
Glenn Ford
David Blake

A Mexican boy accused of rape and murder becomes a pawn for Communists and red-baiters. A courtroom drama set in 1947 and underlying post-WW2 acute problems facing the USA such as stormy race relations and the growing threat of local communism.

Glenn Ford
David Blake

Dorothy McGuire
Abbe Nyle

Arthur Kennedy
Barney Castle

John Hodiak
District Attorney John J. Armstrong

Katy Jurado
Consuela Chavez

Rafael Campos
Angel Chavez

Juano Hernández
Judge Theodore Motley

Robert Middleton
A.A. "Fats" Sanders

John Hoyt
Ralph Castillo

Paul Guilfoyle
Cap Grant

Elisha Cook Jr.
Finn
Ann Lee
Gail Wiltse

Whit Bissell
Sam Wiltse

Richard Gaines
Dr. Johannes Schacter

Barry Kelley
Jim Brackett


Lilly (Baby Face), sefalet içinde yaşadığı onca yıldan sonra hayat basamaklarını tırmanmanın kolay yolunu bulmuştur; önüne gelenle yatmak... Lilly, babasının gizlice içki sattığı, bodrumdaki barda başlayan yolculuğuna, New York’un şaaşalı ofis binalarının çatı katında devam edecektir. Üstelik tüm basamakları tek tek çıkarak... Bankanın Alt-Düzey Yöneticisi Jimmy McCoy, Lilly’e önemli bir terfi imkanı olduğunu söyler. Fakat bir şart vardır; bankanın müdürüyle yatmak... Jimmy’nin son zamanlarda görememekten şikayetçi olduğu Lilly şöyle der; "Geceleri yatağa erken girebilmek için çok çalışıyorum."

Richard Wagamese'nin en çok satan romanından uyarlanan film Saul Kızılderili Atı'nın hikayesini anlatıyor. Saul ailesinden koparılarak Kanada'nın kötü şöhretli Katolik okullarından birine yerleştirilen kuzey Ojibway'li bir çocuktur. Saul’un dünyadaki yerini bulan bir adama dönüşmesinin olağanüstü yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Kitap satışa çıktığı 2012 senesinde listelerde birinci sırada yer alırken uyarlama filmi de birçok festivalde övgü dolu yorumlar aldı.

Baltimore 1954, Amerikan gençliği yeni bir çağa adım atıyor. Bu yıl, okullarda ırk ayrımı sona eriyor ve ilk kez siyahi ve beyaz öğrenciler, kızlar ve erkekler aynı sıralarda oturuyor. Gençler, rock'n'roll'un ve aşkın acımasız çekiciliğini keşfediyor. Kurtzman ailesi ise değişen bir dünyada Yahudi olmanın ne anlama geldiğini anlıyor.


Tecavüzle suçlanan bir zenciyi savunan güneyli bir avukatın çevresindekilerin tepkilerine rağmen asılsız bir iddia ile suçlanan genci savunma hikayesini anlatıyor.

Eşinden boşandıktan sonra içindeki duyguları daha fazla bastıramayan eyalet avukatı Paul, bir gece gay bara gider. Burada dans ederek şarkı söyleyen Rudy ile tanışır. Rudy'nin fuhuş yaparak geçinen komşusu tutuklanınca, down sendromlu oğlu Marco'ya birkaç günlüğüne Rudy bakar. Başlarda acıma duygusu ile gelişen olay, sonrasında kuvvetli bir bağa dönüşür ve Rudy, Marco'yu sosyal hizmetlere vermek istemez. Rudy ve Paul'un tek gecelik ilişkileri, Rudy'nin Marco'yu evlatlık edinme süreci ve Paul'un ona bu konuda yardım etmek istemesiyle birlikte ayrı bir boyut kazanır. Fakat 1970'li yılların ön yargılı toplumu ve yargı sistemine karşı savaş açan Paul ve Rudy'yi sıkıntılı bir süreç beklemektedir.

Charley Davis, against the wishes of his mother, becomes a boxer. As he becomes more successful the fighter becomes surrounded by shady characters, including an unethical promoter named Roberts, who tempt the man with a number of vices. Charley finds himself faced with increasingly difficult choices.

The Brutalist filmi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra "Amerikan rüyasını" yaşamak için ABD’ye göç eden Macaristan doğumlu, Bauhaus eğitimli Holokost kurtulanı mimar Laszlo’nun yolculuğunu ve hayat hikâyesini anlatıyor. Başlangıçta yoksulluk içinde çalışmaya zorlanan Laszlo, kısa süre sonra hayatının seyrini 30 yıl boyunca değiştirecek bir kontrata imza atar. Yenilikçi kamera oyunları, dramatik yapısı, alışılmadık açı ve kadrajları, kurgusu ve sıradışı ses tasarımı, parlak oyuncu kadrosuyla hem şaşırtıcı hem de unutulmaz.

Joe Morese genç ve hırslı bir avukattır. Danışmanlığını yaptığı Ben Tucker ise bir gansgterdir. Joe bütün etik kuralları hiçe sayarak Ben ile ortak olmuştur. Amaçları, ortak oldukları bankanın büyüyerek etraftaki diğer dolandırıcılık yapan bankaralı da satın alarak hepsinin tek bir merkezden yönetilmesini sağlamaktır. Ancak bir sorun vardır: Joe'nun abisi Leo da söz konusu bankalardan birinin sahibidir ve bu plana dahil olmak istemez. Kalp sağlığında sorun vardır ve işlettiği yerde çalışanlarıyla adeta bir aile gibi olmuştur, bunun bozulmasına karşıdır. Ancak Joe'nun hırsı, bütün bunları altüst ederek onu ve etrafındaki herkesi felakete sürükleyecektir.



Bu etkileyici gangster klasiğinde sahne dışında da arkadaş olan James Cagney ve Pat O'Brien, kamera önüne altıncı kez geçiyorlar. Cagney'in canlandırdığı Rocky Sullivan, yeraltı dünyasındaki başarısı sonucu bir grup serserinin gözünde onu kahramana dönüşmüş karizmatik bir ghetto kabadayısıdır. O'Brien ise Sullivan'ın sonradan rahip olan çocukluk arkadaşı Peder Connollydir ve onun hükmünü bitirmeye yemin etmiştir.

Lekeli Adam, Hitchcock'un çektiği en iç karartıcı filmlerden biri. Yanlışlıkla bir sigorta şirketini soyan kişi olarak teşhis edilen Manny kefaletle tahliye edilmesine rağmen, bu olayın yarattığı endişe ve utanç, karısı Rosa'yı etkilemeye başlar. Birlikte Manny'nin suçun işlendiği sırada başka bir yerde olduğunu kanıtlayacak insanları bulmaya çalışırlar ama başarısız olurlar. Sonunda, şans eseri, gerçek soyguncu ortaya çıkar; ama bu, kadının ruhsal durumunda pek bir değişiklik yaratmaz. Neredeyse belgesel tarzı bir gerçekçilikle siyah-beyaz çekilen Lekeli Adam gerçek bir öyküye dayanır. Yönetmen suçlama ve mahkum etme süreçlerinin masum bir insanı bile nasıl da kolaylıkla suçlu pozisyonuna düşürdüğünü mükemmel biçimde aktarır. Öznel kamera tekniğinin ustalıkla kullanıldığı bir sekansta, Manny'yi, fişlenmenin, aranmanın, parmak izinin alınmasının getirdiği aşağılanma duygusunu yaşarken görürüz; parmaklarındaki mürekkep sanki suçlu olduğunun doğrulanmasıymış gibi görünür.

Bir müzik yapımcısı, bir bestecinin elinden yeni bestesini ve kız arkadaşını alınca besteci, müzik yapımcısının müzik şirketinde hayalet olur ve intikamını almaya çalışır.

An insurance man wishing for a more exciting life becomes wrapped up in the affairs of an imprisoned embezzler, his model girlfriend, and a violent private investigator.

Gerçek bir hikâyeden esinlenerek oluşturulmuştur ve Fransız yürüyüş sanatçısı Philippe Petit'in 1974'te Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kuleleri arasında gerçekleştirdiği cesur yürüyüşü konu alıyor. Philippe Petit'in bu çılgınca hayalini gerçekleştirmek için yaptığı hazırlıkları, zorlukları ve sonunda o tarihi yürüyüşü nasıl başardığını detaylı bir şekilde anlatıyor.


Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

An attorney defends a hoodlum of murder, using the oppressiveness of the slums to appeal to the court.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir