
Lacey Chabert
Sarah Thomas

Five guests are mysteriously invited to an inn to celebrate Christmas. With the help of the owner Ben, Sarah discovers that an event from the past may connect them and change their lives forever.

Christmas is a busy, busy time for the residents of Green River, particularly for Grace Long, the third generation of her family to steward the New England town’s signature Christmas Eve parade. This year’s audience for the parade promises to be in the millions, thanks to a national morning show that has chosen Green River as the site of its Christmas Eve day program.

Charles Whitley travels from 1903 to 2020 where he meets Megan Turner, a tour guide at his historic mansion, and experiences a 21st Century Christmas.

When architect and Christmas amateur Steven finds himself hosting his family for Christmas, he recruits holiday coordinator Gretchen to bring holiday joy to his home. Gretchen’s expert Christmas spirit brings Steven’s family together, but neither expected it to bring them closer to each other. After a great opportunity presents itself to Gretchen, she and Steven must decide what’s really important in life.

At a Christmastime event, Jenna shares an impromptu, unforgettable kiss with the dashing billionaire, Cooper Montgomery. Unaware of his intentions and fearful of getting hurt in another relationship, Jenna vows to resist his charms, but begins to realize his affection is real as the two spend more time together.



Paul Javal isimli bir senarist Fritz Langin yeni filmi için bir senaryo yazması için işe alınır. Maddi sıkıntılar nedeniyle hayatını düzene oturtmakta zorlanan Paul, genç ve güzel karısı Camilee'i çok sevmektedir. Homeros'un Odysseia eserinden uyarlanacak olan filmin senaryosu için aldığı sipariş bir süre sonra Paul'ün hayatını allak bullak eder ve karısı ile olan mutluluğu da bozulmaya başlar. Üstelik bunda en büyük sorumluluk da filmin yapımcısındadır. Filmde Alman sinemasının büyük ismi Fritz Lang kendisini canlandırmaktadır. Camille Javal, ismi ise Bardotun gerçek adıdır. Godard'ın seyircilerle en fazla yakınlık kuran filmlerinden biri de denilebilir. Filmdeki senarist, bir zaman sonra kendi yazdığı filmin başkahramanına dönüşürken Godard sinema dili üzerine yine özgün fikirler vermektedir.



"Garsoniyer - The Apartment" büyük bir şirkette çalışan ve yükselmek amacıyla, evini garsoniyer olarak kullanması için patronuna vermekte sakınca görmeyen ve bu arada patronun metreslerinden birine aşık olan adamın komik hikayesini konu alıyor... Sevgisine karşılık bulduğundan emin olamadığı için bir süre sesini çıkarmasa da, her şey olacağına varıyor. Kadının güzelliği aklını başından alıyor ve işini kaybetmek pahasına da olsa mücadele etmeye karar veriyor. Fakat adam, genç kadının kimi sevdiği ile ilgili şüpheleri son adımı atmaktan onu hep alıkoyuyor...

Herkes gençlik yıllarında masalsı bir aşk hikayesini hak eder. Ancak ne yazık ki, durum 17 yaşındaki Simon Spier için biraz karışık. O, henüz ailesine ve arkadaşlarına gay olduğu gerçeğini açıklayabilmiş değil. Üstelik sorunları, onların tepkilerinden korkmakla da kalmıyor. İnternet üzerinden konuştuğu bir sınıf arkadaşına da aşık. Ancak kimliğini gizli tutan bu sınıf arkadaşının kim olduğu hakkında hiçbir fikri yok! Bu iki sorunun çözümü de hayatını değiştirecek adımlar atmasından geçiyor...

Genç bir kadın aşık olduğu yakışıklı Maxim De Winter'la evlendikten bir süre sonra Maxim'in eski eşi Rebecca'nın birkaç ay önce gizemli bir şekilde ölmüş olduğunu öğrenir ve kocası ile olan ilişkisinin her zaman Rebecca'nın gölgesinde kalacağını farkeder. Film boyunca adı telafuz edilmeyen kadın, aynı zamanda kendisini evin yeni kadını olarak kabul etmek istemeyen hizmetçi Mrs. Danvers'ın kıskanç ve takıntılı tavırları ile başa çıkmak zorundadır. Alfred Hitchcock'un Daphne Du Maurier'ın bir romanından uyarladığı Rebecca yönetmenin aynı zamanda ilk Amerikan yapımı filmi olma özelliğini taşıyor. 1940'ta En İyi Film dalında Akademi Ödülü'nü kazanan filmin yapımcısı David Selznick'in bir önceki filmi Rüzgar Gibi Geçti de, aynı dalda ödül sahibi olmuş ve efsaneleşmişti.

Bir hava durumu spikeri olan Phil Connors, yapımcısı ve sevimli kameramanı ile birlikte Pennsylvania'daki Punxsutawney kasabasına geleneksel Groundhog Day şenliklerini görüntülemek için gönderilir. O gün, belki de Phil'in hayatının en kötü günüdür, ama bundan beteri de vardır: Phil'in karabasanı, her gün tekrarlanır. Artık her gün, onun için Groundhog Day yeniden yaşanmaktadır. Phil, o gün olacak her şeyi bildiği için bunun avantajlarını kullanmayı zamanla öğrenir. Ama, hayatının kadının kalbini kazanması için daha yapması gereken çok şey vardır.

Küçük bir Fransız köyündeki gündelik yaşam, yeni taşınan gizemli bir genç kadın ve kızı sayesinde bir anda değişiverir. Oldukça kasvetli ve birbirinin aynı günler geçiren kasaba halkı, anne-kızın birlikte açtıkları son derece sevimli çikolata dükkanı sayesinde, farkında olmadıkları bambaşka bir hayatla tanışırlar. Zevkin, eğlencenin, neşenin ve en önemlisi çikolatanın olduğu bir hayattır bu. Fakat kasabadaki bu değişimden memnun olmayan insanlar da vardır. Bunların en başında, ahlak bekçiliği yaparak kasabada dilediği gibi bir ortam yaratan belediye başkanı gelmektedir. Ama birbirinden lezzetli çikolataların karşısında durmak, o kadar da kolay değildir.

Paris. XVII yüzyıl. Kurnaz ve güçlü Kardinal Richelieu, Fransa'nın kralı olmayı planlıyor ve bu hedefe ulaşmakta oldukça iyiydi. Tüm kraliyet sarayı onun kontrolü altındaydı, kral bile onun etkisine yenik düştü. Avusturya Kraliçesi Anne zaptedilemez kalır. Kardinal bu engeli nasıl ortadan kaldıracağını buldu, ancak arkadaşlar kraliçenin yardımına geldi: Dartaniyan adında genç bir Gascon ve üç kraliyet silahşörü.

Londralı Will, yakışıklı, zengin, sorumsuz bir adamdır. Kadınlarla tanışmak için güzel bir mekan olabileceğini düşündüğü, boşanmış anne-babaların katıldığı toplantılara gitmeye karar verir.Kendisine çocuk sahibi ve boşanmış bir baba pozu takınan Will gittiği bu toplantılardan birinde Marcus adında, ana-babası boşanmış bir çocukla tanışır.Çocuk Will'i kendine yakın görür ve ikili arasında güzel bir arkadaş ilişkisi başlar.

La Boum dizisinin ilk filminde 13 yaşındaki maceralarına tanık olduğumuz Vic (Sophie Marceau) artık 15 yaşındadır. Geçen iki yılda çok şey değişmiştir. Ayrılmayı düşünen annesiyle babası yeniden bir araya gelmiştir, büyükannesi ise gençlik aşkı ile romantik bir ilişki yaşamaktadır. Ancak Vic aradığı gerçek aşkı bir türlü bulamamıştır. Tam da bu dönemde, bir tren yolculuğunda Philippe ile tanışır. Vic kendini tamamen açabileceği "büyük aşkı sonunda bulmuş olabilir mi? İlk La Boum filmi kadar büyük bir heyecanla karşılanan La Boum 2, Sophie Marceau'nun güzelliği ve yeteneğini sergilediği unutulmaz bir yapım oldu. Ve en az ilki kadar da eğlenceli ve romantik...

Saatlik ücretle çalışan iki talihsiz genç, Noel arifesinde Londra'daki lüks bir AVM'yi soymak için el ele verir. Acaba bu sırada birbirlerinin kalbini mi çalacaklar?

Yüzyılın sonunda, maceraperest Profesör Challenger'ın liderliğinde bir grup, sislerle kaplı Londra'dan hala tarihin ayakta durduğunun söylendiği ve dinozorların gezindiği Güney Afrika'nın yağmur ormanlarına gitmek için yola çıkar. Profesör Challenger'a ünlü avcı Lord Roxton, genç gazeteci Edward Malone ve rakibi yine kendisi gibi bir bilim adamı olan Profesör Summerlee eşlik etmektedir. Daha sonra Amazon ormanlarında kendilerine Theo ve yeğeni Agnes katılır. Hep birlikte korkunç bir maceraya atılırlar. Mücadeleleri süresince Kayıp Dünya'da hayatta kalmayı öğrenirken yaşadıkları da onları sonsuza kadar değiştirecektir.

Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.














0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir