
Nur Sürer
İnci

İnci, düşünceleri nedeniyle cezaevine girmiş siyasi bir hükümlüdür. Annesinin cezası nedeniyle hapishanede büyümek zorunda kalan Barış ise kadınlar koğuşunda bütün mahkumların neşe kaynağıdır. Barış ile İnci arasında gelişen özel bağ, duvarlar arasında koskoca bir dünya yaratmalarını sağlar.

Basit kaygıları olan saf İrlandalı genç Gerry Conlon, 70’li yıllarda Londra’ya gelir. Kendini hayatın akışına kaptıran delikanlı burada bir işgal evinde serbest bir hayat yaşayan gençlerle birlikte zaman geçirmeye başlar. Bir polis baskınında hiç ilgisi olmadığı 1974 Gyildford bombalamasından sorumlu tutularak tutuklanır. O dönemin İngiltere’sinde şimdikinden çok farklı olarak, terörle mücadele adına insan haklarının hiçe sayıldığı uygulamalar olmaktadır. Yoğun fiziksel ve manevi işkencelerin baskısı altındaki Gerry’nin ömrünün sonbaharındaki masum babası da, suç ortağı olarak hapse atılır. Kadın bir avukatın yıllar süren çabalarının da yardımıyla, Gerry maruz kaldığı adaletsizliğe direnmeye başlar.

'Carandiru', içinde yaklaşık 8000 mahkum barındıran, halk arasında 'Carandiru' olarak bilinen Brezilya Sao Paulo Hapishanesi'nde 1992 Ekim'inde gerçekleşen bir isyanın öyküsünü beyazperdeye taşıyor. Babenco, bir isyan olarak başlayıp bir katliama dönüşen olayı ('9. Koğuş Katliamı'), öykünün merkezine AIDS'le mücadele için hapishaneye gelen, idealist bir doktor karakterini koyarak işlemeyi tercih etmiş. Zamanla hapishanedeki farklı grupların saygısını kazanan doktor, hızla gelişen olaylar karşısında çaresiz kalıyor.

15 yaşındaki Angel saldırı ve oto hırsızlığı, 16 yaşındaki Davis satmak amacı ile uyuşturucu bulundurma ve 17 yaşındaki Butch bir görevliye saldırmaktan suçludurlar. Bu üç çocuk suçlu, ıslahevine getirilir ve deneyimli bir bakıcının gözetimine verilir. Onları ıslahevinde zor günler beklemektedir.

Luis Molina ve Valentin Arregui, Güney Amerika'daki bir hapishanede hücre arkadaşıdırlar. Trans bir birey olan Luis, ahlaksız davranışlardan suçlu bulunmuş, Valentin ise siyasi bir mahkûmdur. Luis gerçeklikten kaçmak için romantik filmler icat ederken, Valentin içinde bulunduğu durumu aklından çıkarmamaya çalışır. Birlikte geçirdikleri zaman boyunca iki adam birbirlerini anlamaya ve saygı duymaya başlarlar.

Vahşi atların eğitimini içeren bir rehabilitasyon programına katılan bir mahkumun hikayesini konu ediyor. Roman Coleman, şiddet dolu bir geçmişe sahip olan genç bir adamdır. Geçmişinde işlediği suçlardan dolayı Nevada kırsalında bulunan bir hapishanede mahkum olan Roman, tüm dünya ile bağını koparır. Kendisini hapishanede görmeye gelen kızı dahil kimse ile iletişim kurmak istemez. Şiddet dolu geçmişinden uzaklaşmak için mücadele eden Roman, devlet tarafından belirlenen bir rehabilitasyon programına katılır. Roman, program kapsamında yabani atların eğitiminden sorumlu olarak görevlendirilir. Genç adam, eğitim sırasında atlarla ve diğer mahkumlarla bağlantı kurmaya çalışır. Kendisi gibi mahkum olan Henry ve yaşlı bir eğitmen olan Myles ile birlikte çalışan Roman, bilhassa hırçın bir at ile ilgilenmektedir. Roman, atı sakinleştirmeye çalıştıkça kendi geçmişi ile de yüzleşmeye başlar.

Sarhoşluk ve asi davranışları nedeniyle cezalandırılan genç bir beyaz asker, tamamı siyahi mahkûmlardan oluşan bir hapishaneye atılır. Ancak ırkçı nefretin kurbanı olmak yerine, diğer mahkûmlarla iş birliği yapar ve zorba, önyargılı hapishane müdürüne karşı isyan başlatır.

Jahkor, asla babası gibi olmak istemeyen bir gençtir. Suça bulaşıp hapse düşen babası da asla oğlunu hapiste görmek istemez. Ancak Jahkor da kendisini parmaklıklar ardında bulur. Annesiyle birlikte yaşayan ve sevgilisinin hamile olduğunu öğrenen Jahkor, Oakland’da rap yapma hayalleri kuruyordur. Dünyadaki sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken yanlış yola sürüklenen Jahkor tıpkı babası gibi hapis cezasına çarptırılır. Hapishanedeyken babası ile kendi hayatı arasında bir bağ kuran Jahkor, bu süreçte kendisini suça iten insanları, koşulları düşünür ve kendini keşfetme yolculuğuna çıkar.

Louis Merkins, 24 yıllık tutukluluk hayatının sonuna yaklaşırken, yeni bir mahkum hapishanenin tüm dengelerini değiştirir. Gerçek mahkumların da rol aldığı yapımda Altın Küre ödüllü Jeffrey Wright'ı izliyoruz.

Derek Vinyard (EDWARD NORTON), beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir grup gencin karizmatik lideridir. Nefret içindeki Derek, bir siyahı canice öldürünce hapse girer. Hapisten çıktığında artık bambaşka biridir. Geçmişinden ve yaptıklarından utanç duyar ve küçük kardeşi Danny'nin (EDWARD FURLONG) de kendisiyle aynı sonu paylaşmaması için çabalar. Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında tartışmalı ve çarpıcı bir film. Edward Norton bu filmdeki rolüyle en iyi oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmiştir.


5 dolar çaldığı için en azılı mahkumların kapatıldığı meşhur Alcatraz hapishanesine gönderilen Henri Young, buradan kaçmaya çalışırken yakalanır ve hücreye kapatılır. Karanlık ve soğuk bu hücrede, 3 yıl acımasız gardiyan Milton Glenn’in işkencesine maruz kaldıktan sonra çıktığında bir caniye dönüşen Henri, şimdi ise bir mahkumu öldürmek suçundan birinci derece cinayetle yargılanmaktadır. Kazanma şansı görünmeyen bu davaya atanan yeni mezun avukat James Stamphill ise davayı bambaşka bir yönüyle ele alarak asıl suçlunun Alcatraz’daki sistem olduğunu savunacaktır.


Prangalı mahkum Luke, tutsak olduğu hapishanenin kurallarına uymayan yalnız bir adamdır. Paul Newman'ın uyumsuz Cool Hand Luke'i büyük başarıyla canlandırdığı film hem mizah öğeleri hem anlatım gücüyle dönemin sevilen filmlerinden...

İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.

A prisoner leads his counterparts in a protest for better living conditions which turns violent and ugly.

Psikolojik sorunları olan genç Ricky, saplantıyla aşık olduğu uyuşturucu müptelası porno yıldızı Marina'yı kaçırır. Tek amacı, güzel kadının kendisine aşık olmasıdır. Bu arada Marina'nın son filmini çeken yönetmen Maximo da kendisini genç kadının güzelliğine kaptırmıştır. Marina'nın yine uyuşturucu yüzünden başını belaya soktuğunu düşünen kardeşi Lola onu aramaya başlar. Zaman geçtikçe, Marina, kaçma isteği ve kendisini kaçıran adama aşık olması yüzünden ikileme düşer. Ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodovar'ın, erotizm, gerilim ve romatizm içeren bu başyapıtında Antonio Banderas güçlü oyunculuğu ile dikkatleri üzerine topluyor.

Eski bir futbol yıldızı sarhoş araba kullandığı için hapse düşer ve burada mahkumlardan oluşan iddialı bir takım kurar. Gardiyanlarla yapılacak olan maç öncesi son derece sıkı bir hazırlık yapan takım ve koçu, hem gardiyanları hem de izleyicileri şaşırtacaktır...

Genç ve başarılı bir banker olan Andy Dufresne, karısını ve onun sevgilisini öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilir ve Shawshank hapishanesine gönderilir. İşkence, tecavüz, dayak dahil her türlü kötü koşulun hüküm sürdüğü hapishane koşullarında, Andy'nin hayata bağlı ve her daim iyi bir şeyler bulma çabası içindeki hali, çevresindeki herkesi çok etkileyecektir. Bir süre sonra parmaklıkların arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine bütün mahkumları inandırır. Bu mahkumlardan biri olan Ellis Boyd "Red" ve Andy, unutulmaz bir dostluk kurarak hapishaneyi bambaşka bir yer haline getirirler.

Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan filmde Henry Hill adında bir gangster, Jimmy Conway ve Tommy De Vito adlı iki arkadaşıyla birlikte bir soyguna kalkışır. Gözleri daha yukarda olan iki arkadaşı soyguna katılan diğerlerini öldürür ve mafya içinde yükselmeye başlarlar. Bu durum Henry'i olumsuz etkilemiştir ve bu konuda birşeyler yapması gerekmektedir. Büyük usta Martin Scorsese'nin başyapıtlarından biri olan Goodfellas, 1991 yılında 6 dalda Oscar'a aday gösterilmiş, en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Joe Pesci'ye ödül kazandırmıştı.

Eski usta hırsız Karen McCoy, altı yıl hapis yattıktan sonra serbest kalır. Suç dünyasına sırtını dönmüş ve kendisinin varlığından haberi bile olmayan oğlunu bulmaktan başka bir amacı yoktur. Ancak milyarder Jack, Karen'den gözü pek bir soygun planına dahil olmasını istediğinde, Karen reddeder. Bunun üzerine Jack, Karen'ın oğlunu kaçırır. Sonunda "Kedi" lakaplı hırsız, banka soygununu kabul etmek zorunda kalır. Fakat işlerin döneceği gün geldiğinde, Karen'ın Jack için hazırladığı sürpriz bir plan vardır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.


















0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir