
John Travolta
Frank Morrison

Harold Becker’in yönettiği ve John Travolta ile Vince Vaughn’un başrollerini paylaştığı bir psikolojik gerilim filmidir. Hikâye, boşanmış bir babanın oğlunun yeni üvey babasıyla ilgili karanlık bir gerçeği fark etmesi üzerine gelişir ve aile içi güven, tehlike ve koruma temalarını işler. Filmde, Frank Morrison karakteri oğlunun güvenliği için mücadele ederken, yeni aile düzeni içinde ortaya çıkan tehditlerle yüzleşmek zorunda kalır. Atmosferi gerilim dolu olan yapım, aile bağları ile suç unsurlarını bir araya getirir.(GyR)

John Travolta
Frank Morrison

Matt O'Leary
Danny Morrison

Vince Vaughn
Rick Barnes

Teri Polo
Susan

Ruben Santiago-Hudson
Sgt. Edgar Stevens

Steve Buscemi
Ray Coleman

Susan Floyd
Diane

Angelica Page
Patty

James Lashly
Jason

Rebecca Tilney
Laurie

Debra Mooney
Theresa
Leland L. Jones
Coach Mark
William Parry
Don Patterson
Suzanne Nystrom
Wedding Coordinator

George Christy
Wedding Photographer

General Campbell'in güzel kızı bir gün askeri kışlanın eğitim alanında ölü bulunur. Bu olayın üzerindeki esrar perdesini çözmek için ordunun kriminal araştırma bölümünden görevli memur Paul Brenner ile Sara Sunhill görevlendirilir. Cinayetin meydana geldiği askeri kışlada generalin kendisi de dahil olmak üzere herkes zan altındadır. Olayların araştırılmaya başlanması, çok daha karmaşık bir sır perdesinin aralanmasına sebep olacaktır.

Harper is a cynical private eye in the best tradition of Bogart. He even has Bogie's Baby hiring him to find her missing husband, getting involved along the way with an assortment of unsavory characters and an illegal-alien smuggling ring.

Takip başladı! Ashley Judd ve "Kaçak filminden beri en iyi performansı"yla izleyicilerin karşısına çıkan Tommy Lee Jones, bu durdurak bilmeyen aksiyon filminde göz kamaştırıyorlar. Kusursuz bir hayatı olan Libby Parsons günün birinde kocasının ortadan kaybolmasıyla birlikte cinayetle suçlanır ve hapse girer. Yıllar sonra şartlı tahliye ile salıverilir ve kayıp kocasının başına gelenleri bulmak ve kendini temize çıkarmak için çalışmaya başlar. Zamanla hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını ve aldatıldığını fark eder. Çifte Tehlike başından sona kadar ilgiyle izlenecek durdurak bir bilmeyen bir aksiyon-gerilim.

Clay, geçirdiği açık kalp ameliyatı sırasında “anestezik farkındalık” adı verilen durumu yaşamaktadır. Yani olup bitenin tamamen farkında olacak şekilde uyanıktır, operasyonu tüm acısıyla hissedebiliyordur ama anestezinin etkisiyle vücudu hiçbir şeye tepki gösteremeyecek şekilde paralize olduğundan, ameliyat ekibinin bundan haberi yoktur. Clay, zihni içinde bir yolculuğa çıkar.

Bir banka soyguncusu grubu izole bir sığınağa saklanır, ancak paranoya ve karanlık sırlar işleri ölümcül bir oyuna dönüştürür.Barnaby Roper yönetmenliğinde film, Sam Claflin ve Eddie Marsan’ın etkileyici performanslarıyla izleyiciyi gerilim dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Ortağı Lamarla birlikte çalışan Kyle, bir olay mahallinden cinayetin nedenini, faillerin zeki mi, yoksa aptal mı olduklarını kolayca anlayacak kadar işinin uzmanıdır. Bekâr bir adam olan Kyle, bir gün Rachel Munro adlı bir kadınla tanışır. Kyle'in yakınlık kurma çabalarına pek yüz vermeyen Rachel, yine de ona karşı kayıtsız kalmadığını hissettirir. Bir süre sonra ortağı Lamar ile Munrolar'ın evindeki davete katılan Kyle, zengin bir bankacı olan Bay Munro'nun, karısı Rachel'la büyük problemler yaşadığını görür. Bu arada Kyle ile Rachel arasındaki ilişki ilerler. Kyle'ın büyükannesinin sık sık söylediği gibi, 'Ay, gökte kocaman bir Çin porseleni gibi parladığı geceler, garip olaylara gebedir.' Gerçekten de dolunay, aklı başında bir polis detektifi olan Kyle'ın sadece yasak aşk yaşamasına yol açmayacak, işlenen bir cinayetin saklanmasına yardım edecek kadar da aklını başından alacaktır. Kanunlara saygılı bu adam, giderek kurtulamadığı tutkularının esiri haline gelecektir.

Bir güney kasabası, acımasız bir seri katilin yarattığı dehşetle sarsılır. Katil yakalanamazken, kasaba sakinlerinden yerel yetkililere kadar herkes şüpheli konumuna düşer. Artan cinayetler ve derinleşen sırlar, kasabanın huzurunu yok ederken, baş dedektif de kendi geçmişindeki karanlık anılarla yüzleşmek zorunda kalır. Bu mücadele, hem adalet arayışını hem de kişisel bir hesaplaşmayı beraberinde getirir.

Irkçı geçmişiyle tanınan, ABD’nin güney eyaleti Mississipi’de, 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması iki FBI ajanının bölgeye gelmesiyle sonuçlanır.

Seyahat eden bir çiftin arabası büyük bir çölün civarında bozulur. Umutsuzca yardım bekleyen ikili yardım bulmak amacıyla birbirlerinden ayrılırlar. Yokluğun ortasında, birbirlerinden dakikalar geçtikçe daha da uzaklara doğru yol alan çift, kendilerini ne gibi sorunların beklediğinden habersizdir. Karısını çölün ortasında yitiren Jeff, onun izinden gitmeye çabalayacaktır.

Se7en, seri cinayetler işleyen bir katilin peşine düşen iki dedektifin hikayesini anlatıyor. Bir seri katil 7 ölümcül günahı işleyenleri kendi yöntemleriyle öldürmektedir. Yedi ölümcül günah, hıristiyanlık inançlarına göre kibir, açgözlülük, şehvet düşkünlüğü, kıskançlık, oburluk, yıkıcılık ve tembelliktir.

Ünlü gerilim romanları yazarı Mort Rainey, yeni kitabı üzerinde çalışmak üzere göl kıyısındaki ıssız evine çekilmiştir. Karısından yeni ayrılmış olan Mort, bir türlü kafasını toplayıp çalışamamaktadır.Bir gün garip görünüşlü John Shooter adında bir adam ziyarete gelir. Adamın iddiasına göre Mort, onun bir kısa öyküsünü çalarak kendi imzasıyla yayınlatmıştır. Shooter'ın uyarıları kısa zamanda tehditlere dönüşünce, Mort bir özel dedektiften yardım ister. Tüm yardımlara rağmen Shooter'ın durdurulamaması, olayların çığrından çıkmasına yol açacaktır.

Ormanın yakınında kardeşi ile birlikte oynayan 11 yaşındaki Mark’ın bir intihara tanık olmasıyla başlar. İntihar eden kişi mafya avukatıdır. Cesedi bulan polis ve FBI, avukatın intihar etmeden önce Mark ile konuştuğundan şüphelenir. Hükümet adına çalışan Roy Foltrigg olayı aydınlatmakta kararlıdır. Ancak mafya Mark’ı tehdit eder. Eğer konuşursa ailesi ve kendisi öldürülecektir.

Aynı evde yaşayan iki parlak üniversite öğrencisi Philip ve Brandon 'kusursuz cinayet'in var olduğunu kanıtlamak ve böylecekkendi zekalarını ispatlamak için eski sınıf arkadaşları David Kentley'i iple boğarak öldürürler. Cesedi evdeki eski bir sandığın içine saklayan Brandon ve Philip son derece soğuk kanlı bir şekilde bir akşam yemeği daveti verirler. Üstelik bu yemekte yer alan davetliler arasında, öğretmenleri, Kentley'in ailesi ve nişanlısı gibi isimler vardır. Hiçbir şeyden haberi olmayan davetliler tüm olağanlıkla yemeklerini bitirirken misafirler arasından bir kişi bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenmeye başlar.

’Sonun Başlangıcı’ ve ’Çizgi Ötesi’ filmleriyle yeteneğini kanıtlayan Joel Schumacher’ın yönetmenliğini üstlendiği ’Öldürme Zamanı’, Güney Amerika’da hala süren ırk ayrımı üzerine bir film gibi gözükse de, işin haraketli yönüne ağırlık veren ve dolayısıyla bir macera filmi olarak tanımlanması daha uygun bir yapım. Mississippi’li bir fabrika işçisi olan Carl Lee Hailey, on yaşındaki kızı Tonya’nın gözü dönmüş iki beyaz ırkçı tarafından saldırıya uğraması sonucunda haklı olarak çok sinirleniyor ve bu iki adamı gördüğü ilk yerde öldürmeye teşebbbüs ediyor. Böylece bir anda ’suçlu’ durumuna düşen Carl Lee, Jake Brigance isimli bir avukatı savunma için tutuyor. Jake’e dava sırasında Ellen Roark isimli genç bir hukuk öğrencisi destek oluyor. Birlikte Klan’ın kirli yüzünü, ve 1860’larda çözülmüş olduğu iddia edilen siyah-beyaz ayrımının hala varolduğunu gören Jake ve Ellen, dava sırasında önemli kanıtlara rastlıyorlar..

New York yakınlarında, New Jersey çevresinde yalnızca polislerin oturduğu gelişmiş ve çok güvenli bir semt vardır. Yıllar önce güvenliklerini sağlamak amacıyla burayı satın almışlar ve yerleşmişlerdir. Ancak arazi mafya tarafından polislere mafyanın işlerine karışmamaları şartı ile verilmiş. Yıllarca bu böyle sürüp gitmiş ta ki yılın polisi seçilen genç memur Babbitt pis bir işe karışıp, yanlışlıkla iki zenci genci öldürene kadar. Bu olay üzerine halkın sinirlerini yatıştırmak için başkomiser bir senaryo hazırlayarak Babbitt'i herkesin gözü önünde öldürtür. Bunun üzerine bölge şerifi bu olaylardan şüphelenir ve araştırmaya başlar. Ve işler bir anda kontrolden çıkar.

Kasım 1988, New York: Yeni bir uyuşturucu türü tüm şehre yayılmış ve bugüne kadar görülmemiş vahşette bir suç dalgasına neden olur. Yeni yasalar doğrultusunda, yeterince adam ve silah kullanamayan polis, ayda iki elemanını kaybeder duruma gelir. Hem suçluları hem suçsuzları yutan acımasız bir savaş başlamıştır. Bobby Green (Joaquin Phoenix) çapraz ateş altında kalmıştır. Brighton Beach’te, akıl hocası Marat Buzhayev'e (Moni Moshonov) ait olan ve Buzhayev'in yeğeni Vadim Nezhinski (Alex Veadov) gibi gansterlerin takıldığı bir Rus gece kulübünde müdürlük yapan Bobby, bu dünyadan uzak durmaya, dönen kirli işlere karışmamaya çalışır. Rahatına düşkün, ahlâk dışı hayat tarzına rağmen kız arkadaşı Amada'ya (Eva Mendes) tutkuyla bağlıdır ve Manhattan'da Buzhayev adına yeni bir gece külübü açmayı arzulamaktadır. Öte yandan, Bobby’nin bu insanlardan özenle sakladığı bir sırrı vardır.

Matt Lee Whitlock, küçük bir yer olan Banyan Key'in polis şefidir. Çevresindeki herkes tarafından saygı görmekte ve diğer polisler tarafından takdir edilmektedir. Fakat yerleşim biriminde gerçekleşen iki cinayet herkesin kanını dondurur. Çünkü olayın şüpheslisi Whitlock gibi gözükmektedir. Polis olayı araştırmak üzere zamana karşı bir yarışa girer.



Dolores Caliborne; aksi, ağzı bozuk ve berbat bir yaşantıya sahiptir. Little Tall adası halkı, kocası Joe'nun otuzyıl önceki bir güneş tutulması gününde ölümünün hikayesini öğrenmek için otuzyıl bekliyor. Polis ise adanın en zengin ama yatalak kadını, aynı zamanda Dolores'ın işvereni olan Vera Donovan'ın ölümünü merak etmektedir. Dolores'ın kızının da adaya gelmesiyle eski defterler açılmaya başlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir