
Debora Calì
The Exhibitionist

Genç bir adam olan Giorgio, arkadaşıyla birlikte Roma metrosuna biner ve tuvaletten yeni çıkmış, elbisesi yanlışlıkla iç çamaşırının içine girmiş bir kadını fark ederler. Ona bu talihsiz durumu anlatırlar ve ardından gençlerden biri trene binerken, arkadaşı platformda kalır; genç adam güzel kadına tamamen hayran kalmıştır. İkisi de son treni beklerken karşı platformlarda beklemektedirler. Genç adam ilk görüşte aşkını ilan eder ve ona hayatında gördüğü en güzel kadın olduğunu söyler. Kadın da bundan etkilenir ve genç adamın asla unutamayacağı bir şekilde karşılık verir.

1931'de Paris'te Anais Nin (Maria de Medeiros), Henry Miller (Fred Ward)ve eşi June (Uma Thurman) ile tanışıyor. İkisinden de etkilenen Nin, kocası Hugo (Richard E.Grant), Henry ve başkalarıyla cinselliğini keşfediyor. June, Paris ve New York arasında iş gezileri yaparken Henry de bir kitap yazıyor. Hugo ve Nin kitabı finanse ediyorlar ama June Henry'nin nin'e karşı olan davranışlarından rahatsızlık duyuyor. Nin ve Henry de yazma stilleri konusunda devamlı kavga ediyorlar.

Biri İngiliz biri Amerikalı iki sevgilinin 1 sene boyunca yaşadıkları müzik ve cinsellik ile dolu yoğun ilişkileri.

Lucy bekar bir kadındır. Güzel görünümlü Peter ile her sabah metroda göz göze gelmektedir ve ona hayranlığını beslemektedir. Bir gün Peter raylara düşer. Lucy onu kurtarmak için devreye girer. Peter komaya girmiştir ve yanındaki tek kişi Lucy'dir. Peter'ı ziyaret eden ailesi Lucy ile tanışırlar ve Lucy onlara Peter'ın nişanlısı olduğunu söyler. Bir gün Peter'ın kardeşi olan Jack çıkageldiğinde asıl problem baş gösterir. Lucy ve Jack birbirlerine karşı koyulmaz bir biçimde aşık olmuşlardır.

Sıradan bir hayatı olan Clarence çizgi roman dükkanında çalışmaktadır. Bir gün Alabama isimli fahişeyle tanışır ve ona aşık olur. Fakat onu eski hayatından kurtarmak hiç de kolay bir iş değildir ve bir de Alabama'nın patronundan uyuşturucu çalacaktır. Tony Scott'un kendi çektiği filmler arasında en sevdiği film olan True Romance' ın senaristliğini de Quentin Tarantino yapmıştır.

Uzun yıllar boyunca standart bir şekilde ilerleyen evliliğinin ardından karısı Teresa'nın cinsel dürtülerini uyandırmaya karar veren Profesör Nino Rolfe, gizli arzularını kaleme aldığı günlüğünü karısı tarafından "tesadüfen" bulunması için uygun bir yere bırakır. Bir süre sonra Teresa da aynı şeyi yapmaya başlar ve bu durum ikisi arasında bir kedi-fare oyununa dönüşür. Tinto Brass'ın, Junichirô Tanizaki'nin romanında büyük değişiklikler yaparak kendi sinemasına adapte ettiği La Chiave, Brass'ın genel yönteminin zıddına karakterler ve kurgu açısından da dolu ve başarılı olmasıyla takdir edilmiştir ve bu farklılığa rağmen her sahnesiyle auteur'ünün adını aklımızda yankılatmaya devam etmektedir.

Harry Madox, bilinmeyen yolculuğuna küçük bir Texas kasabasında mola verir. Bu molanın sebebi de Gloria Harper adlı muhasebeci bir genç kızdır. Harry, Gloria’nın çalıştığı ikinci el araba mağazasında işe girer. Patronun karısı Dolly Harshaw ile tanıştıktan sonra ise Gloria ve Dolly arasında gidip gelir. Bu gelgitler arasında da Harry kendini garantiye almak için kasabanın bankasını soyar ve sonrasında işler iyice karışır.

Orta sınıf bir Fransız kızının seks macerlarının kronolojik şekilde anlatılışı, daha sonra fahişe oluşu ve son olarak nihai kurtuluşu.

Genç ve çekici bir avukat olan Emily Reed, Rio de Janeiro’ya iş gezisi için gider. Rio’daki renkli, egzotik ve tutkulu ortam, Emily’yi baştan çıkarıcı bir dünyaya sürükler. Emily, gizemli ve karizmatik bir adam olan James Wheeler ile tanışır ve aralarında yoğun bir çekim başlar.

Bir Vietnam gazisi olan Jacob Singer (Tim Robbins), gerçeği hayalden ayıramayan, halüsinasyonlarla dolu bir hayat yaşıyor. Vietnam'dayken devlet tarafından şiddet ve gücünü arttıran ama aynı zamanda yavaş yavaş delirmesini sağlayan bir ilaç verildiğini hatırlıyor. Yaşadığı hayatın bir türlü gerçek olduğunu inanamayan Jacob, aklını kaybetmemek için herşeyi yapmaya hazırdır.

Cinsel yönden düş kırıklığına uğramış bir eş ve anne olan Kate Miller, onu tatmin etmeyen erotik yaşamından yakınmak üzere, muayenesi Manhattan'da bulunan pek revaçtaki psikiyatrı Dr. Robert Elliott'ı ziyaret eder. Bir yabancıyla tatmin edici bir cinsel ilişki içinde geçirdiği öğleden sonranın ardından Kate, adamın binasının asansöründe usturalı sarışın bir kadın tarafından öldürülür. Katili şöyle bir gören sarışın fahişe Liz, hem baş zanlı, hem de katilin yeni hedefi haline gelir.


Şehirlerde yaşayan insanlar yeraltında neler döndüğünü bilmiyor. İki farklı ırk arasında yaşanan gerilimin ise hiç farkında değil. Yeraltı, aristokrat vampirler ile sokakları elinde tutan kurt adam Lycan'lar arasında bölünmüş durumda. Bu yeraltı organizasyonu, gotik dünyanın dengesi; bir vampirin bir Lycan'a aşık olması ile alt üst olur. Kısaca bir vampirin, bir kurt adamı sevmesiyle savaş başlayacaktır.

Azılı bir suçlu olan Charlie Croker'ın önderliğinde bir suçlu çetesi, detaylı bir hazırlık sürecinden sonra, Los Angeles'ın tarihindeki en kötü trafik sıkışıklığına sebep olurlar. Böylece, yapacakları mücevher hırsızlığı için zaman kazanacaklardır. Planları, soygunu gerçekleştirdikten sonra, yaya kaldırımlarında sürebilecek kadar küçük olan Mini Cooper'larını kullanarak, trafik açılmadan önce kaçabilmektir.

Güç durumdaki bir New York Polis Departmanı dedektifi olan Andre Davis, polis katili bir adam için şehir çapında bir insan avı başlatılınca muazzam ve beklenmedik bir komplonun ortasına itilir. Dedektif bir süre sonra polis meslektaşlarını bir suç imparatorluğu ile ilişkilendiren bir komployu açığa çıkarmaya başlar. Saatler ilerledikçe kimi takip ettiği ve onu kimin takip ettiği belirsizleşmeye başlar. Arama yoğunlaştığında katilin Manhattan’dan kaçmasını engellemek için en uç önlemler alınır. Yetkililer adaya giriş çıkışları engellemek için 21 köprüyü de kapatır. İkonik Manhattan adasının tarihte ilk kez dış dünya ile bağlantısı kesilir..

Neo, başka bir cephede savaşı bitirmek için savaşırken aynı zamanda Ajan Smith'e karşı koyar. İnsan şehri Zion, makinelerin kitlesel istilasına karşı kendini savunur.

Joe, Seligman'a bir nemfoman olarak hayatının hikayesini anlatmaya devam ediyor. Bu kez yetişkinlik yıllarına odaklanır; ihmalkâr bir anne oluşunu, sadomazoşizmle ilişkisini ve vahşice dövülmesine neden olan durumu anlatır. Bu arada Seligman Joe'ya açılmaya başlar.

Dünyaca ünlü İngiliz yazarı Sarah Morton, tatil yapmak ve biraz da çalışmak amacıyla, editörünün Fransa'daki evine misafir gelir. Bir gece, Fransız editörün genç kızı Julie, Sarah'ın hayatına altüst edici bir giriş yapar ve kadın yazarın yaşamındaki tüm sükunet, bir daha geri dönmemek üzere bozulur. 8 Kadın ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tanınıp sevilen yönetmen François Ozon, bu filminde de sadık oyuncusu Charlotte Rampling'ten (Kumun Altında) vazgeçmiyor. Bununla da kalmıyor ve 8 Kadın'ın en masumu ve küçüğünü, Ludivine Sagnier'i de 'fettan kız' rolüyle olaya dahil ediyor.

Eski polis Ben Carson, bir süpermarkette gece bekçiliği yapmaya başlar. Bir zamanlar yangın geçirmiş mağazada devriye gezen Ben, duvarlardaki aynalarda bir gariplik sezer. Aynalar üzerinde korkunç görüntüler oluşmaktadır. Aniden ortalıktan kaybolan bir görevlinin izlerini sürmeye başlayan Carson, şeytani bir gücün ailesini tehdit etmek üzere aynaları bir yol olarak kullandığını fark eder.

Roger, büyük bir malikanede yaşayan 16 yaşında bir gençtir. Malikanede pek çok kadın vardır. Tüm bunların içinde ergenlik döneminin başlangıcında olan Roger'in aklı fikri cinselliktedir. Bir süre sonra I. Dünya Savaşı patlak verir ve tüm erkekler savaşa gönderilir. Malikanede erkek olarak sadece Roger kalmıştır, bu da kendisine pek çok fırsat getirecek ve tüm kadınların ilgisini üstüne toplayacaktır. Roger, artık hayallerini kurduğu sıcak anları yaşamaya hazırdır.

Los Angeles’ta o güne kadar hiç fark edilmemiş bir yanardağ aktif hale gelir. Bu tip bir felakete hiç hazır olmayan Amerikan kozmopoliti, savunmasız ve telaşlı bir halde yapayalnız kalır. Volkanın etkisi tüm şehri tehdit etmektedir. Los Angeles Doğal Afetler bürosunun şefi olan Mike Roark, çevresindeki insanların destekleriyle bu büyük felaketin etkilerini azaltmak zorundadır. Kendi ailesine ulaşamıyor olması ise kafasını kurcalamaktadır. Döneminin en yüksek bütçeli filmlerinden biri olan Volkano’nun başrollerinde Tommy Lee Jones ve Anne Heche var. Filmin yönetmen koltuğunda ise aynı zamanda The Bodyguard’ın da yönetmeni olan Mick Jackson oturuyor.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.





0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir