
Julian Wadham
Squire Brown

In 1830s England, Tom Brown attends a rugby boys' school, where his moral and personal growth is formed through friendship, bullying–particularly from the cruel Flashman–and the influence of headmaster Dr Thomas Arnold.

Julian Wadham
Squire Brown

Alex Pettyfer
Tom Brown

Stephen Fry
Dr. Thomas Arnold

Jemma Redgrave
Mary Arnold

Joseph Beattie
Flashman

Clive Standen
Brooke

Amanda Boxer
Matron

Georgia Tennant
Sally

Stephen Boxer
Mr. Smith

Hugh Mitchell
Green

Harry Lister Smith
George Arthur
Lucy Scott
Mrs. Arthur

Harry Michell
East

Gerard Horan
Bill

Max Benitz
Huband

Bir hayat hikayesi geriye doğru anlatılırsa... Alexander Masters’ın aynı adlı biyografik romanından uyarlanan Stuart: A Life Backwards, Masters’ın sokakta tanıştığı evsiz alkolik Stuart Shorter’ın gerçek hayat hikayesini tersten anlatıyor. Stuart’ın sokaklara düşmesinden başlayıp eski yaşamına çark eden öykü geriye doğru akarken, merak katsayısı da gittikçe artıyor. Film, Tom Hardy’ye BAFTA adaylığı getirmişti

Otostop çeken bir kadın, genç bir çift tarafından kaçırılır ve yedi yıl boyunca esir tutulur, bu süre zarfında işkence görür ve kendisini tutsak edenlerin kölesi olarak yaşamaya zorlanır.

Jane Austen romanlarını ve uyarlamalarını sevenler kaçırmasın! Fanny Price, annesi tarafından Sir Thomas ve Lady Bertram ile yani amcası ve teyzesi ile yaşamaya gönderilir. Genç kız burada maddi gücün yarattığı konforla tanışacak ve yeni bir dünyaya adım atacaktır.

Richard Llewelyn’in aynı adlı romanından uyarlanan yapıt, bir çok eleştirmene göre John Ford’un en başarılı filmi. Yüzyılın başında, Galler bölgesinde bir madenci ailesinin yaşantısı, ailenin en küçük bireyinin gözlemleriyle anlatılıyor. II. Dünya Savaşı’nın başlaması, filmin olayların geçtiği yerde çekilmesine engel olmuştu. Fakat yapımcı Darryl Zanuck, sırf bu film için California’da bir madenci kasabası inşa ettirmeyi başardı. Yapıt, En İyi Film, En İyi Yönetmen başta olmak üzere beş dalda Oscar kazanmıştı.

Tecavüzle suçlanan bir zenciyi savunan güneyli bir avukatın çevresindekilerin tepkilerine rağmen asılsız bir iddia ile suçlanan genci savunma hikayesini anlatıyor.

Klasik hikaye, çalıştırıldığı yerden kaçan yetim çocuğun, Londra sokaklarında bir yankesici ile tanışmasını ve yankesiciliği öğrenmesini anlatıyor.

Güney Afrika'da apartheid rejimi altında yaşayan İngiliz yetim PK, kendisini Afrikalılar ve adaletsiz sistemle bitmek tükenmek bilmeyen bir kavga içinde bulur. Ailesinin politik inançları yüzünden huzursuz edilen genç PK; nazik, görmüş geçirmiş bir makum olan tek arkadaşından yardım ister ve ondan boks yapmayı öğrenir.

1968 yılında erkek öğrencilerin doldurduğu bir yatılı okuldayız. Eğitmenlerin katı kurallarıyla okulda yaşam oldukça disiplinli bir şekilde kurulmuştur. Mick ve arkadaşları bu baskıcı düzenin dışına çıktıkları, gizli bir kaçamak oadası yapmışlar ve burada özgürce davranmaktadırlar. Özgürlük alanlarını okulun geneline yaymaya kalktıklarında, okulun baskıcı otoritesiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Fakat ezilen öğrencilerin, hem eğitmenleri hem de okulu ziyarete gelen önemli konukları yakından ilgilendiren bir intikam planları vardır...

Richard Wagamese'nin en çok satan romanından uyarlanan film Saul Kızılderili Atı'nın hikayesini anlatıyor. Saul ailesinden koparılarak Kanada'nın kötü şöhretli Katolik okullarından birine yerleştirilen kuzey Ojibway'li bir çocuktur. Saul’un dünyadaki yerini bulan bir adama dönüşmesinin olağanüstü yolculuğuna tanıklık ediyoruz. Kitap satışa çıktığı 2012 senesinde listelerde birinci sırada yer alırken uyarlama filmi de birçok festivalde övgü dolu yorumlar aldı.

Yoğun bir gün geçiren bir çocuk ıslahevi müdürü, öğrencilerini hizaya sokmak için uğraşırken bir yandan da kendi sorunlarıyla baş etmeye çalışır.

Dini bütün olarak yetişen Hazel'in içinde zamanla bir din karşıtlığı gelişmiştir. Kafasında yalnızca bir tek şey vardır: kendi anti-kilisesini, İsa'sız Kilise'yi bulmak; toplumun dinselliğine karşı kişisel, ruhsal bir savaşıma girmek. Çaresizlik içindeki Hazel, sonunda kendi dinini bulur.

Çocukluktan beri yakın arkadaş olan Ruth (Keira Knightley), Tommy (Andrew Garfield) ve Kathy (Carey Mulligan) başka insanlara organ sağlamak için klonlanmışlardır. Üç arkadaşın çocukluk yılları yatılı bir okulda geçmiştir. Erişkinliğe ulaştıklarında ise ürpertici gerçekle tanışmaları ve kendilerine çizilmiş olan kaderlerine hazırlanmaları gerekmektedir.


R.J. Palacio'nun romanından senaryolaştırılan filmde, Auggie Pullman yaşıtı diğer çocuklardan biraz farklıdır. Çünkü yüzünde ciddi bir deformasyon vardır. Auggie diğer çocuklarla sıradan bir okula giderek, sıradan bir çocuk olduğunu annesi Isabel ve babası Nate'in yardımıyla kanıtlamaya çalışır. Çünkü esas güzellik derinin altında, içeride saklıdır.

Aşırı yoksul bir bölgede büyüyen 16 yaşındaki Starr artık banliyödeki özel bir hazırlık okuluna gitmektedir. Bir gün en yakın arkadaşı Khalil (Algee Smith) suçsuz yere bir polis cinayetine kurban gider. Toplumun her kesiminden baskı görmeye başlayan Starr, kendi sesine kulak vermeli ve doğru olduğunu düşündüğü şeyi savunmalıdır.

Disgrace is the story of a South African professor of English who loses everything: his reputation, his job, his peace of mind, his good looks, his dreams of artistic success, and finally even his ability to protect his cherished daughter. After having an affair with a student, he moves to the Eastern Cape, where he gets caught up in a mess of post-apartheid politics.

An orphan endures a harsh life in a workhouse before fleeing to London, where he falls in with a gang of juvenile pickpockets led by the criminal Fagin, and eventually finds a better life, exposing the cruelties of poverty and child labor in Victorian England.

Onaltıncı yüzyıl Ukrayna'sında geçen bir “Romeo ve Juliet” hikayesi. Taras, yıllarca süren maceralarından ve kazak dostlarıyla birlikte kahramanlıklarından sonra rahat çiftlik hayatına yerleşir. Çok zengin olmamasına rağmen, oğlu Andrei'yi bir Leh okuluna gönderir. O zamanlar Ukrayna'da Lehler hakimiyetlerini sürdürmektedirler. Kazakların da kökeni, özgürlükleri ve Lehlerin egemenliğinin kaldırılması için mücadele eden Ukraynalı serflerdir. Bu yüzden Taras, çocuğunun düşmanın yöntemleriyle eğitileceğini ummaktadır. Bunun yerine Andrei, Soylu bir Leh ailenin kızına aşık olur. Aşk, aile onuru ve ulusal kimlik mücadelesi arasında bir çatışmaya sahne olur.

1960'larda Hell's Kitchen'da büyüyen Shakes, Michael, John ve Tommy adındaki 4 çocuk, eşek şakası yaparken yaşlı bir adamın yaralanmasına neden olurlar. New York'taki Wilkenson Center'da 1 yıla yakın hapsolan 4 arkadaş, buradaki gardiyanların kötü muamelesine maruz kalır. Burada dayak yiyen, onurları zedelenen ve cinsel istismara uğrayan bu 4 arkadaş, 13 yıl aradan sonra Wilkenson ve gardiyanlarından intikam alma fırsatını yakalar.

Çocukların hayal gücünün sınırı yoktur. Bunun en güzel kanıtı olarak iki çocuğun, hayatın tüm gerçeklerinden uzak, kendi aralarında oluşturdukları yeni bir dünyanın öyküsü Terabithia Köprüsü. Jesse, hayal dünyası oldukça kuvvetli ve gerçek üstü hikayelere de çok meraklı bir çocuktur. Sınıflarına yeni gelen Leslie’nin de kendisiyle benzer bir dünyayı paylaştığını anlaması ile ikili arasında keyifli bir arkadaşlık başlar. Oturduklara yere çok yakın olan bir ormanın içinde sadece kendilerinin bildiği ve görebildiği, içinde devler, troller ve daha bir dolu gizemin bulunduğu, Terabithia isminde bir dünya yaratırlar. Üstelik bu dünyada önemli bir konumları da vardır. Artık kral ve kraliçe olmuşlardır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir