Rami Doueiri
Tarek

In 1975, the long slog of civil war has recently begun in Beirut. Two friends, Tarek and Omar, suffer during the Lebanese civil war. Conflicts arise when they decide to cross from West to East, crossing the Muslim-Christian line that divides Beirut.

Alex, üniversite birinci sınıfta okuyan bir öğrencidir. Kendisini yalnız ve mutsuz hisseden Alex, 1500 mil uzakta bulunan evine geri dönmemek için bir neden bulmaya çalışır. Shithouse'da bir partiye giden Alex burada Maggie adında bir kızla tanışır. Çok farklı ailelerden gelen iki genç arasında farklı bir bağ oluşur.

Usta sinemacı Paul Thomas Anderson'ın yazıp yönettiği Licorice Pizza, 70'li yıllarda San Fernando Valley'de başarılı bir çocuk oyuncu olan lise öğrencisi Gary'nin etrafında gelişen olayları konu ediniyor. Filmin başrollerinde ilk sinema deneyimleri olan Cooper Hoffman ve Alana Haim var. Film pek çok festivalden övgüyle ayrıldı ve ödül sezonun en güçlü yapımları arasında gösteriliyor.

Los Angeles, 1997 yılı. Calvin ve Helen, 1962 yılının o kader gününden beri hayatlarını, incelemek üzere girdikleri Calvin'in bomba sığınağına düşen jet yüzünden mahsur kaldıkları sığınakta geçirmektedirler. Artık 35 yaşına basan oğulları Adam bile burada doğmuştur. Sığınakta 50'li yıllar nostalji değildir. 35 yıl sonra kapak açıldığında baba, radyasyon giysileri içinde keşfe çıkar. Çevresinde ilk gördüğü insanlar; yaşlı bir kitapevi sahibi ve Calvin'in Tanrı olduğunu zanneden iki ayyaştır. Calvin geri dönünce rapor verir. Maruz kaldıkları radyasyon saldırısının sonucunda, kendisini muhtemelen gelecek 10 yıl içinde yok edecek yarı insan yaratıklar oluşmuştur. Bu süreyi geçirebilmek için erzağa ihtiyaçları vardır. Webster'lar gerekli stoğu sağlarken aynı zamanda kandisine bir eş bulsun diye saf Adam'ı yer üstüne gönderirler ve Adam anında kaybolur. Geçmişin sığınağından çıkmak Adam'a neler getirecektir?

A brilliant but socially inept 14-year-old experiences heartbreak for the first time when his two best friends – Cappie, an older-brother figure, and Maggie, the new girl with whom he is in love – fall for each other.

Danny DeVito, Wall Street'e egemen, şirketleri fethetmek ve yok etmek için yaşayan ve her şeyden çok başkalarının parasını seven acımasız bir kapitalist rolünde. Lawrence Garfield (DeVito) hiç başarısız olmamıştır ta ki, gözünü Rhode Island'daki bir şirkete dikene kadar. Her şeyin kesinlikle pazarlık konusu olabildiği ve paranın herkesi baştan çıkardığı hiçbir engel tanımayan bu komedide gösteri başlıyor. Jerry Sterner'ın oyunundan uyarlanmıştır.

Gelecek vaat eden genç bir film yapımcısı, şöhret ve servete giden yolu komik sapmalar ve çukurlarla döşeli bulur.

Kevin Bacon ve Elizabeth Perkins kendi sohbet programlarının iki sunucusu olarak savaşırken aşkı ve başarıyı bulan rakip gazetecilerdir. Ne yazık ki programlarının başarısının arkasındaki bu sürtüşme, romantizmi de öldürmektedir.

Forrest Gump, düşük IQ’su olmasına rağmen, Amerikan tarihinin en önemli olaylarının tam ortasında yer alan biridir. Alabama'da büyüyen Forrest, koşma yeteneği sayesinde üniversiteye girer, Vietnam Savaşı'na katılır, Beyaz Saray’a davet edilir ve karides işinden milyoner olur. Ancak tüm bu başarılar, çocukluk aşkı Jenny’ye duyduğu sevginin yanında sönük kalır.

Cumartesi günü kaldıkları cezada okulun sporcusu, dâhisi, zorbası, prensesi ve yalnız genci, sosyal engelleri ezip geçer.


Luke, eskiden şampiyonlukları olan bir boğa matadorudur ve eski parlak günlerine geri dönme arzusundadır. Sophia ise New York’un sanat camiasında hayallerinin işini kovalayan bir üniversite öğrencisidir. Luke ve Sophie’nin yolları bir şekilde kesişir ve ikisi de ideallerine ulaşmaya çalışırken ilişkileri çetin bir sınavdan geçer. Bu esnada kader ikisinin de karşısına Ira’yı çıkartır. Ira ve Ruth, Luke ve Sophia, zamanın ayırdığı, hayatları iç içe geçmeden önce pek de ortak noktası olmayan iki çifttir. Aşk, bilgelik ve deneyim içeren bir kutu eski mektupla, sevginin anlamını ve gerçek değerleri yeniden keşfeden Luke ve Sophia’nın sıra dışı aşk hikayesini bize sunuyor.

Nadine Labaki, senaryosunu yazdığı, yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlenip rol aldığı son filminde dinsel çatışmaları ve savaşın anlamsızlığını kadınların kıvrak zekâsı üzerinden eleştiriyor. Cannes'daki dünya prömiyerinde dakikalarca ayakta alkışlanan Labaki'nin mizah ve içtenlikle dolu son filmi, hiçliğin ortasında küçük bir köyde geçiyor. Savaşın ardından yaralarını sarmaya çabalayan köylüler Müslümanı, Hıristiyanı omuz omuza birlikteliklerini sürdürmekteler. Ne var ki, dini çatışma haberleri, zaten hassas olan dengeleri bozmak üzeredir. Şiddet girdabına kapılmamaları için erkeklere hâkim olma görevini, ne pahasına olursa olsun, yine kadınlar üstlenecektir. Hem de en beklenmedik şekilde... Tam da hoşgörü ve karşılıklı anlayışa en fazla ihtiyaç duyduğumuz bu anda “Peki Şimdi Nereye?” sizin de yüreklerinize iyilik ve umut serpecek.

In 1976, a teenage girl struggles to cope while living with her neurotic lower-middle-class family of nomads on the outskirts of Beverly Hills.

Carla'nın Şarkısı, Güney Amerika'daki (Nikaragua) askeri diktalara karşı verilen savaşın, ABD'nin ve Avrupalı egemenlerin entrikalarının insanların hayatını nasıl zehir ettiğinin hikâyesidir. Yönetmen Loach, hikâyeyi aşk üstüne kurmuştur; İngiltere'de yaşayan sıradan bir otobüs şoförünün bir kadının arkasından kilometrelerce uzağa gitmesini anlatır. Loach, Carla'nın hikâyesini İngiltere'de başlatır ve Nikaragualı gerillaların arasında bitirir. Film iki bölümden oluşur: Birinci bölümde; Glasgowlu, başına buyruk otobüs şoförü George, genç bir kadının (Carla) otobüse biletsiz binmesine göz yumar. Nikaragua göçmeni olan Carla, eski bir sandinist gerillasıdır. Aralarında bir ilişki başlar. George, Carla'nın hikâyesini ögrenir. Filmin ikinci bölümünde George, Carla'nın dava arkadaşı ve sevgilisi olan Antonio'yu bulmak için Nikaragua'ya gider.

Kral Edvard (Chris Geere) ve Kraliçe Paige (Kam Heskin), Saygon Prensesi Myra'nın (Ase Wang) düğününe katılmak için Asya'ya doğru yola çıkar Saygon'a vardıklarında Myra'nın düğün konusunda kafasının karışık ve çok ümitsiz olduğunu görürler Zira müstakbel kocası Kah'ı (Prinya Intach) hiç sevmemektedir Myra'nin kalbi fil terbiyecisi Alu (Amarin Cholvibul) için atmaktadır Edvard ve Paige, Myra'nın babasını, kızının sevdiği erkekle evlenebilmesi için ikna etmeye çalışır...

New York'ta oyun yazarı olan Sidda Lee Walker ne de Louisiana'lı aykırı bir kadın olan annesi Vivi, ilişkilerinde oluşan çatlağı onarmak için bir adım atıyordu. Hayır! Bu tam Ya-Ya Sisterhood'a göre bir işti. Rebecca Wells'in en çok satan kitabından peyazperdeye uyarlanan, yönetmenliğini Callie Khouri'nin (Thelma & Louise) yaptığı film, Vivi'nin ömür boyu kan kardeşi olmak için yemin eden arkadaşlarının yani Ya-Ya'ların alışılmışın dışında bir "müdahale" de bulunarak kızı ile annesini biraraya getirme çabalarını anlatıyor.

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.

Louisa May Alcott’ın aynı adlı klasik romanından beyazperdeye uyarlanan film, İç Savaş sonrası Amerika'da yaşamlarını sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Meg (Emma Watson), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy March (Florence Pugh) birbirinden tamamen farklı karaktere sahip dört kız kardeştir. Çocukluk dönemlerini geride bırakıp kadınlığa geçiş süreçlerinde kardeşler türlü dertlerle boğuşur. Babaları Amerikan İç Savaşı'na katılan dört genç kız, anneleri ile birlikte yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu zorlu süreçte en büyük kazançları birbirlerinin yanında olmalarıdır.

Zoolog olan ailesi tarafından Afrika'da büyüyen, okula gitmeyen, sadece evde özel eğitim alan Cady, en güçlünün hayatta kaldığı ilkesini yaşayarak öğrenmiştir. Ancak 15 yaşına gelip liseye başladığında orman kanunlarının yepyeni bir boyut kazandığını farkeder. Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.

Liverpool'dan yola çıkıp kayıp babasını aramak üzere New York'a giden Jude, yolunun Lucy ile kesişmesi üzerine, kendini savaş karşıtı protestoların ve rock'n roll temelli bir hayatın ortasında bulur. Jude'un kardeşi Max'in Vietnam'a gitmesi çifti üzerinde dolaştıkları pembe buluttan indirip başka gerçekleri keşfetmeye zorlar. Bu gerçekler dünyaya bakış açılarını değiştirecektir. Beatles'ın 33 şarkısından yola çıkılarak hazırlanmış bir aşk hikâyesi. Yapım klasik romantik filmlerin izinden gitmek yerine; aşkın gözüyle düzeni sorguluyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.




0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir