
Jack Jones
Nick Cooper


Jack Jones
Nick Cooper

Pamela Stephenson
Linda Everett

David Doyle
Webster Jones

Richard Johnson
Psychiatrist

Holly Palance
Gail

Sheila Keith
Mrs. B

Bill Owen
Mr. B
Peter Turner
Harry Cunningham

June Chadwick
Nurse
Penny Irving
Patrick Brock
Dr Paulsen
Jeff Silk
Police Officer

David Hamilton
Radio DJ (voice) (uncredited)

Powder filmi ile tanınan Victor Salva'nın filmlerinden biri olan Jeepers Creepers, üniversiteden evlerine dönerken yolu uzatan iki kardeşin inanılmaz macerasını anlatıyor.Otobanda sakince ilerlerken onları ezmeye çalışan bir araba ile o arabanın sahibinin eski bir kilise yanındaki boruya attığı cesetleri gören iki kardeş başlarına ne tür bir bela aldıklarını öğreneceklerdir...

After fleeing his psychotic father, a young teen and his mom seek refuge in a remote farmhouse, only to face a pack of ferocious dogs and the sinister spirits that haunt the property.

A woman is sent to a mental institution after stabbing her classmate in an attempt to conjure an evil spirit called, Mercy Black. Fifteen years later she's released, and must save her nephew, who has become obsessed with the phenomenon.

Like any other teenage girl, Tara is just surviving high school — yet her father and mother seem strangely distant. Amidst a nearby spree of gruesome ax murders, Tara has sightings of terrifying entities, forcing her to question her own sanity and shocking ancestry.

Caz piyanisti ve müzik hocası Marcus Daly, kanlı bir cinayete şahit olduktan sonra, cinayetin ardındaki gizemi araştırmaya başlar. Zamanla cinayetlerin sayısı artmaya başlar ve Daly cinayetlerle kendisi arasındaki bağlantıdan yola çıkarak, katilin kim olduğunu bulmaya çalışır. Katile giden yol, sırlarla dolu bir bulmacayı andırmaktadır.



Yedi yıl önce gölde boğularak ölen genç Kathleen'in acısı hala annesi Lady Haloran'ı yiyip bitirmektedir. Düzenli olarak kızının mezarını ziyaret etmek suretiyle kendisine işkence eden Lady Haloran'ın çilesi bitecek gibi değildir. Şimdi de gelini Louise kalp krizi geçiren kocasının cesedini, sırf mirasın dışında kalmamak için saklamıştır ve şatoda esrarengiz olaylar birbirini izlemektedir.

Kocasının vahşice öldürülmesinin ardından, Kansaslı bir karayolları devriye memuru, faili bulmak için yola çıkar. Av ilerledikçe, sorumlu adamın sadist bir seri katil olduğunu ve zihinsel sapkınlığının derinliğinin ve şeytani planlarının kimsenin hayal edemeyeceği kadar çarpık olduğunu fark eder.


Flmi seyrettikten sonra çalan her telefon sizi iliklerinize kadar titretecek... Zorlu geçen bir boşanma sürecini atlatmaya çalışan Mary Kee tanımadığı bir numaradan gizemli telefonlar almaya başlayınca, artık kendisini evinde bile huzurlu ve güvende hissedemez. Telefonların geçmişten geldiğini fark edince, hayatta kalabilmesi için onu arayan kişiyi öldürmesi gerektiğini anlar. Ama geçmişte yaşayan birisini nasıl öldürebilirsiniz ki? Peki ya başarısız olursa?

Bir kadın, gecenin köründe ücra bir benzin istasyonuna girerken, gizli bir kan davası olan sosyopat bir keskin nişancının tuzağına düşer. Hayatta kalmak için, sadece onun silah ateşinden kaçıp hayatı için mücadele etmekle kalmamalı, aynı zamanda onu kimin ve neden öldürmek istediğini de bulmalıdır.

Köklü tarihi geçmişiyle tanınan New England’daki Pendleton Koleji’nde yavaş yavaş işlenmeye başlanan cinayetler tıpkı, “hep şöyle yaparsan başına böyle kötü şeyler gelir” türü hikayelerle bağlantılıdır. Bu cinayetleri işleyen kişi kampüsteki öğrencileri teker teker öldürmekte ve kimse katili bulamamaktadır. Her zaman anlatılan korku dolu hikayelerin birer birer gerçeğe dönüştüğü bir gerilim filmi.

Marion Crane’e patronuyla iş yapan zengin bir adam 40 bin dolar emanet eder ve Marion parayı bankaya yatırmak yerine yanına alıp şehirden ayrılır. Bir polis Marion’un şüpheli davranışları üzerine peşine takılır. Ancak Marion’un peşine takılan sadece polis değildir. Sevgilisi ile buluşmayı planlayan Marion şiddetli yağmur yüzünden geceyi bir otelde geçirmeye karar verir. Otelden içeri girer girmez garip şeyler olduğunun farkına varan Marion uyumadan önce otel sahibi Norman Bates ile biraz sohbet eder. Norman’ın kişiliğinde sorunlar olduğunu, annesine ve kuşlara karşı bir takıntısı olduğunu öğrenen Marion, sohbeti kısa kesip odasına giderek duş almaya karar verir ve olaylar gelişir.

Alice Spages, annesi ve kız kardeşiyle birlikte yaşayan, psikolojik olarak biraz sorunlu 12 yaşında bir genç kızdır. Bir maske takarak ve sarı bir yağmurluk giyerek, annesinin ve çevredeki kilisede görev yapan rahibin gözdesi olan kız kardeşi Karen'ı korkutmayı sever. Diğer favori uğraşları arasında, obez komşusunu rahatsız etmek ve etrafındaki insanlardan çaldığı eşyalarla oluşturduğu fetişistik bir evren yarattığı bodrumda oynamak vardır. Onun için her şey, kız kardeşi kilisede komünyon ayini sırasında öldürüldüğü gün değişir. O andan itibaren, polisin onu güçlü bir şekilde şüpheli olarak görmesine yol açan bir dizi olay başlar. Kilise trajedisinden kısa bir süre sonra, onu hiç sevmeyen halasının sarı parkalı ve maskeli biri tarafından saldırıya uğraması, şüpheleri daha da artırır. Peki, bu gizemli katil kim? Alice mi yoksa ona yakın biri mi?

Michael Powell'in kariyerini mahveden kötü şöhretli filmi Peeping Tom'da (Röntgenci), kameranın saldırgan bir obje olarak kullanımı filme rahatsız edici bir hava katmıştır. Mark Lewis (Carl Boehm) isimli bir genç, kendisini kadınlara belgesel yönetmeni olarak tanıtır. Ancak kamerasının içinde, filme aldığı kişiyi öldürmek için kullandığı sivri uçlu bir metal vardır. Bu durumu, filmin başında kameranın vizöründen görerek tanık olduğumuz sinir bozucu cinayet kaydıyla öğreniriz.


Genç bir yazar, otuz yıl önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolan efsanevi bir pop yıldızının uzak bir evine davet edilir. Yazar kendini, bir tarikat benzeri takipçi grubu ve sarhoş gazetecilerle çevrili bir halde bulur ve çok geçmeden ortaya çıkarılmayı bekleyen pek çok karanlık sır olduğunu fark eder.


Mario Bava’nın A Bay of Blood filmi, slasher türünün öncüsü kabul edilen bir İtalyan korku klasiğidir. 1971 yapımı bu film, 13 karakterin vahşi şekillerde öldürülmesini konu alarak, Halloween (1978) ve Friday the 13th (1980) gibi filmlere ilham vermiştir. Basit bir konuya sahip olan film, bir koyu satın almak isteyenler ile orada yaşayanlar arasındaki cinayetler zincirini işler. Bava’nın sanat geçmişi, filmin görsel estetiğine yansırken, su altındaki cesede yapışan ahtapot gibi unutulmaz sahneler sunar. Film, dönemine göre oldukça kanlı ve yaratıcı ölüm sahneleriyle dikkat çeker. Bugün biraz eskimiş görünse de enerjisi ve korku sinemasına katkıları açısından hala büyük bir önem taşımaktadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir