polis memuru hunharca öldürülmüştür. Lowe, öç almaya and içer. Callaghan ile geçmişten kalan bir hesapları da vardır. Lowe, bir yandan mafyayla boğuşurken diğer yandan da sorunlu evliliğini kurtarmaya çalışmaktadır. Eşi Valerie (Selina Giles) hamiledir. Ama çocuk başkasındandır. Mafyanın acıması yoktur. New Orleans sokakları daha önce hiç tanık olmadığı bir kan gölüne dönüşecektir

Kimsenin konuşmadığı bir dünyada, dindar bir kadın, hapishanesinden kaçan genç bir kadını avlar. Acımasız liderleri tarafından yeniden yakalanan Azrael, çevredeki vahşi doğanın derinliklerindeki kadim bir kötülüğü yatıştırmak için kurban edilecektir.

When her husband goes missing during their Caribbean vacation, a woman sets off on her own to take down the men she thinks are responsible.

Genç Iris Henderson Balkanlar'da geçirdiği tatilinin ardından trenle ülkesine dönmektedir. Tren kötü hava nedeniyle yolda kaldığında yolcular küçük bir kasabadaki bir otele yerleşirler. Iris burada yaşlı bir kadın olan Miss Froy ile tanışır. Havanın düzelmesiyle tren yolculuğunun yeniden başlamasından bir süre sonra Iris Miss Froy'un ortadan kaybolduğunu ve onun kıyafetlerini giyen bir başka yolcunun olduğunu farkeder. Diğer yolculara bunu anlattığında müzisyen Gilbert hariç yolcuların hiçbiri Miss Froy'u hatırlamaz. Iris'e inanan Gilbert ona Froy'u bulma konusunda yardım edecektir. Alfred Hitchcock'un komedi vurgusu taşıyan nadir filmlerinden biri olan The Lady Vanishes yönetmenin İngiltere döneminin sonunda önemli bir ticari başarı yakalamasını ve Hollywood'un dikkatini çekmesini sağlamıştı..


Deneyimli bir tren teknisyeni ile genç bir kondüktör, başında kimse olmayan, kontrolden çıkmış bir treni durdurmak ve nüfusun yoğun olduğu alanda ortaya çıkabilecek büyük bir felaketi önlemek için saatle yarışırlar.

Bir trende karşılaşıp birbirlerinin babası ile karısını öldürmeyi düşünen iki kişinin hikâyesi, on yıldır ABD'de olan İngiliz Alfred Hitchcock'un ilgisini çekti. Yönetmen, her zamanki gibi, fiyatı düşürmek için adını vermeden kitabın film haklarını 7 bin 500 dolara aldı. Hikâye malum: Zengin psikopat Bruno (Robert Walker), tenis yıldızı Guy'a (Farley Granger), onun karısı ile kendisinin babasını öldürme işini değiş-tokuş etmelerini teklif eder. Derken fikrini uygulamaya koyar ve Guy'dan karşılığını bekler...

1955 yılında kısılıp kalan Marty'yi kurtarmak için Dr. Brown zamanda seyahat eder. Ancak kendisi 1885'e gelip DeLorean bozulduğu ve o zamanın teknolojisi yetmediği için burada takılan Doktor, Marty'ye bir mektup yazarak arabayı gömdüğü yeri söyler. 1955'teki Marty bu sayede arabayı bulur ve Doktoru kurtarmaya vahşi batıya gelir. Tabii burada işler umduğu gibi olmaz zira Dr. Brown hem iyi bir doktor olmuş hem de çok feci aşık olmuştır bunun dışında peşine de onu öldürmek isteyen bir kanun kaçağı çetesini takmıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir