Jay
Self

Filmed over five years in Kansas City, this documentary follows four transgender kids – beginning at ages 4, 7, 12, and 15 – as they redefine “coming of age.” These kids and their families show us the intimate realities of how gender is re-shaping the family next door in a unique and unprecedented chronicle of growing up transgender in the heartland.

Diyalogsuz ve görsel anlatımıyla ön plana çıkan belgesel niteliğinde bir film olup, insanlık, doğa ve medeniyet arasındaki ilişkiyi keşfeder. Dünya genelinde 6 kıtada, 24 farklı ülkede çekilmiştir. Baraka kelimesi Arapça kökenli olup "nefes", "hayat gücü" veya "bereket" anlamına gelir. İnsanlığın doğa ile olan bağını, modern dünyanın getirdiği değişimleri ve insanın kendine verdiği zararları gözler önüne seren bir sanat eseri olarak kabul edilir. Herhangi bir anlatıcı veya diyalog kullanmadan, yalnızca görüntüler ve müzik aracılığıyla derin bir hikâye anlatır. Doğanın saf güzelliği ile insan eliyle yaratılan kaos arasındaki karşıtlığı vurgulayan film, izleyiciye düşündürücü bir deneyim sunar. Her sahnesi ustalıkla çekilmiş olan Baraka, sinematografi açısından büyüleyici bir başyapıttır ve insanlık tarihine dair güçlü bir mesaj vermektedir: Doğa ile uyum içinde yaşamayı unutan bir medeniyet, kendi kendini yok etmeye mahkumdur.

Three young men bond together to escape volatile families in their Rust Belt hometown. As they face adult responsibilities, unexpected revelations threaten their decade-long friendship.

Değişim rüzgârları eserken iki kadın, onlarca yıllık aşklarını gizledi. Ama cinsel kimliklerini ileri yaşta açıklamak, beraberinde başka zorluklar getirecek.

Stars of "The Walking Dead," Andrew Lincoln and Danai Gurira, walk down memory lane and visit iconic locations where pivotal moments between their characters, Rick and Michonne, were filmed.

Oscar® ödüllü yönetmen James Cameron ve oyuncularla gelmiş geçmiş en çok beklenen devam filmlerinden birine yakından bir bakış.

Bu özel bölüm, Obi-Wan Kenobi ve Anakin Skywalker'ın ekrana dönüşünün yanı sıra Ewan McGregor ve Hayden Christensen'ın klasik rollerine dönüşlerini de inceliyor. Yönetmen Deborah Chow, hem sevilen Star Wars karakterlerinin yeniden canlandırılmasına hem de yeni kahramanların ve kötü adamların yaratılmasına liderlik ederken, aynı zamanda klasik filmleri dramatik bir şekilde birbirine bağlayan destansı bir hikaye yaratan oyuncu kadrosuna ve ekibe yön gösteriyor.

1980'li yıllardaki New York'taki uyuşturucu trafiğini ön plana alan yapım; bir grup kafadarın yaşam biçimini sunuyor. 80'li yılların sıcaklığını barındıran filmin yönetmen koltuğuna ise; ilk yönetmenlik deneyimini belgesel sinema üzerine yapan Jennie Livingston üstleniyor.

Gerçekleri ortaya döken belgeselde Taylor Swift, şarkı yazarı ve şarkıcı kimliğine dört elle sarılırken bir kadın olarak da sesinin tüm gücünü kullanıyor.

A filmed version of David Byrne's Broadway show, a unifying musical celebration that inspires audiences to connect to each other and to the global community.

Moonage Daydream, Ziggy olarak da bilinen David Bowie'nin daha önce yayınlanmamış konser ve performans görüntülerini gözler önüne seriyor.

Pop müziğin en sevilen ve tartışılan isimlerinden; 200 milyon albümle müzik tarihinin en çok satan kadın şarkıcısı, parlak kariyerine sinemayı da ekleyen skandalların kadını, henüz 48 yaşında ölen Whitney Houston... Oscar’lı yönetmen Kevin Macdonald’ın dünya prömiyerini Cannes’da yapan bu çok yönlü müzik belgeseli, yalnız yıldızın ölümünden kariyerinin neden yalpaladığına, geçmişinden yıldız oluşuna merak edilen birçok noktayı ele alıyor. Hiç gün yüzüne çıkmamış özel filmleri, ailesi ve en yakınlarıyla yapılan röportajlar, demo kayıtlar ve pek bilinmeyen sahne performanslarını bir araya getiren Whitney, sadece bu benzersiz sanatçının hayatına değil ABD müzik endüstrisine ve toplumuna de göz atıyor.

We do not know when and how we will die. Death Row inmates do. Werner Herzog embarks on a dialogue with Death Row inmates, asks questions about life and death and looks deep into these individuals, their stories, their crimes.

50'lerin Welton Akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. Okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. Fakat yeni ingilizce öğretmeni John Keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.Keating öğrencilerine ders kitaplarını yırtıp atmalarını, kalıplaşmış düşünce şekillerinden uzaklaşmalarını ve hayatlarını dolu dolu yaşamalarını öğütlemesiyle okulun statükocu tavrına son derece zıt bir profil çizmektedir. Öğrencilerini şiir ve nitelikli edebi yapıtlarla tanıştıran Keating onların pek çoğu üzerinde derin bir etki yaratır ve onların geleceğe dair hayallerinin şekillenmesini sağlar. Elbette Keating’in yaklaşımının okul yönetimi tarafından farkedilmesi ve üstüne gidilmesi uzun sürmeyecektir. Fakat okul müdürü Nolan Keating’i okuldan uzaklaştırma kararı aldığında hayatlarını değiştirdiği öğrencileri Keating’i savunmak için harekete geçerler.

Vahşi Afrika’da henüz yeni doğan bir aslan doğaya egemen düzenin kökünden sarsılacağı bir döneme tanıklık etmek üzeredir. Doğanın kralı olan babasının tacının veliahtı olan Simba, kötülüklerle ve kötü hayvanlarla dolu ormanlarda günden güne daha fazla öğrenecek ve daha fazla büyüyecektir. Simba’nın sorumluluklarını üstlenme ve sorunları çözme becerisi, ormanın yeni kurallarını belirleyecektir.

1983 yılı yazı sırasında 17 yaşındaki Amerikalı-İtalyan Elio Perlman günlerini ailesinin İtalya'nın kuzeyindeki 17. yüzyıldan kalma villasında klasik müzik yaparak, okuyarak ve arkadaşı Marzia ile flört ederek geçirmektedir. Elio, Greko-Roma kültüründe uzmanlaşmış seçkin bir profesör olan babası ve onu elit kesim meyveleriyle, doğal lezzetlerle şımartan, çevirmen olan annesi Annella ile bir arada olmaktan ziyadesiyle memnundur. Elio'nun olgunluğu ve entelektüel birikimi, onu tam teşekküllü bir yetişkin gibi gösteriyor olsa da özellikle kalpteki konularda onun hakkında hala masum ve biçimlenmemiş olan çok şey vardır. Bir gün, doktorasını sürdüren büyüleyici bir Amerikalı bilim adamı olan Oliver Elio'nun babasına yardım etmek göreviyle yıllık yaz stajyeri olarak villaya gelir. Güneşin ışıltılarının arasında Elio ve Oliver hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir yaz boyunca yeşermekte olan arzunun güzelliğini keşfedeceklerdir.

Büyük hayalleri olan minik bir keçi olan Will, hayatında bir kez karşına çıkacak bir fırsat yakalar: Profesyonel roarball ligine katılmak. Roarball; dünyanın en hızlı, en yırtıcı hayvanlarının hüküm sürdüğü, yüksek tempolu, karma ve tam temaslı bir spordur. Will'in yeni takım arkadaşları, kadrolarında küçük bir keçinin olmasından pek memnun değildir. Ancak Will, sporda devrim yaratmaya ve "küçüklerin de top oynayabileceğini" bir kez daha kanıtlamaya kararlıdır. Bunun için daha önce hiç yapmadığı bir şeyi başarmak zorundadır.

Louisa May Alcott’ın aynı adlı klasik romanından beyazperdeye uyarlanan film, İç Savaş sonrası Amerika'da yaşamlarını sürdürmeye çalışan dört kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Meg (Emma Watson), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy March (Florence Pugh) birbirinden tamamen farklı karaktere sahip dört kız kardeştir. Çocukluk dönemlerini geride bırakıp kadınlığa geçiş süreçlerinde kardeşler türlü dertlerle boğuşur. Babaları Amerikan İç Savaşı'na katılan dört genç kız, anneleri ile birlikte yaşam mücadelesi vermeye başlar. Bu zorlu süreçte en büyük kazançları birbirlerinin yanında olmalarıdır.

Kiki 13 yaşında bir cadıdır. Geleneklere göre tam bir cadı olabilmesi için bir yıl kendi seçeceği bir şehirde ailesinden ayrı yaşaması gerekmektedir. Kiki, kedisi Jiji ile annesinin hediye ettigi süpürgeye binerek evinden ayrılır ve başka cadısı olmayan bir şehirde karar kılar. Kiki, şehirde uçma yeteneğinden faydalanacağı bir kurye servisi açmak istemektedir. Şehirdeki ilk gününde tanıştığı birinin fırınında ona yardımcı olurken aynı zamanda hayalini kurduğu işi yapmaya başlar ve zamanla cadılık yeteneklerini kaybettiğini fark eder. Yeteneklerini tekrar kazanmaya çalışırken bir arkadaşının da hayatını kurtarması gerekir.

6 Süper Kahraman / Big Hero 6, izleyicinin Walt Disney Animasyon Stüdyoları’ndan beklediği kalbe dokunan ve mizah dolu bir hikayeye sahip olmakla birlikte aksiyonla karışık bir komedi macera filmi... Film, dehasının güçlerini kullanmayı öğrenen robot dahisi Hiro Hamada’yı, Hiro’ya bu konuda yardımcı olan muhteşem kardeşi Tadashi’yi, onlara çok benzeyen, macera bağımlısı olan arkadaşları GoGo Tamaga’yı, düzenli ve tatlı Wasabi No-Ginger’ı, kimya dehası Honey Lemon’ı ve fanatik Fred’in hikayesini anlatıyor. Süper Kahraman 6, kendini tehlikeli bir komplonun içinde bulunca en yakın arkadaşı olan Baymax isimli bir robotun yardımını istemek zorunda kalan robot dahisi Hiro Hamada’yı ve bir grup yüksek teknolojili kahramanının bu gizemi nasıl çözdüğünü anlatan aksiyonla karışık bir komedi macera filmi.

5. öğretim yılı için Hogwarts’a dönen Harry, büyücü camiasının büyük çoğunluğunun onun kötü Lord Voldemort’la karşılaştığını inkar ederek, Lord Voldemort’un döndüğü haberine kulak tıkamayı tercih ettiklerini görür. Sihir Bakanı Cornelius Fudge, Dumbledore ve Hogwarts öğrencilerinin hareketlerinden haberdar olabilmek için okula yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma öğretmeni atar. Ama Profesör Dolores Umbridge’in Bakanlıktan onaylı savunma büyüsü dersi onları ve tüm büyücü camiasını kendilerini tehdit eden karanlık güçlere karşı ne yazık ki savunmasız bırakır; bu yüzden, arkadaşları Hermione ve Ron’un teşviki üzerine, Harry konuya el atar. Kendilerine “Dumbledore’un Ordusu” adını veren küçük grupla buluşan Harry, onlara Karanlık Güçlere karşı nasıl savunacaklarını öğreterek, bu genç ve cesur büyücüleri kendilerini bekleyen olağanüstü savaşa hazırlar.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir