
Terry-Thomas
Lord Henry Mayley

Nigel Dennis publishes a scandal magazine. But for each story he writes, he first approaches the person whose scandalous behavior is described (or rather implied, to avoid any libel suit) and says he will suppress the story in return for money. Several of his victims first decide individually to kill him instead of paying, but fail in amusing ways. Then they find that to protect their various secrets they must now join forces for a rather different purpose...

Terry-Thomas
Lord Henry Mayley

Peter Sellers
"Wee" Sonny MacGregor

Peggy Mount
Flora Ransom

Shirley Eaton
Melissa Right

Dennis Price
Nigel Dennis

Georgina Cookson
Lady Lucy Mayley

Joan Sims
Ethel Ransom

Miles Malleson
Reverend Cedric "Daddy Bassy" Bastable

Kenneth Griffith
Porter

Bill Edwards
Bill Murphy

Wally Patch
Fred

Henry Hewitt
Gunsmith

John Stuart
Police Inspector

David Lodge
PC Johnson
Joan Hurley
Désirée Mensch aka D. Mandeville

Danny Rose, pek başarılı sayılmayan bir menajer olmasına rağmen, temsil ettiği sanatçılar için her şeyi yapar. Tek bacağıyla dans eden bir kadın, balon hayvanlar yapan bir sokak sanatçısı ve şarkıcı Lou Canova gibi sıra dışı müşterileri vardır. Lou'nun şöhret günleri geride kalmış olsa da, büyük bir geri dönüş fırsatı doğar. Ancak bir sorun vardır: Lou, seyirci arasında metresi Tina olmadan sahneye çıkamamaktadır! Danny'den, Tina'yı konsere getirip "kendi kız arkadaşıymış gibi" davranması istenir. Ne var ki Tina'nın mafya bağlantıları vardır ve iki gangster, Danny'yi Tina'nın gizli sevgilisi sanıp peşine düşer!

Several roasters, and the master himself Kevin Hart, make fun of Justin Bieber.

The Duchy of Grand Fenwick decides that the only way to get out of their economic woes is to declare war on the United States, lose and accept foreign aid. They send an invasion force (in chain mail, armed with bows and arrows) to New York and they arrive during a nuclear drill that has cleared the streets.

After his girl leaves him for someone else, Herbert gets really depressed and starts searching for a job. He finally finds one in a big house which is inhabited by many, many women. Can he live in the same home with all these females?

During a high-profile Mafia testimony case in Riverside County, a hired killer checks into a hotel room near the courthouse, while his depressed neighbor contemplates suicide over marital problems.

Nazi Almanya'sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir. Hynkel'in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber'in Hynkel'e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur. Charles Chaplin'in Nazi Almanya'sını ve Hitler'i hicvettiği bu eğlenceli komedi, sinema tarihinin en başarılı hiciv örnekleri arasında yer alıyor.

Soğuk Savaş döneminde Ruslara saldırmak için bahane aramakta olan çılgın general Jack D. Ripper, Rusların 'Amerikan halkının vücut sıvılarını kirlettiği' gerekçesiyle SSCB'ye sürpriz bir nükleer saldırı yapmaya karar verir. Nükleer silahlarla yüklü bir Amerikan uçağı Rus sınırına yakın bir bölgede Soğuk Savaş döneminin tipik devriye uçuşlarından birini yapmaktayken mürettebat Ripper'dan SSCB'ye saldırı emrini alır. Fakat Rus büyükelçisi DeSadesky, Amerikan makamlarına Rus savunma teknolojisinin geldiği son noktanın ürünü olan 'Doomsday Device'dan bahsettiğinde ve başkanın danışmanlarından eski Nazi bilimadamı Dr. Strangelove, buluşun olduğunu doğruladığında durum daha da tehlikeli bir hal alır. 'Doomsday Device', SSCB'ye yapılacak herhangi bir nükleer saldırıda dünyadaki tüm canlıların yok olmasına sebep olacak bir silahtır.

Shaun, hayatında ciddi olarak daha hiçbir şeyi başaramamıştır. Tüm hayatı, ne için yaptığını hala bilmediği işi, iki deli ev arkadaşı Ed ve Pete, kız arkadaşı Liz ve annesi arasında gidip gelmektedir. Hayatındaki en önemli şeyse kendini bulduğu tek yer olan Winchester adlı bardır. Liz tarafından ilgisiz olmakla, annesi tarafından yeteneksiz olmakla suçlanır, arkadaşları ise onun hakkında yorum yapacak kadar bile akıllı değildir. Shaun bir gün hayatının fırsatını yakalayacağını düşünmekle zamanını harcarken bütün Kuzey Londra'yı zombiler basar. Sokaklar ölülerin işgali altında kalınca ve ölüm hemen yanı başınızda olunca ne hissedersiniz? Tabii ki Shaun gibi sevdiğiniz herkesi kurtarmayı. Zaten kurtarılacaklar listesinde sadece dört isim vardır; Liz, Ed, Pete ve annesi.

Jules Winnfield ve Vincent Vega, mafya babası patronları Marsellus Wallace’tan çalınan bir çantayı geri almaya giden iki profesyonel tetikçidir. Wallace aynı zamanda Vincent’a, kendisi birkaç gün sonra şehir dışındayken karısını dışarı çıkarmasını söyler. Butch Coolidge, bir sonraki maçını kaybetmesi için Wallace’tan para alan yaşlı bir boksördür. Honey Bunny ve Pumpkin, yer değişikliğine ihtiyaçları olduğuna karar veren soyguncu bir çifttir. Görünüşte birbirleriyle alakası olmayan bu insanların hayatları, hem heyecanlı hem de eğlendirici bir sinema filmi macerasında nefes kesici bir şekilde birleşecektir.

Prof. Barbenfouillis başkanlığında bir grup astronom Ay'a gitmek üzere planlar yaparlar. Sonuçta dev bir toptan gönderilen mermi şeklindeki uzay gemileri ile hedeflerine ulaşırlar. Ancak burada Aylılar tarafından kaçırılıp Ay kralının sarayına götürülürler... George Méliès'in çoğu Jules Verne'e dayanarak yaptığı yüzlerce kısa filmden bu en ünlüsü, -açıkça H.G.Wells'in First Men in the Moon'undan da esinlenerek- sinema tarihinin ilk bilim kurgu filmi olarak haklı bir üne sahiptir. Méliès'in filmleri janra ait klişelerin tümüne sahiptir neredeyse; çılgın bilim adamları, dehşet verici icatlar, roketler vs vs.. Roketin Ay'a varışını simgeleyen sempatik sekans, kuşkusuz sinemanın en bilinen sahnelerinden birine vesile olmuştur.

Öfkenin iliklere işlediği, dengenin her daim hassas olduğu bir toplumda, aşkların, nefretin ve intikam duygusunun hüküm sürdüğü birbirinden bağımsız bireylerin öykülerini taşıyor perdeye Asabiyim Ben. Satın alınan şereflerin gölgesinde, insanların kanunlar karşısında çaresiz ve öfkeli olduğu bir dünyaya ait altı farklı hayat hikayesi dikiyor karşımıza. Yolsuzluğun ve yozlaşmışlığın hüküm sürdüğü bir ülkede, kana bulanan muhteşem düğünler, ölüme yürüyen danslar, telleri iyiden iyiye gevşeyen sinirler ve bu yoldan çıkmışlığı tasvir eden "eğlenceli" öyküler.

Teğmen Frank Drebin, Los Angeles Polise Teşkilatı'na bağlı bir birimde çalışan sakar bir dedektiftir. En yakın arkadaşı ve ortağı Dedektif Nordberg bir operasyon sırasında vurulunca tatilini yarıda bırakıp Los Angeles'a döner. Araştırması sırasında olayın Vincent Ludwig isimli bir iş adamının planını keşfeder. Ludwig, bir beyzbol oyuncusunun beynini yıkamayı ve Kraliçe Elizabeth'i Los Angeles gezisi sırasında öldürmeyi planlamaktadır. Sakar dedektifimizin ortalığı karıştırması pek uzun sürmez.Leslie Nielsen'ın unutulmaz karakter Frank Drebin'i canlandırdığı Çıplak Silah serisinin ilk filmi.

Kral Arthur ve şövalyeleri, Kutsal Kâse'yi aramak için ilahi bir görev alırlar. Ancak bu yolculukta karşılarına türlü düşmanlar çıkar: kötü niyetli rakip şövalyeler, yalnızca çizgi film olarak görülebilen kanlı canavarlar, İngiltere'de bir kaleye sığınmış küstah Fransız şövalyeleri, cadılar, şeytani kahinler, Scotland Yard ve hatta bir katil tavşan! Neyse ki bu ölümcül tavşanı alt etmek için Haçlı Seferleri’nden getirilen komik bir kutsal emanetleri vardır: "Antakya’nın Kutsal El Bombası!"

Buster Keaton’ın, daha ünlü filmi The General (General, 1927) kadar iyi sayılabilecek, Güneylilerin töreleri üzerine yaptığı usta işi bir taşlama olan Our Hospitality (Konukseverliğimiz), iki aile arasında kökleri eskilere uzanan bir kan davasının saçma cinayetler tarihini anlatan nefis canlandırılmış dramatik bir giriş bölümüyle başlıyor. Bunu asıl öykü izliyor: Buster’ın canlandırdığı Willie McKay, 20’li yaşlarında, New York’ta büyümüş ve kasabasına dönen (ilkel bir trende geçen müthiş komik bir yolculukla) saf bir gençtir. Yolculuk sırasında tanışıp hoşlandığı genç kızla (kanını dökmeye hâlâ yeminli ailenin kızı çıkınca) yakınlaşması yüzünden canından olma tehlikesiyle karşılaşır ve içinden çıkılmaz bir duruma düşer; öte yandan düşmanlarının Güneyli konukseverliği, çatılarının altında olduğu sürece kendisine adabınca davranılmasını gerektirmektedir.

Hapisten yeni çıkan neo-nazi Adam, topluma hizmet etmek üzere papaz Ivan'ın yanına gönderilir. Ivan ona kilisenin önündeki elma ağacının meyveleriyle bir elmalı kek pişirme görevi verir. Bu arada elmalar kuşların, solucanların ve şimşeklerin saldırısına uğrar. Ivan, Şeytan tarafından sınandıklarına inanır. Adam ise Tanrı tarafından sınandıklarını düşünmektedir, çünkü belki de kötülük diye bir şey yoktur * güldürken yaralayan bir film

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, bir kont bir haftasonu av partisi düzenler. Ne var ki av partisi efendilerle hizmetçiler arasında bir köşe kapmacaya dönüşür, ahlaksızlıkta ve zalimlikte birbirleriyle yarıştıkları, acımasız ve umutsuz bir ahlak tablosu çizer. İzleyicinin gözünün yaşına bakmadan drama dönen bu güldürüde, kırda tavşanların katledilmesi, 1940 ilkbaharındaki çatışmaların habercisi değilse de, duyguları konusunda fazlasıyla hilekar bir toplumun aptalca şiddete yönelmesini yansıtır. Dünyanın sonu, en azından bir dünyanın sonu yakındır, der bize bu acı ve karanlık trajikomedi. İlk gösterime girdiği sırada anlaşılmayan, uzun zaman boyunca yerden yere vurulan, yasaklanan, kesilen film savaş sonrasında sinemaseverler tarafından yeniden keşfedilmiş ve övgülere boğulmuştur * "Oyunu kuralına göre oynayan oyunda kalır" ana fikriyle şekillenen hikaye

Baş müfettiş Jacques Clouseau polis şefi Charles’ın akıl hastanesine gönderilmesine neden olur. Sonra polis şefi bir yolunu bulup oradan kaçar ve müfettişi öldürmek için peşine düşer. Bu sürecin akabinde polis şefi farklı şeyler düşünüp dünyayı yönetmek istese de müfettiş kendi yöntemleri ile bu duruma el koyacak.

Amerika'dan gelen iki genç öğrenci, İngiltere kırsalında ne olduğunu anlamadıkları bir yaratığın saldırısına uğrar. Arkadaşını bu saldırı sonucu kaybeden David ise hayatta kaldığına pişman olacaktır. Çünkü, lânet artık onun da kanına girmiştir.

Frank Drebin, bu kez Washington D.C.'de çevre düşmanı bir komployu çözmeye çalışıyor. Kötü adam Quentin Hapsburg (Robert Goulet), başkanın enerji politikasını sabote etmek için çevreci Dr. Meinheimer'ı (Richard Griffiths) kaçırıp yerine sahte birini koyuyor. Drebin, eski sevgilisi Jane (Priscilla Presley) ile hem komployu engellemeye hem de aşkını kurtarmaya çalışırken, yine bir dizi absürt komik olaya yol açıyor.

Sakar Los Angeles Polisi Yüzbaşı Frank Drebin'in (Leslie Nielsen) talihsizlikleri, popüler Naked Gun komedi serisinin üçüncü ayağında da devam ediyor. Film, emekli olup mutlu mesut evinde yaşayan Drebin'in bir terör örgütü Los Angeles'a musallat olunca tekrar göreve çağrılmasıyla başlıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir