
Rémy Girard
Jean-Michel Bouchard


Rémy Girard
Jean-Michel Bouchard

Sophie Lorain
Suzanne Francœur

Marie-Mai
Flavie

Guylaine Tremblay
Nancy Fournelle

Caroline Néron
Ministre de la Santé

Alexandra McDonald
Kathy Ford

Katia Gorshkova
Vera Ivanovic

Alex Rice
Kanien Montour

Charlotte Aubin
Rosalie Lecavalier

Robert Lepage
Raphaël Saint Aubin - sous-ministre de la Culture

Yves Jacques
Emmanuel d'Argenson

Edgar Bori
Raymond (Ami de Jean-Michel)

Denis Bouchard
Rodger Fournelle

René Richard Cyr
Ministre de la Culture

Clémence DesRochers
Madame Sylvestre

A story of the caring friendship formed between a crusty, old anti-Semite and an eight-year-old Jewish boy who goes to live with him during World War II.

Film, görünüşte sıradan olan Barney Panofsky sıra dışı hayatının samimi ve espirili hikâyesini anlatıyor. Film, dört tane 10 yıllık perioda ve iki kıtaya yayılıyor. Bu sıra dışı yaşam hikâyesinde Barney’e üç farklı kadın ve yakın arkadaşı olan babası Izzy’ı eşlik ediyor.

Babalarının ölümünün ardından bir haftalığına yeniden aynı çatı altında toplanan ve çocukluk günlerine dönmeye çalışan yetişkin kardeşlerin öyküsünü anlatan filmde, bu romantik fantezinin çığrından çıkma süreci anlatılıyor.

Charlie, 20'lerinde, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan ve hayattan pek bir beklentisi olmayan bir gençtir. Üvey babası, ciddi ilişkisi olan bir kıza aşık olunca, durumlar biraz karışacaktır. Ciddi bir ilişkisi olan Amber'la tanışınca, hayatını tekrar sorgulamaya ve ona ilgi duymaya başlar.

Banliyödeki zengin ve özel sitelerde yeni birilerinin mahalleye taşınması her zaman ilgi çeker. Özellikle de taşınanlar Jones ailesi gibi bir aileyse! Steve ve Kate Jones mükemmel bir çifttir, çocukları Mick ve Jenn ise terbiyeli, yetenekli kısacası görünüşte ideal çocuklardır. Üstelik evlerini dolduran son moda eşyaları ve mükemmel dış görünümleriyle Jones ailesi adeta reklamlardan fırlamış gibidir… Ki aslında bunun şaşırtıcı bir yanı yoktur zira Jones ailesi gerçek bir aile değil Life Image isimli bir pazarlama şirketin çalışanlarıdır. Görevleri ise aile kılığında zengin mahallelere taşınarak müşterilerin ürünlerine “canlı reklam” yapmaktır… Böylece Jones’ların yeni reklam kampanyası başlar.

Genç bir adam, rüyasının peşinden gidip usta bir sommelier olmak ve babasının beklentilerini karşılayıp ailenin barbekü restoranını devralmak arasında sıkışıp kalır.Mamoudou Athie, Courtney B. Vance ve Niecy Nash başrollerde. Yazar-yönetmen Prentice Penny'nin ilk yönetmenlik denemesi.

Tam Y Kuşağına Göre Bir Film Alex Hakkında, Alex intihara teşebbüs edince hafta sonu bir araya gelmeye karar veren liseden 7 arkadaşın hikâyesini anlatıyor. Alexe göz kulak olurken, arkadaş grubu içindeki eski aşklar ve dargınlıklar canlanacak, kötü verilmiş kararlar ortaya dökülecek, dostluklar ve ilişkiler kopma noktasına gelecek ve bütün bu yaşananlar, lise yıllarındaki naif dostluklarının nasıl böyle karmaşık ve kirli hale geldiğini sorgulamalarına neden olacaktır.

En yakın arkadaşının annesiyle ilişkiye giren genç, gittikçe dibe doğru batmaktadır..

Willowdean, annesinin taktığı lakapla Dumplin', arkadaşlarının kısaltması ile ise Will, fazla kilolu bir genç kızdır. Ancak fazla kiloları onda asla güven eksikliği yaratmamıştır ve halinden çok memnundur. Annesi Rosie ise gençliğinde güzellik kraliçesi olmuş bir kadındır. Kilosuyla dalga geçilmesini pek umursamayan genç kız günün birinde Bo adında bir çocukla tanışır ve ona hissettikleri derinleştikçe kendi bedeni hakkında tereddütlere düşmeye başlar. Güvenini tazelemek için gençler arası güzellik yarışması Miss Teen Blue Bonnet'e katılmaya karar verir. Yanında da yarışmanın şartlarından çok farklı durumlardaki arkadaşlarını da götürür. Will ve annesi Rosie, bu süreçte aralarındaki farklılıkları bir kenara bırakıp birbirlerine destek olmak zorundadır...

New York’un karmaşasından, gürültüsünden ve Eisenhover dönemi Amerikası’nın ezici teamüllerinden sıtkı sıyrılan Kemp, soluğu saf ve bozulmamış bir ada olarak gördüğü Porto Riko’da alır. Burada ezik bir editör olan Lotterman (Richard Jenkins) tarafından yönetilen “San Juan Star” gazetesinde çalışacaktır. Adanın romla dolu yaşam tarzına hemen adapte olan Paul, bir süre sonra Sanderson’ın (Aaron Eckhart) dünyalar güzeli nişanlısı Chenault’ya (Amber Heard) abayı yakar. Karanlık ve şaibeli müteahhitlik projeleri geliştiren bir işadamı olan Sanderson, adayı Amerika’nın zenginlerine hizmet veren kapitalist bir cennete çevirmeye çalışan ve sayıları gün geçtikçe artan uyanık “yatırımcı”lardan sadece biridir. Sanderson çirkin planlarını hayata geçirmek için Kemp’in yazılarını kullanmaya çalıştığında, gazetecinin önünde iki seçenek vardır: kelimelerini bu namussuz işadamlarına rant sağlamak için kullanmak ya da hepsinin ipliğini pazara çıkarmak.


Son 24 saatinde yeni bir acil sağlık teknisyenine eğitim vermeye çalışan, tükenmiş bir paramediğin mücadelesini anlatıyor. Bu süreçte zorluklarla yüzleşerek hayatta kalmaya çalışıyor.


Minoru ve Isamu Hayashi evlerine televizyon aldırmak isteyen iki kardeştir. Ancak anne babaları bunu reddedince yetişkinleri boş konuşan yapmacık insanlar olmakla itham ederler. Babaları onlara susmalarını söyleyince onlar da tam öyle yapar: eve televizyon girinceye kadar ağızlarını açmayacaklardır!

20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan'da geçen film, bağımsızlık mücadelesi için İngiliz yönetimine karşı "Pasif Direniş"i örgütleyen Mahatma Gandhi'nin hayatından bir kesit anlatıyor. En iyi biyografik çalışmalardan biri olarak kabul edilen Gandhi, 11 dalda aday olduğu Oscar ödüllerinden "en iyi film" ve "en iyi yönetmen" dahil tam 8 ödülle döndü. Gandhi rolünde sinema tarihinin en iyi performanslarından birine imza atan usta oyuncu Ben Kingsley'nin ise "en iyi erkek oyuncu" dalında heykelciğe uzanmasıysa pek zor olmadı. Cenaze sahnesinde yaklaşık 300.000 kişinin yer almasıyla da bir film sahnesinde yer alan en kalabalık insan sayısı rekorunu da elinde bulunduran film, çarpıcı sahneleriyle hafızalardan silinmeyecek bir yapıt. Hindistan bağımsızlık hareketinin lideri Gandhi'nin gerçek hayatından sinemaya aktarılan bu gerçekçi yapım, ülkemizde yıllarca yasaklanmış ve gösterime girememişti..

Brian (James McAvoy) hayatta var olmanın yolunun bilgiden geçtiğine inanmaktadır. Çocukluk yıllarının bu düşüncesi gittiği üniversitede de kendini hissettirecek ve 4 kişiden oluşan okul bilgi takımının bir parçası olacaktır. Kendi kabuğundan sıyrılan bu genç öğrenci, Alice ve Rebecca ile tanışacak ve kendini hiç bilmediği bir dünyanın içinde bulacaktır.

Bir barda çıkan kavga sonrası, kamyon şoförü "Rubber Duck", sadist Şerif Wallace ile karşı karşıya gelir. Bunun üzerine, birkaç meslektaşıyla birlikte eyalet sınırını aşarak kaçmaya başlar. Kamyoncularla polis arasındaki bu çılgın kovalamaca sırasında, konvoya giderek daha fazla kamyon şoförü katılır ve hepsi "Rubber Duck"ın peşinden gitmeye başlar. En sonunda, kamyoncularla polis arasında büyük bir hesaplaşma yaşanır...

A terminally ill mother invites her family to their country house for one final gathering, but tensions quickly boil over between her two daughters.


Battle in Seattle, Charlize Theron'un başrolünde oynadığı ve Martin Henderson, Woody Harrelson ve Michelle Rodriguez gibi isimlerin eşlik ettiği Aksiyon ve Dramı bir arada barındıran bir film. Büyük bir eylemci grup, 1999 yılı "Dünya Ticaret Organizasyonunu" protesto etmek için Seattle da toplanırlar. Yaşanacak kaos ve kargaşa toplantıları durdurmakla kalmayacaktır...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir