
Jennifer Jones
Bernadette

In 1858 Lourdes, France, adolescent peasant Bernadette has a vision of "a beautiful lady" in the Massabielle grotto - the townspeople assume this lady to be the Virgin Mary. Pompous government officials think the girl is insane, doing their best to suppress her and her followers, while the church wants nothing to do with the matter. But as Bernadette attracts wider and wider attention, the phenomenon overtakes everyone in the town, ultimately transforming their lives.

Jennifer Jones
Bernadette

William Eythe
Antoine Nicolau

Charles Bickford
Father Peyramale

Vincent Price
Prosecutor Vital Dutour

Lee J. Cobb
Dr. Dozous

Gladys Cooper
Sister Marie Therese Vauzous

Anne Revere
Louise Soubirous

Roman Bohnen
François Soubirous

Mary Anderson
Jeanne Abadie

Patricia Morison
Empress Eugenie

Aubrey Mather
Mayor Lacade

Charles Dingle
Jacomet

Edith Barrett
Croisine Bouhouhorts

Sig Ruman
Louis Bouriette

Blanche Yurka
Aunt Bernarde Casterot

Kentucky'nin küçük bir kasabasında, iki kızınının geçimini sağlamak için mücadele eden dul Ed Schmitt ile tanıştığında hayatında yeni bir amaç bulan Sharon Steves'in hikayesini konu ediyor. Ed’in küçük kızınını karacaiğer nakli için beklediğini öğrenen Sharon, onlara yardım etmeyi kafasına koyar ve bunu yapmak için dağları yerinden oynatır. Ortaya çıkan şey, inancın, gündelik mucizelerin ve sıradan meleklerin ilham verici hikayesidir.

Anglikan rahibeleri, Himalayalarda dini bir cemiyet kurmaya kalkarlar, ancak şüpheci yerliler ve tabiatın yanında kendi şeytanlarıyla da savaşmak zorunda kalacaklardır.

Filmde evlilik dışı doğduğuna inanılan ve bu nedenle evlatlık verilen bir çocuğun annesi olan Philomena Lee’nin çabaları anlatılıyor. Kilisenin doktrinine uygun olarak, kadın oğlunun nerede olduğunu araştırmayacağına dair bir sözleşme imzalamıştır. Yıllar sonra İngiltere’de bir aile kurduktan sonra, Philomena uzun zamandır kayıp olan oğlunu birlikte bulmaya karar vereceği bir BBC muhabiriyle tanışır...

New York Times'ın en çok satan kitabı olan Heaven is for Real - Cennete Yolculuk, küçük bir kasabada yaşayan bir babanın, oğlunun sıra dışı ve tüm hayatını etkileyen hikayesini cesaretle tüm dünya ile paylaşmasını anlatıyor. Oscar Ödülü Adayı Greg Kinnear (En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, As Good As It Gets, 1997), Todd Burpo olarak karşımıza çıkıyor ve oğlu ölüme çok yaklaştığı bir sırada cenneti görüyor. Colton, yaşadığı tüm inanılmaz yolculuğu bir çocuk saflığı ile paylaşıp, doğumundan önce yaşanan ve bilmesi imkansız olan olayları sıradan, normal bir şeymiş gibi anlatıyor.

Ukrainian bishop Kiril Lakota, a political prisoner in a Soviet gulag for twenty years, is unexpectedly released and sent to the Vatican, where, upon the sudden death of the Pope, leader of the Catholic Church, he must face a challenging destiny that will put the future of the entire world in his hands.

İrlanda'nın Wexford Kontluğu'ndaki küçük bir kasabada Noel'e yaklaşılan 1985 yılı. Bill Furlong, kendisi, karısı ve beş kızının geçimini sağlamak için kömür tüccarı olarak çalışmaktadır. Bir sabah erken saatlerde yerel manastırda kömür dağıtırken, geçmişiyle ve Katolik Kilisesi tarafından kontrol edilen bir kasabanın suç ortaklığı sessizliğiyle yüzleşmesini gerektiren bir keşif yapar.


Earnshaw Ailesi, Yorkshire'da 19. yüzyılda çiftçilik yapan bir ailedir. Bir gün Bay Earnshaw, küçük çocuğu Heathcliff ile birlikte kendi şehrine döner. Earnshaw'un oğlu Hindley, çocuğu geri gönderir ancak Heathcliff, Hindley'in kız kardeşi Catherine ile dost kalır. Aile öldükten sonra Hindley'in kız kardeşi ve Heathcliff, bir araya gelirler.

40 yaşını geride bırakmış olan mimar Pierre, karısı Catherine’den ayrılmış, genç, güzel ve kendisini seven, ama ondan çok şey bekleyen Hélène’le birlikte yaşamaktadır. Pierre, 18 yaşındaki oğlu Bernard’la iyice birbirlerinden koptuklarına inandığı için, Re adasındaki aile evinde 15 gün tatil yapmayı kabul etmiştir. Karısıyla aralarında hala sürtüşme vardır; metresiyle gurur duysa da onun gençliğine bazen ayak uyduramamaktadır. Son zamanlarda iyice yorulan Pierre, biraz dinlenme ve yaşamını yeniden gözden geçirme fırsatı aramaktadır. Bu fırsat ancak Rennes’e yaptığı bir iş seyahatinde geçirdiği araba kazası sırasında ortaya çıkacaktır.

Besteci, şarkıcı ve dansçı George M. Cohan'ın müzisyenlik kariyerini ele alan film, 2. Dünya Savaşı'nın ilk günlerinde, Cohan'ın emekli olmaya karar vermesiyle başlıyor. Başkan Roosevelt'in davetiyle bir akşam Beyaz Saray'a konuk olacak ve Altın Madalya nişanına layık görülecektir. Cohan, bu gece sahnedeki ilk günlerini hatırlamaya başlar, filmin hikayesi de onunla birlikte doğduğu güne geri döner ve bugünden başlayarak yaşadıklarını perdeye yansıtır. Gerçek hayatta ünlü şarkılarıyla kendi müzikal şovlarının yazan, yöneten ve başrolünde yer alan ünlü sanatçı George M. Cohan'ın hikayesini ele alan filmin yönetmeni Michael Curtiz.

Magazin fotoğrafçısı Servais, film yıldızı olmak isterken ucuz erotik filmlerde rol alan şanssız Nadine Chevalier’ye kafayı takar. Başrolünde Nadine’in yer alacağı deneysel bir oyun için tefecilerden para alır. Başrolü paylaşacak olan Alman aktörünse kafası pek yerinde değildir.

Fedakar bir annenin, kızının hastalığı sürecinde yaşadıkları ve onu iyileştirmek için verdiği mücadeleyi konu alan roman Christy Beam ve kızı Annabel Beam‘in hikayesi…

When Sara hears a preacher say faith can move mountains, she starts praying. Suddenly people in her town are mysteriously healed! But fame soon takes its toll – can Sara’s family save her before it’s too late?

Zengin olma hırsıyla son parasını da piyangoya yatırarak tüketen Fred (Humphrey Bogart) Meksika’da dostu Curtin’la buluşur. Birlikte çalıştıkları McClane’den paralarını almakta zorlanırlar. Diğer yandan, beraber vakit geçirdikleri ve oldukça geveze bir araştırmacı olan Howard’a göre etraftaki tüm tepeler altın hazineleriyle doludur. Bu, Dobbs ve Curtin için kaçırılmaz bir fırsattır. Beraber tepeleri aşan üçlü, döndüklerinde dostlukları mı yoksa paraya olan tutkuları mı ağır basacaktır?

Los Angeles, Mart 1928: Genellikle çalışan sınıftan insanların oturduğu banliyö kesimlerinden birindeyiz. Telefon operatörü olarak çalışan anne Christine Collins, güzel bir cumartesi sabahında işe gitmek üzere evden ayrılırken dokuz yaşındaki oğlu Walter ile vedalaşır. Akşam evine döndüğünde her ebeveynin en büyük kabusuyla yüz yüze gelir: Biricik oğlu ortadan kaybolmuştur. Polis tarafından çok yoğun bir arama çalışması başlatılır. Ancak küçük Walter hiçbir iz bırakmadan ortadan yok olmuştur. Aradan beş ay geçtikten sonra polisten haber gelir. Christine’in oğlu olduğunu iddia eden bir çocuk bulunmuştur. İtibarını kurtarmak isteyen polis, anne ile oğlunun kavuşmasını medya önünde bir halkla ilişkiler etkinliği gösterisi olarak organize eder.

Gerçek bir olaydan uyarlanan film; iyi kalpli bir rahibin cadde köşesinde beklerken öldürüldüğü sakin bir Connecticut kasabasında başlar. Halk korkmuş, polisin hareketini beklemektedir. Görgü tanıklarının tümü, katil olarak kasaba dışından gelmiş gergin John Waldron (Arthur Kennedy)'u gösterir. Waldron cinayeti şiddetle inkar etse de kimse ona inanmayacaktır. Ardından Bölge Savcısı Henry Harvey (Dana Andrews) davayı üstlenir ve Waldron'un masumiyetini kanıtlama çabasında politik muhalefetlere göğüs gerer.

Adını Vincent Van Gogh’un, intihar olduğu bilinen ölümünden birkaç ay önce resmettiği tablosundan alan filmde, Van Gogh’un Paris’te en çok zaman geçirdiği bölgeler olan Arles ve Auvers-sur-Oise motifleri eşliğinde ressamın yaratıcılık ve sonsuzlukla ilişkisini göreceğiz.

Julien Dandieu (Philippe Noiret), 1944 yılında Montauban’daki bir hastanede cerrah olarak çalışmaktadır. Alman ordusunun Montauban’a da girmesinden korkan Julien, arkadaşı François’dan karısı Clara (Romy Schneider) ile kızı Florence’ı savaşın henüz ulaşmadığını düşündüğü La Braberie’deki ailesinin şatosunun bulunduğu köye götürüp saklamasını ister. Sadece bir hafta sonraki hafta sonunda ailesini görmek için La Braberie’ye gelen Julien, karısı Clara’yla küçük kızı Florence’ın cansız bedenlerini bularak büyük bir şok geçirir. Alman ordusu çoktan köyü işgal etmiş ve hemen hemen tüm köylüler Naziler tarafından öldürülmüştür. Babasının kiliseye sakladığı av tüfeğini bulan Julien, bu katliamı gerçekleştirenleri öldürmeye ant içer. Alman askerler kasabaya partizanların geldiğini sanırlar, oysa onları birer birer ortadan kaldıran, aslında Hipokrat yemini etmiş bir doktor olan Julien’den başkası değildir.

Usta yönetmen Martin Scorsese'in yönetmenliğini yaptığı Gangs of New York, 1800'li yıllar New York'unda, İrlandalı ve İtalyan göçmenlerin şehrin kontrolünü ele geçirmek için sokak çetelerini oluşturmaya başladıkları dönemde geçiyor. Hikaye, Dead Rabbits ve Native Americans adlı iki çete üzerinde yoğunlaşmaktadır. Dead Rabbits çetesinin lideri öldürülür ve çete dağılır. Yıllar sonra Rabbits çetesinin öldürülen liderinin oğlu kendi çetesini oluşturup diğer çetenin liderinini ortadan kaldırmaya girişecektir.

1956 yapımı yönetmen William Wyler'in savaşı sorgulayan filmi. Quakerlar'ın yaşadığı kasabadaki kiliseye gelen subay, dini inançları nedeniyle savaşa gitmeyi reddeden erkeklerle konuşur ve onları savaşa katılmaya çağırır.Bütün ülkeye yayılan savaş yakında kasabalarını da etkileyecektir. Jessamyn West'in aynı adlı romanından uyarlanan filmde Cooper ve Dorothy McGuire anne baba rolünde çok başarılı.6 dalda Oscar'a aday olan Cannes Film Festivali'nde En iyi Film Ödülü almıştır. Film kan dökmeyeceksin, beraber yaşayalım isimleriyle de bilinir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir