
Alan Ladd
Alexander 'Alec' Austen

The conflict between duty and conscience is explored in the WWII drama The Deep Six. Alan Ladd stars as Naval gunnery officer Alec Austin, a Quaker whose sincere pacifist sentiments do not sit well with his crew members. When he refuses to fire upon an unidentified plane, the word spreads that Austin cannot be relied upon in battle (never mind that the plane turns out to be one of ours). To prove that he's worthy of command, Austin volunteers for a dangerous mission: the rescue of a group of US pilots on a Japanese-held island. The ubiquitous William Bendix costars as Frenchy Shapiro (!), Austin's Jewish petty officer and severest critic. If the film has a villain, it is Keenan Wynn as ambitious Lt. Commander Edge, who seems to despise anyone who isn't a mainline WASP.

Alan Ladd
Alexander 'Alec' Austen

Dianne Foster
Susan Cahill

William Bendix
'Frenchy' Shapiro

Keenan Wynn
Lt. Cmdr. Mike Edge

James Whitmore
Cmdr. Warren Meredith

Efrem Zimbalist Jr.
Lt. Blanchard

Joey Bishop
Ski Krokowski

Barbara Eiler
Claire Innes

Ross Bagdasarian
Pvt. Aaron Slobodjian

Jeanette Nolan
Mrs. Austen

Walter Reed
Paul Clemson

Peter Hansen
Lieutenant Dooley

Richard Crane
Lieutenant j.g. Swanson

Steven Marlo
Collins (as Morris Miller)

Perry Lopez
Al Mendoza

Kum Taneleri uyuyan bir dev olan Çin ve onun kanlı uyanışı esnasında orada bulunan Amerikalılar'ın hikayesidir. Hayata tamamen küsmüş denizci Jake Holman ve Çinli karısını bir açık arttırmadan kaçıran Amerikalı donanma görevlisi Frenchy'nin hikayesi anlatılmaktadır.

Takvimler 1981 yılını gösterirken Afganistan kumlu ve tozlu toprakları rusların işgali altında inlemektedir. Baskınlar giderek vahşileşip , sadece kent merkezlerinde değil küçük kasabalardada acımasızlığını göstermektedir. Hikayemiz de ise küçük bir köyde bu vahşete maruz kalan masum ve çaresiz insanlar bir tank dolusu asker tarafından acımasızca talan edilmiştir. O sırada köyün dışında olan afgan mücahitler geri döndüklerinde karşılaştıkları manzara karşısında intikam yemini ederek çölde yolun kaybetmiş olan rus askerlerinin peşine düşeceklerdir. Savaşın zorlu şartları insanları tamamen çaresiz bırakmıştır. Kalanlar da ise tek bir duygu kalmıştır oda "intikam.!". Kötüler kazansa bile insanlık her zaman kalplerde hükmünü korumaya devam edecektir.

Savaşacak bir savaş yok. Ama savaşlardan geriye yadigar kalan Çavuş Tom Highway'in hala savaştığı çok şey var. Çavuş karakterini canlandırmanın dışında Eastwood, aynı zamanda filmin hem yönetmeni hem de yapımcısı. Destansı hikayeye sahip filmde emekli olmadan önce son görevine çıkan Tom, inişli çıkışlı yaşamının acemi erler, memurlar ve hala çekici bulduğu eski karısı tarafından daha karmaşık hale geldiğini görür. Heartbreak Ridge, zirvedeki oyuncuların zirvedeki performanslarıyla parlak bir film.

After returning home from an extended tour in Afghanistan, a decorated U.S. Army medic and single mother struggles to rebuild her relationship with her young son.

On beş yıl önce üç arkadaş Vietnam savaşında görev almak üzere askere çağrılmıştı. Ancak iki tanesi geri dönebilmişti. Yaşadıkları o korkunç savaşın onça inanılmaz acılarını hala içlerinde taşıyan ve geceleri kabuslarla uyanan bu iki arkadaş artık birbirlerinden ayrı yaşamaktadır. Çektikleri acılar o kadar çoğalır ki artık tekrar bir araya gelip o günleri yeniden yaşayacaklar ve hem kendilerini hem de arkadaşlıklarını bir tür sınavdan geçirerek yarınlara daha sağlıklı ulaşmanın yollarını arayacaklardır.

In 1918, a young, disillusioned Adolf Hitler strikes up a friendship with a Jewish art dealer while weighing a life of passion for art vs. talent at politics

Film Amerikalı iki genç askerin sert psikolojisi bozuk çavuş Sterling'in komutasındaki Irak savaşının dehşet anlarına gidiyor.

Hiç mahkeme salonuna girmemiş olmasına rağmen 60 ın üstünde dava kazanmış ve rahat kişiliği ile tanınan Donanma Avukatı Daniel Kaffe'ye Küba sınırında bir askerin öldürülmesi ile ilgili bir davanın gelmesi ile bütün sorunlar başlar. Müvekkilleri ile devamlı anlaşma yoluna gittiği için hiç mahkeme salonuna gitmeden dava kazanan Kaffe, bu sefer askerlerin cinayeti kabul etmemesi ve verilen emri uyguladıkları iddiası üzerine ve JoAnne Galloway isimli diğer donanma avukatı da işin içine girince davayı mahkemeye taşımak zorunda kalacaktır.

Yıl 1945. Kanlı bir savaşın kanlı canlı devam etmekte olduğu anlar. Iwo Jima Adası, Japonlar’ın elinde ve Amerika, burayı kazanmanın peşinde. Ele geçirdikleri anda birkaç Amerikan askeri, oradaki dağın tepesine çıkarak zafer bayraklarını dikerler. Ancak bu askerler, kahraman olarak evlerine döndüklerinde kendilerini zorlayan bir takım çelişkili hislerin ve durumların ortasına düşerler.

Film ,Yeni askerler ve kıdemliler arasındaki düşünsel farkı ve aynı zamanda benzerliği yansıtıyor. bir yanda savas alanına yeni gelen acemiler bir yanda yeni gelenler sayesinde kurtulmak icin can atan,eskiler.acemiler, hatalar, hataların mal olduğu çok kötüsonuçlar, ölümler ve filmin başıyla sonunu aynı sahnede bütünleştiren kısır döngü..

1916 yılındayız. Birinci Dünya Savaşı iki yıldan beri tüm şiddetiyle devam etmektedir. İngiltere ve Fransa'nın müttefik güçleri, batı cephesinde Almanlar'ın sağlam siperlerine karşı verdiği savaşta başarılı olamamış, milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Öte yandan Avrupalılar'ı kendi savaşlarıyla başbaşa bırakmayı tercih eden Birleşik Amerika tarafsızlık ve izolasyon politikasını ısrarla korumaktadır. Ancak gönüllü ambulans sürücüleriyle Fransız lejyonunun üyesi olan bazı Amerikalılar, müttefiklere yardım etmek için Avrupa'ya geçmişlerdir. Çok geçmeden Amerikalı gönüllülerden bazıları, iyi teçhizatlı Alman pilotlarıyla baş edebilmek ve müttefiklerin savaş çabalarına yardımcı olabilmek için kendi özel filolarını oluştururlar. Ölümüne mücadeleyi göze alan "Flyboys" Kahraman Pilotlar filosu bu şekilde meydana gelir.

Afganistan'da görev yapan genç bir Amerikan askeri, komutanının bazı davranışlarından rahatsızlık duyar. Bu durum, onu ahlaki bir ikilimenin içine sürükler

Teğmen Chris Burnett başarılı bir savaş pilotudur. Bir görev uçuşu sırasında uçağı düşürülen genç teğmen kendisini amansız bir mücadelenin ortasında bulur. Peşine düşen düşman gizli polisi ve askerlerden kurtulmaya çalışan Burnett'i bu durumdan çıkarmaya çalışan tek kişi komutanı Reigart olur.

Polish pilots overcome prejudice to fight against the Luftwaffe with the Royal Air Force during the Second World War, in the hope of protecting both Great Britain and their own Poland from the German advance.

2. Dünya Savaşı’nda, Amerika’nın sabrının taşmasına neden olan Pearl Harbor baskınını, hem Japonlar’ın hem de Amerikalılar’ın bakış açılarıyla anlatmayı deneyen, gösterişli bir ortak yapım. Baskının öncesi ve sonrasında yaşanan olaylar dizisini de perdeye taşıyan “Tora! Tora! Tora!”, özellikle o ünlü saldırı sahnelerinde ürkütücü bir gerçekçiliği yakalamayı başarıyor. Film, 1939 yılında Amiral Isoroku Yamamoto’nun Japon Kraliyet Donanması’nın komutasını üzerine almasıyla başlar. Eğitimini Harvard’da tamamlamış, ateşli bir milliyetçi olan komutan, önceleri Amerika’yla yapılacak bir savaşa karşı olmasına rağmen, zamanla fikrini değiştirir. Japonya’nın, Asya’nın en güçlü devleti olma arzusu onu da etkiler ve vargücüyle Amerikalılar’la savaşmaya hazırlanır. Öte yandan ABD cephesinde, Japonya’nın egemenliğine karşı çıkma hazırlıkları başlar.

İkinci Dünya Savaşının önemli cephelerinden olan Rusya cephesinde büyük değişiklikler olmuştur. Rusya'ya saldıran Alman orduları yanlış zaman ve yetersiz malzeme yüzünden inanılmaz hızla girdikleri bu topraklardan geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Savaş alanındaki kurnazlıkları sayesinde hayatta kalmayı başaran Çavuş Steiner ve emrindeki birliğe yeni atanan komutanları Yüzbaşı Stransky arasında çok kısa bir zaman içinde bir sürtüşme başlar. Aslen Prusyalı aristokrat bir aileden gelen bu yeni komutan her ne pahasına olursa olsun şeref madalyası almaya çalışmaktadır. Aralarındaki hava gergindir çünkü çavuş, askerler arasında adeta bir efsane haline gelmek üzeredir.

İsrail Savunma Kuvvetleri ve ABD Senatörü (Robert Patrick) oğlu için başarılı bir pilot pilot olan Binbaşı Ronan Jackson, Suriye hava sahasında uçarken vurulur. Kazadan mucizevi bir şekilde hayatta kaldıktan sonra, Jackson bir grup Hizbullah militanı tarafından esir alınır. Sert savaş eylemiyle dolu sürükleyici ve güçlü bir hikaye olan Jarhead: Return Law, Gunnery Çavuş Dave Torres (Amaury Nolasco) liderliğindeki seçkin askerlerden oluşan bir ekip izliyor

Regent Horthy is the leader of Hungary and a German ally, but his favorable standing with Hitler changes as the war comes to an end. Forced to cede Hungary’s power or else witness the execution of his son, Regent Horthy gives up control of his country to the Nazis, who quickly move Hungarians to ghettos and death camps, with no hope in sight. But the despair changes when a young man named Elek emerges. Separated from his family during the relocations and aided by the woman he loves , Elek defies the enemy by becoming one of them. In a race against time, disguised as a Nazi Officer he embarks on a mission to save his family and thousands of his countrymen.

Çok tehlikeli görevlere çıkan bir ekip… Teğmen Jordan O’Neill, bu ekibe alınan tek kadın olarak tartışılmaktadır. Henüz erkeklerin bile iyi bir şekilde adapte olamadığı bir bölükte bir kadının barınabilmesi çok tehlikeli görülmektedir. Birliğin bir süre sonra başlayacak eğitimleri bile askerleri bir cehennemin içerisine bırakacaktır. Jordan’ın bu süreçten sağlam bir psikolojiyle çıkması mucizevî olacaktır. Eğitim henüz tamamlanmadan birliğin karşısına tamamlanılması gereken acil bir görev çıkar. Bu Jordan’ın kendisini ispatlayabilmesi için eşsiz bir şanstır. Sinemanın halen en heyecan verici yönetmenlerinden biri olarak anılan Ridley Scott’ın 90’lar döneminden olan G.I Jane’in başrolünde Demi Moore var. Moore’a Viggo Mortensen, Anne Bancroft ve Jason Beghe gibi isimler eşlik ediyor.

Mark Wahlberg eski bir keskin nişancıdır. Bu işleri uzun zaman önce bırakmış olmasına rağmen son bir görev için yeniden geri dönmesi istenir. Fakat kısa zaman içinde aslında bu görevin altında yatan büyük gerçeği farkına varacaktır. Aslında yapılmak istenen Amerikan Başkanı'na bir suikast düzenlemektir.Artık Mark'ın işi ilk zamankinden çok daha zordur. Çünkü bir yandan bu büyük komplonun altında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışacak, bir yandan da Başkan'ı bu korkunç gidişattan korumaya çalışacaktır.Stephen Hunter imzalı Point of Impact kitabından uyarlanan film, Antoine Fuqua imzası taşıyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir