
Ken Stott
Good Joe

The Mighty Celt, izleyiciyi Kuzey İrlanda'nın kırsal atmosferine götüren, aileyle bağların ve büyüme sancılarının işlendiği dokunaklı bir dram. 14 yaşındaki Donal, tazı yarışlarına tutkuyla bağlanırken, hayatı hem köpek eğitimleriyle hem de annesinin geçmişinden gelen bir adamın dönüşüyle değişir. Donal'ın favori tazısı The Mighty Celt'in üç yarışı üst üste kazanması, genç kahraman için umut ve mücadeleyle dolu bir yolculuğun başlangıcı olur. Film, politik gerilimin gölgesinde aile, sadakat ve ikinci şanslar temalarını işlerken, izleyicisine düşündürücü ve duygusal anlar sunuyor.

Kuzey Carolina'nın küçük bir kasabasında geçen film, trajik bir yalana yakalanmış, birbirine sıkı sıkıya bağlı, çok ırklı bir grup işçi sınıfından çocuğun hikâyesidir. On iki yaşındaki bir kızın, on üç yaşındaki George adında, hassas ve derin iç gözlem yeteneğine sahip bir çocuk için, erkek arkadaşından ayrılmasının ardından, tuhaf bir dizi olay yaşanır. Ve masumane bir örtbas olayı, bu dar görüşlü grubu, bireysel bir kurtuluş arayışlarına iter.

Joe Green, kısa bir süre önce ailesini kaybeden genç bir kızdır. Ailesinin yokluğu ile baş etmeye çalışan Green, Long Island'daki bir at ve hayvan çiftliğinde yaşayan dayısının yanına gönderilir. Yeni yaşamına uyum sağlamaya çalışan genç kız, burada bulunan Black Beauty adındaki ailesinden uzaklaştırılmış vahşi bir at ile farklı bir bağ kurar.

15 yaşındaki Tyson ilk kez devlet okuluna gittiğinde hayatı sonsuza dek değişir. Tyson, şampiyon maraton koşucusu Aklilu ile arkadaş olur. Otizminin kendisini engellemesine asla izin vermeyen Tyson, babasının onayını kazanma umuduyla ilk maratonunu koşmaya kararlıdır. Beklenmedik bir arkadaşının ve ebeveynlerinin yardımıyla; kendine olan inancı ve ilk adımı atma cesareti ile her şeyin mümkün olduğunu öğrenir.

Parlak bir geleceği olan genç bir adam, neredeyse ölümcül bir kaza geçirir ve beklenmedik bir hayvan arkadaşının yardımıyla yeni hayatını yeniden yaratır.

Nick parçalanmış bir ailenin çocuğudur. Annesi Vicki ile babası David boşanmıştı ve mahkeme onun velayetini annesine vermiştir. İyi bir baba olan David boşanmanın ardından oğlundan uzak kalsa da onunla ilgilenmeyi ihmal etmez. İyi bir çocuk ve başarılı bir öğrenci olan Nick’in hayatındaki değişim kısa sürede ailesinin de dikkatini çeker. Oğlundaki değişimlerin nedenini anlamaya çalışan David acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Nick, kristal meth bağımlısıdır. David, oğlunu iyileştirmeye kararlıdır ve her ne olursa olsun onu içine düştüğü bataklıktan kurtaracaktır.

Film dünyasının en etkileyici rollerinden birisinde James Dean'i, şehre yeni gelen, yalnızlık, bunalmışlık ve kızgınlığının içerisinde kendisiyle ve toplumla savaşan, İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağına ait efsanevi Jim rolünde buluyoruz. Bu başyapıtta ona eşlik eden Natalie Wood (kız arkadaşı) ve Sal Mineo (en yakın arkadaşı), başarılı performanslarıyla Akademi Ödülü'ne aday olmuşlardı. 40 yıldır ayakta duran bu dev yapıt, tam bir efsane.

A father reminisces about his childhood when he and his younger brother moved to a new town with their mother, her new husband and their dog, Shane. When the younger brother is subjected to physical abuse at the hands of their brutal stepfather, Mike decides to convert their toy trolley, the "Radio Flyer", into a plane to fly him to safety.

Efsanevi boksör Roberto Duran, 1968’de profesyonel olarak ringe ilk çıktığında henüz 16 yaşındaydı. 1980’de Sugar Ray’i yenerek bir rekora doğru ilerleyen Duran, rövanşta bir daha dövüşmeyeceğini söyleyerek spor camiasını şoka uğratmıştı… 2002’de emekli olan Roberto Duran ve onun efsane antrenörü Ray Archel arasındaki birbirlerinin hayatlarını değiştirecekleri ilişkiyi beyazperdeye taşıyan filmin senaristliği ve yönetmenliğini Jonathan Jakobowicz üstleniyor. Filmin başrolünde Édgar Ramírez rol alırken bu biyografik dramda kendisine Robert De Niro, John Turturro, Jurnee Smollet Bell ve Ellen Barkin eşlik ediyor.

Bambi genç yaşına rağmen çocuk sahibi olmuş, suç dünyasına girmiştir. Bu yüzden cezaevine girip çıkmıştır. Hapisden çıktıksan sonra çocuğuyla birlikte sakin yaşam yaşamak istesede çevresindekiler onu rahat bırakmaz.

Connor O'Neil hayatında sorumluluk almaktan sürekli kaçınan ve zamanını spor karşılaşmalarında bahis oynayarak geçiren birisidir. Yakın arkadaşı olan bir bankerden borçlarını ödemek için yardım istediğinde arkadaşı ona artık karşılıksız para veremeyeceğini söyler. Çalışıp para kazanması gerektiğini öğütler ve ondan şirketinin sponsoru olduğu beyzbol küçükler takımının koçluğunu üstlenmesini ister. Hayatında kendisinden başka hiç kimsenin sorumluluğunu üzerine almamış olan Conor, istemeye istemeye görevi kabul eder. Şikago'nun en belalı mahallesinde bir okulda okuyan küçük zenci çocukların koçluğunu üstlenir. Zaman geçtikçe çocuklara ne kadar bağlandığını kendisi bile şaşırır. Bu 10 yaşından küçük çocuklar kendisine hayat dersi vermektedir. Olayın içine bir de genç öğretmenleri Diane Lane girince, işler Conor için daha da ilginç olmaya başlar. Sonunda Conor aydınlanmanın ve kendini bulmanın değişik şekiller de ortaya çıkabileceğini öğrenmeye başlar.

Elias 14 yaşında ve aslında tüm dünyası okulla sınırlı. Ta ki, karşı eve yaşıtı Alexander taşınana kadar! Onunla tanıştığında, Elias daha önce hiç hissetmediği yepyeni ve heyecan verici duygularla tanışır. İlk kez gerçekten âşık olduğunu fark eder ve her boş anını yeni arkadaşıyla geçirmek ister! Alexander bir gün Elias'a açılır ve aslında erkeklere ilgi duyduğunu söyler. Elias ise içindeki bu yoğun duyguları bastırır, çünkü çevresinin tepkisinden korkmaktadır. Alexander'a olan hislerini saklar ve yalan söylemeye başlar. Ta ki dedesiyle yaptığı bir konuşma ona gerçekten ne istediğini hatırlatana kadar.

Küçük Oliver, tacize maruz kaldığı yetimhaneden bir şekilde kaçmayı başarmıştır. Yeni hayatına başladığında, birçok farklı ve ilginç karakterdeki insanla tanışmış; bu sayede yolculuğu bir maceraya dönüşmüştür. Bu sırada bir mentor tarafından yankesicilik yapmak üzere yetiştirilen bir grup çocukla tanışması, hayatının dönüm noktalarından birine doğurur. Tüm bu karmaşaların ortasında Oliver özlemini çektiği tek şeye, gerçek bir aileye kavuşabilecek midir?

Yedi yıldır bitmemiş bir roman, çalıntı bir araba, ölü bir köpek, dengesiz bir öğrenci, kızgın bir eş ve hamile - üstelik de evli - bir metres!... Bunlar, Profesör Grady TRIPP'in (M.DOUGLAS) o hafta sonu başa çıkması gereken felaketlerin sadece bir kısmıdır. Ayrıca okulun aynı hafta sonu yapılacak yıllık Edebiyat Festivali'nde görevli öğrencilerin de sorumluluğu ondadır. Bu öğrencilerin hemen hepsi, yıllar önce tıpkı kendisinin de olduğu gibi birer "harika çocuk"tur. Bu çocukların en yeteneklisi ve profesyonel bir yalancı James LEER (T.MAGUIRE) ile tanışan Grady, tahmin ettiğinden de korkunç bir hafta sonu geçireceğinin henüz farkında değildir. 2001 yılında En İyi Müzik dalında Oscar® ödülü kazanan bu filmde Michael DOUGLAS, kariyerindeki en iyi performanslarından birini sergiliyor.

Based on a true story. Liz Murray is a young girl who is taken care of by her loving, but drug-addicted parents. Liz becomes homeless at 15 and after a tragedy comes upon her, she begins her work to finish high school.

Ben Crane, yara almış olan yarış atlarının bir şans daha hak ettiklerine inanmaktadır. Kızı Cale ile birlikte bir atın bakımını üstlenerek önceki sahibi tarafından kurban edilmesine engel olurlar. Söz konusu kısrağın çiftliğe gelmesi aslında baba ve kızı için yitirmiş oldukları aile bağlarını yeniden inşa etmek için büyük bir fırsattır. Bacağı kırık kısrak Sonya, belki de yarış pistine dönmek için bir şansa daha sahip olabilir. Elbette Cale, Ben ve babasının çabaları ile gerçek anlamda mucizeler bile yaratılabilir.

Hayatları beyzbol üzerine kurulu iki gencin komik maceralarını anlatan, başarılı bir komedi filmi. Babasını yıllar önce kaybeden Scotty, annesi ve üvey babasıyla California'ya taşınır. Civarda beyzbol oynayan çocuklarla arkadaş olmak isteyen Scotty'nin tek sorunu beyzbol bilmemesidir. Ancak takımın kaptanı Benjamin, ona yardımcı olur.

Katy McLaughlin desires to work on her family's mountainside horse ranch, although her father insists she finish boarding school. Katy finds a mustang in the hills near her ranch. The headstrong 16 year old then sets her mind to tame a mustang and prove to her father she can run the ranch. But when tragedy happens, it will take all the love and strength the family can muster to restore hope.

Willie Morris'e (Frankie Muniz), doğum gününde yetenekli bir terrie köpeği olan Skip hediye edilir. Skip'in yadsınamayacak yardımlarıyla, ikisi beraberce kabadayıları arkadaşlara çevirir ve okuldaki en tatlı kızın beğenisini kazanırlar.

İstismar edilen bir beagle, sahibinden kaçar. Yolda, genç Marty Preston ile karşılaşır ve onu eve kadar takip eder. Çocuk, hemen köpekle bir bağ kurar ve ona Shiloh adını verir. Ancak Marty'nin sert babası, köpeğin yerel bir avcı olan Judd Travers'a ait olduğunu söyleyerek onu tutmasına izin vermez. Shiloh tekrar kötü muamele gördükten sonra kaçar ve Marty'ye geri döner. Marty, babasının köpeği tekrar Judd'a geri götürmesini engellemek için, ailesinden gizlice Shiloh'u evlerinin yakınındaki bir tepede eski bir kulübede saklar. Ancak bir gece başıboş bir köpek Shiloh'a saldırdığında sırrı ortaya çıkar ve Marty, yardım için babasına başvurmak zorunda kalır.

Rahip olan babasıyla birlikte Florida’da küçük bir kasabaya taşınan 10 yaşındaki Opal, burada bulduğu bir sokak köpeğini yanına alır ve hayatı değişir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.







0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir