
Vito Russo
Self (archive footage)

In the aftermath of Stonewall, a newly politicized Vito Russo found his voice as a gay activist and critic of LGBTQ+ representation in the media. He went on to write "The Celluloid Closet", the first book to critique Hollywood's portrayals of gays on screen. During the AIDS crisis in the 1980s, Vito became a passionate advocate for justice via the newly formed ACT UP, before his death in 1990.

Vito Russo
Self (archive footage)

Larry Kramer
Self

Lily Tomlin
Self

Rob Epstein
Self

Bruce Vilanch
Self

Armistead Maupin
Self
Richard Berkowitz
Self
Malcolm Boyd
Self

Tommi Avicolli Mecca
Self

Jenni Olson
Self
Richard Barrios
Self
Joseph Brewer
Self
Jim Fouratt
Self

Jeffrey Friedman
Self
Howard Grossman
Self



An investigation of how Hollywood's fabled stories have deeply influenced how Americans feel about transgender people, and how transgender people have been taught to feel about themselves.

Bu belgesel film, The Dark Knight filmindeki “Joker” rolüyle, tarihin en ünlü performanslarından birine imza atan, genç yaşında evinde aşırı dozda uyuşturucu kullanımıyla ölü bulunan ve bu açıdan trajik bir ölüme sebep olan, 22 Ocak 2008'de zamansızca kaybettiğimiz Heath Ledger'ı daha önce hiç görülmemiş görüntüler eşliğinde anlatıyor. Film Heath Ledger'ı az veya çok tanıyan kişilerle röportajlara da yer veriyor. Arada oyuncunun hem kendi video kayıtları, hem de oynadığı sahnelerden de kurgulanmış dolu dolu bir belgesel.

The life of internationally renowned artist and activist Nan Goldin is told through her slideshows, intimate interviews, ground-breaking photography, and rare footage of her personal fight to hold the Sackler family accountable for the overdose crisis.

Pamela Anderson, şöhretin basamaklarını tırmanma hikâyesini, sarsıcı aşklarını ve karıştığı seks kaseti skandalını kendi videoları ve günlükleri üzerinden anlatıyor.

The final word in the story of what really happened to Robin Williams at the end of his life, focusing on his fight against a deadly neurodegenerative disorder known as Lewy body dementia.

In the 1970s, five men struggling with being gay in their Evangelical church started a bible study to help each other leave the "homosexual lifestyle." They quickly received over 25,000 letters from people asking for help and formalized as Exodus International, the largest and most controversial conversion therapy organization in the world. But leaders struggled with a secret: their own “same-sex attractions” never went away. After years as Christian superstars in the religious right, many of these men and women have come out as LGBTQ, disavowing the very movement they helped start. Focusing on the dramatic journeys of former conversion therapy leaders, current members, and a survivor, PRAY AWAY chronicles the “ex gay" movement’s rise to power, persistent influence, and the profound harm it causes.

Belgesel, pop süperstarı Chris Brown'a kendi hikayesini anlatması için bir şans vermek için spot ışığının ötesine geçiyor ve dikkat çekici manşetleri atıyor. Uluslararası fenomenle yapılan yeni röportajlar, müzik yapma tutkusu, çalkantılı ve çokça duyurulan ilişkileri ve halkın gözünde yaşlanmanın dezavantajları hakkında uzun zamandır beklenen cevapları ortaya koyuyor. Ayrıca yeni konser görüntüleri, kamera arkası erişimi ve Usher, Jennifer Lopez, DJ Khaled, Mike Tyson, Jamie Foxx ve diğerlerinden özel röportajlar da yer alıyor.

Bir cinsel sağlık şirketi, "orgazm meditasyonu" uygulamasıyla ün ve takipçi kazanır. Ta ki üyeler, rahatsız edici suçlamalarla ortaya çıkana kadar.

A story of two coalitions – ACT UP and TAG (Treatment Action Group) – whose activism and innovation turned AIDS from a death sentence into a manageable condition. Despite having no scientific training, these self-made activists infiltrated the pharmaceutical industry and helped identify promising new drugs, moving them from experimental trials to patients in record time.

1960'lı yılların Mississippi eyaletinde geçen filmde Eugenie “Skeeter” Phelan, iyi bir eğitim alarak mezun olmuş bir genç kızdır ve diğer yaşıtı kız arkadaşları gibi evlenip, çocuk yapmak yerine kendine meslek edinmek ister. Bir yazar olmak isteyen Skeeter, annesinin “evlenip yuva kurması” gibi beklentilerini de boşa çıkartarak yerel bir gazetede küçük bir köşe sahibi olur. Ev işlerinde püf noktalarını yazdığı bu minik köşe için en yakın arkadaşının siyahi hizmetçisi Aibileen Clark'tan yardım ister ve böylece kendisini sıradışı bir projeye başlarken bulur. Bu gizli projede dokunaklı hikayeler yazmaya başlayınca ona bu ilhamı veren hizmetçi Aibileen ve arkadaşı Minny'nin anlattığı gerçek hikayelerinden çok etkilenir ve bu siyahi hizmetçilerin yaşadığı insanlık dışı muameleyi ortadan kaldırmayı kafasına koyar.

Kışın kapalı olan ıssız Overlook Oteli’nin bakımını üstlenen Jack Torrance, ailesiyle birlikte buraya taşınır. Doğaüstü sezgileri güçlü olan küçük oğlu Danny, otelde yalnız olmadıklarını fark etse de sesini duyuramaz. Şiddetli bir kar fırtınasıyla dış dünyadan tamamen kopan aile mahsur kalırken, oteldeki karanlık güçlerin etkisine giren Jack yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlar.

Audrey Hepburn ve Holly Golightly isimleri, Truman Capote’nin çok satan romanı eğlenceli bir romantik komedi olarak beyaz perdeye aktarıldığından beri eş anlamlı hale geldi. Holly Brazilyalı bir milyonerle evlenmeye kararlı olan fazlasıyla eksantrik bir New York Şehir kızıdır. George Peppard, varlıklı Patricia Neal tarafından finanse edilen yan komşu yazarı canlandırıyor. Holly için doğru erkeğin kim olduğunu tahmin etmek kolay iş.

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.

Emma Morley (Anne Hathaway) ve Dexter Mayhew (Jim Sturgess) birbirlerine tamamen zıt sosyal yapılardan gelen iki genç insandır. Emma işçi sınıfı bir aileden yetişmiş, hayata dair devrimci ruhu olan bir genç kızdır. Dexter ise baba parası ile okuyan, çapkın ve eğlenceden başka bir şeyi umursamayan biridir. İkilinin yolları üniversiteden mezun oldukları gün kesişecek ve 15 Temmuz günü onlar için uzun yıllar sürecek bir arkadaşlığın başladığı gün olacaktır. Onların hayatları bazen beraber bazen uzak diyarlarda akıp giderken, her yıl 15 Temmuz'da aralarındaki ilişkinin seyrine de tanık oluruz. Mutlulukları, hüzünleri, umutlarıyla geçen 20 yılın ardından tanıştıkları mezuniyet gününün gerçek anlamını da anlayacaklardır.

Bir sanat galerisi sahibi olan Susan Morrow (Amy Adams), 19 yıl önce yazar eşi Edward Sheffield’ı (Jake Gyllenhaal) terk eder. Yakışıklı bir işadamı olan ikinci eşi Hutton Morrow (Armie Hammer) ile birlikte düzenli bir hayat sürmektedir. Bir gün posta kutusunda eski eşinin hiç yayımlanmamış olan ilk romanının taslağını bulur. Eski eşi romanı hakkında kendisinin fikrini sormaktadır. Susan, bir matematik profesörü olan Tony Hastings’in ailesi ile çıktığı bir gece yolculuğunu anlatan "Gece Hayvanları" adındaki bu kitabı elinden bırakamaz. Kitabın kahramanı Tony’nin hayatı berbat bir hale geldikçe Susan da geçmişini hatırlayacaktır. Bu tehlikeli duygular onun geleceğini kemirecek ve hayatını değiştirecektir.

Film, Güney Kore'nin Kuzey Kore sınırında babasıyla birlikte yaşayan Jong-su’nun hikayesini anlatıyor. Kasaba atmosferinde yetişen ve küçük işlerle günü kurtaran Jong-su, yine bu günlerden birinde çocukluk arkadaşı Hae-mi ile karşılaşır. Kısa zamanda ikisi arasında bir çekim oluşsa da Hae-mi’nin hayallerindeki Afrika seyahatine çıkması gerekmektedir. Hae-mi, Jong-su’dan kedisine bakmasını rica eder; böylece aralarındaki iletişim de kopmayacaktır. Ne var ki Hae-mi’nin geziden Ben adında gizemli bir adamla dönmesi, Jong-su başta olmak üzere herkesin hayatını kökünden değiştirir.

Travers 1961 yılında Disney’in çok sevdiği kahramanını beyazperdeye taşıma arzusunu tartışmak için Londra’dan Hollywood’a gider. Disney menajerin film için düşündüklerinden şüphelenen ve kendi geçmişiyle mücadele eden ciddi ve uzlaşmaz altmış yaşlarında bir kadınla karşılaşır. California’da kaldığı süre boyunca Travers 1906 yılında Avustralya’da geçen çocukluğunu anlatır. Öyle bir zamandır ki sadece yazımını şekillendirmemiş aynı zamanda 1934’te yazdığı kitaba da ilham vermiştir. Çok sevdiği babası Travers Goff kızına sevgi ve aydınlanma sunmuştur. Disney’e filmin telif haklarını vermeye çok da istekli olmayan Travers ünlü Hollywood masalcısının filmi yapmak için kendi sebepleri olduğunu fark eder...

Öykünün merkezinde yer alan karakter bizzat senaryoyu yazan Charlie Kaufman. Susan Orlean’ın The Orchid Thief kitabını senaryolaştırmaya çalışmaktadır. Başındaki orkide belası yetmiyormuş gibi, bir de konvensiyonel bir gerilim senaryosu yazmaya çalışan ikiz kardeşiyle uğraşmaktadır... Filmin bu noktadan itibaren nerelere ilerlediğini öğrenmek için izlemeniz lazım, zaten söylesek de inanmazsınız ! Bir yaprağın damarları gibi çatallanıp budaklanan yapım, günümüz sinemasının en yaratıcı yönetmenlerinden biriyle, en çılgın senaristini biraraya getiriyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir