
Barbara Stanwyck
Shelby Barret Wyatt

A professional equestrian marries a polo player from a once-wealthy family, only to face the scorn of his snobbish relatives. When she becomes entangled in a murder trial, she must choose between protecting her reputation and saving the man she loves.

Barbara Stanwyck
Shelby Barret Wyatt

Gene Raymond
John 'Johnny' Wyatt

Genevieve Tobin
Mrs. 'Nicko' Nicholas

John Eldredge
Eugene 'Gene' Fairchild

Phillip Reed
Dan McCall

Dorothy Tree
Mrs. Olga Goodyear

Russell Hicks
Defense Attorney Clayton

Nella Walker
Aunt Bettina

Claude Gillingwater
Grandpa Wyatt

Doris Lloyd
Mrs. Casserly

Hale Hamilton
Wyatt Furness

Edward Van Sloan
Prosecuting Attorney Foxall

Forrester Harvey
Mooney

Bill Elliott
Stuart Wyatt

Frederick Vogeding
Nels Erickson

Bir biyoloji öğretmeninin, dersinde Darwin'in evrim teorisini anlattığı için tutuklanmasını anlatan film Stanley Kramer'a ait. Evrim teorisi üzerine çekilen filmin hikayesinin bir mahkeme salonunda bıçak altına yatırılması da kuşkusuz son derece yerinde bir tercih. Sabit fikirlilik üzerine son derece zeki söz dalaşlarıyla felsefi/düşünsel yönü ağır basan bir film.

Fassbinder'in İkinci Dünya Savaşı sonrası kadınlarını işlediği trilojinin ilk filmi (diğerleri Veronika Voss ve Lola). Bu filmle Fassbinder'in ünü Almanya'da ve diğer ülkelerde daha da pekişti. Açılış sahnesinde, Müttefiklerin bombalarıyla yıkılan bir Alman kentinde, Maria ve asker nişanlısı Hermann Braun evlenmektedirler. Yeni evli asker hemen Rus cephesine gönderilir. Maria geride annesi ve kız kardeşiyle yoksulluğun içinde kalır. Kocasından haber beklemekte, her gün ondan gelebilecek haberleri öğrenmek için tren istasyonuna gitmektedir. Bir gün kocasının öldüğü haberini alır ve Amerikan askerlerine hizmet eden bir barda garson olarak çalışmaya başlar. Orada iri yarı siyah asker Bill'le tanışır ve çok az konuşabilmelerine karşın sevgili olurlar. Tam da kocasını unutmak üzereyken, aç ve hadım edilmiş Hermann çıkagelir.

Joe Green, kısa bir süre önce ailesini kaybeden genç bir kızdır. Ailesinin yokluğu ile baş etmeye çalışan Green, Long Island'daki bir at ve hayvan çiftliğinde yaşayan dayısının yanına gönderilir. Yeni yaşamına uyum sağlamaya çalışan genç kız, burada bulunan Black Beauty adındaki ailesinden uzaklaştırılmış vahşi bir at ile farklı bir bağ kurar.

Dünya Ağır Sıklet şampiyonu Apollo Creed’in Philadelphia’da yapacağı unvan maçında ki rakibi maç gününe beş hafta kala sakatlanır. Creed kendisine rakip olarak Philadelphia’da yaşayan adı duyulmamış, yoksul ve kimsesiz bir boksör olan “İtalyan Aygırı” Rocky Balboa’yı seçer. Rocky yerel bir mafya babası için borç tahsildarı olarak çalışmakta ve boksör olarak adını duyurmaya çalışmaktadır. Rocky artık yılın en önemli maçının aktörlerinden biridir. Creed bu maçı çok kolay kazanacağını düşünürken, Rocky’nin bu zorlu hazırlanma sürecinde en büyük yardımcısı antrenörü Mickey ve büyük aşkı Adrian olacaktır.

At yarışlarıyla ilgili hiçbir bilgisi olmayan ev hanımı Penny Chenery (Diane Lane)’nin sahip olduğu yarış atı Secretariat’ın, 1973 yılında üç kez üst üste şampiyon olmasını konu alan filmde, John Malkovich emekli at yetiştiricisi Lucien Laurin rolünde. Tamamen gerçek bir öyküden uyarlanan film, erkek egemen at yarışı sektöründe, bir kadının başarı öyküsünü ve 25 yıldır kırılamayan rekoru anlatıyor.

Michelle Payne, Melbourne Cup'ı kazanan ilk kadın jokeydir. Başarıya giden bu yol, azimli çabaların bir sonucudur. Kararlılığı ve inancı, onu büyük bir zaferle tarih yazmaya itmiştir.

Gerçek yaşanmış bir öyküden uyarlanmış bu film İngilterenin dünya köle ticaretinin başı olduğu bir dönemde İngiltere yüce mahkemesi başkanın oğlu siyahi bir kadından doğma bir kız çocuğunu büyütülmesi için aile malikahanesine getirmesiyle başlar. Belle İngiliz aristokrasi kurallarına göre büyütülecektir ama genede onlardan biri olabilmek için alınması yol uzundur.

Gerçek bir hikayeden uyarlanan Netflix yapımı film; Amberley Snyder, çocukluğundan beri atlara tutkusu olan genç bir kızdır. Bu tutkusunu profesyonelleştiren Amberley, rodeo kariyerinde hızla ilerler. Şimdi önünde kazanması gereken önemli bir yarış vardır. Varil yarışlarına hazırlanan genç kızın hayatı, geçirdiği trafik kazasının ardından altüst olur. Kaza sonucu bacaklarını kaybeden genç kız, büyük bir yıkıma uğrar. Bacaklarını kaybetmesi demek, rodeo kariyerinden, hayallerinden vazgeçmesi demektir. Ancak Amberley’nin pes etmeye niyeti yoktur. Eski gücünü kazanmak için elinden geleni yapan Amberley, başta zorlansa da hayallerinin peşinden gitmeye devam eder. Onun bu süreçteki en büyük destekçisi ise annesi olur. Yavaş yavaş verdiği çabanın karşılığını almaya başlayan Amberley, bir süre sonra kendisini hep olmak istediği yerde, atının üzerinde bulur. Sırada, eski formuna kavuşup, varil yarışını kazanmak vardır.

Frankie Dunn ringlerde yaşadığı yıllar boyunca müthiş dövüşçüler yetiştirmiştir. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ise kendi hayatı için de temel kabul ettiği, her şeyden önce kendini korumaktır. Onu kızından soğutan ve uzak tutan acı deneyimi yüzünden uzun zamandır hiç kimse ile yakın olmamaya çalışmaktadır. Tek arkadaşı Scrap, onun spor salonuna göz kulak olmakta ve kaba dış görünümünün altında, 23 yıldır yakasını bırakmayan bir affedilme beklentisi olduğunu bilmektedir ve bir gün Maggie Fitzgerald, spor salonuna gelir.

16 yaşındaki Jamal, okulundaki testlerde aldığı yüksek notlar nedeniyle şehrin en ünlü okullarından Mailor-Collow'dan bir burs kazanır. Kenar mahalleden gelmesi sebebiyle zengin çocuklarının arasında önceleri zorluk çekse de, spordaki başarısı ve yazdığı yazılar ile kendini sevdirmeyi başarır. Birgün Jamal iddia sonucu kendi halinde bir yazar olan William Forrester'ın evine birşey çalmak amacıyla girer. Ancak evden kaçarken sırt çantasını düşürür. Çantasını geri aldığında ise yazarın defterlerine bazı notlar bıraktığını görür. Bundan etkilenen Jamal ve Forrester arasında sıradışı bir arkadaşlık başlar. Yıllar önce çok ünlü bir roman yazan fakat sonra yazmayı bırakan Forrester, genç çocuktaki yeteneğin farkına varmıştır.

Kathryn Merteuil ve Sebastian Valmont, çok zengin ve kötü niyetli iki üvey kardeştir. Kolayca baştan çıkardığı kızlardan sıkılan Sebastian, kendine son bir hedef bulur: okul müdürünün güzel ve bakire kızı Anette Hargrove. Bu yüzden, iki üvey kardeş bir bahse tutuşurlar. Her kim bahsi kazanırsa en çok istediği şeye sahip olacaktır.

Köklü ve zengin bir aileden gelen Oliver Barrett IV,aile geleneğini devam ettirerek kendisinden öncekiler gibi Harvard Üniversitesinde hukuk okumaktadır.Bir gün Radcliffe Kolejinde müzik öğrencisi olan işçi sınıfından Jennifer Cavalleri 'ye aşık olur.Çift evlenmeye karar verir,ancak Oliver'in babası Oliver Barrett III bu evliliğe onay vermez ve oğlunun harçlığını keser ayrıca onu mirasından da mahrum edeceğini söyler.Oliver'ın babasının maddi desteği olmadan Harvard'a devam etmesi çok zordur.Hayata sıfırdan başlamak zorunda kalan yeni evli çift Oliver'in okul masraflarını karşılamak için farklı işlerde çalışmaya başlarlar.Bu arada çocuk istedikleri halde gebe kalamayan Jennifer'in yapılan tetkikler sonucunda lösemi hastası olduğu anlaşılır.

Portland’daki kaykaycıların uğrak yeri Paranoid Park’tan (nam-ı diğer Punk Park) adını alan filmde usta yönetmen Gus Van Sant, bir kez daha gençlerin dünyasına bakıyor. Blake Nelson’un romanından uyarlanan film, ergenlik çağındaki kaykaycı Alex’in bir gece kaza sonucu bir güvenlik görevlisini öldürmesi ve bu konuda ağzını açmamaya karar vermesi üzerine gelişen olayları konu ediniyor.

Alexander 11 yaşındayken yarı İngiliz yarı Fransız annesi ölmüş ve babası da uzun süre önce onları terk etmiştir. Kadın, başka biriyle evlidir ve ölümünün ardından adam, karısının sahip olduğu her şeyi elde etmenin peşine düşmüştür. Böylece Alexander da beş parasız kalır. Alexander büyür ve para kazanmanın farklı yollarını bulmaya başlar. George Washington'ın yaveri olur ve savaşma yetkisi olmadan savaşı yönlendirmeye başlar. New York'a geldiğinde bir avukat olur. New York Bankası'nın kurucusu olan Alexander, George Washington'ın Amerika Başkanı olmasıyla birlikte Hazine Bakanı olarak görev yapar. Tüm bunlar hip hop müzikleri eşliğinde bir arka plan ile sergilenir.

Chris Cross, 25 yıldır kasiyerdir. Bir yağmurlu gecede, Chris bir kadının adam tarafından dövüldüğünü görür. Adama şemsiyesi ile vurur, adam yere düşüp bayılınca, polisi bulup kadının yanına gelir. Geldiklerinde kadını tek başına bulurlar. Chris kendisini çok zengin bir sanatçı gibi tanıtır. Chris , Kittyi evine kadar bırakır. Chris kızdan hoşlanmaya başlar fakat evlidir. Kitty ise Chris ile tanıştıktan sonra başka planlar kurmaya başlar... Aşk , para , dolandırıcılık hukuk üzerine işlenmiş mükemmel film.

Mi Taylor is a young wanderer and opportunist who finds himself in the quiet English countryside home of the Brown family. The youngest daughter, Velvet, has a passion for horses and when she wins the spirited steed Pie in a town lottery, Mi is encouraged to train the horse.

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, bir kont bir haftasonu av partisi düzenler. Ne var ki av partisi efendilerle hizmetçiler arasında bir köşe kapmacaya dönüşür, ahlaksızlıkta ve zalimlikte birbirleriyle yarıştıkları, acımasız ve umutsuz bir ahlak tablosu çizer. İzleyicinin gözünün yaşına bakmadan drama dönen bu güldürüde, kırda tavşanların katledilmesi, 1940 ilkbaharındaki çatışmaların habercisi değilse de, duyguları konusunda fazlasıyla hilekar bir toplumun aptalca şiddete yönelmesini yansıtır. Dünyanın sonu, en azından bir dünyanın sonu yakındır, der bize bu acı ve karanlık trajikomedi. İlk gösterime girdiği sırada anlaşılmayan, uzun zaman boyunca yerden yere vurulan, yasaklanan, kesilen film savaş sonrasında sinemaseverler tarafından yeniden keşfedilmiş ve övgülere boğulmuştur * "Oyunu kuralına göre oynayan oyunda kalır" ana fikriyle şekillenen hikaye

Katy McLaughlin desires to work on her family's mountainside horse ranch, although her father insists she finish boarding school. Katy finds a mustang in the hills near her ranch. The headstrong 16 year old then sets her mind to tame a mustang and prove to her father she can run the ranch. But when tragedy happens, it will take all the love and strength the family can muster to restore hope.

Bir sabah odasında uyandığında karşısında polisleri bulan ve onlardan hakkında bir dava açılmış olduğunu öğrenen, ancak ne ile suçlandığını bir türlü öğrenemeyen banka memuru Josef K.'nın gerçek dışı ve absürd durumunun anlatıldığı film, toplum içinde bireyin var oluş yalnızlığını ve paranoyak kâbuslarını romana sadık kalarak yansıtmaktadır. Bir yandan insanın gizli kalmış korkuları, diğer yandan da bürokrasinin çıldırtan yapısı gözler önüne serilmektedir.

Flicka and Toby help out a struggling stable owner and her teenage daughter.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir