
Doug McClure
Bowen Tyler

Bu büyüleyici fantastik macera, gizemli bir adaya düşen bir grup kazazedenin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Ancak kısa sürede fark ederler ki ada, etçil yaratıklarla doludur! Kaçıp kurtulabilmek için ölümcül dinozorlara, korkunç deniz canavarlarına, uçan pterodaktillere ve vahşi ilkel kabilelere karşı amansız bir savaş vermek zorundalar!

Doug McClure
Bowen Tyler

John McEnery
Captain Von Schoenvorts

Susan Penhaligon
Lisa Clayton

Keith Barron
Bradley

Anthony Ainley
Dietz

Godfrey James
Borg
Bobby Parr
Ahm
Declan Mulholland
Olson

Colin Farrell
Whiteley

Ben Howard
Benson

Roy Holder
Plesser

Andrew McCulloch
Sinclair

Ron Pember
Jones
Grahame Mallard
Deusett
Andrew Lodge
Reuther

Bir adam hayalinde Mars gezegenine sanal yolculuklar yaparken umulmadık bir takım olaylar, onu gerçekte de söz konusu gezegene gitmek yönünde zorlayacaktır. Douglas Quaid her gece rüyasında bu gezegeni gören bir işçidir aslında. Bir şirketi, anı transferi ile yolculuk satar. O da Mars tatili ister ve bunu satın alır. Ancak anı transferi esnasında sıradışı bir durum olur. Quaid bir anda kendisini gizli bir ajan olarak bulur. Coogan adındaki Mars’ın acımasız lideri ile karşı karşıyadır. Gerçek ile hayal arasında bir yerde sıkışan Douglas, çıkış yolunu bulmak zorundadır.

Edgar Rice Burroughs'un A Princess of Mars (Mars Prensesi) adlı romanından uyarlanmıştır ve izleyicileri uzayda geçen epik bir maceraya götürmektedir. 1868 yılında, eski bir Amerikan askeri olan John Carter, altın aramak amacıyla Arizona çölünde dolaşırken, gizemli bir obje tarafından Mars'a (Barsoom) ışınlanır. Mars'ta, farklı ırkların ve medeniyetlerin bulunduğu bir dünyada uyanır. Bu gezegende, yerçekimi daha hafif olduğu için daha güçlü ve çevik hale gelir. Carter, burada savaşan Barsoom halkları arasındaki çatışmalara karışır ve güzeller güzeli Prenses Dejah Thoris'i kurtarma görevine atılır. Aynı zamanda, Mars'ın kötü lideri Sab Than ile karşı karşıya gelir. Carter, kendi dünyasına dönme umuduyla birlikte, Mars halkının özgürlüğü için savaşmaya karar verir.

Mucit bilim adamı Alexander Hartdegen (Guy Pearce), zaman yolculuğunun mümkün olduğunu ispatlamaya çalışmaktadır. Fakat bu tutkusu saplantı haline gelir ve içine düştüğü durum, onu geçmişi değiştirmeye zorlar. Zaman makinesini ilk kullanışında 800.000 yıl geleceğe gider. Fakat gelecek, beklediği gibi değildir. İnsanoğlu avcı ve av olarak ikiye bölünmüştür...

Jurassic World: Hâkimiyet'te yaşanan olaylarından beş yıl sonrasında geçmektedir. Dünya'nın ekosistemi, dinozorlar için büyük ölçüde elverişsiz hale gelmiş ve hayatta kalanlar, bir zamanlar gelişip büyüdükleri tropikal bölgelere çekilmiştir. Zora Bennett adlı gizli operasyonlar uzmanının, insanlık için mucizevi yararlar sağlayacak bir ilacın geliştirilmesi amacıyla üç büyük dinozordan genetik materyal toplamak üzere bir ekibe liderlik ediyor. Görev sırasında ekibin yolu, bir adada mahsur kalan bir aileyle kesişir ve burada onlarca yıldır dünyadan gizlenen karanlık bir sırrı keşfederler.

Çekildiği dönemden uzak bir gelecekte, 2013 yılında geçen film nükleer savaşın yıkıcı etkilerini gösterdiği ve yaşamı neredeyse sonlandırdığı bir dünyada geçer. Teknoloji namına hiçbir şey kalmayan bu dünya düzeni içerisinde hayatta kalan insan sayısı oldukça azdır. Bu hayatta kalan insanlar da ordu tarafından tehdit edilmekte, özgürlük kavramından çok uzakta bir yerlerde yaşamaktadırlar. Ancak aralarından doğacak kahraman tüm bu esareti ve zulmü durdurabilecek güçtedir. David Brin’in Postacı isimli ünlü bilim kurgu romanından uyarlanan film, uyarlandığı yapıt kadar post apokaliptik ve distopik bir atmosfere sahiptir. Film oyuncu kadrosunda da gördüğümüz ünlü oyuncu Kevin Costner tarafından yönetilmişti.

Dünyanın sular altında kaldığı bir gelecekte insan ırkı hayatta kalma mücadelesini köhne sandallarda ve geçici, yerleşik olmayan şehirlerde sürdürmektedir. Sadece birkaç insan ısrarla “Dryland” adı verilen efsanevi bir bölgede yaşamayı sürdürmektedir. Bu gizemli bölgenin nerede olduğunu arayan şeytani Deacon (Dennnis Hopper) genç Enola ve annesi Helen’ın yaşadığı şehre saldırır.

Bir grup astronot, çok uzun bir yolculuğun sonunda uyanarak, bilinmeyen bir gezegene iniş yapar. Burada konuşmayı bilmeyen ilkel mağara insanları ile, konuşan, avlanan, adeta insanla yer değiştirerek medeniyet kurmuş maymunlar yaşamaktadır. Grup dağılır, astronotlardan George Taylor, insan avcısı maymunlar tarafından esir edilir. Üzerlerinde deney yapılacaktır ki, maymunlardan Dr. Zaius, esir Taylor'ın konuşulanları anlayan, 'maymunlar kadar zeki' bir insan olduğunu fark eder. Bu durumun yerleşik inançlara ters düşüp evrim kuramını altüst edeceğini düşünen tutucu doktor, olan biteni görmezden gelir. O esnada devreye idealist ve sempatik Cornelius ile Dr. Zira girerek Taylor'ı korumaya çalışırlar. Diğer arkadaşlarını bulmak ve esaretten kurtulmak isteyen Taylor, çıkan bir kargaşadan faydalanarak güzel Nova'yla beraber kaçmaya başlar.

Bir denizaltı ekibi, suyun altındaki laboratuvarlarında çalışmaktadır. Ancak denizaltında çalışmalarına devam ederken dünya üzerinde büyük bir deprem olur. Bu depremin sonucunda ise binlerce km denizin altında bulunan ekip yaşam mücadelesi vermek zorunda kalacak, karşılarına ummadıkları zorluklar çıkacaktır.

Kirk ve ekibi Dünya gezegeninde yargılanmayı beklemektedir. Suçları Yıldızgemisi Atılgan'ı kaçırmaktır (Uzay Yolu 3). Ancak birdenbire yeni bir maceraya sürükleneceklerdir. Uzaydan gelen bir nesne dünyayı yoketmek istemektedir çünkü çok uzun zamandır iletişim kurduğu bir uzaylı memeli türün 23. yüzyılda soyu tükenmiştir. Garip bir şekilde bu canlı türünün dev balinalar olduğu ortaya çıkar. Kirk, Spock ve ekibin geri kalanı 1986 yılının San Fransisco'suna zaman yolculuğu yaparlar. Burada kültür şoku yaşayan kahramanlarımız bir yandan kimliklerini gizlemek bir yandan da yanlarında geleceğe götürmek için dostcanlısı bir balina bulmak zorundadır.

Amerikan iç savaşı döneminde esir tutulan bir grup kuzeyli asker, balon kullanarak hapisten kaçmayı başarır fakat patlak veren fırtına askerleri kontrolleri dışında bir yolculuk yapmaya zorlar. Yaklaşık bir haftalık yolculuklarının sonunda tropikal bir adaya ulaşmayı başaran kahramanlarımızı, yabancı oldukları bu topraklarda büyük bir macera beklemektedir. Kaptan Nemo’nun fantastik fikirlerini gerçeğe dönüştürdüğü bu ada, normal hayatta zararsız olan hayvanların dev canavarlara dönüştüğü bir yerdir.

Kıyamet sonrası yeni bir dünyada genç bir kadın ve asi arkadaşları dev bir mobil kent hâline gelen Londra'nın yoluna çıkan her şeyi silip süpürmesini önlemeye çalışır.

2017 yılında geçen filmde enerji kaynakları tükenmiş ve dünyada açlık başlamıştır. Hükümet olası grevleri ve muhalifleri durdurmak için televizyonu kullanmaktadır. İnsanlar her gece "The Running Man" adlı bir şov programını izleyerek uyuşturulmaktadır. Masum insanları öldürmeyi reddettiği için tutuklanan Ben Richards hapishaneden kaçtığında Amber adlı genç bir bayan tarafından ele verilir. Richards'ın fiziğinden etkilenen televizyon yapımcıları onu şova çıkarmaya karar verirler. Ben yaşamak istiyorsa peşindekileri atlatmak zorundadır. Televizyon başındaki milyonlarca seyirci ise şehvetle onun ölmesini beklemektedir.

Jules Verne'in klasik romanından uyarlanan bu bilim kurgu macera filmi, cesur bir bilim insanı olan Trevor Anderson'ı merkezine alıyor. Trevor, yeğeni Sean ve kılavuzları Hannah ile birlikte sıra dışı bir keşif yapmak üzere tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Trevor, kardeşinin kaybolan izini sürerken bu yolculuk onları yerin derinliklerine götüren gizemli bir volkanik krater bulmalarına neden olur. Üçlü, yer altındaki fantastik dünyaya adım atar; burada dev dinozorlardan büyüleyici bitki örtüsüne kadar pek çok olağanüstü yaratık ve manzarayla karşılaşırlar. Ancak bu muhteşem dünyanın tehlikeleri de vardır; zamanla yarışırken hayatta kalmak için zekalarını ve dayanıklılıklarını kullanmak zorundadırlar.

Fen bilgisi öğretmeni Ryland Grace, evinden ışık yılları uzakta bir uzay gemisinde uyanır, kim olduğuna ya da oraya nasıl geldiğine dair hiçbir şey hatırlamaz. Hafızası yavaş yavaş yerine gelirken görevini de çözmeye başlar: Güneşin sönmesine neden olan gizemli maddenin sırrını çözmek. Dünyadaki her şeyi yok olmaktan kurtarmak için tüm bilimsel bilgisine ve sıra dışı fikirlerine başvurmak zorundadır. Ancak beklenmedik bir dostluk, bu görevi tek başına yapmak zorunda kalmayacağı anlamına gelecektir.

Paul Atreides, Arrakis gezegeni için mücadeleye devam ediyor ve Fremen halkının liderliğini üstleniyor. Paul, Harkonnen ailesinin saldırısından kurtulduktan sonra, Fremenlerle birlikte yaşamaya başlar. Fremenlerin yardımıyla, Arrakis'in kontrolüne yeniden sahip olmak ve evrenin kaderini değiştirmek için mücadele eder. Paul, Arrakis gezegeninin Fremen halkı tarafından Mesih olarak kabul edilir. Fremen'ler, Paul'ün liderliğinde Arrakis gezegenini özgürleştireceklerine ve galakside eşitlik ve adaleti sağlayacaklarına inanırlar.

Dune, kendi ailesi ve halkının geleceğini garanti altına almak için evrendeki en tehlikeli gezegene seyahat etmek zorunda olan, kavrayışının ötesinde büyük bir kaderin içine doğmuş, parlak ve yetenekli genç Paul Atreides'in hikayesini anlatıyor. Kötücül güçler, gezegenin var olan en değerli kaynağı için -insanlığın en büyük potansiyelini ortaya çıkarabilecek bir maden- çatışmaya tutuşmuşken, yalnızca korkularını yenebilenler hayatta kalacaktır.

Ruslar ve İngilizler, birer denizaltıları ortadan kaybolunca savaşın eşiğine gelirler. Ele geçirilen mikrofilm, denizaltıların üçüncü bir tarafın kontrolündeki bir teknolojiyle takip edilerek kaçırıldığını ortaya çıkarır. Bunun üzerine MI6'in gözde ajanı James Bond ve güzel Rus ajanı Anya Amasova, güçlerini birleştirerek olayların şüphelisi milyarder işadamı Carl Stromberg'in peşine düşerler. Stromberg'ın amacı, nükleer denizaltıları kullanarak yer yüzünü yok etmek ve kurtulan insanlara denizlerin altında yeni bir yaşam imkanı sağlamaktır. Anya'yla beraber çalışan Bond, kendisini güzel partnerine karşı da korumak zorundadır çünkü bir önceki görevinde onun sevgilisini öldürmek zorunda kalmıştır.

Kaptan Jack Sparrow, yine şanssızlıklarla boğuşurken, denizlerde daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıya gelir. Korkunç Kaptan Salazar ve onun ölümcül hayalet korsan ekibi, denizlerdeki tüm korsanları avlamak için Şeytan Üçgeni'nden kaçmayı başarmıştır. Salazar, Jack Sparrow'u yakalamak ve intikam almak için her şeyi göze alır. Jack, bu tehlikeden kurtulmanın tek yolunun Poseidon Asası'nı bulmak olduğunu öğrenir. Asayı bulmak için ise güzel ve zeki gökbilimci Carina Smyth ve Kraliyet Donanması'ndan genç bir denizci olan Henry Turner ile iş birliği yapar. Küçük ve külüstür gemisi Dying Gull ile Jack, kötü kaderini tersine çevirmeye ve Salazar'ın gazabından kurtulmaya çalışır.

II. Dünya Savaşı'nın en kızıştığı zamanda, 1942'deyiz. Alman U-Botları Atlantikte iki kıta arasında gidip gelen müttefik gemilerine aman vermiyor. Alman haberleşmesini bir türlü deşifre edemeyen Amerikan donanması eli kolu bağlı, yaralı bir boğa gibi hareket ediyor. İşte tam bu ortamda, müttefikler karaya oturmuş bir Alman U-Botunu tespit ettiklerinde, meşhur Enigma şifreleme cihazını ele geçirmek için bir umut doğar.I. Dünya Savaşı'ndan kalma ve ilkel silahlarla donatılmış bir denizaltı olan S-33 olay yerine yakın olduğu için bu gizli ve savaşın kaderini değiştirecek görev ona verilir. Mike Dahlgren yönetimindeki denizaltı, denizde çaresiz bekleyen Nazi U-Bot'una bir dost gibi yaklaşacak, mürettebat ise U-Bot'a girip batırmadan önce Enigma cihazını ele geçirecektir. Bunun için gerekli cesaret ve tecrübe S-33'ün mürettebatında olsa bile talih rüzgarlarının ne taraftan eseceği çoğu zaman belli olmaz...

İki çocuğuyla beraber hafta sonunu geçirirken gökyüzü aniden kararır ve şimşekler eşliğinde çok şiddetli bir fırtına patlak verir. Gökyüzünde tuhaf şeyler olmaktadır. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra evinin yakınındaki kavşakta sıradışı bir olaya tanık olur. Toprağın aniden yarılmasıyla yeryüzünün derinliklerinden üç bacaklı çok büyük bir savaş makinesi ortaya çıkar ve görünürdeki herşeyi yakıp yıkmaya başlar. Bu olay, uzaylıların dünyamıza saldırısının ilk hamlesidir. O andan itibaren herhangi bir gün gibi görünen günün akışı değişmiş ve bu sıradan insanlar hayatlarının en olağanüstü anlarını yaşamaya başlamıştır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir