
Ben Chaplin
Daniel MacQueen

Sam loves facts. He wants to know about UFOs and horror movies and airships and ghosts and scientists, and how it feels to kiss a girl. And because he has leukemia he wants to know the facts about dying. Sam needs answers to the questions nobody will answer.

Ben Chaplin
Daniel MacQueen

Emilia Fox
Amanda MacQueen

Greta Scacchi
Mrs. Willis

Robbie Kay
Sam MacQueen

Alex Etel
Felix Stranger

Ella Purnell
Kaleigh

Natalia Tena
Annie

Phyllida Law
Grandmother
Eloise Barnes
Ella MacQueen

Fiona Dolman
Gillian Stranger
Matt Stubbs
Mickey Stranger

Hellena Taylor
Young Mother

Babasının ölümünden sonra Daniel annesi ile Newark'tan New Jersey'e taşınmıştır. Kaldıkları yerde kibar Okinawalı Bay Miagi ile tanışacaktır. Okuldan yeni arkadaşı Ali Mills ile kumsalda gezerken onun eski erkek arkadaşı ve Cobra karate okulunun en iyi öğrencisi Johnny ile başını belaya sokar. Bu çekişme ile süregelen olaylar sonucunda bir gün Daniel Johnny ve onun karate okulu arkadaşları tarafından dövülürken Bay Miagi'nin onu kurtarmasına kadar giden bir süreci başlatır. Miagi ilk sefer Daniel'ın onun sensei olması isteğini reddedecektir. Fakat Johnny ve arkadaşlarının intikam isteği üzerine onun hocası olmayı kabul eder.

Dakota Fanning ve Queen Latifah, aile, özgürlük ve sevginin üstün gücüne dair etkileyici bir hikaye. Öfkeli ve zalim babasından kaçmak ve annesi hakkındaki gerçekleri öğrenmek isteyen 14 yaşındaki Lily Owens (Fanning), bakıcısı ve arkadaşı Rosaleen (Jennifer Hudson) ile arıcılıkla uğraşan Boatwright kardeşlerin (Latifah, Alicia Keys ve Sophie Okonedo) Güney Carolina'daki kasabalarına gider. Beklenmedik bir sevgi ve merhametle sarmalanan Lily, bu eşsiz kadınların arasında, insanın yuvasını bulmak için bazen uzaklaşması gerektiğini farkeder.

Blake, günün birinde kendini kaybetmiş halde, kendini ormanın ortasına vurur. Göle girerek biraz serinler ve sonra yeniden evine döner. Yemek üzere bir şeyler hazırlar. Evdeki diğer insanlar ise kendi halinde, bambaşka hayatlar yaşamaktadırlar. Blake, bir müzisyendir. Evdeki arkadaşları ise onun grubunun diğer elemanlarıdır. Uzaktan bakınca öyle görünmüyor olsa da, azıcık yaklaşınca anlaşılır ki, Blake, Kurt Cobain'in son günlerinin temsilidir. Onun kendisidir.

San Fernando Valley'de sıradan bir günde ölmek üzere olan bir baba, genç karısı, bir erkek bakıcı, kaybolmuş ünlü bir oğul, aşık bir polis, dahi bir çocuk, eskiden dahi bir çocuk olan bir adam, bir şov programı sunucusu ve yabancılaşmış bir kız bir hikayenin farklı parçalarında yerlerini alacaklardır. Bu insanlar, unutulmaz bir heyecanla sonlanacak bu gün içinde, şans, hareket, geride bırakılan zaman ve rastlantılar yumağında adeta birbirlerinin hayatlarının içinden zikzaklar çizerek geçecek ve birbirlerini çözümleyeceklerdir.

Prangalı mahkum Luke, tutsak olduğu hapishanenin kurallarına uymayan yalnız bir adamdır. Paul Newman'ın uyumsuz Cool Hand Luke'i büyük başarıyla canlandırdığı film hem mizah öğeleri hem anlatım gücüyle dönemin sevilen filmlerinden...

Undiagnosed, untreated and generally untethered schizophrenic Julien lives with his pregnant younger sister, anorexic aspiring wrestler brother, sympathetic grandmother, and severely depressed and abusive German father.

Ray, kendi halinde yaşayıp giden, hayalleri olan küçük bir çocuktur. Yaşadığı oldukça trajik bir olay sonucunda hayatına kör olarak devam etmek zorunda kalır. Yaşadığı bu acıya rağmen hayata dair umudunu kaybetmez ve yepyeni, taze hayallerle hayat yolculuğuna devam etmeye karar verir. Ray, karşısına çıkan engellerle savaşacak ve dünyanın en önemli müzisyenlerinden biri haline gelecektir. Küçük Ray, hem adıyla hem de soyadıyla tanınan Ray Charles olacaktır. 11 haziran 2004 günü 73 yaşında hayata veda eden soul müziğinin efsane ismi Ray Charles'ın yaşam öyküsünü anlatan 'Ray' müzikal bir otobiyografi.


Monty Brogan, uyuşturucu aleminin kralı olmuş, fakat çekirge misali uzun süre yakalanmadan yaşamayı başarsa da sonunda yakayı ele vermiştir. 7 yıllık hapishane serüveninin başlamasına tam olarak 24 saat kalmıştır.Özgürlüğünün son gününü yakın arkadaşları ve kız arkadaşıyla geçirmeye karar verir. Saatler ilerledikçe, beklemediği olaylar kozasını Brogan için örmeye başlar.Spike Lee yönetmen koltuğunda oturduğu filmini oldukça ufak bir bütçeyle çekmiş. Buna rağmen Edward Nortan, Philip Seymour Hoffman, Barry Pepper gibi isimlerden oluşan oldukça sıkı bir oyuncu kadrosunu barındırıyor. Yönetmenin 11 Eylül olaylarının hemen arkasından motor dediği film, tüm Amerika’da, özellikle de New York’da yaşanan toplumsal değişimler ve hortlayan ayrılıkçı politikaları hedefine alıyor.

Kate Winslet'ın bu etkileyici ilk yönetmenlik denemesinde Helen Mirren, son vedasını kendi istediği gibi yapmayı planlayan hasta ve kıvrak zekâlı bir anneyi canlandırıyor.

Antonia Fraser’ın çok satan kitabından, Sophia Coppola tarafından beyazperdeye uyarlanan film, tarihin en ünlü kadın figürlerinden birine, Fransa kraliçesi Marie Antoinette’in dramına odaklanıyor. Dönemin politik ve siyasi şartları gereğince Fransa kralıyla evlendirilen genç Avusturya kraliçesi Marie Antoniette, yaşamını sürdüreceği bu yeni hayat düzeninde çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. Kayıtsız ve ilgisiz bir kocaya sahip olan genç kraliçe, Versailles sarayının ihtişamlı gölgesi altında çeşitli siyasi oyunlara ve politik hesaplaşmalara tanık oluyor. Genç kraliçe bu alışık olmadığı düzende mücadele etmenin yolunu uçarı partilerde ve tehlikeli dostluklarda ararken, film kadın başrakarakterini tüm insansı halleriyle ele alıp alışılmışın dışında bir Marie Antoniette portresi çiziyor.

Erkek arkadaşından bıkan Arkansaslı garson kız Louise (Susan Sarandon), ihmalkar ve cinsiyet ayrımcısı kocasıyla birlikte sıkıcı bir hayatı olan arkadaşı Thelma'yı (Geena Davis) ayartır. Birlikte özgürlükle dolu bir haftasonu araba seyahatine çıkarlar.İlk uğrak yerleri olan barda gevşeyip dansederler ve yöre erkekleriyle eğlenip hoş bir akşam geçirirler. Ancak bir adam Thelma'yı park yerine kadar izleyip tecavüze yeltenince Louise yetişip onu öldürmek zorunda kalır. Polisin kendilerine hiç bir zaman inanmayacağı paranoyasına kapılan kadınlar kaçmaya karar verirler ve bir anda kanun kaçağı durumuna düşerler. Son olaylardan kötü etkilenen Thelma kafayı toparlamak için genç bir kovboy olan J.D (Brad Pitt) ile bir gecelik ilişki yaşar ve işler daha da sarpa sarar.

Jean Baptiste Grenouille, 18.yy da Paris’te dünyaya gelmiş olup, son derece değişik bir karakterdir. Her türlü kokuya karşı sıra dışı bir algısı vardır. Duyarlılığı çok yüksektir. Öte yandan diğer duyuları aksine gelişmemiştir. Arzu ettiği kokulara sahip olmak uğrunda her şeyi yapmaya hazırdır. Buna insan öldürmek de dahil. Bir gün kendine ait bir ten kokusunun olmadığını fark eder. Bu durumda tek çare vardır. Ona insan kokusu gerekir. Yeni baştan yaratacağı bir insan kokusu. Bunu elde etmek için de insanlara gereksinimi vardır. Patrick Süskind’in aynı adlı romanından uyarlanan film, koku ile var olabilen Jean Baptiste’in trajedisini anlatmaktadır.

Yakın gelecekte Japonya'da, hükümet gençlerin neden olduğu şiddet eğlemlerinin önüne geçememektedir. Öğretmenler, aileler kısacası tüm toplum gençliğin yarattığı korku bulutuna teslim olmuştur. Japon hükümeti olayların kızışmasının ardından "Battle Royale" denilen kanunları kabul etmiştir. "Battle Royale" kanunlarına göre her yıl ülke içinden rastgele bir lise sınıfı seçilir ve bu sınıfın öğrencileri yerini yine hükümetten kimsenin bilmediği bir adaya götürülürler. Bu seneki "Battle Royale" için Nobu'nun sınıfı seçilir. Nobu ve arkadaşları hükümet tarafından "Battle Royale" adasına kaçırılırlar. Adada onları öğretmenleri Takeshi karşılar ve oynayacakları oyunun kurallarını açıklar. Kurallar basittir, Nobu ve 41 arkadaşından sadece bir kişi adadan canlı ayrılabilecektir. Hükümet gençlerin herbirine, içinde farklı silahlar ve yeterli yiyecek bulunan bir çanta verir. Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar...

On yıl süren zahmetli bir çalışmadan sonra, romancı Karen Eiffel, en iyi kitabını tamamlamak üzeredir. Önündeki tek sorun, ana karakteri Harold Crick’i nasıl öldüreceğini bulmaktır. Yazar, Harold Crick’in gerçekte yaşadığını ve sözcükleri yazdığı anda olayları yaşadığını bilmemektedir. Şaşkına dönen Harold, yazarın aklındakileri duyup romanın (ve kendi) sonunu değiştirmesi gerektiğini anlar.

Cormac McCarthy'nin oyunundan uyarlanan bu film, ten renklerine göre Beyaz ve Siyah denilebilecek iki karakterin etrafında döner. Siyah dindar bir Hristiyan, Beyaz ise ateist bir profesördür. Film Siyah'ın Beyaz'ı, bir trenin önüne kendisini atmaya çalışmasından kurtardığını öğrenmemizle başlar. Film boyunca bu ikili tanrının varlığı yokluğu, hayatı yaşamanın anlamının olup olmadığı, insanın kötülüğü, her şeyin geçiciliği gibi konularla ilgili bir tartışmaya koyulurlar.

Başarılı bir tıp öğreniminden sonra doktor olan Genç Viktor Frankestein, mesleki dehasını, çeşitli biçimlerde temin ettiği cesetlerden bir yaratık oluşturup ona can vermeye adar. Bütün kariyeri ve sağlığına mal olsa da bu korkunç deneyini başarıya ulaştıran Frankestein, fiziki olarak bütün insanlardan üstün bir hilkat garibesi yaratır. İlerisini hiç düşünmeden giriştiği bu deneyin sonucunda ortaya çıkan yaratık ona hayat veren kişiye hem minnettar olur hem de düşman kesilir. Yaratıcısının yanından kaçan yaratığı, zor ve acı dolu bir yaşam beklemektedir.

Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.

Dito, New York'un fakir ve tehlikeli mahallelerinde yaşayan, serseri bir yaşamla farklı arayışların arasında kalmış genç bir adamdır. Sürekli birlikte takıldığı üç arkadaşı arasında en büyükleri olan Antonio'ya sevgi ile birlikte ayrı bir saygı beslemektedir. Fakat Dito, birlikte sokaklarda takılırken yaşadığı hayattan çok daha farklı bir naifliği de içinde barındırır. Özellikle son derece zeki olan kız arkadaşının yanında bu yönünü daha fazla ortaya çıkarabilen Dito'nun hayatı, İskoçya'dan New York'a taşınan arkadaşı Mike sayesinde önemli bir dönemece gelecektir. Sanata çok düşkün olan ve şiir yazan Mike, Dito'ya sokaklar ve şiddetin haricinde de yaşanabilecek keyifli bir yaşam alternatifi sunar. Gittikçe Mike'dan daha çok etkilenen Dito için seçimini yapma vakti gelmiştir.

Bay ve Bayan Glass, anne ile babaları bir trafik kazasında ölen 16 ve 11 yaşlarındaki iki kardeşin velayetini alırlar. Sorunlar da böylece başlar. Güvenilir eski komşular olan Glass çifti, bu öksüzleri Malibu'daki lüks evlerine alırlar. Ancak Bay Glass'in arkadaşça olmaktan çok uzak tavırları nedeniyle bu ev altın bir kafese dönüşür. Olaylar, deneyimli bir TV yöneticisi olan ve parlak pozisyonunun tüm avantajlarından ve 16 yaşındaki Ruby'nin serpildikçe artan cinsel cazibesinden yararlanan Daniel Sackheim ile gelişir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir