
Noah Segan
Truman

The Dalton gang escape to a nearby town after a train robbery goes south, but they are met by a coven of witches with sinister plans for the unsuspecting outlaws.

Beş arkadaş haftasonunu geçirmek için ormandaki bir kulübeye gelirler. Burada, daha önce bir profesör tarafından bırakılmış teyp kaydına ve sonradan Nekronomikon'un kendisi olduğu anlaşılan Ölüler Kitabı'na rastlarla. Teybi çalıştırdıklarında profesörün kendi çevirisini yaptığı ölüleri canlandırma pasajlarını dinlerler ve ağıza alınmayacak derecede dehşetli bir kötülük ormanda açığa çıkar.Önce ormanın kendisi sonra da insanlar kötücül yaratıklara dönüşmeye başlar. Kızlardan biri ormana kaçtığında ağaçların tecavüzüne uğrar. Diğerleri de daha az korkunç olmamak üzere paylarına düşen dehşetle yüzleşeceklerdir. Filmin asıl kahramanı, eğer varsa, hiç kuşkusuz Bruce Campbell'ı türün hayranları arasında ölümsüzleştirecek olan Ash karakteridir.Soluksoluğa izlenen ve sinirbozucu derecede korkunç bu film çoktandır kült klasikleri arasında üst sıralardaki yerini korurken, Sam Raimi'nin dehasına şahit olup, şimdiki tahtına nasıl kurulduğunu merak edenler tarafından kaçırılmamalı.

Jigsaw geri döndü. Muhteşem ve dengesiz suç dehası, ölüm kalım meselesi korkunç oyunlarla yeniden karşımızda. Jigsawıun işiymiş gibi görünen yeni bir cinayet kurbanı bulunduğunda, Dedektif Eric Matthews soruşturma başlatır ve hiç çaba harcamadan Jigsaw'u ele geçirir. Ama yakalanmak da Jigsaw'un planının parçasıdır. Sekiz kurban daha canları pahasına mücadele etmektedir ve Mathews'in da oyuna katılma vakti gelmiştir.

13 Kasım 1974’te, polis 112 Ocean Avenue, Long Island, New York adresinden korku dolu bir telefon çağrısı aldı. Polis oraya ulaştığında bütün aileyi yataklarında katledilmiş olarak buldu. Günler sonra, Ronald DeFeo, evdeki bir takım “seslerin” onu, anne ve babası ile 4 kardeşini öldürmeye ittiğini itiraf etti.Bir yıl sonra, George Lutz, Kathy Lutz ve çocukları hayallerindeki evi bulduklarını düşünerek aynı eve taşındılar. Taşınmalarından kısa bir süre sonra açıklanamaz ve acaip olaylar evde gerçekleşmeye başlar ev canlanır ve sonsuza kadar “Amityville Horror” diye bilinecek olan tüy ürpertici olaylar birbiri arkasına sıralanır.

1847 yılında Meksika-Amerika iç savaşında, Yüzbaşı John Boyd (Guy Pearce) terfi alır. Bu terfi sonrası Boyd, Nevada'nın karlı dağlarında ıssız bir savaş biriminde üçüncü adam olarak görev alacaktır. Bu görevde kumandan Hart , inançlı Toffler ve Cleaves ile tanışacaktır. Boyd bu gruba katıldıktan sonra, donmaktan ve açlıktan ölmekten son anda kurtulan bir yabancı olan Colqhoun (Robert Carlyle) de gruba dahil olur. Colqhoun'un anlatıklarına göre şefleri Ives, karlar altında bir mağarada kalınca, bölüğündeki bazı insanları yiyerek hayatta kalmıştır. Bundan sonra Boyd ve diğerleri bu olayın geçtiği mağarada başka sağ insan olup olmadığını bulmak için yola çıkarlar. Fakat Boyd, eski bir Kızılderili efsaneside anlatılan Weendigo adlı canlı et yiyerek beslenen, beslendikçe daha çok isteyen insanüstü bir yamyamın saldırısından korkmaktadır. Acaba kendisi de bu yamyam tarafından yenilecek midir yoksa onun oluşturduğu yamyam sürüsüne mi dahil olacaktır ?

Bir sokaktaki bir evde küçük bir kıza alışılmadık şeyler olur. Son çare olarak onu kurtarması için bir adam çağrılır. Bu adam şeytan çıkarmaktadır.Washington D.C.deki bir kadın oyuncu, 12 yaşındaki kızının davranışlarında ve görünüşünde dramatik ve tehlikeli değişiklikler fark eder. Bu sırada Georgetown Üniversitesi'nde genç bir rahip, annesinin ölümcül hastalığı ile uğraşırken inancından şüphe duymaya başlamıştır.

Kanun dışı işler yapan ve acımasız biri olan Frank ve adamları yaşadıkları bölgede süren demiryolu projesi ile ilgili cinayet işlerler. Öldürdükleri Brett McBain'in eşi Jill bölgede kalmaya karar verir. Frank ile eskiden bir hesabı olan Harmonica, Jill ve başka bir kanun kaçağı olan Cheyenne ile beraber Frank ve adamlarına karşı gelmeye karar verirler.

A matriarchal witch passes on her sinister inheritance to her grand-daughter, triggering the most horrific curses.

Yıllardan 1885’tir. Nebraska’dan Iowa kentine sürülen 3 kadına, eşlik edecek isimlerden biri yine Nebraskalı olan Mary Bee Cuddy’dir. Sert bir mizacı olan Mary Bee’ye, hayatını kurtardığı George Biggs de yol boyu eşlik edecektir. İkili bu zorlu yolda güçlerini birleştirerek hareket eder... Oscarlı aktör Tommy Lee Jones’un, 2005 tarihli Üç Defin filminden sonra yeniden yönetmen koltuğuna geçtiği film Glendon Swarthout’un romanından uyarlandı. Jones filmde başrolü ise Hilary Swank ile paylaşıyor…

A group of Satanic hippies wreak havoc on a small town where a young boy, whose sister and grandfather were victimized by them, tries to get even - with deadly results.


Maceraya düşkün bir genç olan Ash, sevgilisi Linda ile ormanlık bir bölgedeki bir barakaya gider. Bu ısız yerde kimse onları rahatsız etmeyecektir. Orada, bir profesörün "Ölüler Kitabı" adlı eserden okurken kaydettiği videoyu izlemeye başlarlar. Sadece bir eğlence, bir değişiklik olsun diye seyretmeye başladıkları bu video onların başına akla gelmeyecek bir felaketi getirecektir. Videonun bahsettiği lanet, bu ıssız ormanda ortaya çıkan şeytani bir güce dönüşür ve Linda'yı etkisi altına alarak onu deadite adlı korkunç bir yaratığa dönüştürür. Sevgilisi Ash'da onun gibi bir canavara dönüşecektir. Tam bu sırada o hikayeyi okuyan profesörün kızı ve arkadaşları da kulübeye gelirler ve böylece inanılmaz korkunç olaylar başlar.

Birbirini tanımayan iki adam köhne bir yerde, ayakları zincirle bağlı bir şekilde uyanır. Çok geçmeden kurbanlarını yanlış yola düşen insanlar arasından seçen ve onları ölümcül bir oyun oynamaya zorlayan bir seri katilin oyunun piyonları olduklarını anlarlar.

FBI ile girdiği çatışmada Jason, pek de şık olmayan ama son derece etkili bir şekilde paramparça edilir. Kalıntıları adli tıp laboratuvarına gönderilir. Ancak otopsi masasında hâlâ atan bir kalp gören şaşkın patoloji uzmanı, Jason'ın ruhu tarafından ele geçirilir. Artık bu yeni bedende katliamlarına devam edecektir! Annesi tarafından hayata döndürülen bu canavarı, yalnızca kan bağı olan bir akrabası ve güçlü bir büyü yok edebilir. Peki, hayatta kalan bir akrabası var mıdır? Bu yenilmez canavarı alt edecek kadar güçlü bir büyü bulunabilir mi? Ve daha önce defalarca öldürülen bu canavar, nihayet gerçekten yok edilebilecek midir?

İngiltere'de bir genetik araştırmalar ensitüsünde insan doğasındaki şiddet ve öfkeyle ilgili bazı tehlikeli deneyler yapılmış ve bunun sonucunda 'rage' adını verdikleri bir virüs geliştirilmiştir. Bir grup aktivist, biliminsanlarının maymunlara zarar verdikleri gerekçesiyle deneylerin yapıldığı binaya sızarak korunaklı kafeslerde tutulan ve 'rage' virüsü aşılanan maymunlardan birini serbest bırakırlar. Fakat serbest kalan maymun kafesten çıkar çıkmaz eylemcilerden birine saldırır ve olaylar içinden çıkılmaz bir hal alır.

Roald Dahl'ın aynı isimli kitabından uyarlanmış bu filmde, fareye çevrilen bir çocuğun cadılarla mücadelesini izliyoruz.

Tüm toplumu dehşet içinde bırakan ve polisi şaşkınlığa sürükleyen acımasız ve incelikli oyunların perde arkasındaki kuklacı, yeni çırağı Amanda ile beraber yakalanmaktan tekrar kurtulur ve ortadan kaybolur. Şehrin dedektifleri onu yakalamak için harekete geçerken Doktor Lynn Denlon ve Jeff kuklacının satranç tahtasında birer piyona dönüşeceklerinden habersizdir.

Brad Brown, Paskalya tatili için kasabasına döndüğünde, Critters yumurtalarının yanlışlıkla Paskalya yumurtası sanılıp kasabaya yayıldığını fark eder. Açılan yumurtalarla Critters yeniden dehşet saçar. Uzaylı ödül avcıları Ug, Lee ve Charlie, yaratıkları avlamak için geri döner. Kasaba halkı Critters’larla savaşırken büyük bir patlama ile tehdidi yok etmeye çalışır. Sonunda Charlie kendini feda eder gibi görünse de hayatta kalır.

Fotoğrafçı Leon, Metro Kasabı diye adlandırılan bir seri katilin tüm risklerine rağmen peşine düşer. Çektiği fotoğraflardan yola çıkarak ipuçları arıyordur. Yıllarca metroda kaybolan insanlara ne olduğunun gizemini çözmeye çalışmaktadır. Yaptığı araştırmalarla, çok geçmeden seri katilin kim olduğuna ulaşacaktır. Filmin konusu, korku hikayesi yazarı Clive Barker'ın kısa hikayesi olan ve aynı ismi taşıyan The Midnight Meat Train (1984) adlı eserden esinlenmiştir.

Jigsaw ve çırağı Amanda ölmüştür. Tecrübeli iki FBI ajanı, Ajan Strahm ve Ajan Perez, Jigsaw'un son oyununun parçalarını birleştirmek üzere Dedektif Hoffman'a yardımcı olur. Bu sırada SWAT Komutanı Rigg de ölümcül yeni bir oyunun parçası olmuştur. Eski bir arkadaşını ve kendini vahşice bir ölümden kurtarmak üzere bir dizi gaddar ve korkunç tuzaktan kurtulmak için sadece doksan dakikası vardır.

Bridgette ve ablası Ginger, 15 ve 16 yaşlarında iki genç kızdırlar. Banliyöde, kısıtlı bir çevrede yaşayan ve çevrelerindeki diğer kızlardan bir hayli farklı olan kızkardeşler, yalnızlıklarını ancak birbirleri sayesinde azaltabilmektedirler. Ölümle ve karanlık ne kadar ton varsa hepsiyle ilgili olan kardeşler, komşularının köpeklerini parçalayan gizemli bir yaratık mahalleyi tehdit edince de ilgi alanlarından uzak durmazlar. Gece yarısı ormanda parçalanmış köpekleri görüntülemeye çalıştıkları bir sırada, yaratık Ginger’a da saldırır ve onu kötü şekilde yaralar. Bu badireyi böylece atlatan ve bu olayı kimseye söylemeyeye karar veren kardeşlerden Bridgette, ablasındaki yaraların olağanüstü biçimde hızla iyileştiğini fark ettiğinde çok şaşırır. Bir süre sonra yaralarından kıl tüy çıkmaya başlayan Gİnger’daki değişiklikler bununla da sınırlı kalmayacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.















0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir