
Amanda Donohoe
Lady Sylvia Marsh


Amanda Donohoe
Lady Sylvia Marsh

Hugh Grant
Lord James D'Ampton

Catherine Oxenberg
Eve Trent

Peter Capaldi
Angus Flint

Sammi Davis
Mary Trent

Stratford Johns
Peters

Paul Brooke
P.C. Erny

Imogen Claire
Dorothy Trent
Chris Pitt
Kevin

Gina McKee
Nurse Gladwell
Christopher Gable
Joe Trent
Lloyd Peters
Jesus Christ
Miranda Coe
Maid / Nun

Linzi Drew
Maid / Nun
Caron Anne Kelly
Maid / Nun

A seedy private eye gets more than he ever bargained for when a missing persons case leads him to a brothel overseen by the mother of vampires and her lusty army of the undead.

When a group of naive teens working at a movie theater in a small Christian town discover a mysterious film hidden in its basement, they unleash an alluring succubus who gives them a sex education…written in blood.

Kansas’taki küçük bir kasabada yaşayan Brown ailesi, uzaylı yaratıklar olan Critters’ların kaçışıyla dehşeti yaşar. Critters, bir hapishane gemisinden kaçarak dünyaya iner ve kasabanın dışında bir çiftliğe saldırır. Küçük ve açgözlü bu yaratıklar hızla çoğalarak her şeyi yemeye başlar. Onları durdurmak için iki şekil değiştiren uzaylı ödül avcısı dünyaya gelir. Ailenin genç oğlu Brad, kasaba halkıyla birlikte Critters’lara karşı savaşır. Yoğun bir mücadele sonrası, Brad ve ödül avcıları yaratıkları tuzağa düşürerek çiftliği havaya uçurur. Critters tehdidi yok edilmiştir, ancak uzaylı avcılar dünyadan ayrılırken her şeyin tamamen bitmediğini ima eden bir sahne bırakır.

Maceraya düşkün bir genç olan Ash, sevgilisi Linda ile ormanlık bir bölgedeki bir barakaya gider. Bu ısız yerde kimse onları rahatsız etmeyecektir. Orada, bir profesörün "Ölüler Kitabı" adlı eserden okurken kaydettiği videoyu izlemeye başlarlar. Sadece bir eğlence, bir değişiklik olsun diye seyretmeye başladıkları bu video onların başına akla gelmeyecek bir felaketi getirecektir. Videonun bahsettiği lanet, bu ıssız ormanda ortaya çıkan şeytani bir güce dönüşür ve Linda'yı etkisi altına alarak onu deadite adlı korkunç bir yaratığa dönüştürür. Sevgilisi Ash'da onun gibi bir canavara dönüşecektir. Tam bu sırada o hikayeyi okuyan profesörün kızı ve arkadaşları da kulübeye gelirler ve böylece inanılmaz korkunç olaylar başlar.

Film, Cadılar Bayramı'nda geçen dört ayrı hikâyeyi birbiriyle harmanlıyor. Filmin ana kahramanları; bir seri katil hakkında gizli bir sırrı saklayan okul müdürü, bir adamla buluşmak üzere olan kolejli bir bakire, eşek şakası hazırlamakta olan bir grup genç ve kocasıyla tartışmaktan usanmış bir kadından oluşuyor * Klişelerle yüklü bir film olduğu doğru. Ancak film, o klişeleri yaslanmak için değil basamak olarak kullanıyor. Durağan bir kurgusu yok. Çok hızlı ve aktif bir film


Kaybolan bir kızı aramak için bir İskoç adasına giden polis memuruna adada ki insanlar yardım etmezler. Adada yaşanan garip olaylar polis memurunun ilgisini çeker.

An orphaned girl is rescued from a satanic ritual and taken to Saint Catherine Institute for homeless youth. There she will learn new skills while facing demons that stalk her.

1977'de Cadılar Bayramı öncesi iki genç çift biraz heyecan almak için Captain Spaulding'in işlettiği Canavarlar ve Deliler Müzesine giderler. Yalnız Captain Spaulding en az müzesinde sergiledikleri kadar enteresan ve çılgındır ve müze en yakın dolum istasyonuna millerce uzaklıktadır. Müzeyi gezdikten bir süre sonra çiftler tekrar yola koyulurlar ve yolda Baby adında otostopçu bir kızı da arabalarına alırlar. Ancak kısa bir süre sonra arabaları bozulur ve Baby onları evine davet eder. Fakat burada onları hayal ettiklerinden bile daha korkunç bir dünya üzerindeki cehennem beklemektedir. Korkunun gerçekten korku olduğu altın döneme kült yönetmen Rob Zombie ile çılgın bir dönüş ve sizi bekleyen şok edici sahneler! Cesetler Evi'ne girmeye cesaretiniz var mı?

A duo of bisexual female vampires prey on passing motorists, whom they seduce and murder in the English countryside.

A matriarchal witch passes on her sinister inheritance to her grand-daughter, triggering the most horrific curses.

Babasının zamansız ölümünün ardından genç bir oğlan, yeni dul kalmış üvey annesiyle birlikte geniş bir kır malikanesinin ürkütücü yalnızlığında kalır. Gerginlikler artarken oğlan, koridorlarda yankılanan rahatsız edici sesler duymaya başlar ve kısa süre sonra ise ölen babasına rahatsız edici derecede tanıdık bir benzerlik taşıyan grotesk bir yaratık tarafından rahatsız edilir. Uyarıları, yas tutan bir çocuğun hayal gücü olarak reddedildikçe bu uğursuz varlık, daha sık rahatsız etmeye başlar.

Amerika’nın kuzeyindeki Alaska Barrow kasabası, her kış, bir ay boyunca sadece geceyi yaşar. Birdenbire gizemli bir grup insanın ortaya çıkmasıyla kasabada yüzbin kişi esrarengiz bir şekilde zarar görürler, hayatlarını yitirirler. Sayısı gittikçe azalan kasaba halkı ve aslında vampir olan bu gizemli grubun kalan insanlarla beslenme mücadeleleri yeniden günışığını görünceye kadar devam edecektir. Steve Niles ve Ben Templesmith’in çizgiromanından başarılı bir şekilde uyarlanmış olan 30 Days of Night, yönetmeni David Slade’in "bu proje için parmağımı bile keserim" diyecek kadar iddialı olduğu bir film. Vampirli korku filmi sevenler içinse tatmin edici derecede korkunç olduğu söyleniyor.

1956'da Don Siegel, 1978'de ise Philip Kaufman tarafından sinemalaştırılan, Jack Finney'in klasik yapıtının üçüncü uyarlaması... Bir askeri üste görev alan Steve (Kinney), civardaki kampa da karısı Carol (Tilly), oğlu Andy ve ölen ilk karısından olan kızı Marti'yi (Anwar) getirir. Kendini işine veren Steve, annesinin ölümünden sonra toparlanamayan Marti'deki değişimi fark edemez. Bir gün, Marti'nin yanına yaklaşan bir zenci, ona "Seni uykunda yakalayacaklar!" uyarısında bulunur. Kamp doktoru (Whitaker) da pek çok kişinin, hayali saplantılar içinde olduğunu fark etmiştir. Kasaba sakinleri, gittikçe garipleşmeye başlar. Çoğu, gözleri boş boş bakan ve insani tepki göstermeyen robota dönüşmüş, geri kalanlarsa korku ve dehşet içinde yaşamaya başlamıştır.

Mutluluk üzerine bir komedi... Odette Toulemonde'un aslında mutlu olmak için hiçbir sebebi yok ama o mutlu. Balthazar Balsan ise mutlu olmak için her şeye sahip ancak bunu bir türlü başaramıyor. 40'lı yaşlarında 2 çocuk sahibi Odette'in günleri bir kozmetik reyonunda çalışarak, geceleriyse kostüm dikmekle geçmektedir. Paris'te yaşayan Balthazar Balsan zengin ve etkileyici bir yazardır. Odette'e göre iyimserliğinin kaynağı en sevdiği yazar olan Balsan'dır. Ortak hiçbir özelliği olmayan bu iki insan beklenmedik şekilde bir araya gelirler.

Bir çiftçi, karısını öldürdüğüne dair itirafını kâğıda döker. Ama kadının ölümü, korkunç bir öykünün sadece başlangıcıdır. Stephen King'in uzun öyküsünden uyarlandı.

On the surface it's believed to be another urban legend - a supernatural being from the afterlife is violently killing anyone who cheats on their significant other in the small college town of Silvercreek, Pennsylvania. But the town's unusually high suicide rate is finally convincing both locals and college students that everything is not as it seems. When Maeve - a female college student - sleeps with Charlie, the married man of the host family she is staying with, both sense the deadly curse is closing in on them. Unable to get anyone to believe them, Maeve and Charlie seek out a local history student to help find answers and figure out a way to defend themselves. It all comes undone, however, as several people are horrifically killed by the savage being - one-by-one at a rapid pace. Eventually, Maeve, Charlie and the few survivors band together in an attempt to defeat the monster once and for all.

Bridgette ve ablası Ginger, 15 ve 16 yaşlarında iki genç kızdırlar. Banliyöde, kısıtlı bir çevrede yaşayan ve çevrelerindeki diğer kızlardan bir hayli farklı olan kızkardeşler, yalnızlıklarını ancak birbirleri sayesinde azaltabilmektedirler. Ölümle ve karanlık ne kadar ton varsa hepsiyle ilgili olan kardeşler, komşularının köpeklerini parçalayan gizemli bir yaratık mahalleyi tehdit edince de ilgi alanlarından uzak durmazlar. Gece yarısı ormanda parçalanmış köpekleri görüntülemeye çalıştıkları bir sırada, yaratık Ginger’a da saldırır ve onu kötü şekilde yaralar. Bu badireyi böylece atlatan ve bu olayı kimseye söylemeyeye karar veren kardeşlerden Bridgette, ablasındaki yaraların olağanüstü biçimde hızla iyileştiğini fark ettiğinde çok şaşırır. Bir süre sonra yaralarından kıl tüy çıkmaya başlayan Gİnger’daki değişiklikler bununla da sınırlı kalmayacaktır.

Kirsty üvey annesi Julia ve babası Larry ile büyük yeni bir eve taşınmaktadırlar. Kirsty başta karşı çıksa da evi görünce hoşuna gitmiştir. Julia'nın, Larry'nin kardeşi Frank ile bir ilişkisi vardır ve uzun zamandır Frank'ten haber alamamıştır heryerde onu hayal etmektedir. Larry bir gün ev eşyalarını yerleştirirken elini incitmiştir çatı katında Julia'yı bulduğunda yere birkaç damla kan akmıştır oradan ayrıldıklarında ise Frank uğraştığı karabüyünün etkisinden kurtulmuş ve canlanmıştır. Buna sebep olan bir kutu Cehennemin kapılarını açıp Helllraiser'ı çağırmaktadır.

Bilim adamı olan Dennis Allan, kullanan kişiyi bilincini yitirmeden felç eden bir ilacın söylentisinin peşinde, devrim rüzgarlarıyla kasıp kavrulan Haiti'ye gider. Latin Amerika halklarında etkin bir gücü olan batıl inanışlar, kara büyüler, bedenlerini değil ruhlarını kaybeden zombiler arasında Dannis, neyin bilim, neyin batıl inanış, neyin gerçek, neyin gerçeküstü olduğuna karar vermek zorunda kalacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir