
Jella Haase
Marleen Ruge

Marleen is in her early 20s, works in a movie theater, still lives at home and is somehow aimless. Her parents torment her with questions about her future and her brother is a high-flyer who has already traveled halfway around the world. When a tragic accident plunges her into sheer endless grief, Marleen just wants to get away. Equipped with the bare essentials, she sets off on a journey into the unknown.

Jella Haase
Marleen Ruge

Matthias Schweighöfer
Erik Ruge

Marc Benjamin
Ben

Uwe Ochsenknecht
Peter Ruge

Juliane Köhler
Doris Ruge

Emma Nova
Zoe

Gerdy Zint
Aad

Jasmin Gassmann
Kim

Katy Karrenbauer
Rosa

Adam Bousdoukos
Hotelbesitzer

Gisa Flake
Busticketverkäuferin

Ilka Bessin
Busfahrerin
Gerda Böken
Gisela

Lars Rudolph
Pontenagel

On bir yaşına gelmeden Tilda'nın ebeveynleri, sevdiği dedesi ilerleyen Alzheimer hastalığı nedeniyle yaşlı bir insanoğlunun evine koyabilir. Tilda bu konuyu bilinçaltında ailesini parçalamaya tehdit eden son bir maceraya götürür.

Meksika merkezli bir erkek kardeşle olan karmaşık bağlantı hakkında bir hikaye, komşu ülkeler Amerika ve Meksika arasındaki ilişkinin bir metaforu olması gerekiyordu.

Aşırı hırslı piyanist Andi ve daha rahat Benno'nun ortak bir yanı var: İkisi de yakında ölecekler. Yani ikisi çok geç olmadan en harika günü geçirmeye karar veriyor.

Ezra, başarılı kariyerini ve evliliğini bir stand-up komedyeni olmak için havaya uçuran Max Brandel'in hayatına odaklanıyor. Max Brandel, başarılı bir kariyere ve mutlu bir evliliğe sahip olan bir adamdır. Ancak bir stand-up komedyeni olmanın hayalini kuran Max, bunu gerçekleştirmek için kariyerine ve evliliğine son verir. Yetenekli ama eksantrik bir şef olan ve sonradan kapıcı olan babası Stan'in yanına taşınan Max, asperger sendromlu 9 yaşındaki oğulları Ezra'yı büyütme konusunda eski karısıyla çatışmaya düşer. Max, çözümün Ezra'yı kaçırıp onu ülke çapında bir geziye çıkarmak olduğuna karar verir.

A.G. Sulzberger’in The New York Times için yazdığı bir makaleden yola çıkan "Kodachrome"un konusu şöyle: Matt Ryder (Jason Sudeikis), uzun yıllardır ayrı kaldığı ve ölmekte olan babası Benjamin (Ed Harris) ile birlikte ülkeyi boydan boya arabayla geçmek zorunda kalır. Dünyanın en ünlü fotoğrafçılarından biri olan Benjamin, ‘Kodachrome’ film basabilen son laboratuvar kapanmadan önce, elindeki dört eski film rulosunu laboratuvara götürmek istemektedir. Benjamin’in hemşiresi Zoey (Elizabeth Olsen) ile birlikte üçlü, geçmişlerini arkada bırakarak, analogtan dijitale geçen dünyada bir seyahate çıkarlar.

Al Fountain (John Turturro), titiz, kurallara bağlı ve hayatını programlı yaşayan bir mühendistir. İşinde başarılıdır ancak hayatı monoton ve renksizdir. Bir gün, beklenmedik şekilde projesi iptal edilince, plansız bir tatil yapmaya karar verir. Bu sırada, çocukluğunda ailesiyle gittiği bir göle gitmeye niyetlenir. Ancak gölün artık bir baraj altında kaldığını görünce hayal kırıklığına uğrar. Yolculuğu sırasında, kendisine "The Kid" (Sam Rockwell) adını takmış, özgür ruhlu, tuhaf ve çocuksu bir adamla tanışır. The Kid, ormanda kendi inziva yerinde yaşamaktadır ve Al'in hayatına beklenmedik bir renk katar. Başta tedirgin olsa da, Al zamanla The Kid'in sıra dışı dünyasına kapılır. Birlikte maceralara atılırlar, çocukluğunu yeniden keşfeder ve hayatın kurallardan ibaret olmadığını anlar.

Çağdaş bir Huckleberry Finn hikayesi olarak nitelenen bu yol filmi, zengin ve kopuk bir ailede büyüyen 14 yaşındaki Maik ile sınıfa yeni gelen göçmen Tschick’in sıra dışı dostluğunu anlatıyor. Annesi rehabilitasyon merkezine yatırılmış ve babası da iş gezisinde olan Maik yaz tatilini tek başına geçirecektir. Ancak Tschick kapısında çalıntı bir arabayla belirince plansız programsız bir yolculuğa çıkarlar. Maik için hem kendini hem de hayatı keşfedeceği bir macera olacaktır bu.

Birbirlerine sıkı sıkı bağlı olan Scott ve Kristin evlenmeye karar verirler. Düğün için bütün işlemler halledilir. Düğün yapılmış ve her şey yolundadır, ancak Scott ve Kristin’in arkadaşları yani düğün sağdıçları otel odasında ölü bulunana kadar herşey yolundaymış gibidir. Her sadıçın bir gerçeği vardır ve ortaya çıkmaya başladıkça Scott ve Kristin’in hayatlarını değiştirecektir.

Değişken ruhlu bir kadın olan Ann Devereaux, flört peşinde koşan kocası Dan'i terk eder. Yanına iki oğlunu da alan Ann, yeni bir yaşam kurmak üzere yola çıkar. Onları yolda birbirlerini yeniden tanımalarını sağlayacak ilginç bir macera beklemektedir.

Zoolog olan ailesi tarafından Afrika'da büyüyen, okula gitmeyen, sadece evde özel eğitim alan Cady, en güçlünün hayatta kaldığı ilkesini yaşayarak öğrenmiştir. Ancak 15 yaşına gelip liseye başladığında orman kanunlarının yepyeni bir boyut kazandığını farkeder. Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.

Sinemada travesti rollerini erkeklerin oynayagelmesi tabusunu yıkan Felicity Huffman’ın muhteşem performansıyla öne çıkan Transamerika; farklı bir baba/anne oğul ilişkisi anlatıyor. Muhafazakâr transseksüel Bree, ameliyatına birkaç gün kala bir oğlu olduğunu öğrenir. Doktorunun zorlamasıyla tuhaf bir yolculuğa çıkar ve oğluyla zaman geçirdikçe görüş ve düşüncelerinde köklü değişiklikler meydana gelir. Yer yer keyifli ama daha çok duygusal deneyimler yaşatan yolculukları, farklı kutuplar arasındaki uzlaşmaya dair başarılı gözlemler içeriyor.Transamerika; başta Amerika olmak üzere tüm gelişmiş ülkeleri keskin bir dille eleştiren, biraz da seyirciye oynayan bir film. Transamerika; Heidegger’in ideolojiler varlığınızın kuralları olmasın sözünü anımsatan benzersiz bir yol hikayesi. Bir keşfin, bir buluşun, bir tercihin değer yargılarını allak bullak etmesi üzerine bir film. Bol ödüllü bir komedi filmi olmaktan çok, ciddi konulara parmak basan alaycı bir manifesto…

Diane Després üç yıl önce kocasını kaybetmiş, tek oğluyla hayatta ayakları üstünde duran 48 yaşında bir kadındır. Sadece geçinebilecekleri kadar parayı kazanabilmek için elinden geleni yapan Diane, 15 yaşındaki oğlu Steve'in hiperaktivite ve dikkat bozukluğu hastalığı nedeniyle çok zor zamanlar geçirmeye başlar. Kocasını kaybetmesinin ardından oğlu Steve'i rehabilitasyon merkezine götürür. Ancak Steve burada yangın çıkarmak ya da başka bir hastayı yaralamaya kadar varan şiddet olaylarına başvurunca merkezle ilişiği kesilir. Görevliler Diane'e iki seçenek sunmuştur. Oğluna ya kendisi bakacak ya da ıslahevine gönderecektir. İkinci seçenek Diane için imkansızdır ve bu nedenle çocuğuna tek başına bakması gerekecektir...

En Uzun Yolculuğun Sonunda Yine Yalnızlık Vardır... Berlin Film Festivali'nde En İyi Film ödülünü alan "Yaban Çilekleri", yaşlı bir profesörün geçmişini ve varoluşunun anlamını sorguladığı bir yol filmidir. Yetmiş sekiz yaşındaki Profesör Borg, bir onur doktorası almak üzere Stockholm'dan Lund'a doğru arabayla yola çıkar. Yanında gelini Marianne da bulunur. Bu yolculuk sırasında, Borg'a kaybettiği ilk gençlik aşkını anımsatan genç bir otostopçu kızla ve kavgacı bir çiftle karşılaşırlar. Tanıştığı bu farklı karakterler ve gençliğinin geçtiği mekanlar Borg'a kabuslar ve düşler yaşatır.

Karnavallarda gösteri yapan ikinci sınıf vücutçu Zampano, tuhaf bir köylü kızı olan Gelsomina’yı, fakirlikten çaresiz annesinden “satın alır” ve ikisi birlikte yola koyulurlar. Merhametsiz ve suskun Zampano, (Fellini’nin karısı Giulietta Masina’nın; Buster Keaton, Charlie Chaplin ve Marcel Marceau’nunkilerle karşılaştırılmış garip bir pandomimci uslûbuyla canlandırdığı) masum ve çocuksu Gelsomina’ya, zincir kırma numarası sırasında şapkayı dolaştırmasını, davul çalmasını ve biraz soytarılık etmesini öğretir. Kızı baştan çıkarır, ona köle muamelesi eder ve kaçmaya çalıştığında da döver. Bir taşra sirkine katıldıklarında, Gelsomina nükteci ip cambazı, soytarı Matto’yla tanışır. Zampano ona amansızca sataşan Matto’dan nefret eder. Bir seferinde tahrik üzerine bıçağını çekince tutuklanıp bir geceliğine hapse atılır. Gelsomina, Zampano’yu terk etmek ister ama Matto kızı onunla kalması için ikna eder...

Alvin Straight ve kızı küçük bir kasabada yaşamaktadır. Az paraları vardır ve Alvin şeker hastasıdır. Araba kullanamaz, kendi başına yürüyemeyecek haldedir ama söz dinlemez ve inatçı biridir. Eve gelen bir telefonla 10 yıldır görmediği abisinin kalp krizi geçirdiğini öğrenir. Bunun üzerine Alvin macerasına başlar, hem de bir çim biçme makinasının üstünde, ağabeyini ziyaret etmek üzere yola çıkar... Yüzlerce kilometre, bir sürü yeni insan, 6 haftalık bir macera. Sonuçta Alvin hedefine ulaşabilecek mi?

Sokaklarda yaşayan iki arkadaşı yol hikayesi. Sık sık uyku atakları yaşayan Mike, rüyalarında kendini hiçbir yere gitmeyen yollarda, kaybettiği annesinin peşinde görür. En yakın arkadaşı Scott ise varlıklı bir ailesi olmasına rağmen ailesini zor durumda bırakmak için sokaklardaki yaşamı seçmiştir. İki genç, uyuşturucu bağımlıları, hırsızlar ve satıcılarla dolu bir dünyada kendilerini bulmaya çalışırlar. Motosikletle Pasifik kıyılarından başladıkları bu arayış yolculuğu onları Roma'ya dek götürecektir

1962 yılında geçen, gerçek bir hikâyeden esinlenen film, ırkçılığın Amerika Birleşik Devletleri'nin güneyinde hâlâ çok yaygın olduğu bir dönemde, Afro-Amerikalı dünyaca ünlü piyanist Dr. Don Shirley ve İtalyan-Amerikalı kaba saba şoförü Tony Lip arasındaki beklenmedik dostluğu konu alır. Don Shirley, Güney Amerika’da bir konser turuna çıkmaya karar verir. Ancak o dönemde ırkçılık hâlâ büyük bir sorundur ve özellikle güney eyaletlerinde siyahi vatandaşlara yönelik ayrımcılık yoğundur. Dr. Shirley, güvenliği için Tony Lip adlı sert mizaçlı, sokak zekâsına sahip bir adamı şoför ve koruma olarak tutar. İkili, Shirley'nin güvenli bir şekilde konaklamasına yardımcı olması için dönemin Afro-Amerikan sürücülerine yönelik özel bir rehber olan “The Green Book” (Yeşil Rehber) adlı kılavuzu kullanır. Başlangıçta zıt karakterlere sahip olan Tony ve Shirley, zamanla aralarındaki önyargıları kırarak güçlü bir dostluk kurarlar.

1960’larda inşa edilmiş ve 80’lerin başında Rio De Janeiro’nun en tehlikeli mahallelerinden birine dönüşmüş, sosyal konutlardan oluşan “Tanrıkent”te organize suçun destansı tarihi. Film 60’larda iki kenar mahalle çocuğunun seçtiği iki ayrı yolu takip eder.Fotoğrafçı olma hayalleri kurar ama fotoğraf makinesi alacak parası yoktur. Öte yandan, Küçük Ze çocukluğundan beri tam bir suçlu özellikleri taşır; acımasız, akıllı ve hırslıdır. Küçük yaşta planladığı bir genelev soygunu sırasında öldürmenin tadını alır, gün geçtikçe bu konudaki iştahı giderek artar. 70’lerde Ze, sakin ve becerikli Bee’nin desteğiyle, favela’nın (mahallenin) uyuşturucu ticareti üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırır. 80’lerin başlarında “Tanrıkent”i çetelerarası savaş sarar ve amansız genç suçlulardan oluşan yeni bir kuşak çıkıp “eskilerin” yerini almaya çalışırken, artık bir fotoğraf makinesine sahip olan Rocket, onu bu bitmek tükenmek bilmez katliam döngüsünü belgelemede kullanır...

Parti canavarı Tommy Callahan (Chris Farley), yedi yılın sonunda diplomasını almış ve Callahan Araba Parçaları nda işe başlamıştır. Üstelik iyi haberler bununla da kalmaz: babası (Brian Dennehy) muhteşem bir kadınla ( Bo Derek) evlenmek üzeredir ve Tommy sonunda hep istediği üvey kardeşe (Rob Lowe) kavuşacaktır.

When a rebellious teen embarks on a solo summer journey to connect with her roots, she finds herself in a new world, geared up for the ride of her life, and discovers she had the drive in her all along.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir