
Lin Shaye
Kate Hammond

Following the passing of his father, Aaron Hammond returns to his hometown to help his devastated mother and to confront his past demons. Sifting through his father’s belongings, Aaron comes upon a mysterious item that is far more than it seems.

Lin Shaye
Kate Hammond

Michael Welch
Aaron Hammond

Melissa Bolona
Lisa

Spencer Locke
Lynette

Tony Todd
Colin

Kaiwi Lyman
Derek

Jonathan Daniel Brown
Jeremy

Jean Elie
Tyrone

Christopher Murray
Yates

Douglas Tait
Jinn

Larry Poole
Chester Hammond

Michelle Burke
Mrs. Mckee

Timothy Oman
Williams

Dey Young
Alice
Gordon Woloson
Clown

Korku filmi klasiği olan bu film serisinde, yaralı yüzlü bir sübyancıyı bir çete linç eder. Öldürülen sübyancı, yıllar sonra katillerinin çocuklarının rüyalarına girmeye ve rüyalarında onu gören çocukları teker teker öldürmeye başlar.

Yüz yıl önce Antonio Bay adlı ufak bir sahil kasabasının ilk sakinleri, bölgede bastıran sis nedeniyle zor durumdaki gemileri, sahte ışıklarla kayalıklara çekip, batan gemilerin kargolarını yağmalamaktaydılar. Bu sırada batırılan Elizabeth Dane adlı geminin kargosundaki altınlar da kasabanın inşasında kullanılmıştı. Ancak şimdi kasabanın kuruluşunun yüzüncü yıldönümünde, geminin mürettebatının hayaletleri, bastıran sisle beraber intikamlarını ve kendilerinden çalınan altınları almak için kasabaya dönmüşlerdi. Antonio Bay'in yeni sakinleri için dehşet dolu bir gece başlamak üzereydi. Başrollerde "Çığlıklar Kraliçesi" Jamie Lee Curtis, Adrienne Barbeau ve Janet Leigh gibi önemli oyuncuların yer aldığı, korkunun ustası John Carpenter'dan kült film haline gelmiş bir korku klasiği.

Yakın zamanda yetim kalan kardeşler, şefkatli bir kadın tarafından evlatlık alınırlar. Ancak onun ıssız evine taşındıktan sonra, bu evlat edinen annenin sevgi dolu görüntüsünün ardında ürpertici bir şeyler gizlendiğinden şüphelenmeye başlarlar.

Lorraine ve Ed Warren, kötü niyetli ruhların musallat olduğu bir evde dört çocuğunu tek başına büyüten bekâr bir anneye yardım etmek için Kuzey Londra'ya gider.

Evlerinin bir mezarlık üzerine kurulu olduğunu bilmeyen Freeling ailesi kısa zamanda kötü günler geçirmeye başlar.Kötü Ruhlar yani hayaletler bazı özel güçlere sahip evin küçük kızı Carel Annie'yi evdeki televizyon aracılığıyla kendi boyutlarına çekerler.Artık onu kurtarmaya çalışmacak anne ve babasınındır.Ama Carel Annie için zaman gittikçe daralmaktadır.Üstelik şeytan Carel'ı etkisi altına almaya çalışmaktadır.Öfkeli hayaletler tekrar yaşama dönmek için küçük kızın gücünü kullanmak isterler...

Güney Kore filmi "Karanlık Sırlar"ın yeni çevrimi "The Uninvited - Davetsiz" iki kızkardeş ile üvey anneleri arasındaki ölümcül irade savaşını konu alıyor... Filmde, psikiyatri kliniğinden taburcu olan Anna adlı bir genç kızın (Emily Browning), annesinin şüpheli ve zamansız ölümünü çevreleyen gizem perdesini aralamaya kalkışması üzerine gelişen ölümcül irade savaşları anlatılır. Anna'nın klinikte tedavi gördüğü günlerde babası Steven (David Strathairn), annesinin eski hemşiresi Rachel ile (Elizabeth Banks) nişanlanmıştır. Anna'nın yaşadığı umutsuzluk, annesinin hayaletinin ortaya çıkıp intikam istemesi üzerine korkuya dönüşür. Annesinin hayaleti katili olarak Rachel'i işaret etmektedir. Bunun üzerine Anna ile kızkardeşi Alex (Arielle Kebbel), Rachel'in soru işaretleriyle dolu geçmişini araştırmaya girişirler...

Babasının intihar ederek hayatına son vermesi, genç bir anne olan Helen için hayatının en büyük bir yıkım olur. Çok geçmeden Helen, babasının ölümüne neyin yol açtığını merak eder ve etraflıca araştırmaya başlar. Yaptığı teferruatlı araştırmalar sonucunda onun 30 yıl öncesine ait çözülmemiş esrarengiz bir gizemi ortaya çıkardığında, büyümekte olan çocuğu için ölümcül olabilme ihtimali yüksek karanlık, tuhaf bir aile sırrını keşfeder.

Leah, 10, has terrible nightmares. Her mother seems distant somehow, lost in her thoughts. A small, nightly visitor brings Leah comfort, but soon Leah will realize that her little visitor offers knowledge that might be very, very dangerous.

Bütün yaşamları boyunca kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş bir ailenin ölüm kalım mücadelesini konu alan Never Let Go’nun başrolünde Oscar ödüllü Halley Berry yer alıyor. Yıllardır kötü bir ruhun musallat olduğu ailenin yaşadığı gizemli olayların hikayesi çocuklardan birinin kötülüğün gerçek olup olmadığını sorgulamasıyla birdenbire korkunç bir hal alır. Filmin yapımcılığını Arrival, Free Guy, Why Him? ve The Boogeyman’den hatırlayacağımız Dan Levine ile Dan Cohen üstleniyor. Crawl, The Hills Have Eyes, Piranha 3D ve High Tension filmlerinin yönetmeni Alexandre Aja ise yönetmen koltuğunda.

Babasının zamansız ölümünün ardından genç bir oğlan, yeni dul kalmış üvey annesiyle birlikte geniş bir kır malikanesinin ürkütücü yalnızlığında kalır. Gerginlikler artarken oğlan, koridorlarda yankılanan rahatsız edici sesler duymaya başlar ve kısa süre sonra ise ölen babasına rahatsız edici derecede tanıdık bir benzerlik taşıyan grotesk bir yaratık tarafından rahatsız edilir. Uyarıları, yas tutan bir çocuğun hayal gücü olarak reddedildikçe bu uğursuz varlık, daha sık rahatsız etmeye başlar.

Ülkemizde Zombi adı ile vizyona giren korku klasiği 1978 yapımı Dawn of the Dead, zombi filmlerinin babası ünlü yönetmen George A. Romero’nun ‘Yaşayan Ölüler’ serisinin ikinci filmi. Zombi istilasından kaçarken bir alışveriş merkezine sığınan dört kişinin başına gelenleri konu edinen filmde Romero, ilk film Yaşayan Ölülerin Gecesi’nin (Night of the Living Dead, 1968) sahip olduğu politik alt metnin dozunu bir miktar daha arttırıyor.

En iyi korku yazarı Sutter Cane,'Mutlak Korku' adlı romanın tek kopyasıyla ortadan kaybolur. John Trent, tek derdi sıkıcı işini sürdürüp de biraz para kazanmak olan bir sigorta müfettişidir. Bir gün keşfettiği bir mevzu, hayatının akış yönünün tamamen değişmesine sebebiyet verecektir... İp uçları onu, 'Hobb'un Sonu' isimli esrarengiz bir kasabaya götürür. Daha sonra fark eder ki bu kasaba yazarın kitaplarına konu olan yerdir ve ters giden bir şeyler vardır. Yazarın kitaplarını okuyan herkes birbirlerini öldürüp canavara dönüşürler. Zira bir korku kitabı yazarının iflah olmaz bir hayranının yazardan etkilenişi, edebi dünyanın çok daha dışına taşmaya başlamıştır... Korkunç bir katilleşme öyküsü kapıdadır. Sinemanın en büyük ustalarından John Carpenter'ın 1990'larda çektiği en iyi filmlerinden biri olan In the Mouth of Madness'ın başrolünde Sam Neill var..



Aubrey Davis, kız kardeşi Karen'ın Japonya'da bir hastanede yattığını annesinden öğrenince onu eve getirmek için Japonya'ya gider. Ama ablasının çıkardığı bir yangın sonucu erkek arkadaşının ölümüne sebebiyet vermekten sorgulandığını öğrenince onu eve getirmenin sandığı kadar kolay olmayacağını anlar. Allison, okuduğu okulun popüler gruplarından biri tarafından kabul görebilmek için her türlü şeyi yapmaya hazırdır; hakkında bir sürü kötü söylenti dolaşan yanmış, eski bir eve girmek de dahil. Son derece çekingen bir çocuk olan Jake, babasının annesini bu kadar kolay unutup başka biri ile nişanlanmasını bir türlü içine sindiremez.Korkunç yangından kurtularak eline geçirdiği kurbanlarını teker teker öldüren lanet, görünüşte birbirleri ile alakası olmayan kurbanlarını yeniden pençesine düşürmek üzeredir.

“Üç gün içinde öleceksin!” Nina ve arkadaşları aldıkları bu cep telefonu mesajının aptalca bir şaka olduğunu düşünürler. Ancak Nina’nın erkek arkadaşı ertesi sabah, ayaklarına beton bir blok bağlı şekilde göle atılmış olarak bulunur. Nina’nın bir başka arkadaşının da vahşi bir saldırıya uğraması ile gençler hayatlarının tehlikede olduğunu fark ederler. Nina ve arkadaşları ölüm listesindedir. Peki ama neden? Nina peşlerindeki kana susamış katilin kimliğini açığa çıkaracak bir ipucuna ulaşır. Ancak her geçen an ölümlere bir yenisi eklenmekte ve her geçen cinayet bir öncekinden daha vahşi bir biçimde işlenmektedir.

Hoşlandığı kızın kalbini kazanmak için gizemli "Tek Dilek Söğüdü"nü (One Wish Willow) kıran umutsuz bir romantik, tam da dilediği şeye kavuşur; ancak çok geçmeden bazı arzuların karanlık ve tekinsiz bir bedeli olduğunu keşfeder.

Marion Crane’e patronuyla iş yapan zengin bir adam 40 bin dolar emanet eder ve Marion parayı bankaya yatırmak yerine yanına alıp şehirden ayrılır. Bir polis Marion’un şüpheli davranışları üzerine peşine takılır. Ancak Marion’un peşine takılan sadece polis değildir. Sevgilisi ile buluşmayı planlayan Marion şiddetli yağmur yüzünden geceyi bir otelde geçirmeye karar verir. Otelden içeri girer girmez garip şeyler olduğunun farkına varan Marion uyumadan önce otel sahibi Norman Bates ile biraz sohbet eder. Norman’ın kişiliğinde sorunlar olduğunu, annesine ve kuşlara karşı bir takıntısı olduğunu öğrenen Marion, sohbeti kısa kesip odasına giderek duş almaya karar verir ve olaylar gelişir.

Gazeteci bir babanın küçük kızı, çölde iz bırakmadan kaybolur. Olayın üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra kızın aniden ortaya çıkıp ailesine dönmesi, başlangıçta bir sevinç yaratsa da kısa sürede yerini sıra dışı ve açıklanamaz olaylara bırakır.

Tony Tilden ve oğlu Austin Tilden gizemli ölüm vakalarını araştıran iki memurdur. Günün birinde, ölüm nedeniyle ilgili hiçbir ipucuna rastlayamadıkları genç ve güzel Jane Doe cinayetini araştırmaya başlarlar. Jane Doe'nun kimliğini tespit etmeye çalışırken edindikleri tuhaf ipuçları, onları bazı korkunç gerçeklere doğru sürükleyecektir.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir