
Alberto Amarilla
Miguelito

18 yaşında bir genç olan Miguelito, yaşadığı rahatsızlık sonucu böbreğini kaybetmiştir. Hastaneden taburcu olurken artık tek böbrekli bir insan olarak yaşamına devam edecek olmanın burukluğunu yaşarken diğer yandan da, bir arkadaşının hediye ettiği İlahi Komedya’nın içinde yeşerttiği şair olma duygusunun sevincini yaşamaktadır.Şair olmak için aradığı ilham perisini Luli’de bulan Miguelito, ona aşık olur. Miguelito, Luli ve arkadaşları, sevinç ve üzüntülerle dolu koca bir yazı birlikte geçireceklerdir.70’li yıllarda yaşayan bir grup genç arkadaşın yaz tatili boyunca yaşadıkları aşkları, kaçamakları ve hayalkırıklıklarını konu alan Yaz Yağmuru, Antonio Banderas’ın ikinci yönetmenlik çalışması.

Alberto Amarilla
Miguelito
María Ruiz
Luli

Félix Gómez
Paco Frontón

Raúl Arévalo
Babirusa
Fran Perea
El Garganta

Marta Nieto
La Cuerpo

Mario Casas
Moratalla

Antonio Garrido
Cardona

Juan Diego
Don Alfredo

Victoria Abril
Srta. del Casco Cartaginés

Antonio Zafra
Enano Martínez

Berta de la Dehesa
La Gorda de la Cala

Victor Perez
González Cortés

Cuca Escribano
Fina

Lucio Romero
Abuelo

16 yaşındaki Cyd, dokuz yıl önce çocukluğunda yaşadığı travmatik bir olayın etkisinde, Chicago'ya yaz tatilini geçirmek için teyzesini ziyarete gider. Cyd, bir yandan bilinen ve saygı duyulan bir yazar olan teyzesi Miranda'yı daha yakından tanıma fırsatı bulurken diğer yandan da güneşli, miskin yaz günlerini barbekülerle ve rutin gündelik aktivitelerle geçirir. Bir kahve dükkanında çalışan Katie'yle tanışıp birbirlerine ilgi duymaya başladıklarında, Prenses Cyd, cinsellik ve spiritüellikle ilgili ilginç soruların ortaya atıldığı, büyüleyici bir ritme girer. Oyuncuların oldukça doğal performanslarıyla dikkat çektiği, Stephen Cone'un eleştirmenlerce çok beğenilmiş filmi, genç bir kadının kendini ve dünyayı keşfetmesine dair şiirsel ve lirik bir masal.

Yeni bir şehir, yeni bir hayat ve adrenalin dolu, içindeki şeytanlarla uğraşan bir genç olan Luke ile beklenmedik bir karşılaşma. Uyarılara rağmen, Hasley ondan uzak duramaz. İkili, kendi "bulvarlarında" saf ve özgürleştirici bir aşka tutulur. Ama Luke'un geçmişi ikisini de yok etmekle tehdit ederken, Hasley zor bir seçimle karşı karşıya kalır: Kurtarılmaya hazır olmayan birini kurtarabilir misin?

Film, farklı karakterlere sahip iki gencin dört mevsim boyunca geçirdikleri dört günde birbirleriyle yollarının kesişmesini konu alıyor.Jenna Ortega ve Percy Hynes White’ın uyumuyla parlayan film, prömiyerini 2024 Tribeca Film Festivali’nde yaparak dikkatleri üzerine çekti. Dört mevsime yayılan sadece dört günde gelişen bu gençlik aşkı hikâyesi, hayatın dönüm noktalarında verilen duygusal kararları yalın ama derin bir dille işliyor.

Val Xavier, a drifter of obscure origins, arrives at a small town and gets a job in a store run by Lady Torrence. Her husband, Jabe M. Torrance, is dying of cancer. Val is pursued by Carol Cutere, the enigmatic local tramp-of-good-family.

Viven ve Roy, lise son sınıfta okuyan iki gençtir. Viven, fizik tutkunu olan başarılı bir öğrenciyken Roy'un oldukça sorunlu bir hayatı vardır. Beklenmedik bir olay ikisinin yollarının kesişmesine ve hayatlarının bambaşka bir hal almasına neden olur.

1941'de, 16 yaşındaki bir hevesli sanatçı ve ailesi, Stalin'in Baltık bölgesinin acımasızca parçalanması arasında Sibirya'ya sürüldü. Bir kızın sanat tutkusu ve bitmeyen umutları, tarihin sessizliğini kıracak.

Bir süre önce Diana adlı masum bir kadın, bulunduğu lokantada başlayan bir çatışmada kaza kurşunu sonucu hayatını kaybetmiştir. Diana'nın nişanlısı olan Joe bu acı olay sebebiyle Diana'nın anne babasının yanında yaşamaya başlar. Aile içinde bu trajeidiyi herkes içine atarak olmamış gibi göstermeye çalıştığı için, sorunlar başka şekilde dışarı vurulmaktadır. Yazar olan anne Jojo, artık yazamamakta, babası Ben ise herşeyi görmezden gelmeye çalışmaktadır. Bir taraftan eşinin nişanlısının katilinin ceza alması için çaba gösteren Joe da başka bir kadına ilgi duymaya başlar.

Kamila her şeyi kontrol altında tutar: dersleri, sosyal hayatı, imajı... Yedi yıl aradan sonra komşuları Di Bianco kardeşlerin beklenmedik dönüşü hariç her şeyi. Thiago ilk öpüştüğü kişiydi ve Taylor en iyi arkadaşıydı, ama şimdi onların dönüşü Kami'nin dünyasını alt üst edecektir. Üçü, onları birbirine bağlayan geçmişi aşabilecek mi? Yoksa her şey bir kez daha paramparça mı olacak?

1950'li yılların Harlem'inde genç bir kadın, babasının dükkanında, gelecek vadeden bir saksafoncuyla tanışır. Aşkları, değişen zamanların, coğrafyaların ve profesyonel başarıların ötesine geçen nefes kesici, romantik bir hikayeye dönüşür.

Karısını öldüren bir otomobil kazasında kör olan bir romancı, suçlanan iş adamının ihmal edilmiş eşiyle ilişkisi üzerine hayat ve yazı tutkusunu yeniden keşfeder.

Amerikalı bir eczacı olan Martin (Nicholas Hoult) ve İspanyol bir fizyoterapist olan Gabi (Laia Costa)'nin Los Angeles'ta gecenin geç saatlerinde buluşması popüler bir "arkadaşlık uygulaması" aracılığıyla gerçekleşir. İkisi de birbirlerinden çok etkilenir ve bir süre "takılmak" isterler ancak aralarındaki güçlü cinsel çekim bir süre sonra mutlu ve sadık bir ilişkiye dönüşür. Yine de Gabi "yeniliklere" takık olduğunu itiraf etmiştir, onun için her zaman trend, son moda olan daha cezbedicidir. Böyle bir kişi ilişkisine sadık kalabilecek midir? Film, "Bazen aşk yetersiz kalır" mesajını sosyal medyanın kaydadeğer etkileri üzerinden sunuyor.

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.

Louisa May Alcott’ın aynı adlı klasik romanından beyazperdeye uyarlanan film, İç Savaş sonrası Amerika'da yaşamlarını sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Meg (Emma Watson), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy March (Florence Pugh) birbirinden tamamen farklı karaktere sahip dört kız kardeştir. Çocukluk dönemlerini geride bırakıp kadınlığa geçiş süreçlerinde kardeşler türlü dertlerle boğuşur. Babaları Amerikan İç Savaşı'na katılan dört genç kız, anneleri ile birlikte yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu zorlu süreçte en büyük kazançları birbirlerinin yanında olmalarıdır.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

Lester Burnham, çevresindeki insanlar tarafından sevilmediğini ve horgörüldüğünü düşünmektedir. Karısı Carolyn, bunca yıllık evliliklerinden sonra sanki ondan nefret eder gibi davranmaktadır. Kızı Jane, onu küçük görmektedir. Patronu ise sürekli onun girişimlerini baltalamaktadır. Yıllardır gizlemekte olduğu tutkuları sonucunda Lester, hayatında birkaç küçük değişiklik yapmaya karar verir. Böylelikle orta yaş krizini de kolaylıkla atlatabileceğine inanmaktadır. Aldığı kararlar sonucunda giderek özgürleştikçe ve mutlu olmaya başladıkça karısıyla kızını daha çok sinirlendirmeye başlar.

Dokuz buçuk yaşındaki Antoine ceza olarak aldığı ödevi yapamaz ve ertesi gün okula gitmekten korkar. Arkadaşı René ile birlikte okulu kırıp haytalık yaparlar. Antoine, öğleden sonra sokakta annesini başka bir erkeğin kollarında görür ve alt üst olur. Okula dönünce içinde bulunduğu ruh halini etkisiyle mazeret olarak annesinin öldüğünü iddia eder. Antoine'ın anne ve babası okula geldiklerinde gerçek ortaya çıkar. Cezalandırılmaktan korkan küçük kahramanımız bu kez akşam eve gitmekten korkar. Geceyi sokakta geçirirse de ertesi gün yakalanır ve ev hayatı tekrar başlar. Annesinin ölümüyle ilgili yalanından ötürü Antoine'a hala garezi olan öğretmeni ona ve René'ye 8 gün okuldan uzaklaştırma cezası verir. İki kafadar durumu ailelerine açıklayamayacakları için evden kaçmaya karar verirler. Amaçları denize ulaşmaktır. Ancak paraları yoktur. Bunun üzerine Antoine gece babasının bürosuna gidip bir daktilo çalmak ister. Ne planlar istendiği gibi gider ne dertler biter.

Film dünyasının en etkileyici rollerinden birisinde James Dean'i, şehre yeni gelen, yalnızlık, bunalmışlık ve kızgınlığının içerisinde kendisiyle ve toplumla savaşan, İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağına ait efsanevi Jim rolünde buluyoruz. Bu başyapıtta ona eşlik eden Natalie Wood (kız arkadaşı) ve Sal Mineo (en yakın arkadaşı), başarılı performanslarıyla Akademi Ödülü'ne aday olmuşlardı. 40 yıldır ayakta duran bu dev yapıt, tam bir efsane.

Delicesine aşık olan lise mezunları Riley ve Chris trajik bir araba kazasıyla ayrıldığında, Chris arafta kalırken Riley erkek arkadaşının ölümünden kendini sorumlu tutar. Mucizevi bir şekilde, ikisi bağlantı kurmanın bir yolunu bulur.


Stephen King'in küçük bir romanından uyarlanan bu filmde, yazar (Richard Dreyfuss) kendi ve üç diğer arkadaşının yaşadığı macerayı ve kahramanlıklarını anlatıyor. Bu çocuklar, 1950'lerde Oregon ormanlığında kayıp bir çocuğun cesedini aramaya koyulurlar. Yol boyunca daha da yakınlaşan çocuklar birbirleri hakkında da çok şey keşfederler...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir