
Peter McEnery
Hugh O'Donnell

Ireland 1587. Hugh O'Donnell inherits the title of The O'Donnell, the prince of Donegal, and tries to unite Ireland to make war on England. But then Hugh is kidnapped and imprisoned by the Viceroy of Ireland and held ransom for the Clans' good behavior. Hugh must escape prison and the Viceroy's villainous henchman, Captain Leeds, before he can fight.

Peter McEnery
Hugh O'Donnell

Susan Hampshire
Kathleen McSweeney

Gordon Jackson
Captain Leeds

Norman Wooland
Sir John Perrott

Richard Leech
Phelim O'Toole

Tom Adams
Henry O'Neill

Peter Jeffrey
Sergeant

Marie Kean
The Mother

Bill Owen
Officer Powell
Peggy Marshall
Princess Ineen

Maurice Roëves
Martin

Donal McCann
Sean O'Toole

Fidelma Murphy
Moire
John Forbes-Robertson

Patrick Holt

Karanlığın bütün güçleri son savaş için bir araya gelirken Gandalf, Gondor'un yaralı ordusunu toparlamak için hazırlıklara başlar. Theoden, tarihin bu en büyük savaşı için tüm savaşçılarını seferber eder. İçlerinde saklanan Eowyn ve Merry ile birlikte insanlar, tüm cesaretlerine rağmen Gondor'u kuşatan düşmanlar karşısında güçsüzdür. Yine de Yüzük Taşıyıcısı'nın yolculuğunu tamamlaması için hayatlarının en zor savaşında birbirlerine kenetlenirler.

İyiyle kötü arasındaki mücadelenin epik bir anlatımı olan bu filmde, dünyanın kaderini değişterecek olan bir yüzükten kurtulmak için verilen mücadele anlatılıyor. Yıllar önce üretilen ve Orta Dünya topraklarına kandan başka hiçbir şey getirmeyen yüzüklerin sonuncusu, üretiminden yüz yıllar sonra ortaya çıkar. Amcasının kendisine emanet ettiği yüzüğün nelere kadir olduğundan habersiz olan Frodo, büyücü Gandalf'ın anlattıkları sonrasında dehşete kapılır. Bu yüzükten ve savaşlardan kurtulmanın, gücünü toplamaya çalışan Sauron'u engellemenin tek yolu yüzüğü yok etmektir. Yüzüğü yok edilebileceği tek yer olan Mordor'a götürmek için kendini feda eden savaşçılardan oluşan bir ekip oluşturulur. Çok uzun ve çetin geçecek olan yolculuk başlar. Orta Dünya'nın kaderi, bu insanların ellerindedir.

Yollarını kaybetmiş Hobbitler Frodo ve Sam, esrarengiz Gollum'un kendilerini takip ettiğini farkederler ve onu yakalarlar. Bir zamanlar bir Hobbit olan ve beş yüz yıl sahip olduğu Yüzük tarafından bozulup bir yaratığa dönüştürülen Gollum, kendisini serbest bırakmaları karşılığında, Hobbitleri Mordor'un Kara Kapıları'na götürmeye söz verir. Sam, yeni yol arkadaşına güvenmezken Frodo ise bir zamanlar kendisi gibi bu yüzüğü taşıyan Gollum'a acır. Başka şansı kalmadığı için Gollum'u takip eder.


Krallık tacı için savaşan iki kardeşin mücadelesini anlatan film, iki büyük aktörü karşı karşıya getiriyor. 8. ve 9. yüzyılda Avrupa'da hüküm süren, tüm yaşamlarını savaş Tanrısı Odine'ye adayan ve her yeri yıkıp yağmalayan Vikingler'i anlatan, unutulmaz film. Edison Marshall'ın romanından yapılan uyarlama, güzel renkleri, oyuncuların performansı, doğal setleri ve akıcı temposuyla sivriliyor. Filmin en ilginç özelliği ise hikayeyi Orson Welles'in anlatıyor oluşu.

Yakışıklı ve gözüpek Flash Gordon, kız arkadaşı güzel Dale Arden'le birlikte dostu Dr. Zarkov'un icadı olan rokete binerek Mongo gezegenine gelir. Burada değişik ırklar, kültürler ve teknolojiler birlikte yaşamaktadır. Ancak krallıkların hepsi de kötü yürekli tiran Ming'in demir yumruğu altında ezilmektedir. Kahramanlarımız bir çok tehlike ve serüvenin ardından tahtın gerçek varisi Prens Barin ile güç birliği yaparak, Ming bizim Dünya'mızı da yoketmeyi içeren şeytani planlarına engel olmak üzere kolları sıvarlar.

Bilbo Baggins, korkunç ejderha Smaug'dan Cüce Krallığı'nı geri almak için çıkılan yolculuğa katılıyor. Aniden çıkagelen Gandalf tarafından bir grup Cüce'ye katılması istenir. Her çeşit yaratıkların bulunduğu yaban ellerde bu cüce grubu ile kendini bir maceranın ortasında bulur. Erebor'a vardıktan ve Smaug ile karşılaştıktan sonra Beş Ordu güçlerini birleştirerek, Orta Dünya'nın kaderini belirleyecek bir savaşa başlar.

Ünlü bir korsanın kızı olarak aynı işe soyunan güzel kaptan Morgan Adams, bir hazine haritasının parçasını bulur. Babasından kalan gemisi ve tayfalarıyla haritada sözü edilen hazineyi bulmak için yola koyulurlar.Bu arada Morgan, bir köle pazarından zeki ve yakışıklı William Shaw'u satın alarak kadrosuna ekler. Shaw'un da yardımıyla haritanın diğer yarısını ele geçirmek ve acımasız korsan Dawg Brown'dan önce hazineye ulaşmak için zorlu bir yarışa girişirler.

Stanley Kubrick, klasik bilim kurgu başyapıtı olan insanlığın doğası üzerine bir yorum niteliğindeki 2001: Uzay Macerası ile film yapımının sınırlarını yeniden tanımladı. Taş Devri Dünyası: Yanı başlarında beliren esrarengiz siyah bir taş, primatların ilk defa alet kullanmasını sağlayarak akıl için ilk adımlar atılmıştır. 1999: Dünya’nın ay astronotları başka bir esrarengiz siyah taş ortaya çıkarırlar. 2001: Dünya ve Jüpiter arasında, uzay aracının akıllı bilgisayarı, insan ekibinin çoğunu öldüren bir hata yapar ve ardından hatasını gizlemek için öldürmeye devam eder. Zamanın Ötesi: Jüpiter’e yapılan yolculuktan tek sağ kalan, bir sonraki insanlık düzeyine yükselir.

Berlin ve Cannes'dan ödülle dönmüş sıradışı bir gerilim/macera… Güney Amerika'daki gözden ırak bir kasabada sıkışıp kalmış dört yabancı; Fransız Mario ile M Jo, Alman Bimba ve İtalyan Luigi… Ülkelerinden kaçmış bu dört adamın tek bir kurtuluş yolu vardır; her an patlamaya hazır iki kamyonu zamanında yerine ulaştırmak!

Zengin olma hırsıyla son parasını da piyangoya yatırarak tüketen Fred (Humphrey Bogart) Meksika’da dostu Curtin’la buluşur. Birlikte çalıştıkları McClane’den paralarını almakta zorlanırlar. Diğer yandan, beraber vakit geçirdikleri ve oldukça geveze bir araştırmacı olan Howard’a göre etraftaki tüm tepeler altın hazineleriyle doludur. Bu, Dobbs ve Curtin için kaçırılmaz bir fırsattır. Beraber tepeleri aşan üçlü, döndüklerinde dostlukları mı yoksa paraya olan tutkuları mı ağır basacaktır?

Öykü, belirsiz bir zaman diliminde, feodal düzenin hakim olduğu Çin topraklarında geçiyor. Çalınan bir kılıcın ve ünlü bir kaçağın peşindeki iki savaşçı, iz üstündeyken soylu bir adamın kızına rast gelirler. Fiziksel açıdan şaşırtıcı derecede iyi eğitilmiş bir dövüşçü olan bu genç kız, hayatının kritik kararlarından birini vermek üzeredir. Mucizelerin olağan karşılandığı, havada yürüyen zen savaşçılarının cirit attığı bir düşsel gerçekliği koreografik olarak sinemaya taşıyan yönetmen Ang Lee, romantizm ve aksiyonun dinamik bir öykü içindeki birleşimi olarak tanımlıyor filmini.

Missisipi Cezaevi’nde tutuklu, ağzı bozuk, haşin bir adi suçlu olan Everett Ulysses McGill (George Clooney), taş kırarak daha fazla zaman kaybetmek istemez. Kandırdığı iki zavallı mahkumla birlikte, toprağa gömülü bir hazineyi aramak için, prangalarından bile kurtulmadan hayatlarının en maceralı yolculuğuna çıkarlar. Üçlüyü tekrar hapisaneye tıkmak isteyen kurnaz ve esrarengiz kanun adamı Cooley ile de amansız bir kovalamacanın içine girmişlerdir. Yol boyu birbirinden ilginç sürprizlerle karşılaşan üçlü, ünlü gangster bebek yüzlü Nelson’dan, tekrar seçilmek için çılgın bir seçim kampanyası yürüten Pappy O’Daniel’a kadar pek çok sıradışı karakterle, farklı olaylar yaşarlar.

Yakın gelecekte Japonya'da, hükümet gençlerin neden olduğu şiddet eğlemlerinin önüne geçememektedir. Öğretmenler, aileler kısacası tüm toplum gençliğin yarattığı korku bulutuna teslim olmuştur. Japon hükümeti olayların kızışmasının ardından "Battle Royale" denilen kanunları kabul etmiştir. "Battle Royale" kanunlarına göre her yıl ülke içinden rastgele bir lise sınıfı seçilir ve bu sınıfın öğrencileri yerini yine hükümetten kimsenin bilmediği bir adaya götürülürler. Bu seneki "Battle Royale" için Nobu'nun sınıfı seçilir. Nobu ve arkadaşları hükümet tarafından "Battle Royale" adasına kaçırılırlar. Adada onları öğretmenleri Takeshi karşılar ve oynayacakları oyunun kurallarını açıklar. Kurallar basittir, Nobu ve 41 arkadaşından sadece bir kişi adadan canlı ayrılabilecektir. Hükümet gençlerin herbirine, içinde farklı silahlar ve yeterli yiyecek bulunan bir çanta verir. Gençler, adadan canlı çıkabilmek için 3 gün içinde birbirlerini öldürmek zorundadırlar...

Luther Whitney işinde uzman ve mükkemmeliyetçi biridir. Sessizliğe çok önem verir çünkü yaptıklarıyla böbürlenmek onu hapse düşürecek kadar tehlikelidir: o bir hırsızdır... Yıllarca hapis yatıp çıktıktan sonra, son bir işle jübilesini yapmaya karar verir. Amerika'nın en zenginlerinden Walter Sullivan'ın malikanesine girer. Ama Luther gibi usta bir hırsızı bile şaşırtacak bir şey bu dünyada her zaman bulunur! Ucu beyaz saraya kadar uzanan, çok ama çok önemli bir sır...

İki çocuğuyla beraber hafta sonunu geçirirken gökyüzü aniden kararır ve şimşekler eşliğinde çok şiddetli bir fırtına patlak verir. Gökyüzünde tuhaf şeyler olmaktadır. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra evinin yakınındaki kavşakta sıradışı bir olaya tanık olur. Toprağın aniden yarılmasıyla yeryüzünün derinliklerinden üç bacaklı çok büyük bir savaş makinesi ortaya çıkar ve görünürdeki herşeyi yakıp yıkmaya başlar. Bu olay, uzaylıların dünyamıza saldırısının ilk hamlesidir. O andan itibaren herhangi bir gün gibi görünen günün akışı değişmiş ve bu sıradan insanlar hayatlarının en olağanüstü anlarını yaşamaya başlamıştır.

Himalayalara düşen bir uçaktani İngiliz diplomat Robert Conway ve bir grup yolcu, Shangri-la adlı cennete benzeyen bir vadinin halkı tarafından kurtarılır. II. Dünya Savaşı’nın kara bulutları çökerken dağların arasındaki dış dünyadan korunaklı Shangri-la, hayatından bezmiş Conway için baştan çıkarıcı bir sığınak olur

In this early film adaptation of the classic novel by Robert Louis Stevenson, young Jim Hawkins is caught up with the pirate Long John Silver in search of buccaneer Captain Flint's buried treasure.

Enchanted by the idea of locating treasure buried by Captain Flint, Squire Trelawney, Dr. Livesey and Jim Hawkins charter a sailing voyage to a Caribbean island. Unfortunately, a large number of Flint's old pirate crew are aboard the ship, including Long John Silver.

1800'lerin İngiltere'sinde, İrlandalı öksüz güzel Mary, teyzesi ve amcasının yanına sığınır. Patience Teyze ve Joss Amca, Cornwell'deki Jamaica Hanı'nın sahipleridir. Genç kız, yeni evi olan hanın, gemileri fener oyunlarıyla gece karaya vurdurtarak yağmalayan bir grup acımasız korsana da yataklık ettiğini öğrenir. Korsanların başını çeken Sör Humphrey Pengallon'un pek de dengeli olmayan mizacı düşünüldüğünde, Mary'nin hayatı için endişelenmesi için oldukça fazla sebebi vardır artık.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir