
Isabella Ragonese
Eli

Eli has four children, an unemployed husband and a job with an almost impossible commute. Vale is single and makes ends meet by working in clubs as a dancer. Tied by a profound emotional bond of true sisterhood, the two women's lives are two sides of the same coin, but their mutual solidarity isn’t always enough to lighten the load of their difficult circumstances.

Isabella Ragonese
Eli

Eva Grieco
Vale

Francesco Montanari
Mario

Francesco Acquaroli
Nicola

Giulia Anchisi
Bianca

Giordano De Plano
Sergio

Chiara Scalise
Malika
Noemi Abbrescia
Ada
Marzio Romano Falcione
Stefano
Ines Tocco
Nicoletta

Mario Sgueglia
Santino

Milena Mancini
Irene

Paola Tiziana Cruciani
Adele

Alessandra Vanzi
Sandra

Teresa Piergentili
Gemma


Çok samimi bir grup arkadaş uzun zaman sonra bir araya gelirler. "Birbirimizden saklayacak bir şeyimiz yok! " deyip telefonlarını masaya koyarlar. Bu güzel ve masum başlar, ama saatler geçtikçe gerçek sırları ortaya çıkmaya başlar. Günümüzde sırlarımızın tümü telefonda saklı gibi görünüyor, Bir kod veya parmak izi ile yeterince güvende hissettiriyor. Ama bu gerçekten doğru mu?

İtalya'da 1940'ların sonlarında bir anne, zor bir karar alarak oğlunu ülkenin kuzeyine gönderir. Oğlu burada yoksulluktan uzak yeni bir hayatı gözlemleme şansı yakalar.

Senaryosu Susan McMartin tarafından kaleme alınan Cook, bir yanda yakın zaman ölen sevgilisini unutmak isteyen Henry Church adlı orta yaşlı adam, bir diğer yandan ise kanserli bir annenin küçük kızı Charlotte’ın, dostluk öyküsü ele alınmaktadır.

Maggie has had four children, by four different fathers, removed by social services because of a previous violent relationship. When she meets Jorge, a gentle Latin American refugee, she gradually sees her chance for happiness, but her past still haunts her.

While out to avoid spending time with her narcissistic and promiscuous mother, sixteen-year-old Jo has a brief affair that leaves her pregnant and abandoned. When her mother remarries, Jo's only support becomes her friend Geoffrey, a homosexual.

James ve ömür boyu en yakın üç arkadaşı, Batı Galler'deki çarpıcı kıyı bölgesi Barafundle Körfezi'ne akıl almaz bir geziye çıkarlar. Ardından dostluk, kahramanlık ve aşkla ilgili dokunaklı ve komik bir macera var.


Dostlukta olduğu kadar aşkta da ayrılığı kabul edememek bu arkadaş grubunu; duyguları, heyecanları ve en derin korkularıyla yüzleşmeye zorluyor. Hüzünlü duygular yaşatırken bir yandan da bizi güldüren bu filmdeki insanların hikayesi, aslında yeni kurallar ve yeni ilişki dinamikleri arayan herkes için tanıdık bir öykü olarak karşımıza çıkıyor.

Çok uzun yıllar kaldığı hapishaneden çıktıktan sonra bulaşıkçı olarak çalışmaya başlayan, çalıştığı yerin arkasındaki bir çöp tenekesinde terk edilmiş bir bebek bulan Russ Millings’in hikâyesini anlatıyor. Bebek için ne yapacağından pek emin olamayan Russ, bir süre sonra bu bebeğin hayatını düzene sokmak konusunda önemli bir fırsat olduğunu fark eder.

Yıllardır görmediği kızıyla tekrar yakınlaşmaya başlayan bir adam, gençliğinde kaybettiği aşkını ve yıllar önce Tayvan'dan Amerika'ya gelişini hatırlar.

Clare, 1920’ler hayatını beyaz gibi davranarak yaşamaya karar veren açık tenli siyahi bir kadındır. Kendisi gibi olan okul arkadaşı Irene ise Afro-Amerikan toplumunun içinde yaşar. Yıllar sonra yeniden bir araya gelen Clare ve Irene, seçimleri nedeniyle çatışma yaşar. Renk çizgisinin zıt taraflarında yaşamayı seçen Clare ve Irene, zamanla birbirlerini kendi dünyalarına çeker.

İki kararlı anne, bir tanesi bir öğretmen çocuklarının şehir okulunda çöken iç dünyalarını dönüştürmeye çalışmak için çaba harcamaktadırlar. Güçlü ve engelleyici bir bürokrasiyle başa çıkmak zorundadırlar fakat eğitim sisteminde ve çocuklarının gelecekleri için gerekli değişimi yaratmak amacıyla herşeylerini riske atarlar.

Bir inanç krizinin ardından çıktığı spiritüel yolculuk, tanınmış fundamentalist vaiz Carlton Pearson'ın değer verdiği her şeyi riske atar.

Borderline kişilik bozukluğu tanısıyla ailesinden koparılarak “Claymoore” adlı psikiyatri kliniğine yatırılan yazar adayı genç Susanna Kaysen’in (Winona Ryder) buradaki personel ve hastalarla yaşadığı hüzünlü, heyecan verici, iç burkucu ilişkinin hikayesini anlatan film yazar Susanna Kaysen’in aynı adı taşıyan romanından uyarlanmıştır.

Lisa, otoyol restoranlarından birinde çok iyimser bir müdürdür. Bu restoranda işi çok zordur, çünkü restorana gelen müşteriler pervasız, kaba insanlardır. Çalışanlar bu durumu kanıksamış olduklarından pek aldırış etmezler Lisa, bu duruma daha fazla tahammül edemeyecektir Başlayacak bu mücadele sırasında bir sürü komik olaylar yaşanacaktır.


Aynı adlı televizyon dizisinden beyazperdeye uyarlanan “Sex and the City: The Movie”de birbirleriyle cinsel arzularını, fantezilerini, inanç ve düşüncelerini tartışan ve paylaşan New York’lu dört kadının öyküsü anlatılır. Candace Bushnell’in (1958 doğumlu) yazdığı kitaptan ve karakterlerden uyarlanan dizide ve filmde özellikle bekar kadın olma kavramı başta olmak üzere romantizm ve cinsellik üzerine samimi, açık sözlü tartışmalar ve yaklaşımlar öne çıkar. Konusu New York’ta geçen filmin odak noktasında dört kadın karakter vardır. 1990’lı yılların sonlarında toplumda kadın olma konusu ağırlık kazanırken toplumda kadının rolünün değişmesinden dört kadının nasıl etkilendiği üzerinde durulur.

Duygusal olarak dengesiz bir mizaca sahip kocasından kaçan Yella, eski Doğu Almanya’daki yaşamını arkasında bırakır ve Batı’da sıfırdan bir hayat kurar. Yeni bir iş ve yeni filizlenen aşkla birlikte hayalleri gerçeğe dönüşürken, derinlere gömülmüş gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkar.

Zoolog olan ailesi tarafından Afrika'da büyüyen, okula gitmeyen, sadece evde özel eğitim alan Cady, en güçlünün hayatta kaldığı ilkesini yaşayarak öğrenmiştir. Ancak 15 yaşına gelip liseye başladığında orman kanunlarının yepyeni bir boyut kazandığını farkeder. Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.

0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir