
Linda Hunt
Angeline


Linda Hunt
Angeline

Sam Sorbo
Anna Holiday

George Morfogen
Jack Holiday

Brendan Fraser
Sam Mastrewski

Concetta Tomei
Sam's Mother

Melora Walters
Stripper / Funeral Director

Gladys Knight
Mrs. McCormac

Elisabeth Shue
Emily Adams

Steve Buscemi
Frank

Christopher Lloyd
Jimmy

David Schwimmer
Neil Campbell

Diane Baker
Ruth Adams

Alan North
Bruce Adams

Kevin Kilner
Gary

Spalding Gray
Priest

Umudunu Kaybetme’de, Chris Gardner iki yakasını bir araya getirmeye çalışan bir aile babasıdır. Ailesini ayakta tutmak için cesurca çabalamasına rağmen beş yaşındaki oğlu Christopher’ın annesi, maddi zorlukların yarattığı sürekli baskı altında direncini kaybetmek üzeredir. Artık dayanamayacağını anlayınca istemeye istemeye evi terk eder. Artık bekar bir baba olan Chris, yılmadan, bildiği tüm satış becerilerini kullanarak daha iyi kazandıran bir işin peşine düşer. Prestijli bir borsa şirketinde stajyerlik bulur ve ücret almasa da programın sonunda iş ve parlak bir gelecek elde edeceğini umarak kabul eder. Parasal güvencesi olmayan Chris ve oğlu, kısa süre sonra oturdukları daireden çıkartılırlar ve düşkünler evi, otobüs durağı, tuvalet; geceyi geçirmek için bulabildikleri her yerde kalırlar.

Yıl 1923... Başarılı yazar Virginia Woolf, Londra'nın dışındaki gözlerden uzak evinde Mrs. Dalloway isimli kitabını yazmaya başlar. Sağlık problemleriyle boğuşan Woolf, ağır bir depresyonun pençesindedir. Yıl 1951... Tutkuyla Mrs. Dalloway'i okuyan ev kadını Laura Brown sahip olduğu hayattan kaçmanın tek yolunu böyle bulur. Yıl 2001... AIDS'e yakalanan eski kocasının onuruna bir parti düzenleyen Clarissa Vaughan ve eski kocası Richard arasında Mrs. Dalloway üzerine kurulu özel bir bağ vardır. Bu film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan üç farklı kadının bir gününü, Virginia Woolf'un kült romanı Mrs. Dalloway ekseninde anlatmaktadır.

Mouse desperately wants to join The Midnight Clique, the infamous Baltimore dirt bike riders who rule the summertime streets. When Midnight’s leader, Blax, takes 14-year-old Mouse under his wing, Mouse soon finds himself torn between the straight-and-narrow and a road filled with fast money and violence.

Wendy Carroll köpeği Lucy ile birlikte yeni bir hayat ve kazançlı bir iş için Alaska, Ketchikan’daki Northwestern konserve balık fabrikasında çalışmak üzere yola çıkar. Fakat Oregon’da arabasının bozulması, ekonomik durumu zayıf olan Wendy’yi güç kararlarla karşı karşıya bırakır.

A businessman's professional struggles begin to conflict with his personal life over the course of two days.

İki çocuğunu yanına alıp, kendisine şiddet uygulayan kocasından kaçarak New York’a gelen Clara, tıpkı onun gibi zor zamanlardan geçen dört kişiyle tanışır: Sinir krizinin eşiğinde bir hemşire olan Alice, işlemediği bir suçla lekelenen Mark, avukatı John Peter, hayatta hiçbir amacı olmayan genç Jeff ve ailesinden kalan restoranı ayakta tutma mücadelesi veren, hayalperest Timofey. Görünüşte sıradan ama dünyaları apayrı insanların New York’ta karşılaşmalarının ve birbirlerine tutunmalarının hikayesi.

Weachter ailesinin dramatik hikayesini anlatan film, aynı zamanda yönetmeninin de yarı otobiyografik öyküsünün altını çiziyor. Weachter ailesinin aşk, fedakarlık ve entrika dolu hayatları karşılaştıkları trajik bir olayla iyice içinden çıkılamayacak bir hal alır. İlk olarak Berlin Film Festivali’nde gösterilen Fireflies in the Garden, özellikle de Julia Roberts ve Ryan Reynolds’ın üstün performanslarıyla izleyicisinden olumlu tepkiler almıştır.

Amerika'nın Boston kentinde 1980'lerde geçen hikayede, Jonathan banka soymaktan hüküm giymiş, hapishaneden çıktıktan sonra girdiği geçici işlerde tutunamadığı için beş parasız kalmış, evsiz bir adamdır. Oğlu Nick ise çocukluk günlerinden babasını hayal meyal hatırlamaktadır. Bir gün babasından hapisten çıktığına dair bir mektup alır ama onunla yeniden görüşmeyi istemez. Ama kaderden kaçınılmaz ve bir gün sosyal hizmetlere bağlı evsizler barınağında görevli olarak çalışan Nick'in karşısına babası kalacak bir yer istemek için çıkar...

Hannah and Tahir fall in love while homeless on the streets of New York. Shelter explores how they got there, and as we learn about their pasts we realize they need each other to build a future.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Zengin medya patronu Charles Foster Kane kendi özel şatosu Xanadu'da ölür. Ölürken son söz olan Rosabud'u fısıldar. Bütün gazetelerde Kane ile ilgili değişik hayat hikayeleri yayınlanır. Genç bir gazeteci Kane'nin son sözünün ne anlama geldiğini araştırmak için görevlendirilir. Gazeteci Kane'nin yakınlarıyla iletişime geçer. Biz de Kane'nin geçmişine tanık oluruz. Bu bireysel hikaye aynı zamanda mükemmelliyetçiliğin ve otoriter yönetimin hazin sonuçlarını da göstermektedir.

Hızlı Eddie Felson olarak heyecan veren, küstah, sokaklarda ava çıkan ahlaksız bir kişiliktir, bilardo salonlarında eline ıstaka alanları soymak için peşlerine düşer. Mükemmel olduğunu ispatlamak isteyen Eddie, Bert Gordon tarafından korunan efsanevi Minnesota Fats'i arayıp bulur. Yalnız aşk yaşayan bir kadın Eddie'nin hayatını değiştirebilir, ama Eddie ödemesi gereken bedel ne olursa olsun Minnesota Fats'i yenmeden dinlenmeyecektir. New York Times tarafından 1961 yılının en iyi 10 filmi içerisinde gösterilen, ve iki ayrı Akademi Ödülü kazanan bir film!


New York’ un küçük İtalyası’ ndaki bir mahalle içi barın sahipleri olan Tony ve Michael için gelecek parlaktır, fakat Charlie için aynı şey geçerli değildir. Charlie, amcası için çalışmaktadır ve onunla da sevgilisi epilepsi olduğundan dolayı sorunlar yaşar. Aynı zamanda sevgilisi sayesinde tanıştığı Johnny Boy amcasına sorun çıkaran, güvenilmez. Charlie’nin amcası Giovanni, ona ilk adım olarak bir restaurant işletmeyi teklif ettiğinde, Charlie güç sahibi olma arzusu, aşkı Teresa ve Johnny Boy’u koruma arasında tercih yapmaya zorlanır.


Bir hayat hikayesi geriye doğru anlatılırsa... Alexander Masters’ın aynı adlı biyografik romanından uyarlanan Stuart: A Life Backwards, Masters’ın sokakta tanıştığı evsiz alkolik Stuart Shorter’ın gerçek hayat hikayesini tersten anlatıyor. Stuart’ın sokaklara düşmesinden başlayıp eski yaşamına çark eden öykü geriye doğru akarken, merak katsayısı da gittikçe artıyor. Film, Tom Hardy’ye BAFTA adaylığı getirmişti

A group of friends' fishing boat capsizes off the coast of Mexico and they're left alone stranded at sea and struggling for survival.

Bir çift balayını bir orman gölünün ortasındaki küçük bir adada bir kulübede geçirir. Elektrik veya cep telefonu bağlantısı yok. Adadan ayrılmasına izin vermeyerek garip davranmaya başlar. O yüzemez.

Fransız Xavier'in, İspanyolca öğrenmek için AB bursuyla Barselona’ya gidip, Avrupa’nın altı farklı ülkesinden gelen insanlarla kaynaştıktan sonra Paris'teki sevgilisinin yanına dönmesinin ardından 5 yıl geçmiştir. Artık hayalini kurduğu gibi bir yazar olmayı başardıysa da, kendini bir kez daha kaybolmuş hissetmektedir. Hem maddi hem de romantik cephede yaşadığı sıkıntılar onu önce Londra'ya, ardından Saint Petersbourg'a sürükler. Bu yolculuk, ona yıllar sonra bir kez daha işi, hayatı ve aşkı yeniden keşfetme imkanı tanıyacaktır.

La Boum dizisinin ilk filminde 13 yaşındaki maceralarına tanık olduğumuz Vic (Sophie Marceau) artık 15 yaşındadır. Geçen iki yılda çok şey değişmiştir. Ayrılmayı düşünen annesiyle babası yeniden bir araya gelmiştir, büyükannesi ise gençlik aşkı ile romantik bir ilişki yaşamaktadır. Ancak Vic aradığı gerçek aşkı bir türlü bulamamıştır. Tam da bu dönemde, bir tren yolculuğunda Philippe ile tanışır. Vic kendini tamamen açabileceği "büyük aşkı sonunda bulmuş olabilir mi? İlk La Boum filmi kadar büyük bir heyecanla karşılanan La Boum 2, Sophie Marceau'nun güzelliği ve yeteneğini sergilediği unutulmaz bir yapım oldu. Ve en az ilki kadar da eğlenceli ve romantik...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir