
Henry B. Walthall
Charles Randolph - The Confederate Soldier

During the Civil War a young soldier loses his nerve in battle and runs away to his home to hide; his sister puts on his uniform, takes her brother's place in the battle, and is killed. Their mother, not wanting the shameful truth to become known, closes all the shutters (hence the film's title) and keeps her son's presence a secret for many years, though two boyhood chums stumble upon the truth...

Henry B. Walthall
Charles Randolph - The Confederate Soldier

Grace Henderson
The Randolph's Mother

Dorothy West
Agnes Randolph - Charles' Sister

Joseph Graybill
Agnes's Second Suitor

Charles West
Agnes's First Suitor
William J. Butler
The Colored Servant

Edwin August

Verner Clarges
In Lee's Tent
John T. Dillon
On Porch / At Farewell / In Lee's Tent

Gladys Egan
On Porch / At Farewell
Frank Evans
In Lee's Tent

Francis J. Grandon
In Lee's Tent

Alfred Paget
On Porch / At Farewell

Mabel Van Buren
On Porch / At Farewell

1956 yapımı yönetmen William Wyler'in savaşı sorgulayan filmi. Quakerlar'ın yaşadığı kasabadaki kiliseye gelen subay, dini inançları nedeniyle savaşa gitmeyi reddeden erkeklerle konuşur ve onları savaşa katılmaya çağırır.Bütün ülkeye yayılan savaş yakında kasabalarını da etkileyecektir. Jessamyn West'in aynı adlı romanından uyarlanan filmde Cooper ve Dorothy McGuire anne baba rolünde çok başarılı.6 dalda Oscar'a aday olan Cannes Film Festivali'nde En iyi Film Ödülü almıştır. Film kan dökmeyeceksin, beraber yaşayalım isimleriyle de bilinir.

Matthew Modine ve Nicolas Cage'in başrollerinde oynadığı bu film, 1985'te Cannes'da Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü. İki Vietnam gazisinin ilkgençlik yıllarında başlayan ve savaş yaralarını sarmalarını olanaklı kılan az bulunur dostluklarını anlattığı için de bütün dünyada takdirle karşılandı. Biri ruhsal, diğeri fiziksel yaralar alarak Vietnam'ı terk eden gencecik iki insanın öyküsü, izleyenleri savaş denen şey üzerine düşündürecek nitelikte. Ancak TRT'nin külyutmaz sansür kurulunun, zamanında filmdeki 'gizli eşcinsel' temaları deşifre ettiğini ve bunun bir tartışma yarattığını kimilerimiz hatırlayacaktır. Ülkemiz sinema eleştirisinin gördüğü en anlamsız tartışmalardan birine maruz kalan bu filmin, yeniden ve hakettiği gibi izlenip değerlendirilmesi gerekmekte...

On beş yıl önce üç arkadaş Vietnam savaşında görev almak üzere askere çağrılmıştı. Ancak iki tanesi geri dönebilmişti. Yaşadıkları o korkunç savaşın onça inanılmaz acılarını hala içlerinde taşıyan ve geceleri kabuslarla uyanan bu iki arkadaş artık birbirlerinden ayrı yaşamaktadır. Çektikleri acılar o kadar çoğalır ki artık tekrar bir araya gelip o günleri yeniden yaşayacaklar ve hem kendilerini hem de arkadaşlıklarını bir tür sınavdan geçirerek yarınlara daha sağlıklı ulaşmanın yollarını arayacaklardır.

Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.

Amerika’nın Irak işgalindeki askerlerin psikolojisini ele alan savaş karşıtı filmlerden biridir. Savaşın askerler üzerindeki olumsuz psikolojisi tüm dünyada bilinen bir gerçek.

Film Amerikalı iki genç askerin sert psikolojisi bozuk çavuş Sterling'in komutasındaki Irak savaşının dehşet anlarına gidiyor.

Kuzey-Güney savaşının ilk yıllarına uzanan film Stonewall Jackson isimli savaş kahramanını anlatırken, öte yandan da savaşa giden askerlerin ailelerine, yani geride kalanlara odaklanıyor. Jeff Shaara'nın aynı isimli kitabından uyarlanan film, Gettysburry filminin yönetmeni tarafından yönetilmiş. 51 milyon bütçeye sahip olan yapım, sayısız tarihi ve kurgusal karakterin gözüktüğü büyük bir proje.

Robert G. Shaw, Amerikan İç Savaşı'nda Amerika Birleşik Ordularında zencilerden oluşan bir alayın başına liderlik etmesi için atanmış bir komutandır. Siyahlara karşı yapılan ayrımcılığa ve köleliğe karşı da olan bu savaş, tüm alay için oldukça zorlu bir sınavdır.Düşman ordularının, zenci askerlerden oluşan bu birliğin kumandanının öldürülmesi emrinin yanında, birliğin kendi askerleri arasındaki olaylar da, Robert G. Shaw'un üstesinden gelmesi gereken sorunlar arasındadır.Amerikan İç Savaşı'nda savaşmış Robert G. Shaw'un ailesine yazmış olduğu mektuplardan derlenerek sinemaya aktarılmış Zafer, hem Edward Zwick filmografisinin hem de sinema tarihinin önemli filmleri arasında yer alıyor. Tüm oyuncu kadrosunun başarılı performanslarının yanında, Denzel Washington'ın olağanüstü oyunu ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandığını da ekleyelim.

Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.

Afganistan'da görev yapan genç bir Amerikan askeri, komutanının bazı davranışlarından rahatsızlık duyar. Bu durum, onu ahlaki bir ikilimenin içine sürükler

Vietnam Savaşı sırasında Albay Hambleton'ın uçağı düşman toprakları üzerinde düşürülür ve ardından çılgın bir kurtarma operasyonu başlar.

Lincoln dönemindeki sivil savaşı anlatan filmin başrollerinde Matthew McConaughey, Keri Russell gibi isimler bulunuyor. Yönetmenliğini Gary Ross'un yaptığı film aksiyon, dram, gerilim ve tarihi türünde.

Amerikan İç Savaşı tüm şiddetiyle ülkeyi kasıp kavurur. İnsanlar yakınlarını kaybeder. Aileler dağılır. Savaş biter. Birlikten ayrılmak isteyen Güney eyaletlerinin kurduğu Konfederasyon yenilmiştir. Yeniden Yapılanma Dönemi başlar. Kölelik yasaklanır. Başkan Lincoln'ün suikastiyle, yeni oluşan güven ortamı yerini kaos ve anarşiye bırakır. Özellikle güney eyaletlerinde çeteciler beyaz çiftlik sahiplerine saldırır ve ailelerine göz açtırmazlar. Polis gücüne katılan siyahlar ve melezler beyazları taciz eder. Bunun üzerine asayişi sağlamak üzere "Klan" kurulur. Haçlı şövalyelerini andıran giysileriyle Ku-Klux-Klan üyeleri gecelerin hakimidir artık. Devletin sağlayamadığı adaleti onlar getirir. D.W. Griffith’in sessiz filmi Bir Ulusun Doğuşu, gerçekten de bizlere anlatılan tarih tezinin aksi bir görüşü, üstelik şimdi izlendiğinde epey rahatsız edici bir tonda sunuyor.

Amerikan iç savaşında geçen trajik bir öykü. 19.yüzyıl Amerikasının karmaşık ortamında yaşanan insani dramları, Güney köleciliğini savunan muhafazakarların nefretini ve sıradan yaşamları konu olan Ang Lee'nin yeni filmi aynı zamanda Londra Film Festivali'nin açılış filmi oldu. 'Buz Fırtınası' ve 'Sense and Sensebility' gibi ünlü filmlerin yetenekli yönetmeni Ang Lee'nin imzasını taşıyor.

Güneyli güzel Scarlett O'Hara üç evliliği, iç savaş ve Güneyin yeniden inşaa edilmesi sürecinde zenginlikten fakirliğe düşüşünü, sonra yeniden zenginliğe kavuşmasını anlatan film, Margaret Mitchell'in klasik eserinden sinemaya uyarlanmış olup yapımcı David O. Selznick'in en başarılı eseri kabul edilmiştir.

Bir zamanlar ABD’nin kanayan yarası olan Kuzey-Güney iç savaşı filmin konusunu oluşturmakta. Dört yıl süren bu iç savaş büyük yıkımlara yol açmış, hatta ABD’nin ikiye bölünmesine ramak kalmıştı. “Rüzgâr Gibi Geçti” filmi bu iç savaşta daha çok cephe gerisindeki güneyli halkın yaşadıklarını anlatmaktayken, “Gettysburg” filmi ise cephedeki olaylara eğiliyor. İç savaşın kaderini belirleyen Gettysburg Savaşı çok kanlı bir savaş olmuş ve her iki taraftan da yaklaşık 50 bin kişi ölmüştü.

Cristero Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi anlatan film, 1920'lerde Meksika hükümetinin Katolikler'e uyguladığı insanlık dışı zulmü anlatıyor.

Film, Amerika Birleşik Devletleri'nin 16. Başkanı olan ve kuzey eyaletlerinde 1861-1865 yılları arasında yaşanan iç savaşa öncülük eden Lincoln'un son dönemlerine ışık tutuyor. İç Savaş'ın hararetli günleri geride kalınca, Abraham Lincoln ile kabinesi arasında fikir ayrılıkları da su yüzüne çıkacaktır. En ciddi görüş ayrılığı ise kölelik konusunda yaşanacaktır...


Amerikan İç Savaşı yıllarında Kuzey’den gelen yaralı bir asker olan onbaşı John McBurney ormanda küçük bir kız tarafından yaralı halde bulunur, ardından yatılı kız okuluna taşınır ve asker buradaki kadınlar tarafından tedavi edilir. McBurney’in gelmesiyle kız okulu okulluktan çıkar, cinsel çekimin ve rekabetin hat safhada olduğu bir yer haline gelir. Bu durum olayları beklenmedik şekilde tersine çevirecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir