
Paul Robeson
David Goliath


Paul Robeson
David Goliath

Rachel Thomas
Mrs. Parry

Edward Chapman
Dick Parry
Simon Lack
Emlyn Parry
Dilys Thomas
Dilys Parry

Edward Rigby
Bert
Janet Johnson
Gwen Owen
Dilys Davies
Mrs. Owen

Clifford Evans
Seth Jones

Allan Jeayes
Mr. Trevor

George Merritt
Mr. Lewis
Edward Lexy
Commissionaire

John Glyn-Jones
Mr. Howes - Collector

Noel Howlett
Company Clerk
Ben Williams
Will Morgan

Erik ve Philip, yazıya tutkun olan iki yakın arkadaştır. Özellikle Erik, yapıtlarını yayınlatabilmek için yayıncıların kapısını sürekli olarak aşındırsa da aldığı red cevabı değişmemektedir. Eric her seferinde yeni hayalkırıklıkları yaşarken Philip bir gecede hiç beklenmedik bir şekilde meşhur olur. Fakat birden altı ay sonrasına, bir akıl hastanesine gidiveririz. Philip hastaneden taburcu olmaktadır. Artık içinde yazmaya dair hiç istek kalmamıştır. Ama Eric, arkadaşının yazıya geri dönebilmesi için elinden geleni yapacaktır * orjinal bir film ve adi ile müsemma. adı, içi olan film 10 numaradır benim için. filmde sadece bu var. yaşayan = philip reprise eden= eric. çok iyi müzikler, Uzay gibi bir Norveç. ardından da bir "Oslo 31 August" iyi gider.

Kişisel problemlerinden dolayı profesyonel kariyerine ara vermiş olan bir beyzbol oyuncusu, yerel bir süpermarketin manav bölümünde çalışan down sendromlu genç Produce ile arkadaş olur ve birdenbire uykusundan uyanıp canlanır. Artık hayatının bir anlamı ve amacı vardır.

Richard Llewelyn’in aynı adlı romanından uyarlanan yapıt, bir çok eleştirmene göre John Ford’un en başarılı filmi. Yüzyılın başında, Galler bölgesinde bir madenci ailesinin yaşantısı, ailenin en küçük bireyinin gözlemleriyle anlatılıyor. II. Dünya Savaşı’nın başlaması, filmin olayların geçtiği yerde çekilmesine engel olmuştu. Fakat yapımcı Darryl Zanuck, sırf bu film için California’da bir madenci kasabası inşa ettirmeyi başardı. Yapıt, En İyi Film, En İyi Yönetmen başta olmak üzere beş dalda Oscar kazanmıştı.

Bambi genç yaşına rağmen çocuk sahibi olmuş, suç dünyasına girmiştir. Bu yüzden cezaevine girip çıkmıştır. Hapisden çıktıksan sonra çocuğuyla birlikte sakin yaşam yaşamak istesede çevresindekiler onu rahat bırakmaz.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Jahkor, asla babası gibi olmak istemeyen bir gençtir. Suça bulaşıp hapse düşen babası da asla oğlunu hapiste görmek istemez. Ancak Jahkor da kendisini parmaklıklar ardında bulur. Annesiyle birlikte yaşayan ve sevgilisinin hamile olduğunu öğrenen Jahkor, Oakland’da rap yapma hayalleri kuruyordur. Dünyadaki sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken yanlış yola sürüklenen Jahkor tıpkı babası gibi hapis cezasına çarptırılır. Hapishanedeyken babası ile kendi hayatı arasında bir bağ kuran Jahkor, bu süreçte kendisini suça iten insanları, koşulları düşünür ve kendini keşfetme yolculuğuna çıkar.

Yanlış yerde yanlış zamanda bulunduğu için yirmi yıl hapis yatan 38 yaşındaki Chris, eski lise öğretmeni Carol’ın bitmek tükenmez uğraşları sayesinde şartlı tahliye ile hapisten erken salınır. Sabıkalı biri olarak modern dünyanın zorluklarıyla ve kardeşi Ted ile baş etmeye çalışan Chris, Carol’a olan hislerini itiraf eder. Evli olan Carol bu aşka karşılık veremez. Yoksa verebilir mi? Carol, kocasının ona artık sağlayamadığı bazı şeylerin özlemini çekmektedir. Bir yandan da Carol’ın kızı Hildy, Chris ile arkadaş olur ve bu çekingen, acı çekmiş adamın ona göre kafa dengi olduğunu keşfeder.

Oldukça güzel, alımlı ve şık bir kadın olan Ellie, kariyerinde oldukça başarılı bir müzik eleştirmenidir. Eski erkek arkadaşının ortalıktan kaybolmasıyla kendi dünyasına kapanan Ellie, bir kitap yazmaya karar verir. Daha önce böyle bir işte hiç deneyimi olmayan Ellie, gazeteye verdiği son makaleden sonra bunu aklında iyice kesinleşmiştir. Kendi hayatını yaşadığı aşkı ve olayları konu alacak olan bu kitap yayınlanmadan önce bazı engellere takılacaktır.bir beklenti içinde bulunmayın

Louis Merkins, 24 yıllık tutukluluk hayatının sonuna yaklaşırken, yeni bir mahkum hapishanenin tüm dengelerini değiştirir. Gerçek mahkumların da rol aldığı yapımda Altın Küre ödüllü Jeffrey Wright'ı izliyoruz.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Billy Casper İngiltere'nin en fakir semtlerinden birisinde yaşar. Okula konsantre olamayan ve kötü notlar alan Casper, ağabeyi tarafından sürekli dövülür ve diğer insanlar tarafından gözardı edilir. Birgün, Kestrel adında biriyle tanışır ve karakterinin o ana değin hiç farkında olmadığı bir tarafını keşfeder.

Pink Floyd’un 1979 yılında yayınladığı albümle aynı adı taşıyan film, görüntüleri ve elbette müzikleriyle ön plana çıkıyor. Grubun efsanevi albümünün hakkını fazlasıyla veren film, şüphesiz bütün zamanların en iyi müzikallerden… Diyalogun kullanılmadığı, kesintisiz müzikle ve karikatürist Gerald Scarfe'nin çizimleriyle süslü film, uzun ve eşsiz bir klip havasında. Bob Geldof’un başarılı ounculuğuyla göz doldurduğu filmin yönetmeni, ülkemizde pek de iyi bir şöhrete sahip olmayan Gece Yarısı Ekspresi filminden tanıdığımız Alan Parker.

Ritm duygunuz olmadan davul çaldığınızı, ya da aşık olur gibi şarkı söylediğinizi hayal edin. Bazen öğretmenler öğrencilerinde farkında olmadıkları yetenekleri keşfederler.. bazen Bay Holland gibi birisi çıkar ve hayatınıza girer. En çılgın hayallerinde bile gençlere müzik öğretmeninin yeteneğini boşa harcamaktan farklı birşeye dönüşebileceğini düşünemezdi. Ama genç bestekar ailesini destekleyebilmek için bir muhteşem eser yapmaya karar verince, ilham verdiği öğrencilerin onda yarattığı etkiyi farkeder... ve onların senfonisinin notalarını oluşturduğunu anlar. Hayatımızı değiştiren o ender rastlanan, yetenekli öğretmenlere bir adak" (San Francisco Chronicle) olan Sevgili Öğretmenim bir zafer marşı!



Amerikan halkı televizyondaki “American Dreamz” adlı yetenek yarışmasının tiryakisi olmuştur. “Kim gitsin, kim kalsın” şeklinde formata sahip olan program, her hafta bütün ratingleri altüst etmektedir. Programın fikir babası ve sunucusu olan Martin Tweed (Hugh Grant), şovunu gündemde tutabilmek için geleceğin kısa ömürlü yeni ünlülerini aramaktadır.Her sezon aynı sıkıcı konukları ağırlamaktan bıkkınlık getiren Tweed, yeni sezonun kumarını birbirinden tuhaf yarışmacılarla oynamaya karar vermiştir. Ekrana sürdüğü yarışmacı grubu arasında komplocu kişiliğe sahip Sally (Mandy Moore), Sally’e son derece sadık budala sevgilisi William (Chris Klein); Sally’nin şöhret takıntılı annesi ve menejeri Martha (Jennifer Coolidge); Amerika’ya yeni göç etmiş olan ve onay bekleyen Ortadoğulu beceriksiz terörist Ömer (Sam Golzari); bestelediği birbirinden saçma rap şarkılarıyla böyle bir programa uygun düşen Ortodoks şarkıcı Sholem (Adam Busch) vardır.

Charlie Chaplin, son sessiz filminde yüksek tempolu işi sebebiyle çıldıran bir fabrika işçisini canlandırıyor. Hastane sonrası bir yürüyüşe karışan Küçük Serseri hapse düşüyor. Aşık olduğu kızı yetimhaneden kurtarmaya çalışan Küçük Serseri, bir çok işe girip çıkar ve mutlu bir hayat kurmaya çalışır.

Western filmlerine uzun bir ara veren Clint Eastwood, kendi yapım şirketi Malpaso Company ile yaptığı Pale Rider - 1985 ile yeniden at sırtında...Eastwood, western filmlerindeki tipik "ismi olmayan adam" tarzı bir rolle bilinmeyen bir yerlerden çıkıp madencilerin bulunduğu kasabaya geliyor ve kasaba halkını ezen güçlerin karşısına dikiliyor... Kasabanın güçlü kozları, Eastwood'u durdurmak için uzaklardan usta silahşörler kiralayıp getirince işler iyice karışıyor...Pale Rider, ağır ilerleyişine rağmen, ustalıkla kurgulanmış finaliyle, farklı bir Eastwood westerni.

Kumarbaz John McCabe, kapalı ahlak kurallarının işlediği bir madenci kasabasına gelir. Sinirli halleri etrafta onun silahşör olduğuna dair söylentilerin dolaşmasına neden olur. Söylenenlere göre McCabe hızlı silahşör Bill Roundtree’yi bir kart oyunu esnasında yere sermiştir. Kasaba bu dedikodularla çalkalanırken, McCabe yeni bir işin peşindedir.

Gerçeğin, güzelliğin, özgürlüğün ve aşkın kutlamasının yapıldığı 1900'lü yılların göz alıcı, parlak fakat kötü şöhretli gece kulübünün adıdır Moulin Rouge... Satine, bu gece kulübünün parıldayan elması, en güzel yıldızı ve şehrin en tanınmış fahişesidir. Ama gece kulübünü finanse edecek zengin bir adamın takıntısı olmakla, gerçekten aşık olduğu beş parasız bir şair arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir