
Al Pacino
Eli Wurman

Çok geniş bir çevresi olan Eli Wurman (Al Pacino), hastalıktan ve yoğun iş temposundan dağılmış, sıkıntı verici görüntüsü ile dikkat çeken, sıra dışı, tanınmış bir halkla ilişkiler uzmanıdır. Bir gün arkadaşlarından birinin önerisiyle aldığı yeni işte bir skandala karışan ve başı derde giren müşterisini kurtarmaya çalışırken, tam bir kaosa sürüklenmeye başlar... Çarpık ilişkilerin içinde tecrübeli ve batağa saplanmış bir karakteri oynayan Al Pacino'nun yanı sıra, Kim Basinger, Robert Klein, Tea Leoni ve Ryan O'Neal gibi devlerinde yeraldığı insan ilişkilerini derinlemesine izleyen gerçekçi bir drama..

Al Pacino
Eli Wurman

Kim Basinger
Victoria Gray

Ryan O'Neal
Cary Launer

Téa Leoni
Jilli Hopper

Richard Schiff
Elliot Sharansky

Bill Nunn
The Reverend Lyle Blunt

Robert Klein
Dr. Sandy Napier

Mark Webber
Ross
Eldon Bullock
Washroom Attendant
Juliet Papa
Radio Announcer (voice)

Ramsey Faragallah
David Fielding

Brian McConnachie
Jamie Hoff

Frank Wood
Michael Wormly

Rex Reed
Self
Lewis Dodley
Self

Washington D.C.’deki bir gazetede muhabir olan Rachel Armstrong, bir CIA ajanını ifşa eder ve kaynağını ortaya çıkarmayı reddettiğinden hapse girer. Hapiste yaşamını devam ettiren Rachel, olayın sonuçlanması için mahkemede de de zorlu zamanlar geçirir.Rod Lurie’nin senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı film, zeki yapısıyla izleyici içine çeken bir kompozisyon oluşturuyor.

Film, yakışıklı bir gazeteciye kafayı takan yeni yetme bir kızın, kendisine ilgi gösterilmeyince son derece tehlikeli bir hal almasını konu alıyor.

Sorunlu bir genç kadın ölmüş olan annesine benzeyen gizemli genç komşusuna saplantılı hale gelir...

Rachel’a bir gün telefonda iki kelime söylenir: ‘Baban öldü.’ Bunun anlamı, Mossad ajanı olan Rachel’ın kimliğinin açığa çıkması demektir. Kendi teşkilatı için bile bir risk haline gelen Rachel, biriminin en iyi casusu olduğu için son bir görevde kullanılmak istenir. İran’da gizli bir göreve gitmek zorundadır ancak orada takip ettiği adama aşık olunca yalanlarla dolu dünyası bir kere daha alt üst olur. Kendini, sevdiğini, ülkesini ve masumların hayatını etkileyecek kararı vermesi gerekiyordur.

Yuri Orlov ve ailesi Amerika ‘ya o çok küçük yaşlardayken göç etmiştir. Sıradan geçen hayatı yaşadığı bir olay yüzünden tamamen değişir. Uluslarası bir silah taciri olup, en önemli ordulara, diktatörlere silah pazarlamaya başlar. Kardeşi Vitaly ile başladıkları bu işte az zamanda çok yol katederler. Ordulara, diktatörlere silah satmaya kadar uzanan kariyerlerinde Vitaly kardeşini yarı yolda bırakır. Ağır sorumluluklar ve sağlam bir yürek isteyen bu işi daha fazla kaldıramaz. Yoluna tek başına devam eden Yuri, hayallerinin kadınıyla evlenir ve çoluk çocuğa karışır ama ailesi onun bir nakliye şirketinin sahibi olduğunu sanmaktadır.

Oldukça yetenekli olmasına karşın işine karşı hiçbir ruh beslemeyen bir fotoğrafçı, amaçsız bir şekilde bir çok insanın ya da modelin fotoğrafını çekmektedir. Bir gün parktaki bir çiftin fotoğrafını çeker. Eve dönüp karanlık odada fotoğrafı büyütünce hiç farketmediği bir durum dikkatini çekiverir. Fotoğraf karesi, işlenen bir suçun en çarpıcı kanıtı olmuştur * Bir şeyin gerçek olup olmadığını nesnel kanıtlarla değil, gerçekliğini savunan kişinin inancıyla ölçülebileceğini anlatan film, muhakkak izlenmesi gereken başarılı bir yapım. Usta yönetmen Michelangelo Antonioni'nin başyapıtlarından biri sayılan Blowup, zenginlik ve şöhretin insanın yalnızlığına ve ruhunun ihtiyaçlarına çözüm sağlayamayacak değerler olduğunu anlatan önemli bir yapım olarak sinema tarihinde yerini alıyor * Öncelikle bu filmi bütünlemesine anlamak için Julio Cortazar'ın aynı isimdeki öyküsünü okumalısınız

1998 Cannes Film Festivali ödüllü Seul Contre Nous'un sansasyonel yönetmeni Gaspar Noé'den, gösterildiği hemen her yerde yoğun tartışmalara ve ağır tepkilere hedef olmuş, aşk, tecavüz ve intikam üzerine sarsıcı bir film. Gösterildiği bazı ülkelerde, seyircilerin bayılmaları ya da koltukları parçalamaları gibi vakalara neden olan film, sansürlenip sansürlenmeyeceği tartışmalarını geride bıraktı ve nihayet huzurlarımızda.


Kasım 1988, New York: Yeni bir uyuşturucu türü tüm şehre yayılmış ve bugüne kadar görülmemiş vahşette bir suç dalgasına neden olur. Yeni yasalar doğrultusunda, yeterince adam ve silah kullanamayan polis, ayda iki elemanını kaybeder duruma gelir. Hem suçluları hem suçsuzları yutan acımasız bir savaş başlamıştır. Bobby Green (Joaquin Phoenix) çapraz ateş altında kalmıştır. Brighton Beach’te, akıl hocası Marat Buzhayev'e (Moni Moshonov) ait olan ve Buzhayev'in yeğeni Vadim Nezhinski (Alex Veadov) gibi gansterlerin takıldığı bir Rus gece kulübünde müdürlük yapan Bobby, bu dünyadan uzak durmaya, dönen kirli işlere karışmamaya çalışır. Rahatına düşkün, ahlâk dışı hayat tarzına rağmen kız arkadaşı Amada'ya (Eva Mendes) tutkuyla bağlıdır ve Manhattan'da Buzhayev adına yeni bir gece külübü açmayı arzulamaktadır. Öte yandan, Bobby’nin bu insanlardan özenle sakladığı bir sırrı vardır.

Hikaye Sara'nın, Christina Scofield'ı öldürmek suçundan Michael ile olan düğün töreninde tutklanmasıyla başlar. Kadın cezaevinde birkaç yeni mahkum göze çarpmakla birlikte Gretchen Morgan da hapishanede görülmüştür. Kadınlar hapishanesinin yanında aynı zamanda erkekler hapishanesi de bulunmaktadır ki bu erkekler hapishanesinde General Jonathan Krantz ve Theodore "T-Bag" Bagwell bulunmaktadır. Sara'nın hapishanede olduğu haberini alan Krantz, onun kellesi için 100.000 dolar ödül koyar.

Taylor's hopes for a fresh start post-parole are jeopardised by cellmate Dee's arrival. As Dee takes Taylor under his wing, a vicious attack tests their bond, forcing Taylor to choose between protecting Dee and his own chances at freedom.

Muhafazakar bir yargıç, ABD başkanı tarafından uyuşturucuya karşı verilen savaşa öncülük etmek görevine atanır. Bu yeni misyonu sırasında, savcı kendi kızına ait çarpıcı gerçeklerle de yüzleşecektir.Uyuşturucu trafiğini farklı cephelerden ele alan ve bir biçimde bu işe bulaşmış insanların kendi küçük öykülerini iki saati aşan bir süreçte toplayan TRAFİK, İngiliz Channel 4 televizyonunda dört bölüm halinde yayınlanmış aynı adlı mini diziden esinle Alman - ABD ortak yapımı olarak gerçekleştirildi.

Altı insan, altı biyografi, altı hayat yazgısal bir şekilde iç içe geçiyor. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. Gündüzlerden ve gecelerden geçen, sarp ve dikenli yollardan yaşamın kıyılarında dolaşan ve bizzat yolcuların benliğine giden birer yolculuk. Bir ucu Almanya Bremen’den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşırken başka bir uç İstanbul’dan başlayıp Bremen’e ulaşmaktadır.

Şövalye ruhlu mahkum Sam Gillen(J.C.Van Damme)'in de bulunduğu tutukluları taşıyan bir konvoy saldırıya uğrar. Saldırıyı düzenleyen Sam'in ortağı ölürken Sam kaçmayı başarır. Sam ise oğlu Mookie ve kızı Bree ile birlikte yaşayan dul Clyde(Rosanna Arquette)'ın yanına sığınır. Clyde ve çocuklar Sam'in kimliğini bilmezler. Sam aileyi, topraklarını ele geçirmek için canice yöntemlere başvurmaktan çekinmeyen toprak ağası Franklin Hale(Joss Ackland) ve adamlarından korumak üzere kolları sıvar...

The Cider House Rules, evini terkeden, aşkı ve dünyada ait olduğu yeri bulan genç bir adamın hikayesi. Senaryoyu da yazan John Irving'in çok-satan romanından uyarlanan film, ailesini kaybetmiş ve kaldığı yetimhanenin doktoru Larch tarafından yetiştirilmiş Homer Wells'in hikayesini anlatıyor. Homer ve Larch'ın arasındaki ilişki biraz gariptir. Larch, Homer'a tıpla ilgili bildiği her şeyi öğretir. Ama Homer'ın istediği ve Larch'ın ona veremediği bir şey vardır: Hayatını sürmesi için gerekli kurallar...

Crisis, Kanada ve Amerika arasında uyuşturucu madde pazarlanması için organizasyon kuran bir satıcı, bağımlılıktan kurtulmaya çalışan ve oğlunun narkotikle olan gerçek ilişkisini çözmeye çalışan bir mimar ve yanında çalışan araştırmacı ile savaş haline girmek zorunda kalan bir profesörün hikayesini konu ediyor.

ABD-Kanada sınırı boyunca ikamet eden mütevazi bir ağaç kesicisi olan Joe Braven, bir grup ölümcül uyuşturucu kaçakçısıyla karşı karşıya gelir. Bu kaçakçılar Joe’nun dağların arasında tenha bir yerde olan evinde eroin saklarlar. Uyuşturucu kaçakçılarının hafife aldığı Joe, ailesini korumak için ne gerekiyorsa yapacaktır.

Oğlu yanlış bir suçlamayla satıcılığından 10 yıl hapis cezası alınca, düzenli ve sakin bir aile hayatı süren babasının yapacak tek bir şeyi alır: polisle iş birliği yaparak kılık değiştirecek ve uyuşturucu çetesinin en tepesindeki adama ulaşmaya çalışacaktır. Kendi hayatını da riske attığı için eşiyle kavga etse de oğlunu hapiste çürütmeye hiç niyeti yoktur... Filmin yönetmenliğini Ric Roman Waugh üstlenirken senaryo da Waugh ile birlikte Justin Haythe'nin imzası var. Aksiyon türündeki filmin oyuncu kadrosunda ise Dwayne Johnson, Susan Sarandon, Jon Bernthal gibi isimler yer alıyor...

Bir zamanların büyük uyuşturucu baronlarından Carlito Brigante, kokain bağımlısı avukatı tarafından bir teknik hata sonucu hapisten çıkarıldığı zaman, yeni bir başlangıç yapmaya kararlıdır. Artık "kirli" işlerden elini eteğini çektiğini ilan ederek yeraltı dünyasını altüst eden Brigante, ikinci sınıf bir gece kulübünün idaresini ele alır, eski kız arkadaşıyla bir araya gelir ve kendine yeni bir hayat kurmaya başlar. Ama attığı her adımda karşısına çıkan eski ortakları ve isim yapmaya çalışan genç suçlular onu yoldan çelmeye kararlı gibidir... Tüm iyi niyetlerine rağmen, Brigante'nin kimi zaman yersiz sadakati ve eski moda "onuru" onu, peşini bırakmamaya kararlı görünen geçmişiyle vahşet dolu bir ölüm - kalım savaşına sürükleyecektir...

Bir reklam şirketinde çalışan Laura Hunt'un öldürülmesi üzerine cinayeti Mc Pherson adında bir dedektif inceler, şüpheli olarak ilk başta Laura ile evlenmeyi düşünen Carpenter ve Laura'nın kariyerinde ve hayatında büyük rolü olan Lydecker'dir.. Fakat dedektif bir gece Laura'nın odasındayken odanın kapısı açılır ve dedektifin tahmin edebileceği en son kişi içeri girer ve cinayetin seyri tamamen değişir...
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir