
James Mason
Nicholas Cunningham


Ray, kendi halinde yaşayıp giden, hayalleri olan küçük bir çocuktur. Yaşadığı oldukça trajik bir olay sonucunda hayatına kör olarak devam etmek zorunda kalır. Yaşadığı bu acıya rağmen hayata dair umudunu kaybetmez ve yepyeni, taze hayallerle hayat yolculuğuna devam etmeye karar verir. Ray, karşısına çıkan engellerle savaşacak ve dünyanın en önemli müzisyenlerinden biri haline gelecektir. Küçük Ray, hem adıyla hem de soyadıyla tanınan Ray Charles olacaktır. 11 haziran 2004 günü 73 yaşında hayata veda eden soul müziğinin efsane ismi Ray Charles'ın yaşam öyküsünü anlatan 'Ray' müzikal bir otobiyografi.

Bir gencin hayatı, kendisine nadir görülen bir kemik kanseri teşhisi konulması ile alt üst olur. Yaşadığı şoku atlatmasının ardından genç, hayatta az kalan zamanını değerli bir şekilde geçirmeye karar verir. Bu süreçte genç başkalarına ilham olmanın yolunu bulur * İnsanın burnunun direğini sızlatan tarz bir film. Zaman zaman neşeli, zaman zaman esprili ama genelde hüzünlü. Gerçek hayattan olması filme artı değer katıyor. Hele "Yaşamaya başlamak için ölmek üzere olduğunuzu öğrenmenize gerek yok" cümlesi nasıl da son noktayı koyuyor. Ailece izlenebilecek güzel bir film, En son sahnede gerçek kişilerin gösterildiği bölümleri es geçmemenizi öneririm.

A struggling musician becomes a 12-year-old musical prodigy's guardian for a summer.

Pierre Dulaine gönüllü olarak bir grup cezalı öğrenciye salon dansı veren Manhattanlı bir dans öğretmenidir. Öğrenciler ilk başlarda Dulaine’in orada bulunma sebebini öğrenince ona karşı oldukça şüpheli yaklaşırlar. Ancak Dulaine’nin değişmeyen tavrı ve dansa olan bağlılığı sayesinde yavaş yavaş uyguladığı programı takip etmeye başlarlar. Hatta zaman geçtikte aldıkları eğitimi bir adım ileri götürerek Dulaine’nin klâsik dansı ile kendi tarzları olan hip hopu birleştirerek ortaya eşsiz bir karışım çıkartırlar. Belli bir süreden sonra Dulaine bu grubun sadece dans hocası değil, aynı zamanda akıl hocası olacaktır. Hayatları boyunca herhangi bir şeyle mücadele etmemiş olan bu grubu prestijli bir salon dansları yarışmasına katılmaya ikna edecektir...

The story of music legend Terri Hooley, a key figure in Belfast's punk rock scene. Hooley founded the Good Vibrations store from which a record label sprung, representing bands such as The Undertones, Rudi and The Outcasts.

Gerçek bir yaşam hikayesinden alınan ve bir öğretmenin şehir eğitim müdürlüğüne karşı verdiği inanılmaz mücadelenin hikayesi. Maryl, Harlem'deki müzik okulunda öğretmenlik yapmaktadır ve bu gelir seviyesi çok düşük bölge öğrencilerinden bazılarının müziğe karşı olağanüstü yetenekli olduğunu görür. Bu fakir öğrencilere özel ders vermek için yetkililere baş vurur ama başvurusu sadece geri çevrilmekle kalmaz onun üstüne böyle bir girişimde nasıl bulunabilirmişçesine ağır baskılar gelmeye başlar. Bu baskılar o kadar ileri gider ki öğretmen, elindeki tüm birikimlerini bu baskılardan kurtulmak için harcamak zorunda kalır.

Yedi yaşında küçük Bobby'nin kalbi geçirdiği ateşli romatizma sonucu hasar gördü. Öyle ki onbeş yaşını bile görmesi beklenmiyordu. Ailesi bütün enerjisini onun bakımına harcadı. Zayıf kalbi hayatında gözardı edilemeyecek bir gerçekti ama eski bir şarkıcı olan annesi Polly oğlunu hayatın bambaşka bir gerçeği ile daha tanıştırdı: müzik. Müzik zamanla Bobby'nin hayatla yaptığı bir anlaşma oldu, onu yıldızlığa taşıdı. Amerika'nın favori gösterilen genç oyuncusu Sandra Dee (Kate Bosworth) ile hayatını birleştirdi. Zamanla Bobby'nin engellenemez hırsı özel yaşamını zehirlemeye başladı. Bunalımlı geçen uzun bir dönemin ardından Bobby ailesi, arkadaşları, olağanüstü yeteneğinin farkına vararak sonunda kim olduğunu keşfetti ve yaşamın onun için ne kadar değerli olduğunu.

Yetenekli ve karizmatik İrlandalı gitarist ile genç ve güzel çellist New York'taki Washington Square'de karşılaşırlar, ancak bu sıradan bir gece değildir. Büyülü anlar yaşayan ikili bir süre birbirlerinden ayrı düşeceklerdir. Ancak onları ufak bir çocuk bir araya getirecektir: Küçük bir yetim olan August Rush sokaklarda kendi müziğini yapmakta ve sihirli bir güç tarafından korunmaktadır. Küçük August yeteneğini giderek herkese kanıtlamaktadır.

Büyük ve eski tarz bir lüks otelde, bir yabancı (Giorgio Albertazzi) evli bir kadını kendisiyle kaçması için ikna etmek ister. Ancak kadın (Delphine Seyrig) yabancıyla bir önceki sene Marienbad’da yaşadıklarını hatırlamamaktadır. Alain Resnais’nin bu filmi Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan kazanmış ve dünya çapında eleştirmenlerin övgüleriyle karşılanmıştır.

DreamWorks Pictures gerçek olaylardan esinlenilmiş dram komedi filmi People Like Us'ı gururla sunar... Filmde Chris Pine babasının aniden öldüğünü öğrendiği gün son anlaşması da çöken hızlı konuşan yirmili yaşlarını süren bir satış elemanı Sam rolünde. İstememesine rağmen, Sam eve geri dönmek zorunda kalır çünkü babasının mallarını bir düzene sokacak ve ailesiyle yeniden bağlantı kuracaktır. Babasının son dileklerini yerine getirmeye çalışan Sam dünyasını alt üst eden bir sır keşfeder: şimdiye kadar bilmediği 30 yaşında Frankie adında bir kız kardeşi (Elizabeth Banks) vardır. İlişkileri geliştikçe, Sam ailesiyle ilgili bildiği her şeyi yeniden düşünmeye ve bu süreçte kendi hayatında yaptığı seçimleri yeninden gözden geçirmeye zorlanır...

Büyük besteci Beethoven, hayatının son yıllarında yeni besteler üretmek konusunda sıkıntı çekmektedir. Başarı elde eden son çalışmasının üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hala üzerinde çalıştığı besteyi bitirememekte ve zaten sıkıntılı olan durumuna bu, daha da çok sıkıntı eklemektedir. Sağırlığının gittikçe artması ve buna bağlı olarak da kendini çok daha fazla yanlız hissetmesi, içinde olduğu bunalımı daha da arttırmaktadır. Bu sıkıntılı durumda, son bestesini söz verdiği tarihte bitirebilmesi için çalışmalarını kopya edecek bir kişiye ihtiyaç duyar. O kişi ise genç ve güzel Anna Holtz olacaktır.

A young girl tries to help her grandfather, who is suffering from Alzheimer’s, navigate his increasing forgetfulness, and ends up going on a remarkable adventure with him.

Betty Elms, ünlü bir oyuncu olabilmek umuduyla geldiği Los Angeles'ta, Kanada'ya taşınmaya karar veren teyzesinin yaşadığı apartman dairesine taşınır. Daireye yerleşmek için geldiğinde bir trafik kazası geçiren ve hafızasını kaybettiği için orada saklanan Rita'yı bulur. Betty kendisi ile ilgili her şeyi unutmuş bu kadına yardım etmeye karar verir. Bilinç ve bilinçaltı birbirlerine karışır. Bütün bu hayatlar birbirine girer.

Polis müfettişi Ramon Mike Vargas ile Susan Vargas, henüz evlenmiş ve balayı için Meksika sınırında bir kasabayı seçmiş, kendi halinde bir çifttir. Karısıyla huzurlu bir kaç gün geçirmek isteyen genç müfettiş, kasabaya adımını atar atmaz bir bomba patlar ve Vargas, kendini olayın içinde bulur. Arabaya yerleştirilmiş bir bombanın patlamasıyla şok geçiren kasaba sakinleri ve tabii ki Vargas, olayın içinde bölge polislerinden Hank Quinlan'ın parmağı olduğundan bihaber suçluyu aramaya koyulurlar.

Bir trende karşılaşıp birbirlerinin babası ile karısını öldürmeyi düşünen iki kişinin hikâyesi, on yıldır ABD'de olan İngiliz Alfred Hitchcock'un ilgisini çekti. Yönetmen, her zamanki gibi, fiyatı düşürmek için adını vermeden kitabın film haklarını 7 bin 500 dolara aldı. Hikâye malum: Zengin psikopat Bruno (Robert Walker), tenis yıldızı Guy'a (Farley Granger), onun karısı ile kendisinin babasını öldürme işini değiş-tokuş etmelerini teklif eder. Derken fikrini uygulamaya koyar ve Guy'dan karşılığını bekler...

Arjantin'e yeni gelmiş olan kumarbaz Johnny Farrell, sinsi Ballin Mudson sayesinde ölümden kurtulur. Buenos Aires'te kanundışı bir kumarhanenin sahibi olan Mudson, Farrell'i zaman içinde sağ kolu yapar. Ortak bir vicdansızlık, arkadaşlıklarının da temelidir. Mudson çıktığı bir yolculuktan yanında karısı Gilda ile döndüğünde dostlukları da bozulmaya başlayacaktır; zira Farrell, dayanılmaz bir cazibe kaynağı olan Gilda'yı yıllar önce tanımış ve ondan nefret etmeyi öğrenmiştir. Farrell ile Gilda arasındaki ilişki, duyguların ağır bir muharebe alanıdır adeta. Mudson ortadan kaybolunca herşey daha da tuhaflaşır.

Annelerinin gizemli ölümünden sonra bilinmeyen bir hastalığa yakalanan iki kız kardeş hastaneye yatırılır. Tedavileri tamamlandıktan sonra eve dönen kardeşler, babalarının yeni eşi olan Eun-joo isimli üvey anneleriyle anlaşamaz. Zaman zaman üvey annelerinin garip davranışları ve kardeşlerin hastalığının tekrarlaması evde huzursuzlık yaratır. Ayrıca babalarının olaylara tepkisiz kalışı ve labirenti andıran yapısıyla yaşadıkları ev, kızları tedirgin etmeye başlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de doğaüstü olayların meydana gelmesi, gerilimi arttıracaktır...


Denizci Michael O’Hara, avukat Grisby ve Şangay’dan yeni dönmüş partneri Bannister’ın tekne yolculuğunda çalışmayı kabul eder; asıl sebep Bannister’ın eşi Elsa’ya duyduğu ilgidir. Grisby ona ‘reddedemeyeceği bir teklif’ yapar: onu öldürmüş gibi yapması karşılığında, Michael’e 5000 dolar ödeyecektir.

The life of Al Roberts, a pianist in a New York nightclub, turns into a nightmare when he decides to hitchhike to Los Angeles to visit his girlfriend.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.









0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir