
Demet Evgar
Neslihan
"Mükemmel bir ev hanımı, mükemmel bir aşçı, ve bir seri katil..."
Hayatını kocasına adamış Neslihan (Demet Evgar), dışarıdan bakıldığında sevimli ve utangaç bir ev hanımıdır. Eşinin işi sebebiyle uzun yıllardır Anadolu kasabalarında yaşayan Neslihan, iyi de bir aşçıdır ve tüm çevresi onun yemeklerine bayılır. Gayet sıradan görünen bu aile hayatında, Neslihan'ın yakın çevresindekiler bir bir ölmeye başlayınca tüm gözler ona çevrilir. Mükemmel bir aşçı, evine ve eşine düşkün, kısacası mükemmel bir ev hanımı olan Neslihan, aslında bir seri katildir. Şehre yeni atanmış, çok zeki, Amerika’da eğitim görmüş, hırslı ve genç bir komiser ise bu işin peşini bırakmamaya kararlıdır.

Küçük bir kasabada sıradan bir hayat süren Clay Bidwell, beklenmedik olayların merkezine çekilir. Yeni tanıştığı gizemli bir yabancı ve kasabaya gelen bir FBI ajanı ile birlikte, Clay’in çevresindeki dünya hızla değişmeye başlar. Kara mizahın ve gerilimin iç içe geçtiği bu hikâye, sırların ve tesadüflerin gölgesinde ilerlemektedir.

Birbirinden farklı türlerde iki paralel hikaye içeren film; bir yandan karısını aldatan New York’lu doktor Judah’ın dramatik hikayesini, bir yandan da evliliği mutsuz giden belgeselci Clifford’ın trajikomik hikayesini anlatıyor. Judah metresinden şantaj mektupları alırken, ondan nasıl kurtulabileceğini düşünüyor. Clifford ise yeni tanıştığı Halley’e karşı yoğun duygular beslemeye başlıyor. Woody Allen’ın insan doğasını tüm çıplaklığıyla irdelediği bu filmi, suç ve vicdan kavramlarını da ele alıyor. Yönetmenin Maç Sayısı, Cassandra’nın Rüyası gibi filmlerinin habercisi ve öncüsü olan bu filmin aynı zamanda üç tane Oscar adaylığı mevcut.

Mickey Prohaska küçük bir kasabada sigortacılık yapmakta, bir yandan kendi işini kurmaya çalışırken diğer yandan da kendisinden ayrılmaya çalışan eşiyle arasını düzeltmeye çalışmaktadır. Mickey'e göre her şey insanları hikayesine inandırmaktan ibarettir. Yalnız yaşayan yaşlı bir çiftçiye sigorta satmaya çalışan Mickey, adamın çok daha büyük bir hazinesi olduğunu keşfeder. Bir şekilde çiftçiyi aradan çıkartıp, nadide bulunan kemana ulaşamaya çalışırken, dengesiz, sinir bozucu bir tamirci olan Randy'nin işine burnunu sokması hiç planlamadığı olaylara yol açacaktır. Mickey şimdi Randy'nin işlediği cinayete mecburen suç ortağı olmuştur, dahası onun şantajlarına boyun eğmek zorunda kalmıştır. Daha çok yapımcı kimliği ile tanınan Jill Sprecher'ın yönetmen koltuğuna oturduğu filmin senaryosu ise gene Jill ve Karen Sprecher kardeşlere ait.

Kocasını yatakta başka bir kadınla yakalayan genç kadın hayatının şokunu yaşar. Üstelik tek sorun da bu değildir. Kocası yakalanınca kalp krizi geçirerek hayatını kaybeder. Cesetten kurtulması gerektiğini düşünen kadın cesedi gömer ve eşinin kayıp olduğunu söyler. Eşinin kayıp olarak bilinmesi ona beklenmedik bir şöhret sağlar. Ancak polisler ve suçlularla baş etmeye çalıştıkça boyundan büyük işlere kalkıştığını anlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de yerel bir kanalda haber sunucusu olan ve önemli bir hikaye bulmaya çalışan kız kardeşinden her şeyi saklamaya çalışır.

Kolpa bir adam yanlışlıkla ev sahibini öldürünce, cesedi saklamak için elinden gelen her şeyi yapmak zorundadır. Ancak daha sonra şehvetin dikkatini dağıtması, çok sevdiği kardeşinin ölümü ve bir grup uyumsuz karakter onu kendisini bir servetin beklediği bir yolculuğa sürükler...

Bitch Slap filmi, 1950-1970'lerin B tipi filmlerine bir gönderme yapıyor. 3 kötü kızın 200 milyon dolarlık elmasları bir mafya babasından çalmak için bir araya gelmesiyle film başlıyor. 2009 yapımı bu filmde genellikle kadın teması göz önünde bulundurulmuş. Kadınların gücü gösterilmeye çalışılmış. Güzel bir aksiyon filmi olmuş. Aşırı dozda erotik obje sahneler var ki, çok cesur lezbiyen sevişme sahneleri buna tuz biber ekmiş. Lakin çoğu erkek temalı dövüş sahnelerine taş çıkartacak, kadın dövüş sahneleri başarıyla çekilmiş. Film absürd ile gerçekçilik arasında gel-git yapıyor.

İki polis memurunu öldürmekten 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Ruth Slater (Sandra Bullock), cezasını çektikten sonra yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Ancak cezaevinden çıkar çıkmaz öldürülen iki polis memurunun yakınları onu tehdit etmeye ve hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Aksi takdirde artık eski evlerinde hoş karşılanmazlar. Bir çıkış yolu tıkanmış görünüyor, ancak nefret saldırıları artmaya devam ediyor. Şimdi, Ruth'un topluma geri dönüş yolu arayışında tek bir çıkış yolu vardır: yıllar önce gözden kaybettiği küçük kız kardeşini aramak, son çaresi olmalıdır. Ancak, kayıp aile bireyini arama, uzun yıllar hapis yattıktan sonra beklenenden daha zor hale gelir.

1989-1990 yılları arasında çok sayıda insanı öldürerek, dünyanın ilk kadın seri katili olarak ünlenen Aileen Wuornos'un gerçek hikayesi.Yakalandıktan sonra, 1992'de 7 kişiyi öldürmekten suçlu bulunan Wuornos'un öyküsü ABD ve dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti. Aynı zamanda bir lezbiyen de olan ve hayat kadınlığı yapan Wuornos, kurbanlarını ilişkiye girdiği insanlar arasından seçiyordu. Dehşet verici kadın katilin kurbanlarını ormana götürüp sakladığı ortaya çıkmış, ancak benzer şekilde öldürdüğünden şüphe duyulan 2 kişinin daha cesedi bulunamamıştı. Wuornos'un eski kadın aşığı mahkemede aleyhine tanıktık etmiş; avukatının sanığın çocukluğunda maruz kaldığı kötü muamele ve tacizi hafifletici neden olarak öne sürmesi jüriyi ikna etmemiş ve 2003'te gerçekleşen idamına karar verilmişti.

Boşanma sürecinde yazarlık kariyeri de çıkmaza giren bir adam, emekli bir seri katille beklenmedik bir dostluk kurar. Bu tuhaf ilişki, adamın hayatını ve yazarlığını tamamen değiştirir. Seri katil, gündüzleri onun evlilik sorunlarına akıl hocalığı yaparken, geceleri ise yazarın yeni kitabındaki cinayet sahneleri için ilham kaynağı olur.

A prudish married couple feel put upon by the swingers living in their apartment building. One night, by accident, they discover a way to both rid themselves of the “perverts” down the hall and simultaneously realize their dream of opening a restaurant.

Alex orta yaş krizine giriyor ve onun için çok zor bir dönem haline gelir. Evlilik mücadelesi veriyor, oğluyla ilgili endişeleniyor ve ailesi için insanları öldürme işi hayatının en stresli kısmı haline geldi. Bir terapistin yardımını ister ve bekleme odasındaki bir kadının bağlandığını farkeder..

Barney Thomson, awkward, diffident, Glasgow barber, lives a life of desperate mediocrity and his uninteresting life is about to go from 0 to 60 in five seconds, as he enters the grotesque and comically absurd world of the serial killer.

"Vergi gelirlerinin yüzde kırk dördünü öldürmeye harcayan bir toplumdan başka ne bekleyebilirsin ki?” 60’lı yılların başında Boston’da on üç kadını öldürmekten sorumlu tutulan bir adamın gerçeklerden esinlenen hikâyesi. Kadınlara tecavüz ettikten sonra kurbanlarını boğarak öldürdüğü için Boston Canisi lakabını alan seri katil Albert DeSalvo’nun hikayesinin anlatılıyor.

Amerika'da yaşayan ve yabancılardan oluşan bir grup, günün birinde Los Angelas'da bulunan restoranlara rastgele silahlı saldırıda bulunur. Ancak bu olay birbirlerini tanımayan insanların her birinin hayatında onarılamaz trajedilere yol açar.

Chip'in problemi güzel kadınlara hayır diyememesi. Bu zayıflık kız arkadaşının 68.000 doları çalmasına yardım etmeyi kabul ettiğinde onu bir baş belası haline getiriyor.

Nick Smith (Cecil Kellaway), orta yaşlıdır ve yol kenarında bir restorant işletmektedir. Genç ve güzel bir karısı vardır. Frank Chambers (John Garfield) başıboş bir serseridir. Restaurantta çalışmaya başlar. Bir süre sonra Frank Chambers ile restaurantın sahibi Nick Smith’in karısı Cora Smith (Lana Turner) arasında bir ilişki başlar. Onlar, Nick Smith’i kaza süsü vererek öldürmek ve sigortadan para alabilmek için planlar yaparlar.

Meşhur Kabadayılardan Ali Osman eski günlerine veda etmiştir. Beklenmedik bir anda yıllardır görmediği ve aşık olduğu kadının izini bulur ve bir oğlu olduğu haberiyle sarsılır. Oğlu Murat, sevgilisi Karaca ile bir barda çalışmaktadırlar. Karaca’ya yıllardır aşık olan mafya üyesi Devran ise kızı geri alabilmek için her şeyi göze almıştır. Ali Osman’ın artık tek amacı oğlu Murat ve sevgilisi Karaca’yı canı pahasına korumaktır. Devran için hayattaki tek amaç Karaca’dır ve yoluna çıkan her şeyi ve herkesi yok etmeye hazırdır.

Miami’nin önde gelen mafya tetikçisi Cuda (Banderas), patronu Estelle’in (Kate Bosworth) siber seks kaçakçılığı işine bulaştığını ve arkadaş olduğu genç bir kız olan Billie’yi (Zolee Griggs) tehlikeye attığını öğrenir. Cuda, hayatını ve ailesiyle ilişkisini kurtarmak için kendi suç örgütünü yıkmaya karar verir. Genç dövüşçü Stray (Mojean Aria) ile iş birliği yaparak Billie’yi kurtarmaya çalışır, ancak bu süreçte mafyanın hedefi haline gelir. Film, Cuda’nın kefaret arayışını ve fedakârlıklarını konu alıyor. Banderas’ın güçlü performansı öne çıksa da, klişe bir hikâye ve yavan senaryo eleştirilmiştir.


Claireece “Precious” Jones, aile içi şiddet mağduru, obezite hastalığına sahip, okumamış, ikinci çocuğuna öz babasının tecavüzü sonucu hamile kalan 16 yaşında bir ergendir. Precious aynı zamanda aşırı kilosundan dolayı içine kapanık bir genç kızdır. Ancak yaşadığı tüm bu sorunlu yanlara rağmen Precious içinde bulunduğu durumu kaderinin bir parçası olarak kabullenerek bir çıkış noktası bulma umudu taşır. Bu umudun kapısı, yaşadığı sorunlardan hayal dünyasında gezintiye çıkarak kaçmasıyla açılmaktadır.
Daha iyi bir deneyim sunmak ve site trafiğini analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz.














0 Yorum
Yorum Yap
Yorumlar moderasyona tabidir